Vahşi Bir Kız Sevdim

Eserin Adı :
Vahşi Bir Kız Sevdim
Yazarı: Esat Mahmut Karakurt
Yayınevi: İnkılâp ve Aka Kitabevleri
Basım yeri ve Yılı: İstanbul, 1980 (1. Baskı 1926)
Konusu: Balkan savaşı yıllarında bir Türk subayı ve Bulgar kızının aşkı.

Eserin Özeti:
     Sultan Abdulhamid’in saltanat yıllarında Adil adında, otuz bir yaşında, yakışıklı bir Türk subayı; İstanbul’dan Makedonya’ya, Cesri Mustafa Paşa Tepesini içine alan mıntıkaya memur edilir. Burada başında güzel bir kızın bulunduğu Bulgar çetesinin saldırıları ile karşılaşır ve bu çeteye son vermek için görevlendirilir.
     Bir gün bu çetenin mıntıkadan geçen treni sabote edeceği haberini alır. Kendisi de dâhil olmak üzere bütün karakol demiryolunda devriyeye çıkarlar. Adil Bey, ormanda dolaştığı esnada bir şeyler fark eder. Hemen saklanıp olup biteni anlamaya çalışır. Askerlerinden biri bir Bulgar tarafından bağlanıp öldürülmek üzeredir. Ne yapacağını bilemez. Tam bu sırada Bulgar çeteci, çelik başlığını çıkarır. Adil Bey, gözlerine inanamaz. Müthiş bir güzellik ve şimşekler çakan bir çift vahşi gözle karşı karşıyadır. Askerini kurtarmak için tabancasına sarılır ve kızı yaralar. Kız, Adil Beyi tanımaktadır. Bağıra bağıra, ölüm tehditleri savurarak oradan uzaklaşmayı başarmıştır. İstihbarattan, kızın Kristina olduğunu öğrenen Adil Bey içinde garip bir duygu taşımaktadır.
     Kristina çeteye girmeden önce gizliden gizliye bu yakışıklıyı takip etmiş ve onu başkasına yar etmeme düşüncesiyle de çeteye girmiştir. Aşkına karşılık alamazsa onu öldürecektir ama Adil Bey de ona âşıktır.
     Bir gece vahşi kız, Adil Beyin odasına gizlice girer. Onu uykusunda öldürmeyi dener. Ama başaramaz. Yine bir kurşun yer ve bayılır. Adil, bir yandan onun yaralarını sarar ve bir yandan da o güzelliği doya doya seyreder. Bir an o sımsıcak dudaklardan öpmek ister. Bir anda kız kendine gelir, tehditler savurmaya başlar. Aynı gece köprüde bir çatışma olmuş ve kızın kardeşi ölmüştür. Neden öldürdüklerini sorar. O da tatlı bir dille onların yaptıklarını ve kendisinin bir asker olduğunu hatırlatır. Bu konuşmalar kızı öyle etkilemiştir ki kadınsı duyguları bir anda ön plana çıkmış ve Adil Bey hakkında tüm düşüncelerini orada, ona anlatmıştır ve o gece beraber olmuşlardır. Aşklarını aşikar etmişlerdir ama onlar düşmandır. Farklı dünyaların insanlarıdırlar.
     Kız bir gün karakola kadar gelir ve babasının karakolu bombalamak üzere olduğunu söyler ve uzaklaşır. Tam karakol boşaltılmıştır ki bir patlama her tarafı harap eder ve çeteciler kaçar. Adil’in ona olan aşkı iyice alevlenir.
     Aylar süren sessizlikten sonra çobanlık yapan bir çocuk ona Kristina’dan bir mektup getirir. Onu dağda sürünün olduğu yerde beklediğini çok özlediğini yazmıştır. Ama bu bir tuzaktır. Kristina’nın babasının bir oyununa gelir. Onu bir mağaraya götürür ve gözlerinin önünde babası kızını tek kurşunda öldürür ve Adil Bey de acıdan bayılır. Uyandığında karakolun yakınında karşısında ise aşkının güzel yüzü durmaktadır. Öldüğüne inanamaz o sımsıcak dudakları tekrar hissetmek ister. Ama o sıcak dudaklar bir buz kadar soğuktur.

Olayların ve kişilerin değerlendirilmesi:

     Adil bey yakışıklı bir yüzbaşıdır öyle ki hasmı olan Bulgar kızı ona delice âşık olur ve onun da bu aşktan dolayı gözü hiç bir şey görmez. Kristina güzel bir o kadar vahşi bir Bulgar kızıdır. Ama kendini bir Türk subayına âşık olmaktan alıkoyamaz.

Ana Fikir: Aşk, kanun ve ferman dinlemez.

Eser Hakkında Şahsi Fikirlerim: Ortaokul yıllarında okuduğum bu kitap, bir solukta okunacak akıcılıkta ve anı niteliği taşıdığından çok etkileyici ve dili de oldukça sadedir. Aşkı arayanlar için güzel bir roman olup, herkesin okuması gereken bir romandır.

Yazar Hakkında Bilgiler:

     İstanbul’da 1902’de Şurayı Devlet üyesi Mahmut Nedim Paşanın oğlu olarak dünyaya gelen romancımız, 1977’de hakkın rahmetine kavuşmuştur. Diş hekimliği okulunu (1924), İstanbul Üniversitesi hukuk fakültesini bitirdi (1930). Gazetecilik ve Galatasaray lisesinde öğretmenlik yaptı. Politikaya atılarak Urfa’dan önce milletvekili (1957-60), sonra da senatör seçildi. (1961-66).
     Aşk ve macera romanlarıyla ün kazanan yazar, canlandırdığı gözü pek güçlü erkek kahramanlar aracılığı ile balkan savaşı ( vahşi bir kız sevdim, 1926 ) , I. Dünya savaşı (son gece,1938) ,Kurtuluş savaşı (Allahaısmarladık,1936 ) dekorları içinde aşk ve kahramanlık konuları işledi.
     Macera ve hareket niteliklerini duygusallıkla birleştiren romanları, Çölde Bir İstanbul Kızı (1926), İlk ve Son (1940), Erikler Çiçek Açtı (1952) devrik cümlelere, hareketli tasvirlere yer veren anlatımıyla dikkat çekti. Birçok eseri filme alındı.