Almak istersen eğer himmet-i ehlullahı

Bîedeb olma gözet hürmet-i ehlullahı

Nâm-ı âlîlerini yâd ile kıl istimdâd
Göresin tâ ki nedir kuvvet-i ehlullahı

Hâsıl etmek dilersen ayn-ı yakîn kahl eyler
Hâk-i pâk-i kadem-i izzet-i ehlullahı

Saykal-i nûr ile etmiş kalem-i sun’-i ezel
Müncelî âyine-i sîret-i ehlullahı

Ebedî hayy olarak terk-i fenâ eylerler
Sanma herkes gibidir rıhlet-i ehlullahı

İnerek cünd-i melâik melâ-yı a’lâdan
Devr eder subh u mesâ türbet-i ehlullahı

Resm-i aynını seyr et felek-i devvârın
O da icrâ ediyor âdet-i ehlullahı

Kâtib-i kilk-i kazâ yazdı hatâdan ârî
Nüsha-i zât-ı melek tınet-i ehlullahı

Mazhar-ı sırr-ı ulûm-ı ezelî eyledi Hakk
Dil-i pâkîze-ter hazret-i ehlullahı

Kişi mümkin mi ola ârif-i esrâr miâd
Okumazdan nush-i âyet-i ehlullahı

Kurb-i Hakk’a varamaz dağdağa-i kesretden
Bulmayan şâhrâh-ı vahdet-i ehlullahı

Mey aşkıyla meğer tâlib ola mest müdâm
Yoksa bilmez nicedir hâlet-i ehlullahı

Etmeyen zirve-i arş hükm-i Hakk’a urûc
Ne bilir mertebe-yi rif’at-i ehlullahı

Hâkim-i mülk-i şühûd olmayıcak bir derviş
Giyemez ser-i tâc-ı devlet-i ehlullahı

Hân-ı elvân-ı hakîkatden olur bî-behre
Bulmayan vâsıta-yı ni’met-i ehlullahı

Anlamaz medrese-i kâle düşen ma’nâsın
Okusun tut kütüb-i himet-i ehlullahı

Mâsivâ câmelerinden soyunup uryân ol
Giymek istersen eğer kisvet-i ehlullahı

Ger olursa sana iklîm-i velâyet mekşûf
O zamân gör şeref-i şevket-i ehlullahı

Zîver-i gûş-i kabûl eylemeyen nâdâna
Açma bahs-i dürer-i sohbet-i ehlullahı

Ekserîsi görünür halka abâ-pûş olarak
Zâhirinde arama ziynet-i ehlullahı

Hûr-i cennetden eder kat’-ı nikâh hâhiş
Görse zâhid harem-i vuslat-ı ehlullahı

Sanma muhtâc-ı tenâvül ola yâ vuslat-ı hûr
Böyle bilmek ne galat cennet-i ehlullahı

Kapısında kul eder mâh-ı cihân-ârâyı
Verse bir abdine Hakk zînet-i ehlullahı

Zîr ü bâlâyı eder emrine münkâd ve mutî’
Düş ihlasa âlân-ı râyet-i ehlullahı

Âdet-i Hakk’a muhalif bir iş yapmaz yoksa
Etse seyr et p zaman kudret-i ehlullahı

Derpey-i silsile-i dûzah olur her nefesin
Sedd edersen nefes-i râhat-ı ehlullahı

Sebeb-i devlet olur her dû-serâ ey Âgâh
İltizâm eyle hemân hidmet-i ehlullâhı
-----------------------------------------------
kahl: Göze sürme çekme.
kilk: Kalem.
saykal: Cilalayan, parlatan.
cünd: Asker, ordu.
olmayıcak: Olmayınca.
Medrese-i kâl: Söz medresesi.
kisvet: Kisve, kıyafet.
tenavül: Yiyecek, bahşiş.
zîr: Aşağı, alçak.
bâlâ: Yukarı, yüksek.
münkâd: Bağlı.
mutî’: Çok itaat eden, söz dinleyen.
rayet: Bayrak.
derpey: Hemen, ardından.
duzah: Cehennem.
-----------------------------------------------
Agâh Osman Paşa (1324/1906): Mîr-i Mîrandan [Beylerbeylerinden], «yaradılışı itibariyle yüksek kaabiliyete sahip, derviş tabiatlı» lâübâlî meşrebli bir zât olup Trabzonludur. Şiir tarzı Avnî ve Hakkı beyler tarzındadır. Müretteb dîvânı ile «Bülbülnâme» adlı manzumesi basılmamıştır. Evvelâ bahriye askerliği mesleğine dâhil olarak bilâhare jandarma kumandanlığı hizmeti ile muhtelif vilâyetlerde bulunduktan sonra Ankara’da tekaaüde ayrılmış ve oraya yerleşmiştir. 1324 H. Muharreminde vefat ederek büyük mutasavvıf Hacı Bayram Velî Hazretlerinin türbesi civarına defnolunmuştur.

 

 

 

Powered by OrdaSoft!