Bana gam kasavet veren sevdiğim
Yaprağını döken gülden beter ol
Derdi bana reva gören sevdiğim
Sazlarda inleyen telden beter ol

Senin de olmasın halini soran
Beni insafsızca derdiyle yoran
Kış günü başını taşlara vuran
Boz bulanık akan selden beter ol

Bu gönül bağını perişan eden
Ele uydun kıymetimi bilmeden
Her saat hüsnüyle ateşi giden
Zamanla eriyen külden beter ol

Boyun büktüm vardım senin destine
Merak etme göz koymazlar postuna
Şehit düşen bu gönlümün üstüne
Aşkınla titreyen tülden beter ol

Benden kaçıp ara sıra görünen
Yüzüme bakmağa her an erinen
Çile çekip diyar diyar sürünen
Bulanık çaydaki milden beter ol

Yüzün hiç gülmesin eller içinde
Bülbülsüz kalasın güller içinde
Baharın çiçekli dallar içinde
Kuruyup incelen daldan beter ol

Bilemedim Nemrut mu var soyunda
Vefakarsın sebat ettin huyunda
Bir orman içinde dere boyunda
Kovanı yarılan baldan beter ol

Gurbet elde sevdasıyle yatıran
Dert gölüne beni atıp batıran
Çok günahkar cenazeler götüren
Yerinden kalkmayan saldan beter ol

Bu engin aşkımın bulunmaz dibi
Kış geçip gitmedi dinmedi tipi
Sahibi çıkmayan bir mektup gibi
Üstündeki kara puldan beter ol

Kanlı gözlerimi kapladı buğu
Ateşim sönmedi bulamadım su
Tanrıdan dileğim kara gözlüm bu
Aşkınla tutuşan kuldan beter ol