Oğul sana bir öğüt vereyim, dinle beni, 
Ağzını açma sakın açarsan aç keseni, 
En candan bildiklerin tefe koyarlar seni, 
Birer birer denedik olgununu toyunu, 
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu. 

El oğlunu bilmezsin, o ne hin oğlu hindir, 
Pamuk gibi görünür, granitten çetindir, 
Arkandan kuyu kazar, dibi yoktur, derindir, 
Açılma el oğluna anlamadan soyunu, 
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu 

Senin aybını arar el oğlu bir iş gibi, 
Arkanda dolaşırlar sanki müfettiş gibi, 
Bırakırlar ortada seni bir ibiş gibi, 
Öğretirler dünyanın körfezini koyunu, 
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu. 

Doğruyu görürsen de ulu orta anlatma, 
Bağır, çağır, nara at, fakat sakın taş atma, 
Elini uzat amma, boynunu hiç uzatma, 
Sana ölçü verirler, uzatırsan boynunu, 
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu. 

Ne tilkiye eğri bak, ne de kurtlarla yarış, 
Ne etlisinden bahset, ne sütlüsüne karış, 
Ağzını açık korlar sonra senin bir karış, 
Nene gerek elin üç keçi, beş koyunu, 
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.