Eşyayı tanırken hepimiz sade dışından
Esrarına yol bulduk onun anlatışından
Cemşît eli dökmüşse nasıl câma sabûhu
Manayı odur lafza koyan, maddeye ruhu...

Bir mucizenin lütfuna ermiş gibi, yer yer,
Can buldu asayıslı dokundukça şekiller:
Bülbüldeki sevdayı sezip güldeki hüsnü
Nakşetti onun kudreti dünyaya ledünnü.

Her şekle hulûl ettiği günden beri bir can,
Pervânede aşık görünür şulede canan
Şair kanı gezmiş gibi mermer damarında.
Hülyalar uçar heykelin ama nazarında.

Şi'rinde misal olmasa endamına yarın
Yalnız baş ucundaydı bugün servi mezarın!
Gün geldi, hayat ufkunu dar buldu cihanda.
At sürdü beka mülküne Fatih’le bir anda.

Gün geldi Muhammed’le nebi haline girdi
Gök perdenin ardından ne sır varsa belirdi.

Onlar ki beşer hayrına doğmuş, yaşamışlar
Onlardan eserdir bu duyuşlar, bu dalışlar…
Onlar ki, yanan fecr idiler dağda,denizde
Her manzara onlardan akistir içimizde…

Onlar ki bugün gökte birer kasra çekildi.
Devrinde fakat hangisi me’sut olabildi?
Varsın seni ömrünce azâbın kolu sarsın.
Şair! Sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.