ESERİN ADI: Şıpsevdi
ESERİN YAZARI Hüseyin Rahmi Gürpınar
YAYIN EVİ VE ADRESİ: Özgür Yayınları - İstanbul
BASIM YERİ ve YILI: İstanbul, 2010

1-ESERİN KONUSU: Paris'ten döndükten sonraki hayata bakış açısı değişmiş, batının hayat tarzına özenmiş ve gözünü para hırsı bürümüş olan Meftun ve ailesi içinde meydana gelen olaylar anlatılmaktadır.

2-ESERİN ÖZETİ: Meftun, annesi Lütfiye Hanım, ninesi Şeküre Hanım, kızkardeşi Lebibe, erkek kardeşi Raci ile Erenköy'de bir köşkte oturmaktadır. Teyzesi Vesile Hanım ile kızları Rabia ve Hasene de köşkün devamlı konuklarıdır.
 Meftun, Paris'ten yeni dönmüştür. Oarada gördüğü adetleri ve kuralları, kendi ailesine öğretmeye çalışır. Görgü kuralları hakkında dersler verir. Ailesi her ne kadar istemese de ona uymak zorunda kalmaktadır.
     Bir süre sonra Meftun, kızkardeşi Lebibe'nin, komşu köşkte oturan Mahir adlı bir gençle gezdiğini öğrenir. İki genç arasında gelip giden mektuplar, hizmeçi Eleni yardımıyla önce Meftun'un elinden geçmektedir. Daha sonra Meftun Mahir ile ilgili bilgiler edinir. Kızın babasının, çok zengin bir kişi olan Kasım Efendi olduğunu öğrenir. Paraya çok düşkün olan Meftun, Kasım Efendi'nin kızıyla evlenmeyi aklına koyar. Annesi ve teyzesi, kızı istemeye giderler ve bir sonuç alamazlar. Bunun üzerine Meftun, başka yollar denemeye karar verir. Fransız dostu, Mösyö Mc Ferlan'a gider. Kasım Efendi'nin kızıyla evlenebilmesi için ondan yardım ister. Aslında Meftun'un kafasında Kasım Efendi'nin paralarına konmak vardır.
     Bu arada Meftun Rabia'nın da Bedri adında bir gençle gezdiğini öğrenir. Kızların bu gizli gezilerine kızdığı halde Kasım Efendi'nin paraları uğruna ses çıkarmamaktadır. Raci ise buna çok kızmaktadır. Çöpkutusunda, bulduğu bir ilaç kutusu üzerinde araştırma yapar. Sonunda, kızlardan birinin hamile olduğunu öğrenir. Bunu Meftun'a söyler. Kızlarla konuşmaya karar verirler. Konuşma sonucu Rabia'nın gebe olduğu anlaşılır. Kızı ile yani Rabia'yı Meftun'la evlendirmek hayaliyle konuşmalarını dinleyen Teyze Vesile Hanım üzüntüsünden deliye döner. Tüm bunlar olurken Lebibe evden kaçar.
     Meftun, bütün bu sıkıntılarla Mösyö Mc Ferlan'a gider. Mc Ferlan Meftun'un Kasım Efendi'nin kızı Edibe ile evlenebilmesi için çare bulmuştur. Meftun'un bir piyangodan yüklüce para kazandığı söylentisi etrafa yayılacak, parayı çok seven, cimri Kasım Efendi de kızını seve seve Meftun'a verecektir.
 Lebibe ile Mahir evlenmiştir. Mc Ferlan'ın piyango hikayesi de gerçekten tutmuştur. Kasım Efendi kızını Meftun'la evlendirmeye razı olmuştur. Meftun da Ksım Efendi'nin kızı için istediği ağırlığı, ileride Kasım Efendi'nin servetine sahip olacağını düşünerek ödemiş ve Edibe ile evlenmiştir.
     Rabia ise evin arap hizmetçisi Zarafet'ten gördüğü şekilde çoçuğunu düşürür. Bunu sadece Meftun, Raci, Lebibe ve Vesile Hanım bilmektedir. Bu olay diğerlerine “kanlı basur” olarak yansıtılır. Cahil bir kişi olan Azize Hanım hiçbir şeyden haberi olmayan yaşlı Şeküre Hanım'a gerçeği söyleyince, Şeküre Hanım bu şoka dayanamaz ve ölür.
     Ölümün üzerinden iki yıl geçmiş, Meftun ve Lebibe çoluk çoçuğa karışmışlardır. Meftun'un alafrangalık hevesi ve evin kalabalıklaşması nedeni ile geçim sıkıntısı çekmeye başlamışlardır. Meftun hala Kasım Efendi'nin parasını ele geçirememiştir. Kasım Efendi de ne kızı Edibe'ye ne de oğlu Mahir'e para vermektedir.
     Meftun, babasından mülk senetlerini getirmesini ister. Mahir bunu kabul etmez. Bunun üzerine Meftun başka yollar dener. Mahir'I alafranga eğlencelere, topluluklara götürmeye başlar. Mahir ise Mösyö Mc Ferlan'ın karısı Madam Mc Ferlan'a iyiden iyiye tutulmuştur. Bunu anlayan Meftun, Madam Mc Ferlan'dan Mahir'I ayartıp babasından istetmesini söyler ve anlaşma yaparlar.
     Lebibe ve Edibe ise kocalarının taşkınlıklarından bıkmıştır. Sık sık kocalarıyla kavga etmektedirler. Köşkte düzenlenen bir baloda Lebibe, Meftun ile Mc Ferlan'ın Mahir için yaptıkları plana, kulak misafiri olur. Mahir'in gözü ise Madam Mc Ferlan'dan başkasını görmemektedir. İyice sarhoş olunca, Meftun'un babasının mülk senetlerini getireceğini söyler. Aslında bunu Madam Mc Ferlan'ın sevgisini kazanmak için yapmıştır.
     Mahir, babasının mülk senetlerini alır. Kasım Efendi bunu farkedince oğlunu evlatlıktan reddeder. Lebibe ve Edibe de kocalarından göremedikleri ilgiyi başkalarında ararlar. Mahir de Madam Mc Ferlan ile Meftun arasındaki anlaşmayı öğrenmiştir. Buna dayanamayan Mahir, intihar eder.
     Raci, ailenin başına gelen tüm bu felaketlerin nedeninin Meftun olduğunu bilmektedir. Meftun ise suçlanacak kişinin kendisi olduğunu anlayınca Paris'e geri döner.
     Meftun'un ihtiraslarının ve çevirdiği oyunların sonucu yıkılmıştır.

3-ESERİN ANA FİKRİ: Başka kültürlerden olumsuz yönde etkilenmemeli ve kendi örf, adet, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmalıyız. Ayrıca para hırsı yüzünden kimseyi kandırmamalı ve sadece parayla mutluluğun olmayacağını bilmeliyiz.

4-ESERDEKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Meftun: Alafrangalığın aşırı etkisinde kalmış. Bu konudaki bilgileri de hep kitaplardan kaynaklanıyor. Taklitçi ve sahte fikirlere sahip. Parayı çok seviyor. Onu ilk önce züppe, batıyı her davranışına kaynak yapmış bir kişi olarak tanıyoruz. Sonra para hırsı onu sahtekar, bencil bir kişiliğe sokuyor. Sonunda yenilince de kaçıyor.
Raci: Ağabeyi gibi alafrangalığa meraklı değil. Dürüst bir kişi çıkarcı değil. Türk görgü ve ahlak kurallarına bağlı.
Şeküre Hanım: Yaşı ellinin üstünde, çok konuşkan, dalgın dedikoducu, Meftun'un hareketlerine kızan ve arkasından atıp tutan bir kişi.
Lebibe: Hassaslığı nedeniyle suçlamalara dayanamayan duygusal ve çekingen biri.
Rabia: Başlangıçta asi, terbiyeden yoksun görgüsüz bir kişi olarak görünüyor. Sonra duygusal, çabuk kapılan, kararsız, zavallı biri olarak beliriyor. Romanın sonunda ise karamsar, içine kapanık bir kişiliğe bürünüyor.
Edibe: Kendisine söylenen herşeye inanan bir kişi. Duygularını açığa çıkarmak istemiyor. Çekingen ve kendisini küçük görüyor.
Vesile Hanım: Dedikoducu, çocuklarını ve kendisini yaz, kış besledikleri halde Lütfiye Hanım'I kıskanıyor. Menfaatkar bir insan.
Lütfiye Hanım: Oğlu Meftun'un isteklerine pek ayak uydurmasa bile yine de onunla övünen, ailenin bütün kadınları gibi dedikoducu, meraklı bir kişi.
Mahir: Aslında dürüst bir kişi. Ama kolay kanan, zayıf bir kişiliği olan, duygularına hakim olamayan bir kimse.
Azize Hanım: Dedikoducu, cahil bir kadın. Aklına gelen herşeyi sonunu düşünmeden söylüyor.
Kasım Efendi: Cimri, kuralcı bir adam. Katı tavırları var. Herşeyden çok paraya önem veriyor. Para sevgisi, aile arası duygularını da yok etmiş.

5-ESER HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLERİM: Romandaki olaylar karışık olduğundan anlaşılması zor fakat alafrangalıktantan bahsedilmiş ve onun neden olduğu aile kavgaları, geçimsizlikler çok iyi anlatılmıştır. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın dil ve üslubu insanı sıkmıyor. Su gibi akıp gidiyor. Okumaya bir başlayın, sonuna kadar zevkle devam edeceksiniz.

6-ESERİN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Servet-i Fünun romanının gözde olduğu devirde Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat’ın popüler roman çığırını tek başına ve büyük bir kudretle devam ettiren tek şahsiyettir.
     Hüseyin Rahmi, Türk romanındaki ilk izlerinde 1885’ten sonra rastlanan Fransız natüralizminin ilk büyük temsilcisidir. Romanlarındaki kahramanları daima karakterlerinin ve sosyal çevrelerinin birer ortak ürünü olarak ele alan, onların psikolojik kişiliklerini soyaçekime ve sosyolojik kişiliklerini de içinde yetiştikleri cemiyetin şatlarına göre değerlendiren romancı, bu yöntemi ile olduğu kadar, realiteyi hem iyi hem de kötü yönleriyle olduğu gibi vermek konusundaki titizliği ile de tam bir “NATÜRALİST” tir.
     Onu natüralistlerden ayıran nokta, eserlerinde sosyal eleştiriye olabildiğince çok yer vermesidir. Halbuki natüralizmin sosyal eleştiriye yönelik hiçbir kaygısı yoktur.
     Hüseyin Rahmi’deki sosyal eleştiri ise daha çok mizah yoluyla yapılır. Bunun için de genellikle anormal durumda olan karakterler ele alınır. Karakterlerdeki anormallikler ise huy (aptallık, cinsi sapıklık, şöhret düşkünlüğü), ahlak (menfaat düşkünlüğü, haksız kazanç peşinde koşma), kültürel (dini tutuculuk, batıl inançlara bağlılık, Batı taklitçiliği) yönleriyle gülünçtür.
     Bu yaklaşım doğal olarak romana çeşitli karakterlerin dünyayı ve yaşamı görüş açısını, dini inançlarını, yaşayış ve giyiniş şekillerini, adetlerini, görgülerini de getirir ve böylece roman bir töre romanı olarak ortaya çıkar. Özetle, büyük ve sabırlı bir gözlemci olan Hüseyin Rahmi’nin, olayları hep İstanbul’da geçen romanları , gerçek değerlerini, daha çok yazıldıkları devrin sosyal yapısını bütün canlılığı, bütün incelikleri ve tam bir objektif doğruluğu ile verebilmiş olmalarına borçludur.
     Yazarın kırktan fazla romanı ve pek çok hikayesi vardır. En önemli romanları olarak, Şık, Mürebbiye, Tesadüf, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Hakka Sığındık’ı sayabiliriz.