Sen öz hulkungni tüzgil , bolma el ahlakıdın hursend
Kişige çün kişi ferzendi hergiz bolmadı ferzend

Zamân ehlidin öz peyvend, eger diseng birav birle
Kılay peyvend bâri, kılmagil nâehl ile peyvend

Köngül kâmını koy ger hud mening dîvâne könglümni
Taparsın öyle yüz perkend ü sal her itge bir perkend

İşitmey halk pendin turfekim pend ilge hem dirsen
Kıla alsang işitgil pend, sen kim ilge bermek pend

Bu fânî deyr arâ ger şâhlığ ister iseng bolgıl
Gedâlığ nâniğa hursend u bolma şehga hâcetmend

Bolub nefsingga tâbi' bend itersen tüşse düşmenni
Singe yok nefsdek düşmen kıla alsang anı kıl bend

Şekerlebler tebessüm kılganın körgeç köngül birme
Ki bîdıllerni aççıg yığlatur âhır bu şekkerhand

Cehân lezzâtını şirin körersin lîk bendingdür
Giriftâr olma vâkıf bol ki kayd u kand erür mânend

Köngüldin cehl renc-i dâfii ger isteseng bardur
Nevâî bâğ-ı nazm-ı şekkeristânıda ul gülkand



(Garâb'üs Sigar'dan)

ferzend: Evlad.
hursend: Memnun, mutlu.
hergiz: Asla.
peyvend: Bağlantı, alaka, yakınlık, vuslat.
nâehl: Ehli olmayan.
kâm: Arzu, maksad, murad.
perkend: Atmak, saçmak, dağıtmak, atılmış.
deyr: İnsanlık âlemi, dünya.
nân: Ekmek.
kıla al-: Kılabil-
kand: Şeker kamışının katılaşan suyu, şeker.
gülkand: Çiçekten alınan şeker, gül reçeli.
perkend:Dağınık, azar azar dağıtılan.
pend: Nasihat
turfe: 1. Nazikçe, yumuşak tavırla 2. Görülmemiş, tuhaf, yeni şey.
gedâ: Kul, köle.
nân: Ekmek
bend: Bağlı
bîdil: Gönlü olmayan, acımasız
aççıg: Acı
yığlat-: Ağlat-