Çözülme zülfüne ey dil-rubâ dil bağlayanlardan

Kaçınma âteş-i aşkınla bağrın dağlayanlardan
Düşer mi ictinâb etmek seninçün ağlayanlardan
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Senin bir reng-i zîbâ var ki gülberk-i izârında
Bulunmaz gülsitan-i âlemin bu nevbahârında
Otur ihrâma ârâm et biraz havzın kenârında
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Gelüp fasl-i bahâr âlem safâ-yı gülşen ettik
Nevâ-yı bülbülü gûş-i gül-i ra’nâ işittikte
Uyup ahbâba cânâ seyr-i Sa’dâbâda gittikte
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Hevâ-yi perçeminle başka bir hâlet olur serde
Yeni baştan misâl-i Vâsıf uğrattın beni derde
Gamınla gerçi çoktan ağlarım ammâ bugünlerde
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün

     Ey gönülleri alıp ardınca sürükleyen güzel! Saçına gönül bağlayanlardan ayrılma. Aşkının ateşiyle bağrını dağlayanlardan kaçınma. Senin için ağlayanlardan kaçınmak sana yakışır mı? Bak, gözyaşımın çağlayanlardan farkı var mı?
     Senin gül yaprağına benzeyen yanağında öyle parlak bir renk var ki, bir gül bahçesini andıran dünyanın bu ilkbaharında bulunmaz. Şu örtünün üstüne otur, havuzun kenarında biraz dinlen de bak, gözyaşımın çağlayanlardan farkı var mı?
     Bahar mevsimi gelip de herkes gül bahçelerinde eğlendiği ve bülbülün nağmesini gülün kulağı işittiği zaman, sen de -ey sevgilim!- dostlara uyarak Sadabat seyrine gidince bak, gözyaşımın çağlayanlardan farkı var mı?
     Saçının sevdasıyla başımda başka bir hal olur. Yeni baştan Vâsıf gibi beni de derde uğrattın. Ben seni gamınla gerçi çoktandır ağlıyorum ama, bugünlerde bak, gözyaşımın çağlayanlardan farkı var mı?