Mecrûh-i tîğ-i aşkın olan merhem istemez
Dil-küştegân-i şehr-i belâ mâtem istemez

Dil kim harîm-i kâ’be-i aşkın tavâf eder
Hûnâb-i derd-i hasret içer zemzem istemez

Halvet-i nişîn-i hicre hayâlin enîs olur
Cibril olursa meclisine mahrem istemez

Mahmûr-i bezm-i aşka şikeste kadeh yeter
Mest-i hârâb-i meykede câm-i Cem istemez

Sardın a mâhı nûr-i nigâh ile hâlevâr
Gâlib rakîb sanma seni âlem istemez


Mefûlü Fâilatü Mefâîlü Fâilün

     Senin aşkının kılıcıyle yaralanan, merhem, istemez; belâ şehrinin gönülleri öldürülmüş olanları da, arkalarından matem tutulmasını istemezler.
     Aşkının kâbesinin hariminde dönüp dolaşan gönül, hasret derdiyle akan kanını içer de zemzem istemez.
     Ayrılık köşesinde yalnız başına oturana, senin hayalin arkadaş olur ve o kimse, meclisine Cibril'in bile mahrem olmasını istemez.
     Aşk meclisinin çakırkeyfine kırık bir kadeh yeter; meyhane¬de yıkılasıya sarhoş olan, Cemin kadehini istemez.
     Galib! O aya benziyen güzeli, bakışının nuru ile hale gibi sardın; bundan dolayı, seni yalnız rakip istemez sanma, bütün dünya istemez.