Esdikce bâd-ı subh perîşânsın ey gönül
Benzer esîr-i turra-i cânânsın ey gönül

Gül mevsiminde tevbe-i meyden benim gibi
Zannım budur ki sen de peşîmânsın ey gönül

Eşkimde böyle şu’le nedendir meğer ki sen
Çün sûz u tâb-ı giryede pinhânsın ey gönül

Ben sana bâde içme güzel sevme mi dedim
Benden niçin bu gûne girîzânsın ey gönül

Bîgânedir muâmeleniz akl u hûş ile
Gûyâ derûn-ı sînede mihmânsın ey gönül

Âyîne oldu bir nigeh-i hayretinle âb
Bi’llâh ne saht âtes-i sûzânsın ey gönül

Hac yollarında mes’ale-i kârbân gibi
Erbâb-ı ask içinde nümâyânsın ey gönül

Feyz âşiyânı mihr-i hüner cilvegâhısın
Subh-ı bahâr-ı şevka girîbânsın ey gönül

Peymâne-i muhabbeti sundun Nedîme çün
Lutf eyle alma câmı biraz kansın ey gönül

Mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün

          *     *     *
Bugünkü dille açıklaması:

     Ey gönül! Sabah rüzgarı estikçe perisan oluyorsun. Belli ki sevgilinin saçının esirisin.
     Ey gönül! Gül mevsiminde içki içmeye tövbe etmekten sanırım sen de benim gibi pismansın.
     Ey gönül! Göz yasımdaki alev nedendir? Yoksa sen aglayısın yakıcılıgında mı saklısın?
     Ey gönül! Ben sana bade içme güzel sevme mi dedim? Benden niçin böyle kaçıyorsun?
     Ey gönül! Akılla birbirinize yabancı gibisiniz. Sanki içimde misafir gibisin.
     Ey gönül! Hayranlık dolu bir bakısınla ayna su gibi eridi. Vallahi ne kadar kuvvetli bir atesmissin.
     Ey gönül! Hac yollarındaki kervan mesalesi gibi, âsıkların arasında fark ediliyorsun.
     Ey gönül! Sen ilim-irfan yuvası, hüner günesinin dogdugu yersin. Arzu baharının sabahına yakasın.
     Ey gönül! Mademki Nedim’e sevgi kadehini sundun, lütfedip kadehi alma da biraz kansın.