Dumanı tüten bir evin huzuru oldu satırlarım. Ihlamur kokulu köy bahçelerinin o taze ev yapımı olan salça kokulu mutfaklarında, kızarmış ekmek misali alevleniverdi harflerim. Nar kırmızı pişen hindi, portakallı ördek, tavşankanı çay, köpüklü kahve derken her şey tam kıvamında damak tadını aradı ustalıkla. Açken kaleme alınan satırlar sabırla oruç tuttu, kendisini aç insanın yerine koyup empati yaptı mürekkep, kan kırmızı akana dek. Yeryüzü sayfa oldu, deniz mürekkep. Ağaçlar kurşun kalem oldu, tavus kuşu tüyleri de bir kalemlik dolusu tüy kalemden ibaret.
     Yazmaya uzun süre ara verince körelir hayaller. Bulmaca çözme, mandala yapma, insanlarla etkili iletişimde olma, toplumla iç içe bulunma, dua etme, şiir ezberleme nasıl da tıkır tıkır çalıştırır zihni. Beyin jimnastiği yapmalı her insan ve beyin fırtınasıyla yeni bilgilere uçmalı her daim. Saliselerin dâhi değeri büyüktür. İnce, birçok inhina (yumuşak) ve güzel kımıldanış kuşlar misali cıvıldaşır. Muhabbet (sevgi) ve saadeti temsil eder mini dize’ler. Gözlerdeki ziya (ışık), ilham perisi gelince harekete geçer. Fevkalade bir muharririn (yazarın) satırlarında nişanlanır her hece. Hece hece düşler, edebîce bir yolda mahur beste kıvamında bereketlenir. Nümayişsiz (gösterişsiz) düşlerin düş perisi düşeyaza yol aldığı macerada peşi sıra peşine düşer. Huşu (saygı) ile ilahî ezgiye bürünür melodisel hava. Piyanonun tuşları misali bemol ve diyeze eşlik eder müzikal sevda. Müşfik (sevecen) tebessümlerin dokunuşu kalbe ok olur, okun ucundan fırlayan aşk oku nişan olur arzda. İhmalkâr (savsak) hâldeki bir yığın eşya misali doluşur fazlalıklar. Geçmişe dair ne varsa karınca kararınca dalgalanır.
     Bir mola vermeli ara sıra. Sessizliğe gömülüp doğan güneşin güzelliğini yakından görmek için erkenden kalkmalı, ayakları uzatıp tatlı bir deniz manzarasını seyretmeli. Bi mola… Aklıma Ankara’daki Genç Kalemler Derneğine bağlı Bi’mola adlı aylık edebiyat dergisi geldi. Derneğin resmî üyeleri olarak bülten yayını için her aya ait farklı konulardaki makalelerimizle “Bi’mola” için edebî kalemimizle destek olmak bana keyif verirdi 2018 yılında. Kimi zaman beynimizden gereksiz işleri, bizi üzen insanları ve faydasız ilmi silip kısa bir mola vermek gerek. İnzivaya çekilir gibi bir insanın kendi kendine kalmak istediği saatleri, kendi iç (ben)i ile barışık olmak istediği vakitleri, yüreğine zaman ayırmak istediği anları ve kendi iç sesiyle konuşmak isteği saatleri olabilir. Olmalıdır da, yoksa bu hayat hiç çekilmez.
     Bir mola verelim haydi bir günlüğüne. Saatleri durdurup da zamanı azıcık geri almışız gibi coşsun hayallerimiz. İçimizdeki çocuk, şımaran kelimelerin ritmi, ruhumuzdaki şarkının melodisi, okumak istediğimiz kitapların bereketi artsın içimizde. İşini aşkla yapmanın, dost insanları tanımanın, dünya ve ahiret hayatına pozitif gözle bakmanın, olaylara bardağın dolu kısmından bakmanın dileğiyle bir mola vermenin heyecanını hissedebilmeliyiz gözbebeklerimizde.

 

Tarih: 15 Aralık 2018 - Cumartesi