1. Epik şiir: Bil milletin hayatını yakından ilgilendiren ve etkileyen tarih ve toplum olayları ile ilgili kahramanlıkları dile getiren destansı şiirlere epik şiir denir.

İptida Bağdad'a sefer olanda
Atladı hendeği geçti Genç Osman
Vuruldu sancaktar kaptı sancağı
İletti bedene dikti Genç Osman

Eğerleyin kır atımın ikisin
Fethedeyim düşmanların hepisin
Sabah namazında Bağdad kapısın
Allah Allah deyip açtı Genç Osman

                                 Kayıkçı Kul Mustafa

2. Lirik şiir: Kişisel duyguları, dini ve milli konuları işleyen, sanatçının duygularını coşkulu bir şekilde ifade ettiği şiirlerdir. Coşkulu ve akıcıdır. İçtenlik ve feryat içerir. İnsanda coşku, güzellik sevgisi gibi duygular uyandırır.

Aşiyan-i mürg-i dil zülf-i perişanındadır
Kanda olsam ey peri gönlüm senin yanındadır

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır

Çekme damen naz edip üftadelerden vehm kıl
Göklere açılmasın eller ki damanındadır

Bes ki hicranındadır hasiyyet-i kat'-i hayat
Ol hayat ehline hayranem ki hicranındadır

Ey Fuzuli şem'-veş mutlak açılmaz yanmadan
Tablar kim sünbül rişte-i canındadır

                                                 Fuzuli

3. Didaktik şiir: Öğretici, bilgi verici şiirlerdir.Belirli bir fikri aşılamak, anlatmak ve öğüt vermek amacıyla yazılan öğretici nitelikli şiirlerdir Manzum hikâyeler, hicivler, tekke şiiri ve fabllar bu bölümde incelenebilir. Edebiyatımızda Nâbî, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif, Ziya Gökalp bu tür şiirler yazmıştır. Edebiyatımızda ilk didaktik şiir olarak Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eseri önemli didaktik şiir örnekleridir.

Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan, gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Anı yad ellere açıcı olma

Mecliste ârif ol kelâmı dinle
El iki söylerse, sen birin söyle
Elinden geldikçe sen eylik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisin bilmez
Asilzadelerden hiç kemlik gelmez
Sen eyilik et de o zayi olmaz
Darılıp da başa kakıcı olma

El âriftir, yokla kendi kendini
Dağıdırlar duzağını, fendini
Alçaklarda otur, gözet kendini
Katı yükseklerden uçucu olma

Muradım nasihat bunda söylemek
Size lâyık olan onu dinlemek
Sev seni seveni, zay etme emek
Sevenin sözünden geçici olma

Karac'oğlan söyler sözün, başarır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni bir mecliste hacil düşürür
Kötülerle konup göçücü olma
                            Karacaoğlan

4. Satirik şiir: Kişilerin, toplumların, inançların aksayan, beğenilmeyen ve istenmeyen yönlerini eleştiren şiirlerdir. Satirik şiirde zekice, ince bir alay ve komiklik öğesi de vardır. Halk edebiyatında taşlama, Divan edebiyatında ise hicviye adını alır. Divan edebiyatında Nef’î, Bağdatlı Ruhî, Şeyhi, Ziya Paşa, Şair Eşref; Halk edebiyatında Dertlî, Bayburtlu Zihnî, Develili Seyranî yer almaktadır. “Kırık çanağı yok ayran içecek/Kahveye gelir de fincan beğenmez.”

Hey ağalar zaman azdı
Düşmüşe il üşer oldu
Küllükte sürünen eşek
Cins atla yarışır oldu

Palas üstünde yatmıyan
Bıyığ'na pala batmıyan
Porsuk ardından yetmiyen
Ceylana ulaşır oldu

Evlerinin önü tazı
Yazılır turnası kazı
Yaşına yetmedik kuzu
Koç ile vuruşur oldu

Gevheri der işle hata
Katırlar baskındır ata
Olur olmaz maslahata
Çocuklar karışır oldu

                            Gevheri

5. Pastoral şiir: Tabiat, dağlar, kır hayatı ve çobanlarla ilgili şiirlerdir. Tabiat güzellikleri, dağlar, bunlara karşı duyulan ilgi, çobanların hayatındaki ilgi çekici olaylar, onların maceraları ve kır hayatı işlenirSade, süsten ve özentiden uzak bir dil kullanılır. Edebiyatımızda ilk pastoral şiiri Abdülhak Hamit Tarhan, Sahra ismiyle yazmıştır. Kemalettin Kamu (Bingöl Çobanları), Faruk Nafız Çamlıbel (Çoban Çeşmesi), Behçet Necatigil (Kır Şarkısı) diğer pastoral şiir örnekleridir.

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum,
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
Bekçileri gibiyiz, ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan, doldurup testimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı,
Her adım uyandırır acı bir hatırayı.
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam,
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
"Suna"mın başka köye gelin gittiği akşam,
Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla,
- Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al
Diye hıçkırır kaval:
Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı,
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı, uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına
                        Kemalettin Kamu

6. Dramatik şiir: Acıklı ve üzüntü verici olayları işleyen şiirlerdir. Manzum tiyatro eserlerinde görülen şiir örnekleridir. Klâsik komedya ve trajedide bu tür şiir görülür. Dolayısıyla dramatik şiir tiyatroda trajedi ve komedi olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyatımızda Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan,  Necip Fazıl Kısakürek bu türün başarılı isimleridir. 

Salâ verilirken kalktık kahveden
Kızın babası yanımızda boyu uzun
Zayıf ağzı mırıltılar.
On köylü iki subay bir tezkereci er
Sıralandık ahşap mescidin avlusunda
Aldık cenazeyi sarsmadan iğreti
Ve hafif gözlerimiz yerde
Kayıp bir tayın izini süreriz sanki…

                       Melih Cevdet Anday

     Bir şiir aynı zamanda sayılan türlerden birden fazlasının özelliklerini taşıyabilir.