Sayılı nefesten gayrı ne kaldı? 
Bizi hâlden hâle attı ömrümüz.
Oyun eylenceyle hayli yol aldı, 
Meçhul bir menzili tuttu ömrümüz. 
 
Gücümüze güç katarken şatafat, 
Anladık bu işin sonucu sakat, 
Arsız nefsimize inince tokat, 
Hakikate doğru itti ömrümüz. 
 
Üstümüzden uçup gitti mevsimler, 
Albümlerde donup kaldı resimler, 
Hafızamda bölük-pörçük isimler, 
Koca bir maziyi yuttu ömrümüz.
 
Söyle sevdiklerin şimdi nerededir? 
Çoğusunun hatırası serdedir. 
Kimi gurbet elde, kimi yerdedir, 
Hicranın hüznünü tattı ömrümüz. 
 
Belli ki herşeyi yalan bu dünya,
Ne varsa elinden çalan bu dünya.
Gül gibi açıp da solan bir dünya, 
Sonu bir dehlize çattı ömrümüz. 
 
Dosdoğru giderken bozuldu ayar, 
Ne muhabbet kaldı, ne vefalı yâr, 
Niyazkâr başımdan eksilmez efkâr, 
Hangi muradına yetti ömrümüz? 
Yel gibi savruldu, yitti ömrümüz. 
 
Köksal CENGİZ (Niyazkâr)