Yazdır
Üst Kategori: Edebiyat
Kategori: Avrupa Tesirinde Türk Edebiyatı
Gösterim: 1699
░   Edebiyatımızın en meşhur münakaşalarından biri olan "abes-muktebes"in başlamasının sebebi, Hasan Asaf adlı gencin onun Baba Tahir diye de bilinen Mehmed Tahir'in çıkardığı Malumat'a gönderdiği "Bürhân-ı Kudret" şiiridir.

     Servet-i Fünûn hareketinin doğmasına sebep olan abes-muktebes (عبث  -  مقتبس ) tartışmasını başlatan Hasan Asaf adlı gencin “Burhân-ı Kudret” adlı manzumesi, Malumat'ın 20 numaralı ve 26 Teşrinievvel 1311 (7 Kasım 1895) tarihli nüshasında yayımlanır. "Bürhan-ı Kudret"in altına bir not düşen Malumat, kulak için kafiyenin mümkün olamayacağını alaylı bir şekilde savunur. Malumat'ın notunda yer alan, "Hem abes ile muktebes takfiye edilemez!" (Malumat 1311: 431) ifadesi, tartışmanın mecrasını belirler. Sonrasında Recaizade Mahmud Ekrem'in de dâhil olmasıyla Servet-i Fünûn (Edebiyat-ı Cedîde) edebiyatının doğuş zemini hazırlanır. Neşretmiş olduğu tek şiir kitabının sonuna eklediği kısa bir notta yine kafiye meselesine değinen Hasan Asaf, bu konudaki ciddiyetini şu sözlerle ortaya koyar: "Söylerken mehâric-i savtiyelerini tefrîk etmediğimiz bazı hurûfun ve hatta tenvînle nûn harfinin yekdiğeriyle takfiye edilmesi bi’l-iltizâm tecviz olunmuş…” (1908: 64). Hasan Asaf'ın şiir kitabının ilk kısımları daha çok dinî şiirleri ihtiva etmektedir. Bu anlamda tevhid, münacat ve nat'a yer veren Hasan Asaf, abes-muktebes tartışmasını başlatan "Bürhan-ı Kudret" şiirini de bu eserine almıştır.

     M.Tahir sözkonusu şiirde;

"Zerre-i nurundan iken muktebes (Bir ışık zerresinden alınmışken)
  Mihr ü mehe etmek işaret abes (Güneş ve aya işaret etmek saçma)"

mısralarını, son kelimeleri arap abecesine göre iki ayrı harfle (se ve sinle) yazıldığı için kafiyeli sayılamayacağını ileri sürdü. Ona cevap veren Hasan Asaf da Recaizade Ekrem'in "Kafiye sem (kulak içindir, basar (göz) için değildir" sözünü hatırlattı. Tartışmaya Recaizade Ekrem de katıldı. Kafiyede yazılış biçiminin değil ses değerinin gözetilmesi gerektiğini belirtti. Arap şiiri kurallarına göre yapılan kafiyelerin artık bırakılması düşüncesini savundu. Recaizade Ekrem'in görüşleri doğrultusunda eser veren Edebiyat-ı Cedide şairleri "kulak için kafiye" uygulamasını sürdürdüler. Latin kökenli Türk abecesinin benimsenmesinden sonra "göz için kafiye-kulak için kafiye" ayrımı geçerliliğini kaybetti. Abes-muktebes tartışmasının, kafiye konusu dışında Türk edebiyatında eleştiri türünün gelişmesi bakımından da katkısı oldu. Karşıtları, tartışma boyunca kişilikleri konu edinir, yersiz sataşmalara başvururken Recaizade Ekrem soğukkanlı tutumuyla dikkatleri çekti.

     "Abes" kelimesinin sonundaki "s" harfi Arap alfabesinde "peltek s" (ث) ile; "muktebes" kelimesinin sonundaki "s" ise "sin" (س) ile yazılmaktadır. Benzer sesleri gösteren bu harfler görüntü olarak farklıdır. Eski edebiyat taraftarları böyle kafiye olmayacağını iddia ederek kafiyenin göze, yeniler ise kafiyenin kulağa hitap edeceğini iddia ederek kafiyenin kulağa hitap etmesi gerektiğini savunurlar. Tartışma, budur.

     Recaizade Mahmut Ekrem'le (ZEMZEME), Muallim Naci (DEMDEME), tartışmanın taraflarıdır. Demdeme ve Zemzeme adlı eserlerde cereyan etmiştir. Eski-yeni edebiyat tartışması da denir. Zemzemenin sözlük anlamı şırıltı; mecazî anlamda ise nağmeli ve uyumlu sözdür. Demdemenin sözlük anlamı ise hoşa gitmeyen sözler; hiddetli gürültülü sestir.

     Zemzeme, Recaizade Mahmut Ekrem tarafından yazılmış 3 ciltlik şiir serisidir. Recaizade Mahmut Ekrem, Zemzeme eserini yazdıktan sonra eski-yeni çatışmasında yenilikçi tarafı seçmiştir. Zemzeme kitabının önsözü Servet-i Fünun akımının öncüsü olarak da görülür. Eski şiir anlayışının (Divan şiiri) takipçisi olarak bilinen Muallim Naci, Zemzeme'ye karşılık olarak Demdeme adlı eserini yazar. Zemzeme-Demdeme çatışması ve etrafında gelişenler edebiyat çevrelerini uzun süre meşgul etmiştir.