Yazdır
Kategori: Denemeler
Gösterim: 1931
░   Kimin, neye, niçin, nasıl, ne kadar inandığını sorgulamıyoruz elbette.
     Bu bir bireysel tercih ve yasalarla güvence altındadır ve olmalıdır.
     Demokrasi, hukuk ve laiklik bilinci bunu gerektirir.
     İnançları genel başlıklarla incelediğimizde; barış, sevgi, kanaat, dayanışma, huzur, hoşgörü, merhamet, şefkat, esneklik, denge, ruhi derinlik mesajları verirler. Fakat topluma yansıması ve sonuçları bunları doğurabilmiş midir, maalesef hayır.
     Aracılar, parazitler, engeller, duvarlara bir de yetersiz bireysel bilinç eklenince, toplumsal yozlaşma tavan yapmıştır.
     Farklı dinlerin "öldürmeyeceksin", "seveceksin" "okuyacaksın" ve benzeri öğütleri, istismarcıların ana malzemesi olmuştur hep.
     Günümüzde bazı ideolojiler, siyaset öğretileri; kavgadan, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden beslenirler. Onlara göre, diğerlerinin daha iyi, daha güzel, daha dürüst olma hakkı ve şansları yoktur. Düşman ve kavga yaratarak ve yalan dolanla ayakta kalabilirler. Uyutulmuş ve uyuşturulmuş beyinleri tavlamak için dini argümanlardan istifade etmek çok verimli bir tercihtir onlara göre.
     Bir taşla beş kuş vurabilir, bir yılda elli yıllık yıkım sağlayabilirsiniz bu yolla.
     "Sırtına semer vurursan yük dolduran çok olur" sözü çok yerindedir.
     İradeni, gönlünü, tüm variyetini, sorgusuz ve denetimsiz olarak, kült zihniyetlere teslim ederseniz, gönüllü kurşun asker durumuna düşersiniz.
     Her verilen politik gazı yutanlar,  her hamleyi manevi hikmetle yorumlayanlar, her süslü ve coşkulu mesajı kutsal bir değer olarak algılayanlar;
toplumsal diriliş, evrensel varoluş ve insani duruşumuzu geciktirmektedirler.
     Yozlaşmaya, kokuşmaya, despotizme, yalana, dolana, haksızlığa, ahlaksızlığa, adaletsizliğe dur demenin yolu;
köklü bir zihin temizliği ve bilinç devriminden, eğitimden, araştırmadan, milli dayanışmadan, evrensel bütünlükten geçiyor. Bilmem ki anlatabildim mi?

12.07.2020