░   Bundan 40 yıl önce İlkadım Ortaokulunda bize öğretilen müzik notaları, tarih ve coğrafya bilgileri halen zihnimde; 10 tane müzik eserinin notasını ölçü ve makamına göre şimdi söyleyebilirim.
     Çünkü Üzeyir Doğru gibi mesleğine aşık müzik öğretmenimiz vardı.
     Samsun Teknik Lisesinde ise üniversite ve fabrika gibi çalışan, mesleğini rüyada bile gören hocalarımız vardı. Ama biz de çok çalışırdık. Hem de Elektrik kesintilerinde gaz lambasında.
     Ne internet vardı, ne pc, ne yazıcı..
     Bazen ders anlatırken dalgınlıkla yanlış ya da noksan bilgi veren hocamızı da uyardığımız olurdu. İnsanlık hali, hep öğrenci hata yapacak değil ya.
     Minnetle anacağımız tüm hocaları buraya sığdırmak zor. Bazılarını yazayım:  Emin Kadıoğlu Müjgan Kırca Gürkan Batuç, merhum Oktay Yılmaz, İsmet Küpçü, Cemal Söyler.
Recai Nursoy, Zeki Gürkan, Nuri Kiziroğlu, Cengiz İşsever.... Güven Görmüş, Rezzan Çelik, İlyas Çay.
     Gel gelelim bu güne:
     Öğretmende de öğrencide de dikkat, öğrenim arzusu, empati, organizasyon yetisi zayıfladı.
     Öğretim ve öğretmen kalitesi. 36 Yılda en az 100 kat artması gerekirken üzülerek söylüyorum:
     Oran vermek haksızlık, abartı olur ama 36 yıl öncekinden çooook aşağıdayız.
     Öğrenme yani öğrenci kalitemiz ise evlere şenlik.
     Tam bir oyun nesli yetiştiriyoruz.
     Baş edemiyoruz.
     İlaç yutturacak,çocuk dövecek halimiz yok.
     Aile Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı tüm gücünü bu işe, en azından 5 yıl ayırmalıdır.
     Eğitim ve gençlik alarm veriyor.
     Kitap okutamıyoruz, ders çalıştıramıyoruz, deney yaptıramıyoruz.
     Bu yükü sadece ailelere bırakmak hata olur.
     Ülke, gençlik, gelecek hepimizin...
     Birlikte çıkamazsak, birlikte batacağız.
     Toplum olarak 24 saatimizin yarısı yönetim telaşı ve kavgalarıyla geçiyor.
     Boş cevizin kavgası mı olur?...
     Önce eğitim, sağlık, üretim lütfen.....

21.02.2017