Canlı ya da cansız ne varsa, yaratanın şükürlü mucizeleridir. Sevmek için, bakıp da görebilmek için zamanı ertelemeye bile gerek yok. Sevmek için illa karşılık mı beklemek gerek? Bir insanı, ailemizi, çocukluk arkadaşımızı, kümes hayvanlarımızı severek canlı örnekleriyle gösterir kendini sevmek. Kimi zaman da etrafımızdaki cansız nesnelerle sevmeyi anlatır. Elbise dolabımıza ayırdığımız lavanta kokulu sabun, çekmecede kullanılmayı bekleyen simli mum, kurutup biriktirdiğimiz deve dikenleri, tertemiz doğal kokusuyla çantamızda gezen gülsuyu ve daha mini minnacık görsellikle sevmek adına sizi bekler. Sevmek için ille de beklemek mi gerek? Dudaklar gülümserken, sevgi titremez mi? Fransızca’dan Türkçe’ye çevrilip de anlamlı bir güzellik sunan Victor Hugo’nun şiirine yer versek:

 

     AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞ MI AKMALI?

     Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

     Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?

     Sevmek için güzele mi bakmalı?

     Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?

     Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?

 

     Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

     Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?

     Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?

     Solması için gülü dalından mı koparmalı?

     Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?

     Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?

     Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olmaz mı?

 

                                 VICTOR HUGO

 

     Ne güzel ve etkileyici bir şiir, derinden okuyana huzur verir. “Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? / Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?...” Gözyaşı akmadan da içten içe ağlar insan. Yaranız kabuk bağlamışsa merhemini bulmak da zor. Sevmek için tebessüm edip dua edebilmek güç olmasa gerek. Sevmek için, saadet çalmadan da mutlu olur insan. Sevmek bazen bir şiirle başlar ve şarkıyla sonlanıp veda eder sizlere.