ESERİN ADI: Tutunamayanlar

TÜRÜ: Roman 

YAZARI: Oğuz Atay

YAYINEVİ: İletişim Yayınları

BASKI: 96. Baskı

BASIM YERİ ve YILI: İstanbul, 2019

KONUSU: Genç Mühendis Turgut Özben yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurduğunu gazetelerden öğrenir. Olayın çok etkisinde kalır. İntiharın sebeplerini merak eder. Bu amaçla araştırmalara girişir.

KİŞİLER: Selim Işık, Turgut Özben, Olric, Süleyman Kargı, Metin Kutbay, Nermin Özben, Günseli Ediz.

ÖZET: 

Tutunamayanlar, alışılmışın dışında bir romandır. Belirli bir olayı sergilemekten çok; izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ayrıntılar ve ruhsal çözümlemelerle oluşur. Bu bakımdan, özetlenmesi güçtür. Ancak, romanın konusu, kısaca şöyle açıklanabilir:

Genç Mühendis Turgut Özben yakın arkadaşı Selim Işık'ın kendini bir tabancayla vurduğunu gazetelerden öğrenir. Olayın çok etkisinde kalır. İntiharın sebeplerini merak eder. Bu amaçla araştırmalara girişir. İlkin Selim'in arkadaşlarından Metin ve Esat'la görüşür. Metin kendisine şunları anlatır: Metin'in Zeliha adlı bir kızla ilişkisi vardır. Selim, kızın ona uygun düşmediğini söyler. Fakat Metin kızı bırakınca, bu kez Selim ona tutulur. Metin bunun üzerine yeniden kıza yanaşır. Kız ise bir süre sonra onlardan ayrılır, başkasıyla evlenir.

Esat da Selim için şunları söyler: Selim'i lise öğrencisi iken tanır. İlginç, zeki, oyuncu bir çocuktur. Çok kitap okur. Wilde'a hayrandır. Fakat Gorki'yi okuyunca onu sevmez olur. Esat'la oyunlar düzenlerler, birlikte eğlenirler.

Turgut Özben, Selim'in arkadaşlarından Kargı'yı bulur. Süleyman ona Selim'in yazdığı 600 dizelik bir şiir verir. Şiire göre, "Selim Işık tek ve Türk. Ve duygulu amansız/sabırsız ve olumsuz, yaşantısında cansız" sanılan bir kişidir.

Turgut Özben Selim'le ilişkisi olan Günseli adlı bir kızla tanışır. Günseli, Selim'e bir toplu gezintide rastlamıştır. Sıkıntılı ve asık suratlıdır. Onu avutmaya çalışır. Fakat Selim'in soru yağmuruna tutulur. O gün anlaşamazlar. Aradan bir ay geçer. Selim onu telefonla arar, buluşurlar. İlişkileri gitgide ilerler. Ne var ki, Selim evlenmeye yanaşmaz. Çok kuşkuludur, geleceğe güveni yoktur, inançsızdır, aile düzeninden de hoşlanmaz. Bağsızdır. Bir ara kendini içkiye verir. Çevreyle uyuşamaz. Sanki bir kafese kapatılmıştır. Hastalanır. "Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadığını düşünür. Günseli'ye bir mektup gönderir ve ardından intihar eder.

Selim, son günlerinde "Tutunamayanlar" üstüne bir ansiklopedi hazırlamaya girişir. Orada kendisine de bir madde ayırır. Bu maddede belirttiğine göre, Selim bir kasabada doğmuştur. Babası bir memurdur. Küçükken ağır bir hastalık geçirir. Altı yaşında ailesiyle büyük bir şehre göçer. Sabri adlı bir çocukla arkadaş olur. Okula gider. Uzun boylu olduğundan arka sıraya oturtulur. Sınıfta çok konuşur. Ortaokuldayken Pitigrilli'yi okur. Sonra kızlarla dolaşmaya başlar. O sırada Dünya Savaşı patlar. Askerliğini yaparken Kargı ile tanışır. Askerlik bitince açıkta kalır. Kimse ona sahip çıkmaz. Kendi kabuğuna çekilir.

Turgut Özben araştırmaları sırasında yavaş yavaş kendi benliğini tanır: O da tutunamayanlar biridir. Kendini o zamana değin birtakım törelerin, alışkanlıkların yönettiğini sezer. Gitgide bağsızlığa doğru kayar. Evinden ayrılır. Bir trene binip gider. Gözden kaybolur.

ESER HAKKINDA KİŞİSEL GÖRÜŞLERİM:  Tutunamayanlar, alışılmışın dışında bir romandır. Belirli bir olayı sergilemekten çok; izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ayrıntılar ve ruhsal çözümlemelerle oluşur.

YAZAR HAKKINDA BİLGİLER:

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934'te Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde dünyaya gelmiş, okul öncesi yılları İnebolu ve Kastamonu'da geçmiştir. Ailesi, babası Cemil Atay'ın 1939 yılında 6. dönem milletvekilliğine seçilmesiyle birlikte Ankara'ya taşınmıştır. Bu yüzden de okul yıllarını Ankara’da geçirecektir.
 
İlk ve ortaokulunu Ankara’da okumuştur. İlköğretim yıllarında annesi Muazzez Hanımın gözetiminde okumayı seven sanata ilgi duyan uysal ve içine kapanık bir çocuktur. Bu yıllarda bir de hastalık geçirmiş zatürreeye yakalanmıştır. Bu bakımdan annesi ona karşı çok ilgili davranmaktadır. Annesinin ilgisi onun sanatçı ve edebiyatçı kimliği ile eserlerinde kendini hissettirecektir.

İlköğretiminden sonra Maarif Kolejine gitmeye başlar. Ortaokuldan beri okuma alışkanlığı devam ettiğinden lise yıllarına kadar sayısız çeviri ve yerli eser okumuştur. Ve o günlerdeki adı Ankara Koleji olan Maarif Kolejin de iken tiyatroya ilgi duymaya başlar. “Shakespeare'in “Hırçın Kız” isimli oyununda, Katharina'yı sabırla yola getiren Petruchio rolünü başarıyla oynar.”

1951 yılında Maarif Kolejini bitirmiştir.   Lise yıllarında hatta tüm tahsil hayatında oldukça başarılı bir öğrencidir. Lise diplomasını 9,61 not ortalamasıyla almıştır. [5] Lise yıllarında resim ve tiyatroya ilgi duymaktadır. Ama babası onun doktor veya mühendisliği seçmesini telkin etmektedir. 1950'li yıllarda Demokrat Parti iktidara gelmiş birçok CHP'li Milletvekili milletvekilliğinden olmuştur.  Babası Cemil Atay da bunlardan biridir. Aynı yıl Oğuz Atay, İstanbul Teknik Üniversitesini kazandığı için Ankara’yı terk ederek İstanbul'a yerleşirler.

Teknik Üniversiteye ve mühendisliğe ilgisizdir. Bu yüzden sevmediği bir meslek dalında eğitim görüyor olması nedeniyle en arka sıralarda dersleri izlemektedir. Diğer yandan üniversite hayatı boyunca kız arkadaşı da olmamıştır. [7]Üniversite yıllarında Marksizm ile ilgilenmeye Marks'ın, Hegel'in, Lenin'in kitaplarını okumaya başlamıştır. Böyle bir yöne doğru kaymasında arkadaşı Turhan Tükel'in büyük etkisi olmuştur. Turhan Tükel ile ileriki yıllarda dostluğu devam edecek birlikte dergi de çıkaracaklardır. [8]Tükel’in çevresinde örgütlü sol çevrelerden arkadaşlar edinmiştir. “Atay'ın İstanbul'daki solcu çevreyle olan yakın birlikteliği, askere gittiği tarih olan 1957 yılının aralık ayına değin kesintisiz sürecektir.”

1957'de de İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirmiştir. Mezuniyetinden sonra 1957 yılında Yedek subay olarak bulunduğu Ankara’da Cevat Çapan, Vüsat O. Bener ile tanışır. Bu tanışıklıkları ile edebiyat dünyasına adımını atacaktır. Yedek Subaylık yıllarında, bu sayede Sosyalist/Marksist eğilimli Pazar Postası'nın grubuna dâhil olur. Pazar Postası'nda ilk imzasız yazıları yayımlanır. Bu yıllarda sosyalist içerikli makaleleri çevirerek yayımlamaktadır. Pazar Postası grubu içindeki Turgut Uyar, İlhan Berk, Cemal Süreya, Orhan Duru, Ceyhun Atıf Kansu, Muzaffer İlhan Erdost, Ülkü Tamer , Ece Ayhan, , Tarık Dursun, Asım Bezirci, Atilla İlhan, ve Ahmet Oktay, gibi isimlerle tanışmıştır. 1959 yılının Mayıs ayı sonunda askerlik görevini bitirip İstanbul'a döner.

Bir süre Denizcilik Bankası İstanbul İşletmelerinde işe girer ve çalışmaya başlar.  Daha sonra da  İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi) İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde öğretim üyesi olarak göreve başlamıştır. 

İstanbul'daki solcu arkadaşlarıyla dergicilik macerasına atılır. Bu sıralarda Pazar Postası dergisi İstanbul'a taşınmıştır. Derginin ilk sayısından itibaren Atay, derginin yazı işlerinde aktif bir şekilde yer almıştır. Bu nedenle Pazar Postası dergisinin İstanbul'da çıkan sayılarında Oğuz Atay'ın pek çok yazısı çıkmıştır. Fakat dergi kısa bir süre sonra kapanmak zorunda kalır. Turhan Tüker ile birlikte bir dergi çıkarmaya çalışırlar ama bunu da başaramazlar.

Teknik Üniversite son sınıftayken tanıştırıldığı Fikriye Fatma Gürbüz ile 2 Haziran 1961'de evlenir. 6 yıl süren bu evliliğin ilk yıllarında kızları Özge dünyaya gelmiştir.  Arkadaşı Uğur Ünel ile BETONAR adlı bir şirket kurmuşlar ama çok borçlanan bu şirketi kapatmak zorunda kalmışlardır. Bu yıllarda eşinden de boşanmış ve iş ortağı Uğur Ünel’in eski eşi Sevin Seydi'yle Beyoğlu'nda bir evde yaşmaya başlamıştır.  1968 yılında ilk romanı olan "Tutunamayanlar"ı yazmaya başar ve  Vuslat O. Bener’e gösterir.

Öğretim yıllarında mesleki alanıyla ilgili olarak Topografya adlı bir kitap yazmıştır. Bir mühendis olmasına rağmen mesleğinden ziyade edebiyata ve yazmaya meraklı olan Oğuz Atay tanınmış bir edebiyatçı olmaya kararlıdır. İDMMA'da görevini sürdürürken bir yandan da dergilerde yazıları çıkmaktır. İlk romanı  Tutunamayanlar 1970 de bitirmiş ama  1971-72'de yayınlanmasından sonra, önemli bir tartışmanın odak noktası olmuştur. Bu romanıyla 1970 TRT Roman Ödülü'nü kazanır. Bu ödülle birlikte  yazarlık alanında sesini yükseltmeye başlayacaktır. 

 Tutunamayanlar Romanın kurgusu, yazarın tarzı ve anlatım biçimi birçok kesimden övgüler toplamış Özellikle Eleştirmen Berna Moran romanının tekniğini çok beğendiğini ilan eden yazılar yayımlamıştır. Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın 1970 yılında TRT Roman Ödülü'nü kazanmış olan ilk romanıdır. Bu romanın kahramanı da kendisi gibi bir mühendistir. Roman bazı noktalardan Oğuz Atay’ın hayatından ve anılarından izler taşımaktadır.

Berna Moran, Tutunamayanlar,  adlı romanı için Berna Moran  "hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak nitelendirilmiştir."  Eleştirmen Moran'a göre Tutunamayanlardaki edebi yetkinlik, Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır.  Roman hangi düşünceye tutunmaya çalışırsa onun anlamsızlığının farkına varan bir aydınının kendisiyle girdiği acımasız savaşı kaybederek intihara sürüklenişini anlatmaktadır.

Atay'ın büyük etki yaratan eseri Tutunamayanlar'ı 1973'te yayınladığı Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izlemiştir. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında toplayan Atay, 1911-1967 yılları arasında yaşamış Prof. Mustafa İnan'ın hayatı konu eden Bir Bilim Adamının Romanı'nı 1975 yılında yayımlamıştır. 1973 yılında yayımlanan Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.  Başarılı bir öğretim süreci geçiren Oğuz Atay 1975'te İDMMA İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi) İnşaat Bölümü'nde doçent olur.

Atay, beyninde çıkan bir tümör sebebiyle bir süre Londra’da tedavi görmeye başlar ama sağlığına kavuşamaz. Büyük projesi "Türkiye'nin Ruhu “nu yazamadan 13 Aralık 1977'de, İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Kabri Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Öldükten sonra 1987’de Günlük, 1998’de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlanmıştır. Sağlığında hiçbir kitabı ikinci baskı bile yapamayan Atay'ın kitapları ölümünden sonra ilgi görmüş ve defalarca basılmıştır. Ölümünden sonra daha çok ilgi görmeye başlayan yazarın hayatı hakkında birçok çalışmalar yapılmış ve biyografileri yayınlanmıştır.  Bunlardan birisi olan Yıldız Ecevit'in  Oğuz Atay biyografisi "Ben Buradayım..." 2005 yılında yayınlanır. 

Oğuz Atay,  Tutunamayanlarda, modern şehir yaşamı içinde bireyin yaşadığı yalnızlığı, toplumdan kopuşları ve toplumsal ahlaka, kalıplaşmış düşüncelere yabancılaşan, tutunamayan bireylerin iç dünyasını anlatır. Yapıtlarında küçük burjuvalara karşı  eleştiri, mizah ve ironi barındıran bir yaklaşım içerisine girmiştir. . İlk romanı "Tutunamayanlarda küçük burjuva dünyasına ve küçük burjuvalara ironiyle yaklaştı. Kitaptaki olaylar, küçük burjuva dünyasının değerlerinden ölümüne nefret eden bir gencin, kendisini öldürmesiyle noktalanır. 

 Tutunamayanların bir devamı niteliğinde olan "Tehlikeli Oyunlar", " biçim ve ele aldığı temalar açısından “Tutunamayanlar” ın bir devamı gibidir.  Üstelik  Tutunamayanlar’ın dağınık gelebilecek olay örgüsü yerine, Tehlikeli Oyunlar adlı eserinde  daha derli toplu bir anlatım sergilemeyi başarmıştır.

Yazarın eserlerinde zaman zaman anlatım bozukluklarına rastlanılır. Özellikle ilk romanı olan Tutunamayanlar’da özentisiz cümleler bulunmaktadır.  Romanlarında İç Monologlara önem veren yazarın kahramanları sık sık kendi kendileri ile konuşur.  Romanlarındaki ve öykülerindeki İç konuşmalar, bilinç akışı, düşler hayaller, sanrılar  ve değişik söylemlerden oluşan metinler olaylarla birlikte karmaşık bir yapı oluşturur. Bu roman tekniği eleştirmenler tarafından Post Modern olarak tanımlanmış Özellikle Berna Moran tarafından edebiyatımızda bir çığır olarak ilan edilmiştir.  Romalarında karmaşık bir gerçeklik vardır. “Romanın içinde dağılmış ayrıntı, gözlem ve çağrışımlar, bütüne egemen olan bilinçli bir kurgunun öğeleridir.

Ölümünden sonra Atay’ın hayatı üzerine : “Oğuz Atay’da Aydın Olgusu” (Yıldız Ecevit – 1989), “Oğuz Atay’ın Dünyası” (Tatjana Seyppel – 1989) ve “Ben Buradayım” (Yıldız Ecevit – 2005) adlı eserler yayımlanmıştır. 
 
Yayımlanmış Kitapları 
 
  • Tutunamayanlar (1972)
  • Tehlikeli Oyunlar (1973)
  • Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
  • Korkuyu Beklerken (1975)
  • Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
  • Günlük (1987)
  • Eylembilim (1998)