Nogaylar Kuzey Kafkasya'da yaşayan Türk halklarından biridir. Ancak yaşadıkları alanlar oldukça dağınıktır. Nogay Türklerinin yaşadıkları yerler; Rusya Federasyonu'na bağlı Karaçay Çerkez Cumhuriyeti, Stavropol ve Dağıstan'dır. Ayrıca Romanya, Kırım ve Türkiye'de de Nogay Türkleri bulunmaktadır. Tarihte büyük ve güçlü devletler kurmalarına rağmen günümüzde sayıları azdır. Nogaylar yüzyılımızın başına kadar göçebe olarak yaşamışlar, bu hayat tarzlarını edebiyatlarına da yansıtmışlardır.

Geçmişte çok zengin sözlü edebî gelenekleri olan Nogaylar, mensur eserlere değer vermemişler, böyle eserlere "kara söz" demişlerdir. Sadece nazımla söylenen sözleri kıymetli saymışlardır. Nesilden nesile aktarılarak günümüze ulaşabilen bu eserlerde; Nogay Türkü'nün yazılmayan tarihi, mutluluğu ve hürriyeti için yaptığı mücadele, hayata bakışı, istekleri, ümitleri yer almaktadır. Sözlü edebiyat geleneği içinde destanlar, yırlar (türküler), takpaklar (atasözleri), deyimler, yumaklar (bilmeceler), ertegiler (masallar) vb. türler sayılabilir. Nogaylar bu türler içinde yırlara büyük önem vermişlerdir. Bu türdeki eserlerin bir kısmının varyantları diğer Türk topluluklarında da yaşamaktadır.

Nogayların geçmişteki bu eserlerinden günümüze ulaşanlar çok azdır. Birçoğu çeşitli sebeplerle yok olmuş veya yok edilmiştir. Bugüne ulaşanlar ise ilgisizlikten dolayı yok olmaktadır.

Nogay Türkleri Arap harflerini 15. yy.'dan itibaren kullanmaya başlamışlardır. Stavropol bölgesinde yer alan bir arşivde 19. yy.'a ait, Nogay Türkçesi ile yazılmış Arap harfli 7000'den fazla evrak bulunmaktadır. Bunlar da yazılı Nogay Türkçesinin daha eskilere dayandığını ispatlamaktadır. 16.-18. yy.larda hem Nogay şairlerinin şiirlerinde hem de diğer folklor mahsullerinde sık sık eğitim, tahsil, kitap gibi konulardan bahsedilmekte, halkın eğitimine önem verildiği görülmektedir.

Nogaylarda yazılı edebiyat ise XX. yy.'ın başlarında teşekkül etmiştir. 1928'e kadar Arap alfabesini kullanan Nogay Türkleri, bu tarihte Latin alfabesine geçmişler, 1938 yılından itibaren de Kiril alfabesini kullanmaya başlamışlardır.

Günümüz Nogay Türk Edebiyatı'nda mensur eserler önemli bir yere sahiptir. Şiir türündeki eserlerin sayısı, mensur eserlere oranla daha azdır. Daha çok roman ve hikâye türünde eserler yazılmaktadır. Eserler arasında Rusçaya, diğer Türk lehçelerine ve Rusya'da (özellikle Kuzey Kafkasya'da) yaşayan başka milletlerin dillerine çevrilenler de vardır.

Nogay Türkçesi'nin üç ağzı bulunmaktadır. Dağıstan'da Kara Nogay ağzı, Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti'nde Ak Nogay ağzı, Stavropol bölgesinde ise Asıl Nogay ağzı kullanılmaktadır. Edebiyat, günümüzde Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti ile Dağıstan'da gelişme imkânı bulmuştur. Dağıstan'da meydana getirilen eserlerde Kara Nogay ağzının etkisi görülse de edebî dil Kuban Nogaylarının kullandığı Ak Nogay ağzıdır. İhtilâlden II. Dünya Savaşı'na kadar iki bölge arasındaki bağlantının zayıf olması, nesrin ayrı ayrı gelişmesine sebep olmuştur.

Nogaylar bugün bir yazı diline sahip olmalarına rağmen, bu yazı diliyle yazılan ve basılan eserlerin sayısı, genel olarak azdır. Araştırmacılar, basılan eser sayısının gün geçtikçe azaldığını ve Nogay yazı dilinin geleceğinin tehlikede olduğunu belirtmektedirler.
Nogay Türkçesi ile Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti'nde daha önceki yıllarda "Lenin Yolu" adıyla çıkan bir gazete, günümüzde "Nogay Davısı" adıyla haftada iki defa basılmaktadır. Dağıstan'da da "Şöllik Mayagı" adlı bir gazete çıkmaktadır.

Ayrıca Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti televizyonunda, Nogay Türkçesi ile haftada bir gün, 20 dakikalık bir program yapılmaktadır.
Nogay Türk Edebiyatı'nı genel olarak iki bölümde incelemek mümkündür:

1. Sovyet Dönemi Öncesi Nogay Türk Edebiyatı
2. Sovyet Dönemi Nogay Türk Edebiyatı

SOVYET DÖNEMİ ÖNCESİ NOGAY TÜRK EDEBİYATI

Sovyet Dönemi öncesinde Nogay Türk Edebiyatı, halk edebiyatı sahasında gelişme göstermiştir ve çoğunlukla sözlü mahsullere dayanmaktadır.

Nogayların folklor mahsulleri ilk olarak 19. yy.'da toplanmaya başlamıştır. A. Hodzko, Edige destanını 1830'da derlemiş, eser 1842'de Londra'da İngilizce olarak basılmıştır. Bu yıllarda Rusların derleme faaliyetlerinde ön plâna çıktığı görülmektedir. A. Arhipov, A. Rudanovskiy, V. Radloff, N. Semenov, G. Ananyev'den başka Kazak Ç. Valihanov, Kumuk M. Osmanov Nogay folklor mahsullerini derleyen kişilerdendir. M. Osmanov 1883'te Arap harfleriyle Nogayca (ve Kumukça) metinler yayımlamıştır (Nogayskie i kumıkskie tekstı). P. A. Falev yine aynı yıllarda Nogay halk edebiyatı örnekleri toplamıştır [Zapisi proizvedeniy narodnoy slovesnosti u nogaytsev Stavropol'skoy gubernii v svyazi s ranee opublikovannım materialam (1915-1916), Nogayskaya skazka ob Ak-Kobeke (1918)].

"Sovyet Dönemi Öncesi Nogay Türk Edebiyatı" anonim eserler ve Nogay halk şairlerinin eserlerinden oluşmaktadır.
Sözlü edebiyat geleneğini, Nogayların kendi millet adlarıyla tarih sahnesine çıktıkları 14. yy.'dan itibaren başlatmak mümkündür.
Nogay Türklerinin sözlü edebiyat mahsulleri şunlardır:

1. Destanlar ve yırlar, 2. Atasözleri, 3. Deyimler, 4. Bilmeceler, 5. Masallar.

Destanlar ve Yırlar

Bütün Türk dünyasında olduğu gibi Nogay Türklerinde de destanların ve yırların önemi büyüktür. Nogaylarda destanlarla yırlar iç içedir. Özellikle kahramanlık ve aşk destanlarında yır da yer almaktadır. Aslında yırlar manzum eserlerdir. Ancak Nogay Türkleri nazım ve nesir karışık bir esere yır, aynı şekilde yazılan başka bir esere de destan diyebilmektedirler. Destanlar arasında gösterilen bazı eserlerin de halk hikâyesi olduğu görülmektedir. Bu karışıklık sebebiyle yır, destan ve halk hikâyeleri ayrı ayrı tasnif edilmemiştir.
Destanlarda nesir ("kara söz" denmesine rağmen) geniş bir biçimde kullanılır. Mensur bölümler yırları birbirine bağlar. Bu bölümlerde hangi kahramanın ne zaman, ne sebeple yır söylediği anlatılır.

Halktan derlenen destanların sayısı 40'a yakındır. Birçok yır, destan ve halk hikâyesi ise hâlâ yazıya geçirilmemiştir. Destan ve yırlar içinde yazarı belli olanlar da vardır.

Genel olarak Türk dünyasında çeşitli varyantları bulunan bazı destanlar Nogay Türkleri tarafından da bilinmekte ve söylenmektedir. Abdülkadir İnan'a göre Altın Ordu Devletinin yıkılmasından 17. yy.'ın sonlarına kadar, Nogay boyunun Kırım ve Dağıstan'la Altaylar arasında sürekli göç hâlinde bulunması, Kıpçak grubu destanlarını etkilemiştir. Destanların hemen hemen hepsinde Nogay'dan, Nogaylıdan, Kalmuk savaşlarından bahsedilmesi, destanlarda Nogay Türklerinin önemli bir rol oynadığını gösterir. Özellikle 15, 16 ve 17. yüzyıllar, Orta Asya Türklerinin destanlarında "Nogay vaktı (çağı)" olarak geçer.

Sovyet dönemi öncesinde söylenen Nogay destanları, anlamlarına ve şekillerine göre; lirik-epik destanlar (aşk, kahramanlık, tarih), bağımsızlık destanları ve hayat destanları [iş, avcılık, âdet, toy, beşik yırları, bozlavlar (ağıtlar), tolgavlar (halk şairlerinin bir durum hakkında yır veya şiir söylemesi), şıñlar (türküler), aytıs (karşılıklı söylenen şiir, ağıt), yañıltpa (şaşırtmaca), algıs (dua, dilek), kargıs yırları (beddua)] olarak üç bölüme ayrılır.

Lirik-epik destanların en tanınmışları şunlardır:
Kahramanlık destanları: "Aysıldıñ Ulı Amet Bätir ", "Edige", "Mamay", "Şora Bätir", "Er Kasay", "Müsevke", "Nogaydıñ Kırk Bätiri", "Adil Soltan", "Er Targıl", "Koplanlı Bätir", "Kazı Tuvgan". Bunların konusu, Nogay Türklerinin komşu halklarla ilişkileri, vatan sevgisi, zalim hanlar (Altın Ordu hanları), mirzalar ile yapılan mücadeleler ve savaşlardır.

Aşk destanları: "Kozı Körpeş Bayan Sıluv", "Karaydar Man Kızıl Gül", Tölegen Men Kız Yibek", "Boz Yigit", "Ariz Ben Hanber", "Şah İsmail" vb. Bu eserlerde halkın sosyal hayatı, âdetleri, kahramanlar arasındaki sınıf farkı, onların talihsizliği anlatılmaktadır.

Tarih destanları: "Azavlıdıñ Er Dosmambet", "Ümbet Ali", "Arslanbek", "Şeyh Şamil", "Stambılga Köşüv" vb. Tarih destanlarının konusu 17.-19. yy. arasında Nogay halkının yaptığı savaşlar ve halk hayatında meydana gelen değişikliklerdir.

Destan ve yırların büyük bir bölümü Canibekov tarafından derlenmiştir. 1955'te Sofya Canibekova'nın çıkardığı "Yırlar, Ertegiler" isimli esere 1950'lerde Nogay köylerinden toplanan gurbet ve çiftlik yırları da girmiştir. Eser, Canibekov'un "Söz Kaznası"na dayanmakla birlikte, bazı yönleriyle yapılan diğer derlemelerden ayrılır. Savaş yıllarındaki yırlar, anayurt, parti, beşik, bağımsızlık yırları, komik yırlar ve eski destanlar ilk olarak bu eserde basılmıştır. Araştırmacıların belirttiğine göre ihtilâlden önce Nogay yırcılarının söylediği "Kökşe Bätir", "Manas", "Er Kasay", "Deli Agıs", "Kamır Bätir", "Ormambetbiy", "Er Sayın", "Karasay", "Kurmanbek" ve daha pek çok destan hâlâ yazıya geçirilmemiştir, ancak halk arasında yaşamaktadır.

Kahramanlık ve aşk destanlarında nazım çok güçlüdür. Eserlerde kahramanın özellikleri bütün ayrıntılarıyla verilir.

Nogay Türkleri, isimlerini Altın Ordu tarihinde önemli bir rol üstlenen, birçok boyu etrafında toplayıp, zamanla bütün iktidarı ele alan, hanları istediği gibi değiştiren ve bu şekilde kırk yıl boyunca Deşt-i Kıpçak'a hükmeden "Nogay" adlı komutandan almışlardır. Nogay'ın ölümünden sonra 14. yy.'ın sonu ile 15. yy.'ın başında Altın Ordu'nun kaderine hükmeden kişi Edige (Edigü, Üdigü) olmuştur. Birçok yönden Nogay'a benzeyen ve Altın Ordu hanlarının tahta çıkışlarında söz sahibi olan Edige ile ilgili Nogaylar arasında çok yaygın bir destan bulunmaktadır. Altın Ordu'nun parçalanmasından sonra (1502) Nogay Hanlığı kurulmuştur. 1991 yılında bu Nogay Ordası'nın kuruluşunun 600. yılını kutlayan Nogaylar, savaşlarda Nogay Türklerine önderlik eden cesur komutan Edige için söyledikleri "Edige Destanı"nın da 600. yılını kutlamışlardır. Destanda 14. yy.'ın sonundan 15. yy.'ın başına kadar geçen olaylar anlatılmaktadır. Yapılan savaşlarda Nogaylara önderlik eden Edige, Altın Ordu hanları ve o dönemin tanınmış hükümdarlarından Temir eserde yer alan kişilerdendir. Ancak tarihteki şahsiyetlerle destandakiler arasında farklar bulunmaktadır.

Abdülkadir İnan'a göre Kırgızların millî destanı olan "Manas", XV.-XVI. yüzyıllarda Altın Ordu kavimlerinin (Kıpçak-Nogay boyları) ortak destanıdır. Manas'ın günümüzde de Nogay Türkleri için değeri büyüktür. Nogay âlim ve yazarlarından A. Sikaliyev, Nogay halk şairlerinden "Manas" ve "Manas Oğlu Tuyakbay" denilen kahramanlık destanlarını derlemiştir. Nogaylar arasında yiğit, âdil ve savaşçı olarak tanınan Manas; Nogayların deyimlerinde, atasözlerinde hatta köy, tepe isimlerinde yaşamaktadır.

Manastay alal bolsan antka Manas gibi helâl olsan yeminde
Yer yüzinde kalmassın uyatka Yeryüzünde utanmazsın

Manas yavdan korkmaz Manas düşmandan korkmaz
Yamanda barıp tilemez. Kötüye gidip (birşey) istemez

Manastay yürekli bol. Manas gibi yürekli ol.

Nogay destanlarındaki birçok motifte Manas'tan etkilenme görülmektedir.
S. Kalmıkova'nın hazırladığı "Nogay Halk Yırları" (1969) adlı eserde destanî yırlardan beşi bulunmaktadır. Bunlardan en eskisi "Aysıldıñ Ulı Amet Bätir"dir. Eserde 1343'te Altın Ordu tahtına oturan, zalim Yanbek handan bahsedilmektedir. Amet, babası Aysıl Bätir ile birlikte hana karşı mücadele etmekte ve halkını, memleketini korumaya çalışmaktadır. Yırda Amet halkın kanını emen Yanbek hana şöyle der:

Kedegeñdi kesermen, Oğlunu keserim,
Kesip şontık etermen, Kesip parça parça ederim,
Eliñdi eki bölermen, Memleketini ikiye bölerim,
Eltep tavga yabarman. Gönderip dağa örterim.
Bölik-bölik etermen Bölük bölük ederim
Börikken koyday etermen. Şişmiş koyun gibi yaparım.

"Şora Bätir"de kahraman Şora fakirdir. Ancak o bu durumuyla gurur duymaktadır.

Töre tuvıl, karaman, Töre değil, görüyorum,
Asılımdı sorasañ, Aslımı sorarsan
Nökis ulı Tamaman. Nökis oğlu Tama'yım.
Öz atımdı sorasañ, Öz adımı sorarsan,
Narikten tuvgan Şoraman. Narik'ten doğan Şora'yım.

Bu destanın birçok varyantı bulunmaktadır.
Eskiden beri söylenen destanlardan biri de "Boz Yigit"tir. Diğer Türk halkları arasında da yaşayan destan, yalnız Nogaylar tarafından yır şeklinde söylenmektedir. Sadece Kuban Nogayları arasında eserin birkaç varyantı bulunmaktadır. Eserde birbirini seven gençlerin duyguları, birbirlerine kavuşmak için katlandıkları güçlükler anlatılmaktadır. Onlar için mal-mülk veya sultanlığın hiçbir değeri yoktur. Destanda "Boz Yiğit"i seven Saybyamal, babasının "Boz Yiğit"i öldürmesi üzerine acısını şu sözlerle anlatır:

Temir altın bolmastı, Demir altın olmaz,
Seniñ süygen Zaytonıñ, Senin sevdiğin Zayton,
Bozyigittey bolmastı, Bozyiğit gibi olmaz,
Bozyigittiñ süyegin Bozyiğit'in kemiğini
Mıñ Zaytonga bermespen. Bin Zayton'a değişmem.
Bozyigittiñ bir tügin, Bozyiğit'in bir tüyünü
Altın üyge bermespen. Altın eve değişmem.

"Karaydar Man Kızıl Gül", aşk destanları içinde en sevilen ve yır şeklinde söylenen destanlardan biridir. Eserde fakir Karaydar'ın, mirza kızı Kızıl Gül'e aşkı anlatılmaktadır. Kızıl Gül ile evlenebilmek için başka diyarlara çalışmaya giden Karaydar, döndüğü zaman mirzanın, kızını zengin birine verdiğini görür.

"Adil Soltan Destanı"nda hanlara dalkavukluk etmeyen ve halkın tarafını tutan Adil Soltan'ın, Kırım hanı ve Türk padişahı tarafından İran'a gönderilip, orada öldürülmesi anlatılmaktadır.

Ühtilâlden önceki yır ve destanların çoğunda hep gözyaşı, dert ve acı vardır (epik-lirik destanlar). Sadece oyun yırları ve şıñlarda halkı eğlendiren konulara yer verilmiş; korkaklık, övünme, cimrilik, tembellik gibi kötü huylar sivri sözlerle yerilmiştir.

Bağımsızlık destanları, köyünde zenginlerin yaptığı kötülüklere dayanamayan ve onlardan öç almak için uzak memleketlere giden fakir Nogay yiğitleri tarafından söylenmektedir. Bunlarda zenginlerin zalimliği ve eşitsizlikten başka yalnızlık, vatan, aşk, baba yurdu, kara halk, eşitlik, kahramanlık, korkaklık gibi konular da işlenmektedir.

İnsanın dış güzelliğinin yanında akıl ve huy güzelliği, yiğitlik vb. temalar ihtilâlden önceki aşk destanlarının temalarıdır. Ancak bu destanlarda sevenler genellikle kavuşamaz.

İş yırlarında çoğunlukla çekilen eziyetler anlatılır. Çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşanlar için kurt, çekirge gibi hayvanlar en büyük düşmandır. "Şegertki" yırında çiftçilerin her şeye rağmen ümitlerini kaybetmedikleri görülür.

Bu yıl şa bulay bolgan, Bu yıl da böyle oldu,
€r yıl körmem yamandı. Her yıl görmem kötüyü.
Bu yıl bulay boldı dep, Bu yıl böyle oldu diye,
Biz koymaspız sabandı. Biz bırakmayız sabanı.

ådet, toy, beşik yırları ve bozlavlarda geçmişteki âdetler, artık yok olan hayat şekilleri anlatılır.
Sovyet dönemi yırlarından bu dönem edebiyatında bahsedilmiştir.

Atasözleri:

Nogay Türkleri çok zengin bir atasözü geleneğine sahiptirler. "Takpak" denilen bu atasözlerinin birçoğunun diğer Türk lehçelerinde varyantları bulunmaktadır. Örnekler:

Akşasız bazarga barganşa, kebinsiz körge kir.
Parasız pazara gideceğine, kefensiz mezara gir.

Kelgenşe konak uyalar, kelgennen soñ konakbay uyalar.
Gelinceye kadar misafir utanır, geldikten sonra ev sahibi utanır.

Tuvgan eldiñ yeri yennet, suvı serbet.
Doğduğun yerin yeri cennet, suyu şerbettir.

Yahşı özi ölse de, onıñ sözi ölmeydi.
İyinin kendisi ölse de sözü ölmez.

Deyimler:

Nogay Türklerinde deyimler, hem konuşma hem de yazı dilinde çok kullanılmaktadır. Örnekler:

ak yürek pen (yürekten): Açık ve doğru bir şekilde.
avırmagan baska yavlık baylav (tartuv): Birinin üzüntüsünü çekmek, onun yerine üzülmek.
basta ot yanuv: Öfkelenmek.
kabagın (kasın) tiyüv (salpıratuv, yabıluv): Kaşını çatmak, öfkelenmek, bunalmak.
kendiri kırkıluv (kesilüv): Bir şeyi yaparken çok yorulmak, zorlanmak.
köz tiyüv: Göz değmek.
mañlayga yazıluv: Bir şey alnına yazılmış olmak, kaderinde öyle olmak.
oyga batuv (kömilüv, tüsüv): Derin düşüncelere dalmak, üzülmek.
tırnak (şunatay) kader kimik körmev (sanamav): Bir şeyi kolay saymak.

Bilmeceler:

Örnekler:
Astı suv, üsti ot (şırak).
Altı su, üstü ateş (mum).

Avızı yok, burnı yok, söyley turar adam man (kitap).
Ağzı yok, burnu yok, konuşup durur insan ile (kitap).

Kabırgası bar, kanı yok, Kaburgası var, kanı yok,
dört ayagı bar, yanı yok (besik). dört ayağı var, canı yok (beşik).

Otız yapırak, biri kara, biri ak (kün men keşe).
Otuz yaprak, biri kara, biri ak (gün ile gece).

Yanlıdan bassız tuvar, bassızdan yanlı tuvar (yumırtka, tavık).
Canlıdan başsız doğar, başsızdan canlı doğar (yumurta, tavuk).

Yapıragı yamışıday, kulagı kamışıday (nartük).
Yaprağı yamçı gibi, kulağı kamçı gibi (mısır).

Masallar:

Canibekov tarafından derlenen masallardan bazıları "Altı Ayaklı Argımak Pan Kencebay Bätir", "Kamır Bätir", "Okıgan Yigit", "Namart Mınan Yumart", "Tay Mınan Böri", "Tülki Minen Böri", "Karak Kadı", "Yerenşe Şeşen", "Begim Agay", "Nar Kamıs"tır.

NOGAY HALK ŞAİRLERİ VE ESERLERİ:

Eski Nogay halk şairlerinin -bunlara yırcı da denmektedir- isimleri yır ve destanları ile birlikte günümüze kadar gelmiştir. Bu yırcılardan bazıları Kazak Türk Edebiyatı kaynaklarında da yer almaktadır. (Asan Kaygı, Kaztuvgan cırav, Dospambet cırav, Şalkiyiz cırav). Aynı yırcılar Karakalpak ve Başkurtlar arasında da meşhurdur.

Şal-Kiyiz Tilenşi oğlu Nogay Türklerinin önemli yırcılarından biridir. 16. yy. başına kadar Kuzey Kafkasya'da yaşamış olan Şal-Kiyiz, Nogay hanlığının 15. yy.'daki hanlarından Temir'in barışsever dış politikasını desteklemişse de zenginlerin, mirzaların ve hanın halka eziyet etmesine karşı çıkmıştır. Onun tolgav şeklinde birçok yırı bulunmaktadır. Akıllı ve tecrübeli bir yırcı olan Şal Kiyiz, yırlarında insanları doğruluğa, merhamete, adalete, samimiyete çağırmakta; aşağı ve kötü vasıfları ise kınamaktadır. Temir ile araları bozulunca İdil boyundan kovulan şair, Nogayların yaşadığı yerleri gezmiştir. Bir yırında Temir ile kendisi arasındaki eşitsizliği şöyle anlatmaktadır:

Ey biy Temir, biy Temir, Ey bey Temir, bey Temir,
Sen yibeksiñ-men yün men, Sen ipeksin, ben yünüm,
Sen altınsıñ-men pul man, Sen altınsın, ben pulum,
Sen soltansıñ-men kul man! Sen sultansın, ben kulum!

15. yy. sonu ile 16. yy'da yaşamış olan Asan Kaygılı her zaman halk için, barış ve adaletin hüküm sürdüğü bir hayat için mücadele vermiştir. "Kaygılı" lâkabı ona halk tarafından verilmiştir. Bu, sadece "kaygılı olmak" anlamında değil, "sakin yaradılışlı", aynı zamanda da "gezgin" anlamında kullanılmıştır. Çünkü Asan Kaygılı Nogayların yaşadığı pek çok yeri gezmiştir. Halk arasında Asan Abıs (hafız) olarak da tanınan Asan Kaygılı, mutasavvıf bir şairdir. İç savaşların yıllarca devam ettiği, kardeşin kardeşi kırdığı, mirzaların ülkeyi parçaladığı bu dönemde Asan Kaygılı kendi milliyetini savunmuştur.

Törde oltırgan töreşi Törde oturan töreci
Aş kädirin bilerme? Açlığın zorluğunu bilir mi?
Takta oltırgan padişa Tahta oturan padişah
Baş kädirin bilerme? Başın kıymetini bilir mi?
Kaygısı yok kutlılar Üzüntüsü olmayan mutlu (kişiler)
Yas kädirin bilerme? Gençliğin kıymetini bilir mi?
Yalgızlıktı körmegen Yalnızlığı görmeyen
Dost kädirin bilerme? Dost kıymetini bilir mi?

16. yy. şairlerinden biri de Dosmambet Azavlı'dır. O da şiirlerinde savaşsız ve kavgasız bir hayat taraftarı olmuştur.
Kazı-Tuvgan Süyiniş oğlu, 17. yy.'da yaşamış Astrahan Nogaylarından bir şairdir. Astrahan Nogayları ile diğer Kuzey Kafkas halkları ve Rus halkı arasında dostluk bağları kurmaya çalışan Kazı-Tuvgan, baskıncıların Yem, Yayık ve Edil boylarını basmaları üzerine şunları söyler:

Yayıktı aldı, Yemdi aldı, Yayık'ı aldı, Yem'i aldı,
Edildi aldı, Tendi aldı, Edil'i aldı, Ten'i aldı,
Endi almagan ne kaldı? Artık almadığı ne kaldı?
Agalardıñ kolınnan Amcaların elinden
Talpıy turgan kustı aldı, Özgürlüğe koşan kuşu aldı
Endi almagan ne kaldı? Artık almadığı ne kaldı

18. yy.'da yaşamış olan Sarkınbay Krımlı, Kırım'daki diğer Nogaylar ile ilişkileri kuvvetlendirmeye çalışmıştır. Nogay mirzaları halkı Türk ülkesine göçe zorladıkları zaman buna karşı çıkıp, onları diğer halklar ile dostluk kurmaya çağırmıştır.

17. yy. sonlarında ve 18. yy. başlarında yaşamış olan Elburgan Nayman oğlu, annesi Abaza olan bir Nogay şairidir. O zamanlar Kuban Nogayları ile Besleney, Abezek, Midabey, Kabartı, Karaçay ve Abaza halklarının birbirlerinden kız alıp verdiklerini, tarihler yazmaktadır. Abhazya, Kuban ve Astrahan'da yaşamış olan Elburgan şiirlerinde Nogay halkı ile gururlandığını, Nogaycayı sevdiğini, halkın zulüm görmesine ise üzüldüğünü belirtmektedir.

19. yy. şairlerinden Sıdıkbay Alhaydar (1811-1876), "Yas Gözel" ve daha birçok şiirle "Gül Ferdevs" destanının yazarıdır. Eserlerini kitap dilinde yazmış, bunlar el yazması olarak elden ele geçip okunmuştur. Anlaşılması zor olan bu eserler halk tarafından pek bilinmemektedir. Ancak halkın anlayabileceği bir dille yazdığı şiirleri de bulunmaktadır.

19. yy.'da yaşamış olan Fahruddin Abuşahman oğlu (1808-1883) birçok yırcının hocası, aynı zamanda âlim Nogay şairlerinden biridir. "Egiz" ve "Gül-Envar" adlı iki aşk destanının yazarıdır. O da eserlerinde ağır bir dil kullanmıştır. Arslan Şaban oğlu ile birlikte yazdıkları "Karaydar Man Kızıl Gül" destanında Karaydar'ın sözlerini Aslan Şaban oğlu, Kızıl Gül'ün ise Fahruddin Abuşahman oğlu yazmıştır.

Arslan Şaban oğlu da (1858-1912) birçok şiir, destan ve yır yazmış tanınmış bir şairdir. Eserlerinde zenginlerin yaptığı zulüm ile sevgi ve aşk temasını işler. Bir şiirinde kendisini şu şekilde anlatmaktadır:

Ayt deseñiz, aytayım, Söyle derseniz, söyleyim,
Asılım bolır Nayman. Aslımdır Nayman.
Adilliktiñ yolınnan Adaletin yolundan
Alp sirelse-tayman- Alp donsa kaymam.

19. yy.'da yaşayan başka bir şair de Kara Nogaylı Oraz Aytmambet oğlu'dur. Onun, ekincilerin her yıl en büyük düşmanı olan çekirge için yazdığı yır çok ünlüdür.
Halk arasında iyi tanınan yırcılardan biri de Abdul-Halık Abdul-Raşit oğlu'dur. (1858-1913). Birçok eserinde Nogay çölünde yaşayan halkın hayatını, zenginlerin açgözlülüğünü anlatmıştır. "Böri" yırı onun en tanınmış eseridir. Bu yırda, hayvancılıkla geçinen fakir halk için hem kurdun, hem de kurt kadar tehlikeli olan zenginlerin büyük birer düşman olduğu belirtilmektedir.

Baymırza Manap oğlu (1888-1918), genç bir yaşta ölmesine rağmen Nogay'ın en ünlü yırcılarından biridir. Hayatı boyunca adaletten yana olan şair, halkı okumaya ve öğrenmeye çağırmıştır.

Aci-Molla Nogman oğlu (1887-1930) Kara Nogay'ın en şöhretli şairlerinden biridir. Ekim ihtilâline kadar eserlerinde halkın çektiği sıkıntıları anlatan şair, ihtilâl sonrası yeni düzeni öven şiirler yazmıştır.

SOVYET DÖNEMİ NOGAY TÜRK EDEBİYATI

Sovyet dönemindeki Nogay Türk Edebiyatı'nın ihtilâlden hemen sonra başladığını söylemek mümkündür. Bu dönemde Nogay yazarların hemen hemen hepsinin şiir yazarak edebiyat dünyasına adım attıkları görülür. Çoğu, hayatları boyunca hem manzum, hem de mensur eserler vermişlerdir. Bu sebeple Nogay edebiyatçılarının çoğunu, şairler ve yazarlar şeklinde ayırmak mümkün değildir. Nogay Türk Edebiyatı'nda "yıyıntık" denilen ve çeşitli şair ve yazarların eserlerinden oluşan antolojiler çok fazla yer tutar.

20. yüzyıl Nogay Türk Edebiyatı'nın teşekkül ettiği bu ilk yıllarda meydana getirilen eserlerde, daha çok geçmişteki halk hayatı işlenmiştir. Halkı eğitme fikri ön plândadır. Ayrıca sosyalizmi ve Lenin'i öven eserlerin sayısının fazla olduğu, genellikle bunların basılma imkânı bulduğu görülmektedir.

Aşağıda Nogay şair ve yazarları tanıtılırken, doğum tarihleri esas alınarak kronolojik bir sıra izlenmiştir.

İhtilâlden sonra Nogayların ilk büyük edebiyatçısı Abdul-hamid Canibekov'dur. Nogay Türklerinin edebî dilinin teşekkülünde rol oynayan kişilerin başında gelen Canibekov, Nogay Edebiyatı'nın ilk taşlarını koyan, birçok ilke imza atan kişidir. 20. yüzyıl Nogay Türk Edebiyatı'nda, nesrin gelişmesinde Canibekov'un katkısı büyüktür.

Canibekov'un Nogay Türk Edebiyatı'na yaptığı en büyük hizmetlerden biri, Nogayların zengin sözlü edebî ürünlerini derlemesidir. O, Nogay folklorunu derleme işine 1905 yılında Astrahan Nogayları arasında başlamıştır. 1905-1935 yılları arasında Astrahan, Dağıstan, Açikulak ve Kuban Nogayları arasında dolaşarak, Nogay halkının söz zenginliğini; atasözlerini, deyimlerini, bilmecelerini, yırlarını, hikâyelerini, masallarını derleyip dört ciltlik "Söz Kaznası" adlı el yazması bir eser meydana getirmiştir. Bu eserde Nogayların kahramanlık yırları olan "Mamay", "Aysıldıñ Ulı Ahmet Bätir", "Edige", "Şora Bätir", "Adil Soltan", "Kazı Tuvgan", "Er Targıl", "Koplanlı Bätir", "Küsep Bätir" ve "Müsevke Bätir" de yer almaktadır. Bunlardan başka eserde çeşitli yırlar, şıñlar, ağıtlar vb. birçok türden örnekler bulunmaktadır. Eserin son iki cildi masal, atasözü ve bilmecelere ayrılmıştır. Bunların bir kısmını Canibekov ihtilâlden sonra bastırmıştır. Atasözü, masal, bilmece vb. folklor mahsullerinin bir kısmı V. Yerofeyev tarafından 1994'te "Söz Kaznası Yade Nogay Folklorı" adıyla yayımlanmıştır.

Canibekov, 1918 yılında "Karagaş Nogay Oyı", 1925'te "Satlık Mırzalar", yine 1925'te "Karaydar" isimli piyesleri yazmış ve sahneye koymuştur. Nogay halkının alfabe değişikliği yüzünden pek kullanma fırsatı bulamadığı "Balalar Üşin Nogay Elippesi, Elippeden Soñ Okuv Derisleri" isimli kitabı 1920'de Moskova'da basılmıştır. 1928'de Kuban Nogayları arasında söylenen "Karaydar Man Kızıl Gül" isimli aşk destanını yayımlamıştır. 1929 yılında Nogay Türkçesinin ilk gramerini yazmıştır. 1932'de Mahaçkala'da dört sözlük hazırlamıştır: "Himiya", "Fizika", "Matematika", "Yamagat Sayasiy" terimleri sözlükleri. 1935 yılında "Avıl Poeziyası Yade El €debiyatı" isimli folklor derlemelerinden (yırlardan) oluşan bir kitap, 1940'ta da "Nogay Yırları Em Ertegileri" isimli bir antoloji yayımlamıştır. 1949'da N. Kapiyeva, Canibekov'un derlediği yırların bir bölümünü "Pesni Nogaytsiyev" adıyla Rusça'ya çevirmiştir.

Nazip Nogaylı (Nazip Gasri), deneme türünde eser veren yazarlardandır. "8 Mart-Yañı Emil" adlı kitabı 1927'de Arap harfleriyle basılmıştır.
1930'dan sonra Nogay edebiyatçılarının sayısı artmaya başlamıştır. 1937 yılı ve sonrasındaki birkaç yıl, Sovyetler Birliğinde yaşayan diğer halklarda olduğu gibi Nogaylar için de çok çetin geçmiştir. Birçok Nogay yazarı bu yıllarda çeşitli eziyetlere maruz kalmıştır. Bunlar arasında Hasan Bulatukov, Basir Abdullin, Husin Karasov, F. Abdulcalilov, İbadolla Atuov gibi pek çok ismi saymak mümkündür. Yazarlardan bir kısmı öldürülmüş, bir kısmı ise hapislerde veya sürgünde yaşamak zorunda kalmıştır. İbadolla Atuov yirmi yıl hapiste yattıktan sonra burada ölen, talihsiz Nogay yazarlarından biridir. Binlerce suçsuz insanın Stalin tarafından öldürtüldüğü, binlercesinin de sürgüne gönderildiği bu yıllar, Nogayların edebiyat tarihlerinde son birkaç yıldır yer almaktadır.

Bu yılların en önemli edebî şahsiyeti, 1931 yılında edebiyat dünyasına katılan Fazil Abdulcalilov'dur (1913-1974). 70'li yıllara kadar yazmaya devam eden Abdulcalilov, bu kırk yıllık edebî hayatında Nogay Edebiyatı'na birçok yenilik getirmiştir. O, edebiyat sahasında o güne kadar yapılmamış birçok şeyi yapmayı başarmış, nesri olgunlaştırmıştır. Üretken ve çok yönlü bir yazar olan Abdulcalilov, öğretmen, gazeteci, şair ve yazar olarak çalışmış; şiir, roman, hikâye, eleştiri, piyes gibi hemen hemen her türde eser vermiştir. Basılmış 26 kitabı bulunmaktadır.

Nogay Türklerinin yaşayış tarzları, istekleri, niyetleri, iç dünyaları onun eserlerinde anlatılır. Kahramanları okuyucuyu kendisine çeker; bazen sevindirir, bazen üzer, bazen şaşırtır. O kendisini, halkını yetiştirmeye adamış, herkesi iyi insan olmaya, kötülükleri yok etmeye davet etmiştir. Genç şair ve yazarlara da yol gösteren Abdulcalilov, Nogay Türkçesine hâkimdir. Eserlerinde Sovyet dönemini ve Lenin'i öven konulara da yer vermiştir. "Murat Şaharda Ne Kördi" (1932), "Eki Dunıya" (1932), "Erinşek Kerey" (1932), "Balalar Üşin Türli Rasskazlar" (1933) isimli hikâyelerinde gençlerin hayatı, uğraştıkları işler, zamanı doğru şekilde anlamaya çalışmaları gibi konuları işlemektedir. Tarih konusunu işlediği ve ihtilâl öncesi Nogay halkının hayatını anlattığı "Köplerden Ekev" isimli uzun hikâyesi 1936'da basılmıştır. "Yeñilgen Yavlar" isimli piyesini 1936'da yazmıştır. 1940'ta "Mukayat Etilgen İs", yine 1940'ta Nogay Türkçesi ile ilgili olarak yazdığı "Tünegün Köp Bolmay, Yañılarda" isimli makaleleri gazetede yayımlanmıştır. 1937'de hapse atılan yazar bir yıl sonra çıkmış, 1941'de II. Dünya Savaşı'na katılmıştır. Bu olaylar onun kalemini daha da kuvvetlendirir. "Küşlilerdiñ €yeli" isimli uzun hikâyesinin bir varyantı 1949'da "Stavropolskiy Almanak" dergisinde çıkar. Abdulcalilov eserin tamamını 1950'de Nogay Türkçesi ile yayımlamıştır. 1950'de "Asantay" isimli uzun hikâyesi basılmıştır. Bu iki hikâyenin de baş kahramanları çocuktur. Asantay'da ihtilâl öncesinde zenginlere ırgatlık yapan bir çocuğun çektiği eziyetler anlatılmaktadır. Bu eser de Rusça ve Nogay Türkçesinde yayımlanmıştır. 1959'da yazarın "Katı Agın" ve "Bes Kamışı-Bereket" romanları basılmıştır. "€rüv Nışan", "Näsip Yerde Yatpaydı" (1961), "Yarbasta Bir Avılda"(1962), "Yollar, Yollar..." (1964), "Atadıñ Ulı" (1968), "Kuba Şañ" (1970) isimli uzun hikâyeleri 60'lı yılların önemli eserlerindendir.

"Şuvıldaydı Kobansuv" (1955) isimli şiir kitabında gençliğini kıyılarında geçirdiği Kuban nehrini öven şiirleri yer almaktadır. Başka bir şiir kitabı olan "Kalem Kolga Tüskende"de (1969) ise lirizm hâkimdir. Abdulcalilov'un Rusça yazılmış bir şiir antolojisi de bulunmaktadır.

Eleştiri türünde de eser veren yazarın 1972'de yayımladığı "Adımnan Adım" isimli eserinde, o güne kadarki Nogay Türk Edebiyatının genel bir eleştirisi yapılmıştır.

Nogay Türk Edebiyatı'nın ilk romanı 1932'de Basir Abdullin'in yazdığı "Kır Bätirleri"dir. Basir Abdullin, Nogay Türk Edebiyatı'nda ilk piyes yazan yazarlardan biridir.
Sovyet dönemi Nogay Türk edebiyatının oluşmasını sağlayan kişilerden biri de Musa Kurmanaliyev'dir (1894-1972). Halkın eski yırlarına benzeyen şiirler yazan Kurmanaliyev; memleket-ülke, baba yurdu, yiğitlik, halklar arasındaki dostluk, doğruluk, terbiye gibi konulara yer vermiştir. Eserleri birçok antolojiye giren Kurmanaliyev'in "Kanatlı Yürek" ve "Şöllik Tavısı" isimli iki şiir kitabı bulunmaktadır.

Hasan Bulatukov, "Sovyet Dönemi Nogay Türk Edebiyatı"nın temelini atan kişiler arasındadır. İlk şiirlerini 1924-1926 yılları arasında gazetede yayımlayan Bulatukov, "Nogay Bet" romanı ve "Fatimat" piyesi ile (1932) tanınmıştır. Birçok hikâye de yazan Bulatukov, Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti'nde Ekim ihtilâlini ilk defa işlemiştir.

Şair ve yazar olan başka bir edebiyatçı Aydemir Murzabekov'dur (1914-1989). Eserlerinde, insanın yaşarken önüne çıkan sorunlara kendi anlayışına göre çözüm getirmeğe çalışmıştır. Şiirlerinin sayısı az olan Murzabekov'un "Keñ Yollar" ve "Menim Kırlarım" isimli eserleri bulunmaktadır.

Badiy Acigeldiyev (1922-1982), eserleriyle genç Nogaylara örnek olmaya, onları eğitmeye çalışan bir yazardır. İnsan sevgisi, merhamet vb. konuları işleyen yazar, faydalı bilgiler de vermeye çalışmıştır.

Edebiyata 1950'li yıllarda giren Salehcan Zalyandin (1924-1973), daha çok şiirleriyle ön plâna çıkan bir yazardır. II. Dünya Savaşında ayaklarını kaybeden Zalyandin'in, ilk şiirleri 1947'de Nogayca basılan "Lenin Yolu" gazetesinde çıkmıştır. F. Abdulcalilov ve S. Kapayev ile hazırladıkları "Tañ, "Kırlar Üstinde", "Şeşekeylen Yerimiz" isimli antolojilerde de şiirleri bulunmaktadır. Savaşın getirdiği kötülükleri "Menim Yıllarım" (1960) isimli otobiyogragrafik bir uzun hikâyede dile getirmiştir. "Menim Yıllarım", Nogay Edebiyatı'nda bu türde yazılmış ilk eserdir. Bundan başka basılmış kitapları "Birinşi Yamgır" ve "Tögil, yırım"dır. Zalyandin eserlerinde; yiğitlik, Nogay halkının kültürü, âdetleri, iyilikleri, ümitleri, yaşadıkları yerler, Kafkasya'nın tabiatı gibi konuları işlemiştir. Vatanseverlik, aşk ve sevgiyi anlattığı lirik şiirleri de olan Zalyandin, aşk şiirlerinden birinde şöyle demektedir:

Keşelerde uykı tappay Gecelerde uyku bulmadan
Közlerim, Gözlerim
As bolmaydı menim işken Aş olmuyor benim yediğim
Aslarım, Aşlarım
Bügün seni köre kalıp Bugün seni görüp
Yolımda, Yolumda
Yaslıgımdı men basınnan Gençliğime ben başından
Basladım. Başladım

Yazarın Rusçadan Nogay Türkçesine çevirdiği mensur eserleri ve yırları da bulunmaktadır. Yazdığı birçok şiir halk arasında yır şeklinde söylenmektedir. Manzum masallar da yazmış olan Zalyandin, bunlarda eğitici konulara yer vermiştir. Kötülüğü yok edip iyiliğe dönmeyi öğütleyen Zalyandin'in "Eki Masak", "Yañı Tüken", "Şagır Em Böri", "Böri Em Kirpi" masalları, onun dildeki ustalığını gösterir. Bunlarda kötülerle ve kötülükle alay eder. Zalyandin mizah gücünü iyi kullanmaktadır. Bunun dışında Rusçanın cümle yapısından etkilenerek yazdığı başarısız eserleri de bulunmaktadır.

Kuruptursın Orazbayev (1924-1990), halk arasında "şeber tilli yazuvşı" (usta dilli yazar) olarak bilinen, Nogay Türkçesinin Kara Nogay ağzını iyi bilen ve gerektiği yerde bu ağzı doğru bir şekilde kullanan Dağıstanlı bir yazardır. İlk şiirleri "Lenin Yolı" ve "Şöllik Mayagı" gazetelerinde çıkmıştır. Kuban Nogayları yazarla 1962'de yazdığı "Keñ Kırlar" isimli hikâyelerden oluşan bir eser ile tanışmışlardır. Bu eserle Orazbayev, Dağıstan'da 1935'ten sonra duran yazma faaliyetlerini tekrar başlatan kişilerden biri olmuştur. Yazar eserlerindeki kahramanları hayatın içinden seçmiştir. 1964'te "Näsip Yuldızı" ve arkasından "Dañıl Sagını", "Anadıñ Yüregi" isimli antolojileri çıkarmıştır. Şiirlerinde sevgi, savaş, memleket gibi konuları işlemiştir.

1960'lı yıllar Nogay Türk Edebiyatı için konu ve şekil bakımından bazı değişiklerin ve gelişmelerin olduğu yıllardır. Bu gelişmeler günümüze kadar devam etmiştir. Bu yıllarda II. Dünya Savaşı üzerine yazılan eserlerin sayısı bir hayli fazladır. Ayrıca köy hayatı ve tarih konuları işlenmiş, halkın yaşayışı araştırılarak edebiyatta malzeme olarak kullanılmıştır.

Suyun Kapayev (doğ. 1927), Nogay Türk Edebiyatı'na 1950'li yıllarda giren ve edebiyatın bugünkü durumuna ulaşmasında büyük katkısı olan, Nogayların en tanınmış şair ve yazarlarından biridir. Sade bir Nogay Türkçesi ile yazan Kapayev'in hikâye, şiir, roman gibi türlerde yazdığı 30'dan fazla eseri bulunmaktadır. Eserleri Rusça'ya ve ülkedeki diğer halkların dillerine de çevrilmiştir. Eserlerinde geçmiş ile bugün arasında bağlantı kurmakta, onlar arasındaki ortak ve farklı tarafları göstererek okuyucuya karşılaştırma imkânı vermektedir. Edep konusuna önem veren yazarın eserlerinde, fikrî derinlik ve lirizm hissedilmektedir. Realizm ile sözlü edebiyatın romantizmini birleştiren Kapayev, halk hayatını çok iyi bilmekte ve bunu yazdıklarına yansıtmaktadır.

S. Kapayev Türk dünyasını gezmiş, gittiği yerlerdeki edebiyatçılar ile fikir alışverişinde bulunmuştur. Türkiye'ye de gelen yazar, "Stambul", "Kün Ayındı", "Göremediñ Nur Kızları" gibi şiirleri Türkiye için yazmıştır.

"Kün ayındı" dediler maga "Günaydın" dediler bana
Ayak baskanlay Türk Eline. Ayak basar basmaz Türk memleketine
Karadım men karamım toymay, Baktım ben bakışlarım doymadan
Aytuvlı Anadol yerine. Meşhur Anadolu yerine
"Kün ayındı" dediler maga "Günaydın" dediler bana
Türk eginşiler kolımdı alıp, Türk çiftçiler elimi alıp,
Kardaştay bolıp habar kurdık Kardeş gibi konuştuk
Bir nogay üyde keşe kalıp Bir Nogay evinde gece kalıp

S. Kapayev şiirde 14.-15. yüzyıllardaki eski Nogay şairlerini takip etmiş, onların geleneklerine uymuştur. Önemli eserleri arasında "Dañıl Uyandı" (1958), "Tav Suvı" (Rusça, 1957), "Yürek Sırlarım" (1969), "Sävle" (1987) adlı şiir kitapları; "Ötüv" (1957), "Akşokırak Avılında" (1963) hikâyeleri; "Eski Üydiñ soñı" (1962), "Tolkınıñ Tolı, Tazasuv" (1964), "Tandır" (1967), "Bekbolat" (Rusça, 1971), "Kırluv" (1974) uzun hikâyeleri; uzun hikâye ve makalelerinin bulunduğu "Kazkulaktıñ Kartları" (1990) ve "Bekbolat" (1970) romanı sayılabilir. "Tolkınıñ Tolı, Tazasuv", "Tandır" ve diğer uzun hikâyelerinde Nogay halkının cephe gerisinde yaşadıklarını göstermeye çalışmıştır. "Tandır"da Nogay aydınlarının nasıl şekillendiği ve ilk Nogay öğretmenleri anlatılmaktadır. "Bekbolat"ın konusu ihtilâlin Nogay köylerine nasıl geldiği ve insanları nasıl etkilediğidir. "Kırluv", savaş yıllarında büyük kahramanlık gösteren, küçük Nogay kızı Krımhan Miceva hakkında yazılmıştır. 1995'te basılan "Nogaydıñ Üyi" Nogay Türklerinin evleri, kıyafetleri, yemekleri, bayramları, âdetleri gibi çeşitli konuların ele alındığı bir eserdir.

1957'de SSCB'nin "Yazarlar Birliği"ne üye olan Kapayev, 1995 yılında da "Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti'nin halk yazarı" seçilmiştir.
Magomet Kerimov (doğ. 1927), 1960'larda eserlerini yayımlamaya başlayan bir edebiyatçıdır. Şiirleriyle ön plâna çıkan Kerimov; hayat, anne, gençlik, iş, tabiat gibi temaları işlemiştir. Şiir kitapları "Yazlık Tınısı" (1966), "Menim Näsibim" (1970), "Menim Yuldızım" (1977), "Yürekten Yürekke" (1990)'dir. "Salam, Salimat!" (1967), "Atlı Kız" (1968) eserleri hikâye ve piyeslerden oluşmaktadır. Ayrıca "Dañıl Yollar" isimli bir de uzun hikâyesi bulunmaktadır.

Yevgeniy Kalinin (doğ. 1935), Lenin yolı gazetesinde çıkan "Tenisbaydıñ Baktısı" isimli uzun hikâye ile tanınmış bir yazardır.

Askerbiy Kireyev (doğ. 1938), yazmaya şiirle başlayan, daha sonra hikâye, deneme vb. birçok türü deneyen yazarlardan biridir. İlk şiirlerini, 1956'da "Tav Yazlıgı" adlı bir antolojide yayımlamıştır. Temiz bir Nogay Türkçesi ile yazan Kireyev'in ilk eseri "Yürek Sözi" (1964) isimli şiir kitabıdır. "Lenin Yolu" gazetesinde de çalışmış olan Kireyev, aslında çocuk edebiyatçısı olarak tanınmaktadır. Çocuklar için yazdığı şiir ve hikâyelerinden oluşan eserlerinden bazıları "Küpelek", "Telegramma", "Kögerşin", "Biyala", "Şeñilşek", "Karlıgaş", "Tulpar", "Karina" ve "Bulak"tır. Bu eserler, dönemin diğer şair ve yazarlarının yaptığı gibi gençlere, çocuklara yol gösterici, terbiye verici niteliktedir.

Yelena Bulatukova (doğ. 1937) son zamanlarda çocuk edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocukların iç dünyasına yönelik eserlerinde; onların hayal gücünü geliştiren, temiz, anlaşılır, sade ve mizahî bir anlatıma sahiptir. Hikâyelerindeki hayvan karakterlerini usta bir dille oluşturmuştur. Sözlü edebiyata yakın bir tarzı olan hikâyeleri, daha çok masal niteliği taşımaktadır. İnsanın tabiatla ilişkisini sevimli ve cana yakın bir şekilde ele alan Bulatukova, aynı zamanda gençleri ve çocukları eğitmekte, onlara faydalı bilgiler vermektedir. Hikâye ve masallardan oluşan "Altınşaş" (1994) önemli bir eseridir.

Nogay Türklerinin önemli edebiyatçılarından biri de Aşim Sikaliyev'dir (doğ. 1938). Aynı zamanda edebiyat tarihçisi de olan Sikaliyev, bütün hayatını Nogayların tarihini ve 14.-15. yüzyıllardaki edebiyatını araştırmaya adamıştır. Özellikle edebiyat tarihi araştırmasına yönelmiş olması, onu daha da önemli kılmaktadır. İhtilâl öncesinde de Nogayların yazılı bir edebiyatının olduğu, ve Türklerin yazılı ilk eserlerinin Orhun Abideleri ile başladığı Nogay Türklerine Sikaliyev tarafından gösterilmiştir.

A. Sikaliyev, edebiyat hayatına masal ve eleştiri yazarak başlamıştır. Nogayların folklor mahsullerini, elyazmalarını 1955-56 yılından itibaren toplamaya başlayan Sikaliyev, o yıllarda araştırmalarını gün ışığına çıkarma imkânı bulamamıştır. Ülk olarak 1967'de Nogay gazetelerinde "Ömirlerdiñ Davısı" adıyla araştırmalarını yayımlamaya başlamıştır. Eserlerini bazen Rusça, bazen de Nogay Türkçesi ile kaleme almıştır. Yaptığı araştırmalarla 14.-15. yüzyıllardaki Nogay şairlerinin isimlerini ve eserlerini günümüze taşımıştır. "Ösiyet" (1990), bu konuda hazırlanan kıymetli bir eserdir. Diğer önemli eserleri arasında bir hikâye kitabı olan "Yıltın" (1968), "Nogay Halk Yırları" (1969) (S. Kalmıkova ile birlikte), folklor derlemelerinin yer aldığı "Ayt Deseñiz, Aytayım..." (1971), Nogay Türk Edebiyatının tarihini abidelerden başlatarak anlattığı "Sınap Karap, Sırlasıp...", "Nogaytsı" (Ü. Kalmıkova ve R. Kereytov ile birlikte), Nogayların destan kahramanlarından bahsettiği "Nogayskiy Geroiçeskiy Epos", Nogay destanlarından oluşan "Edige" (1991) sayılabilir.

Sikaliyev gibi edebiyat tarihi araştırmaları yapanlar çok azdır. Kara Nogay'dan D. Şihmurzayev bu konuda çalışan önemli bir isimdir.

Başka bir şair, kısa ömründe yazdığı birçok şiir ve yır ile tanınan Gamzat Acigeldiyev'dir (1939-1969). Sokpak (1962) onun ilk şiir kitabıdır. Halk tarafından çok sevilmiş olan şair, şu şiirinde kendisinin de çok sevdiği halkına şöyle seslenir:

Halkım, saga soldat boldım Halkım sana asker oldum
yırımda, yırımda,
Yer biyledi yırlarım da Yeri kapladı yırlarım da
kırımda, kır(lar)ımda
Yırsız bir de siz bolmassız Siz hiç yırsız yapamazsınız
kırlarım kırlarım
Men ölgende yaşap bilse Ben öldüğüm zaman yaşasa
yırlarım yırlarım

Sevgi, vatanseverlik, savaş gibi temaları işleyen şairin basılmamış, ama halk ağzında yaşayan şiirleri bulunmaktadır.

Dağıstanlı Anvarbek Kultayev (doğ. 1940), Abdulcalilov'un yol gösterdiği şairlerden biridir. Ülk şiirlerini "Şöllik Mayagı" ve "Lenin Yolı" gazetelerinde yayımlamıştır. Şiirlerinin baş teması çöl tabiatıdır. Şiir kitapları arasında "Yolda" (1963), "Vaktım" (1970), "Saklav" (1974), "Şöldiñ Öktemligi" (1987) sayılabilir.

Muharbiy Avbekicev (doğ. 1940), "Şıkta Tap" (1969), "Örnekli Yapıraklar" (1979) isimli şiir kitaplarının yazarıdır. Şair ev, anne, savaş yıllarında yaşanan açlık, fakirlik gibi konuları lirik bir üslupla yazmıştır.

Keldihan Kumratova (doğ. 1944), Nogay Edebiyatı'na 1960'lı yıllarda katılmış bir kadın şairdir. Nogay Türkçesi ile yazılmış şiirlerinden bazıları Rusçaya da çevrilmiştir. 1973'te "Kremen i Fialka" isimli şiir antolojisini çıkaran Kumratova'nın birçok dergide de şiirleri yayımlanmıştır. Halkın hayatını lirik bir şekilde ve temiz bir Nogay Türkçesi ile yazmıştır. Nogaylar arasındaki kardeşlik ve sevgi bağları üzerine kurulu; manzum masal, manzume ve şiirlerden oluşan "Tamız" (1988) şairin en ünlü eserlerinden biridir. Basılmış şiir kitapları arasında "Kılkobız" (1975), "Şäbden" (1966), "Soñgı Yapraklar" (1969), "Altın Oka" (1985), "Tañ Mañında" (1994) sayılabilir.
Çocuklar için yazanlardan biri de Soltahan Acikov'dur (doğ. 1944). Kısa ve uzun hikâyeleri ile makaleleri bulunan Acikov, eserlerinde Dağıstan Nogaylarının yaşadığı çölü, oradaki değişik tabiat manzaraları anlatır. Ayrıca namus, gurur, kötülük gibi konulara da değinen yazarın "Tüsli Tüsler", "Talaka", "Maslagat Töbe" isimli kitapları bulunmaktadır.

80'li yıllarda edebiyat dünyasına giren İsa Kapayev (doğ. 1949), Suyun Kapayev'in oğludur. Eserlerini Rusça ve Nogay Türkçesi ile yazan, İ. Kapayev, milletin hayatını, tarihini çok iyi bilmekte, eserlerinde insan-tabiat ilişkisi, dünyaya iyilik ve sevgi ile bakış, edep, ahlâk gibi konulara yer vermektedir. İ. Kapayev araştırmacı bir yazardır. Edebiyata diğer yazarlar gibi önce şiir yazarak değil, hikâye yazarak başlamıştır. 1975'te "Kurcın" ve "Berdazi" isimli uzun hikâyelerini, 1977'de "Yest takiye parni" isimli Rusça uzun hikâyesini, 1981'de "Tal Terektiñ Butakları Tiyedi Menim Betime" isimli hikâyelerden oluşan kitabını yayımlamıştır. 1982'de "Vokzal" romanı, 1985'te "Garmonistka", 1987'de "Şel çelovek po ulitse" ile bir uzun hikâye ve kısa hikâyelerden oluşan "Dunıya Ömirli-Seniñ Közleriñde", 1988'de "Skazaniye o sıntaslı", 1989'da "Sülder" (1. cilt), 1991'de "Sülder" (2. cilt) basılmış kitaplarındandır. Ayrıca Nogay yazarların ortak antolojilerinde de birçok eseri bulunmaktadır. Kapayev; "Karabätir", "Nakonets-to", "Bolmagan Sabantoy", "Altın Şıbın" hikâyeleri ile "Bar Sonday Yaslar" ve "Kobızşı" uzun hikâyelerinde köy hayatından sahnelere yer vererek meseleleri göstermeye çalışmıştır. "Vokzal", "Dunıya Ömirli-Seniñ Közleriñde", "Reklama" gibi uzun hikâyelerinde şehir hayatını işlemiştir. "Kurcın", "Sıntaslı Akında Tolgav", "Salam, Mihail Andreyeviç!" gibi hikâyelerinde köyde yetişen kahramanın şehirle karşılaştığı zaman hayatında meydana gelen değişiklikler, zorluklar anlatılmaktadır. "Bar Sonday Yaslar"da genç insanların iç dünyalarından bahseder. 1975-85 yıllarında yazdığı "Sülder" romanında o dönemin politik havasını, halkın meselelerini dile getirir.

Valeriy Kazakov (1948), son dönem Nogay Türk Edebiyatı'nın önemli yazarları arasındadır. Yazarın edep konusunda yazdığı ve gençlere hayatı göstermeye çalıştığı "Togız Kaptal" isimli uzun hikâyelerden oluşan kitabı önemlidir.

Dağıstanlı Kadriya Temirbulatova (1949-1979), şiirleri birçok gazete ve dergide çıkan Nogayların tanınmış şairlerinden biridir. Nogay Türkçesi ile yazdığı şiirleri "Tav Dañıldan Baslanadı" (1971), "Sokpak Yolga Imtılsa" (1972), "Yaslık Yırları" (1973), "Hayran" (1978); Rusça yazdığı şiirleri "Aydıñ Külemsirevi" (1975), "Saklangan Yuldızlar" (1977) isimli kitaplarda toplanmıştır.

Nogay şiirine yenilikler getirmeye çalışan Murat Avezov (doğ. 1951), şiirlerinde namuslu, temiz yürekli insanı tasvir etmektedir. Hayatın çeşitli taraflarını gösteren Avezov'un "Es" isimli bir şiir kitabı bulunmaktadır.

Aslında bir dil araştırmacısı olan Sofya Kalmıkova, A. Canibekov'un kızıdır. Onun da 1955'te "Yırlar, Ertegiler, Aytuvlar", 1963'te "Nogay Halk Takpaklar", 1967'de "Nogay Ertegiler" isimli derleme kitapları yayımlamıştır. A. Sikaliyev'le hazırladığı "Nogay Halk Yırları"nda (1969) eskiden ve günümüzde söylenen yır ve destanları bir araya toplamıştır. Eserde yer alan Sovyet dönemi yırlarında bazı temaların değiştiği görülür. Bu yırlarda ihtilâlin halka mutluluk getirdiğinden, ağlayan halkın artık gülmeye başladığından bahsedilmeye başlanmıştır. Bu dönemdeki yırlar parti, Lenin, savaş, aşk ve oyun yırlarıdır. Bu yırlardan çoğunun kimin tarafından yazıldığı bellidir. Kokov Soltan'ın "Yeti Yıllık Plannıñ Atı Man", "Süymeklik Yansaray", T. Kereytova'nın "Anamga", S. Kapayev'in "Nogay Kız", Yaslık Yırı", Asiyat Kumratova'nın "Altayga Kel", "Kalma Menim Kunama", N. Matakayeva'nın "Okuvşılar", C. Bulatukova'nın "Nogay Kızlar", "Pohodta", "Nogay Valsi", K. Kumratova'nın "Üyken-Halk", D. Şihmurzayev'in "Karanogay Elimsiñ"; bu yırların en ünlülerindendir.

Sovyet dönemi yırlarından II. Dünya Savaşı üzerine yazılmış olanlar üç çeşittir:
1. Savaşa gidenlerin söylediği yırlar
2. Savaşa evladını, kocasını, kardeşini gönderen insanların söylediği yırlar
3. Savaşta ölen kişiler için savaştan sonra söylenen yırlar
Bunlar arasında en ünlüleri C. Türkmenov'un yazdığı "Halkım Seni Yırlaydı", M. Raskeldiyev için çıkan "Murat", A. Kaplangerey için çıkan "Kaplan-Gerey", A. Kumratov'un yazdığı "€skerşi"dir.
Sovyet döneminde yazılan aşk yırlarında çoğunlukla sevdiğine kavuşamama teması ağırlıklıdır. En sevilen aşk yırlarından bazıları K. Kumratova'nın "Süygen Yürek", M. Kurmanaliyev'in "Yansaray", F.Abdulcalilov'un "Alagöz", "Toyda Tilek", M. Kereytov'un "Karavıñdı Sagınaman"dır.
Şıñların ise belli bir müziği yoktur. Aynı melodiyle söylenen birçok şıñ olduğu gibi bir şıñın birçok melodiyle söylenebildiği de görülmektedir.
Bavbek Karasoğlu, çocuk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Onun "Yigerli Abıt" adlı mensur eserinden başka "Mutıp Oltırma" adlı kısa hikâyelerden oluşan bir antolojisi bulunmaktadır.
Çocuklar için yazmasa da eserlerinde onlar için faydalı konulara yer veren Y. Ayıpov, hayvanların hayatı, avcılık gibi konularla dikkati çekmektedir.
Ayrıca Bätir Bayısov, Muharbiy Avbekicov, Acdavut Naymanov, Dağıstan'dan Bekbiyke Kulunşakova 1970'li yılların sonlarında ortaya çıkan Nogay edebiyatçılarındandır.
Son yıllarda piyes türüne önem verildiği görülmektedir. Bu türde yazılan eserler arasında Ramazan Kereytov'un "Avıldıñ Kurtkaşıgı" (1987) adlı eseriyle piyes ve makalelerinin yer aldığı "Yazda Bir Avılda" (1995) önemlidir. Aynı zamanda edebiyat tarihçisi de olan Kereytov'un, "Dañıl Yarıgı" (1977) ve "Yarık Yaklar" (1978) adlı şiir ve hikâyelerden oluşturulan ortak antolojilerde eserleri bulunmaktadır.
Günümüzde birçok genç şair ve yazar Nogay Türk Edebiyatında eser vermeye devam etmektedir.

Kaynak: http://nogai.blogspot.com/2008/06/nogay-edebiyatndan-rnekler.html