░   Emir Temür'ün imparatorluğunun sınırlarını iyice genişlettiği dönemde Şirazlı Hafız bir gazel yazar. Bu gazelin bir beytinde şöyle der:

اگر آن ترک شيرازی به دست آرد دل ما را
به خال هندويش بخشم سمرقند و بخارا را


“Eger ân Turkî-i Şîrâzî be-dest âred dil-i mârâ
Be-hâl-e hindûyeş bahşem Semerkand û Buhârârâ”

(O Şirazlı Türk (güzel) bize iltifat eder, gönlümüzü alır, aşkımızı kabul eylerse 
Onun siyah benine Semerkand’ı da bağışlarız, Buhara’yı da)

     Büyük Emir Temür, Hafız’ın kenti Şiraz’ı fethedince şairi huzuruna getirtir ve azarlar:
     — Semerkand ve Buhara gibi gözbebeğimiz iki şehrimizi bir güzelin kara benine nasıl feda edersin be adam?
     Hafız üzerindeki yırtık pırtık giysileri işaret eder ve şöyle cevaplar.
     — Zaten vere vere bu hale düştüm padişahım!