Yazdır
Kategori: Kültür - San'at - Edebiyat
░   Üç gün önce Yunus Emre Divanı'nın Vatikan nüshasının bulunduğu haberini vermiştik. Haberimizde "Vatikan’ın internet üzerinden paylaştığı dijital yazıtlarda büyük Türk mutasavvıfı ve halk şairi Yunus Emre’nin daha önce gün yüzüne çıkmamış, içinde 200’e yakın şiir bulunan yeni divanı ortaya çıktı. Araştırmayı yaparak divanı bulan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Himmet Büke, 'Akademik çalışmalarıma bağlı olarak yaptığım arşiv taramalarım sırasında Vatikan arşivinde yeni bir Yunus Emre Divanı nüshası tarafımızdan tespit edildi. Çalışma iki kitap halinde TDK yayınları arasından 1-2 ay içinde çıkacak ve okuyucusuyla buluşacaktır' dedi."demiştik.
     Habere Prof. Dr. Timur Kocaoğlu'ndan itiraz geldi. Kocaoğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı itirazında Yunus Emre Divanı Vatikan nüshasının yeni keşfedilmediğini, 1953 yılından bu yana bilindiğini ve bir çok araştırmacının bu nüshadan faydalandığını ifade etti.
     Kocaoğlu'nun mesajı şöyle: 
     "Genel olarak bütün bilimlerde olduğu gibi, Türkbilimde de doğruluk çok önemlidir! Ancak kimi Türkbilimcilerde şu sayrılık görülüyor: "Bunu ilk kez ben buldum (keşfettim)!" özentisi... 
     Vatikan nüshası ta 1953'lerden beri çeşitli kataloglarda biliniyordu: Rossi, Ettore. Elenco dei manoscritti turchi della Biblioteca Vaticana: Biblioteca apostolica vaticana, 1953; XXII-415 sayfa: ISBN-10: 8821000087.
    Yakın bir geçmişte böyle Türkbilim skandalı 2019'da da yaşanmıştı, İran'da Türkmen Sahra'da Veli Muhammed Hoca tarafından bulunup, onun çeşitli kimselere pdf kopyasınını dağıttığı "Dede Korkut'un Üçüncü Elyazması: Türkmen Sahra Nüshası"nı bir Prof. öğretim üyesi bunu "İlk kez ben sahada araştırma yaparken Kazakistan'da buldum!" diyerek ve bu yazma elinde olan kişinin adını ve onun İran'da bulunduğunu gizleyerek, bir de ona "Türkmen Sahra" yerine çok yanlış "Türkistan" nüshası diye ad takarak Türkiye'de duyuru yapmış, kendisini kaşif gibi takdim etmişti! Sonra ben ve başkaları bu konuda gerçek bilgiyi verince, onun bu yaptığının yanlış olduğu Türkbilim çevrelerinde eleştirilmişti. 
     Şimdi de, bu Vatikan'daki Yunus Emre eseri ve divanı 1953'ten beri elyazma kataloglarında varken ve bir çok kimse ondan yararlanmışken ve çalışmalarda söz etmişken, 2021'de bugünlerde birinin "Vatikan arşivinde ilk kez ben buldum" diye ortaya çıkması da Türkbilim bakımından "etik" değildir, bunu yapmaya ne gerek var? Doğrusunu şöyle söylemek gerekirdi: "1953 yılından beri bilinen Vatikan'daki Yunus Emre Divanı yakında kütüphane tarafından digital olarak herkese açıldı, ben de şimdi ondan yararlanarak yeni bir çalışma hazırladım, bu çalışmam TDK yayınlarında basılma sürecindedir, 2 ay içinde yayımlanacak" demesi lazımdı. Bu haber CNNTURKTV yayını ve Hürriyet gazetesinde de "İlk kez bir Türk Öğretim Üyesi Himmet Büke Yunus Emre'nin Divanının bilinmeyen Vatikan nüshasını buldu!" diye yanlış bilgi verildi: Bunda bu TV kanalı ve gazetenin suçu yok, bu duyuruyu böyle yanlış yapan kimse sorumlu!"