░   Manevî güzelliklerle dolu olan Ramazan ayı, ilâhî rahmetin bütün kâinatı kuşatıp kucakladığı, kulluk şuurunun yeniden alevlendiği rahmet ve bereketi bol bir aydır.
     Oruçlar, terâvîhler (bu yıl cemaatle olmayacak), iftarlar (bu yıl toplu iftarlar olmamalı), sahûrlar, mukâbele, zikir, dua ve niyazlarla her türlü feyiz, bereket ve mağfireti içinde barındıran bu ay, insanlığın kararan ufkunu aydınlatan “doğru yolu gösteren, hak ile batılı birbirinden ayırmanın açık delillerini getiren ve hidâyet rehberi olan Kur’ân’ın inmeye başladığı aydır.” 

     Hz. Muhammed (sav) bu ayda peygamber olarak görevlendirilmiştir. İslam’ın dört temel ibadetinden biri olan oruç, bu aya özel olarak farz kılınmıştır. Bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’ân’da ifâde edilen Kadir Gecesi bu ayın eşsiz gecelerinde gizlenmiştir. Sevgili Peygamberimiz bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyuruyor: “Mübarek Ramazan ayına kavuştunuz. Allah (cc) bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapatılır ve şeytanlar zincirlere vurulur.”  Bu hadîs-i şerîf gösteriyor ki; Ramazan ayında iyi işler yapıp kötülüklerden sakınan kimse için cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır. Mü’min, oruç sayesinde nefsine hâkim olup şeytana uymadığı için, şeytan eli kolu bağlanmış ve etkisiz hale gelmiş olur.
     Ramazan ayına mahsûs ibadetlerimizin en başında oruç gelir. Yüce Allah Bakara sûresinin 183. âyeti-i kerîmesinde şöyle buyurur. “Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de oruç farz kılındı. Umulur ki, (oruç tutmak suretiyle kötülüklerden) korunursunuz.”  Görülüyor ki, Ramazan ayında oruç tutmak Allah’ın kesin bir emridir. Bu sebeple Ramazan hangi mevsimde gelirse gelsin ister kış aylarında, ister bu yıllarda olduğu gibi uzun yaz günlerinde olsun, akıllı ve büluğ çağına eren yani çocukluktan kurtulmuş olan her Müslüman oruç tutmakla mükelleftir. İçinde yaşadığımız ülkede yaz mevsiminde gündüzlerin oldukça uzun, gecelerin ise kısa olması hasebiyle bu ibadetin ifâsında güçlükler gözükse de Allah (cc) bizlere sabır ve güç nasip edecektir. Oruç sadece hastalık ve yolculuk durumlarında kazaya bırakılabilir. Allah Teâlâ’nın mü’minlere bir ikrâm olarak sunduğu Ramazan orucunu geçerli bir sebep olmaksızın asla sonraya bırakmamalıyız.
     Orucu sadece yeme-içme-cinsi münasebetten uzak durmak olarak görmemeliyiz. İmam Gazali Hazretlerinin dediği gibi “oruç, sadece mideyi aç bırakmak değildir, aksine oruç, dili yalandan, gözü haramdan uzak tutmak ve her türlü çirkin fiillerden uzak durmaktır.” İşte orucu bu mantıkla tutarsak oruç anlam ve önemini bu şekilde daha iyi kazanmış olur. Bu ayda haramlardan uzaklaşmalı; üzerimizde kul hakkı, kamu malı veya hakkı varsa sahiplerine iade edip helalleşmenin çarelerini aramalıyız.
     Bir sonraki Ramazan ayına ulaşıp ulaşamayacağımız belli değildir. O halde, gelin bu yıl yüce Rabbimizin bize bir kez daha nasip ettiği Ramazan ayını şanına uygun olarak değerlendirelim.