░   Yıllardır dinleri, dilleri ve kültürleri yüzünden çeşitli baskılara maruz kalan Doğu Türkistanlı soydaş ve dindaşlarımızın özellikle son zamanlarda yoğunlaşan bir sindirme ve soykırım hamlesine maruz kaldıkları açıktır. Çin Halk Cumhuriyetinin önce tamamen inkar ettiği, mızrak çuvala sığmayınca da sözde mesleki eğitim ve aşırılıkla mücadele adı altında meşrulaştırmaya çalıştığı post-modern Nazi kampları uygulaması, aydın, sanatçı ve bilim adamlarının sudan bahanelerle hapislerde süründürülmesi, Müslüman ailelerin evlerinde Komünist Partisi görevlilerinin “zorunlu misafir” olarak bulundurulması vb. pek çok insanlık dışı uygulama aylardır dünya kamuoyunun gündemindedir. Türk Ocakları olarak Türk dünyasının bu kadim medeniyet merkezinde yaşanan bu faciaya Türk kamuoyunun dikkatini çekmek için çeşitli toplantılar düzenledik ve imza kampanyası başlattık.

Mehmet Öz
     Bugün burada hem bu kampanyanın sonuçlarını açıklayacak hem de Kazakistan’da bulunan Atayurt Kazak İnsan Hakları Derneği ile Skype bağlantısı kurarak Çin’in sözde kamplarında veya hapishanelerinde bulunmuş olan Kazak Türklerinin ağzından olan biteni duyurmaya çalışacağız. Faaliyetimizin bu kısmı için, genç bir akademisyen olan Mehmet Volkan Kaşıkçı’nın gayretlerini özellikle anmak ve kendisine teşekkür etmek isterim. Sanal imza sayımız 11.445 olup imza atanların çoğunluğu akademisyen ve eğitimcilerden oluşmaktadır. Bununla birlikte toplumun her kesiminden, işçisinden ev hanımlarına kadar geniş bir yelpaze bu işe sahip çıkmıştır. Ayrıca bazı şube ve temsilciliklerimiz sahada imza kampanyası düzenlemiş, bu çerçevede de bugüne kadar Genel Merkeze toplam 8361 imza ulaştırılmıştır. İmza kampanyasına katılan bazı şubelerimizin verileri ise henüz bize intikal etmemiştir. Netice itibarıyla 20.000’in üzerinde bir rakama ulaşılacağı anlaşılmaktadır. Gayretlerinden ötürü bu şube ve temsilciliklerimize şükranlarımı sunarım. Bütün bu imzaları inşallah önümüzdeki süreçte Birleşmiş Milletler, İslam Konferansı Teşkilatı , Türk Konseyi ve TBMM başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara arz edeceğiz.

     İmza kampanyamıza şu metinle başladık:

“DOĞU TÜRKİSTAN’DA İNSAN HAKLARI İHLÂLLERİNE SON VERİLSİN”

     1949’da Çin tarafından işgal edilen ve 1955’de “Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi” adıyla Çin tarzı özerk bölgeye çevrilen Doğu Türkistan’da yaşayan ve çoğunluğu Uygur olmak üzere Kazak, Kırgız ve diğer Müslüman Türk unsurlardan oluşan Doğu Türkistan halkı son yıllarda daha önce eşi benzeri görülmemiş baskı ve zulüm politikalarına maruz durumdadır.

     Çin Devleti, Doğu Türkistan’da yaşayan ve çoğunluğu Uygur olmak üzere Kazak, Kırgız ve diğer Müslüman Türk unsurlardan oluşan Doğu Türkistan halkını kitlesel bir biçimde sözde “eğitim kampları”nda tutmaktadır. Araştırmacılar yaklaşık olarak bir milyon kişinin yargılama olmaksızın kamplarda tutuklu bulunduğunu tahmin etmektedir. Bu tutuklular katı bir gözetim altında, psikolojik baskılara tabi tutulmakta, ana dillerini, dinlerini ve kültürlerini terk etmeye zorlanmaktadırlar. Kampların dışındaki Müslüman Türk halk ise çok yoğun izleme sistemleri, kontrol noktaları ve kişilerin birbirlerini gözetlemeleri gibi temel insan haklarını alenen ayaklar altına alan yollarla büyük bir baskı altında yaşamaktadırlar.

     Bu şekilde devam etmesi hâlinde, emsali görülmemiş bir soykırıma dönüşecek olan bu uygulama ve baskıların gündeme getirilmesi, asla Çin’in iç işlerine karışmak olarak değerlendirilmemeli; ekonomik ve stratejik işbirliği düşünülerek milyonlarca Müslüman Türk’ün, tüm dünyanın gözü önünde asimilasyona uğramasına izin verilmemelidir.

 

     Aşağıda imzası bulunan bizler;

     Çin'in, Doğu Türkistan’da uzun süredir "terörizm ve dinî aşırılık" bahanesiyle devam ettirdiği bu ırkçı tutumundan, insan hakları ve inanç hürriyeti kısıtlamalarından ve “yeniden eğitim kampları" adıyla açık hava hapishanesi şeklinde kurduğu çağdaş Nazi işkence kamplarından bir an önce vazgeçmesi, yasadışı bir şekilde gözaltında tuttuğu bir milyondan fazla Müslüman Türk soydaşımızı serbest bırakması çağrısında bulunuyor; başta Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticileri olmak üzere uluslararası toplumu bu konuda duyarlı davranmaya ve çözüm üretmeye davet ediyoruz.

     Kamuoyuna saygı ile arz ederiz.

     Değerli basın mensupları,

     Burada bazı hususların altını çizerek konuşmamı tamamlamak istiyorum. Bazı çevreler ABD’nin bu meseleyi, Çin arasındaki dünya hakimiyeti mücadelesinde kullandığını ileri sürüyorlar. Bir kesim Çin ile olan samimi bağlılıkları dolayısıyla Çin zulmünü tamamen inkâr ederken bazı kesimler de iddiaları abartılı buluyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerinin bundan etkileneceği de ileri sürülüyor. Biz tam tersine, şayet Çin Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerini güçlendirmek ve karşılıklı güveni artırmak istiyorsa bu baskı politikalarına son vermesinin her tarafın yararına olacağını savunuyoruz.

     Bu hadiseyi kasıtlı olarak ABD’nin kışkırttığını bahane ederek görmezden gelenlere soruyoruz:

     ABD’nin emperyalist politikaları kötü olunca Çin’in baskıcı politikaları ve dünya ekonomisine egemen olma ihtirası masum mu olmaktadır?

     Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen Çin, niçin tarih boyunca Türk medeniyetinin en önemli beşiklerinden biri olmuş olan Doğu Türkistan’da yaşayan soydaş ve dindaşlarımıza tahammül edememektedir?

     İnsanların evlerinin, mahremiyetlerinin maruz bırakıldığı aşağılık uygulamalar hangi “eğitim” sisteminde vardır? Bunun insan haysiyeti ile bağdaşır hangi yanı vardır?

     İlham Tohti’ler, Abdürehim Heyit’ler, üç yüze yakın aydın, sanatçı ve alim niçin hapistedir? Hapislerde şehit edilen din alimlerinin suçları nedir?

     Milyonlarca kişiyi sözde eğitim adı altında kamplarda tutmak hangi insanlık ve medeniyet anlayışının ürünüdür?

     Değerli basın mensupları,

     Bizim derdimiz Doğu Türkistan’daki Müslüman Türk varlığına karşı yürütülen bu gayrı insanî kampanyanın sona erdirilmesidir. Kardeşlerimizin emperyalistlerin savaşında malzeme olmasına hayır diyoruz. Çin hükümetini; Türkiye ve diğer Türk devletleriyle iyi ilişkiler kurmak istiyorsa bir an önce bu yoldan dönmeye ve Doğu Türkistan’ın Türk kimliğini silme hevesinden vaz geçmeye çağırıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Türk Konseyini, İslam Konferansı Teşkilatını ve Birleşmiş Milletleri Çin’e bu insanlık dışı uygulamaları sone erdirmesi için çağrıda bulunmaya ve gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz.

     İnanıyoruz ki; Türk medeniyetinin bu muazzez ve mukaddes beşiği, Kâşgarlı Mahmudların, Yusuf Has Haciplerin, Osman Baturların, İsa Yusuf Alptekinlerin yurdu Türk ve Müslüman olarak kalacaktır.

     Saygılarımla.

Prof. Dr. Mehmet ÖZ

Türk Ocakları Genel Başkanı

 

http://www.milliguc.net

Powered by OrdaSoft!