Bugünkü Türkmenistan coğrafyasında yetişmiş Türkmen şairlerinin en çok tanınmış olanıdır.
     Genellikle kabul edildiğine göre 1146’da (1733) Etrek ile Gürgen nehirleri arasında kalan Hacıgovşan’da doğdu. 1983 yılı, Türkmenistan’da doğumunun 250. yılı olarak geniş çaplı faaliyetlerle kutlanmış ve bu tarih resmiyet kazanmıştır. Bir lakap olduğu da düşünülebilecek olan Mahtumkulu (Mahdumkulu, Mağtımgulı) mahlasının dışında şairin başka bir adı bilinmemektedir. Göklen uruğunun Gerkez kabilesinden olan Mahtumkulu’nun Garri Molla olarak tanınan babası Dövletmemet Azadi de şairdir ve aruz vezniyle Çağatayca yazılmış Va’z-ı Âzâdî adlı bir mesnevisi bulunmaktadır. Mahtumkulu ilk eğitimine babasının yanında başladı. Keçecilik, başka bir rivayete göre ise kuyumculuk gibi ata mesleklerini de öğrendi. Eğitimine Kızılayak’ta ve ardından Buhara’daki Kükeltaş Medresesi’nde devam etti. Bir süre sonra burada dost olduğu Sibiryalı Türkmen Nuri Kâzım İbn Bahir ile beraber Türkmen toplulukları arasına karıştı. Onunla birlikte Afganistan’a, Hindistan’a, ardından Kâbil üzerinden Özbekistan’a geçip Margelen, Andican ve Semerkant’a gitti. Davet üzerine bir müddet Kükeltaş’ta kaldıktan sonra dönemin en tanınmış medresesi olan Hîve’deki Şirgazi’de üç yıl daha öğrenimine devam etti. İyi bir öğrenci olarak talebe halifesi oldu, hocasının yerine zaman zaman dersler verdi. Nuri Kâzım’la birlikte Şirgazi’de bulundukları sırada bu medresede Türkmenler için bir bölüm açıldı. Hayatının daha sonraki dönemleri hakkında fazla bilgi bulunmayan şairin 1197’den (1783) sonraki bir tarihte öldüğü sanılmaktadır.
     Edebî Doğu Türkçesi yanında Arapça ve Farsça öğrenen Mahtumkulu Nizâmî, Sa‘dî-i Şîrâzî, Ali Şîr Nevâî ve Fuzûlî gibi klasik şairleri okumuştur. Buna rağmen kendisinden öncekiler gibi klasik Türk edebiyat diliyle değil genel olarak canlı Türkmen şivesiyle ve sade bir üslûpla şiirler yazmıştır. Böylece Türkmen edebî dilinin ortaya çıkmasına ve gelişmesine önemli bir hizmette bulunmuştur. Türkmen edebiyatına öncü olması yanında ideal Türkmen tipine örneklik etmesiyle de halkı tarafından sevilip benimsenmiştir.
     Mahtumkulu, Türkmen kabileleri arasında kanlı çarpışmaların yaşandığı, İran Şahlığı ve Hîve Hanlığı’nın Türkmenler’le mücadeleye giriştiği bir dönemde yerinden yurdundan edilen, esir pazarlarında satılan, zenginlikleri yağmalanan halkına yürekten yanmış, şiirlerinde onların dertlerini dile getirmiştir. Türkmen birliğini sağlamak en büyük ideali olmuştur. XVIII. yüzyıl Türkmen hayatını tasvir ettiği şiirlerine bakılarak devrin sosyal hayatının analizi yapılabilir. Toplumsal huzursuzluğa sebep olan bazı din âlimi ve idarecilerden, fakirleri ezen zenginlerden, rüşvet yiyen kethüdâlardan şikâyet şiirindeki motiflerden bazılarıdır. Ağabeylerinin esir alınarak götürüldükleri yabancı yerlerde ölmesi de onu derinden etkileyen bir olay olarak şiirlerine yansımıştır.
     Şiirlerinde daha çok Mahtumkulu adını, bazan da Pirâgi (Firâkî) mahlasını kullanmıştır. Halk şiir geleneğindeki bâde içme motifi onda da görülür. Dinî-tasavvufî düşüncenin temelini oluşturan dünyanın fâniliği en temel temalarındandır. Mahtumkulu’nun nasihat edici şiirleri de az değildir. Kötüye ve zalime karşı savaşı, bağımsızlığa olan tutkuyu dile getiren sesiyle Köroğlu ve Dadaloğlu’nu hatırlatan şair, bir derviş edasıyla halkı irşat etmeye çalışırken de Hoca Ahmed Yesevî tavrını yansıtmaktadır. Hikmetli şiirleri ata sözü gibi ezberlenip halk arasında yayılmıştır. Bazı aşk şiirlerinde Türkmen kızlarının güzelliğini, edep ve erkânını, sevginin kutsallığını, kadınların cemiyette tuttukları yeri belirtmiştir. Kendisiyle evlenmesine engel olunduğu için ayrılığının ateşiyle yanıp tutuştuğu sevgilisinden Benli (Menli, Mengli) olarak söz eder.
     Mahtumkulu Dil ve Edebiyat Enstitüsü El Yazmaları Bölümü’nde şairin divanının 100’den fazla nüshası bulunmaktadır. Himmet Biray bir girişle beraber şairin 304 şiirini Mahtumkulu Divanı adıyla yayımlamıştır.