Tarihten beri pek çok mücadeleler veren Doğu Türkistan Uygur halkı baskı ve zulmün devam ettiği son devirlerde arka arkadan kendi cesur evlatlarını doğurdu ve yetiştirdi.
     Her sefer ki müstakillik için verilen her mücadelede kendi liderlerini ortaya çıkardı. 1933 yılındaki Cumhuriyet'imizin mağlubiyeti ve tarihi tecrübeleri 1944 yılındaki Cumhuriyet'imizin meydana gelmesine zemin hazırladı.
     Bu manadan şunu kesin söyleyebiliriz ki, 1944 yılındaki halk müstakillik hareketi 1933 yılındaki mücadelenin devamıdır. Çünkü, Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti'nin siyasi programı, dış siyaseti, devlet bayrağı, simgesi ve esas nişanı 1944 yılındaki milli ayaklanmanın lideri Ilınan Töre tarafından aynen ortaya konulmuş ve uygulanmaya başlanmıştı, Alihan Töre Doğu Türkistan halkının 1940'lı yıllardaki önde gelen teşkilatçısı, askeri komutanı, devlet kurucusu ve tarihi etkisi olan İslâm alimidir. Onun parlak hayatı. Doğu Türkistan'ın müstakillik mücadeleleri ile iç içedir.
     Alihan Töre 1890 yılında Tokmak'da dünyaya geldi. Babası Şakirhan Töre, Endican'daki marifetperver Özbek Türklerinden olup oğlu Alihan'ı Suudi Arabistan ve Buhara medreselerinde okutarak dini ve müspet bilimlerde yüksek bilim sahibi yaptı. 19-17 yılına kadar Alihan birkaç defa Komünistlere karşı savaşlara katıldı. Sonra çevredeki kasabalarda imamlık ve medreselik yaptı. Bu arada Kaşgar'a bir defa gelip gitti. 1930 yılına kadar Tokmak'da ünlü din adamı ve tabip olarak şöhret kazandı. Bolşeviklerin baskınına karşı mücadele vermiş ve hapiste yattı. 1930 yılında ailesi ile Gulca'ya geldi ve yakalandı. Toplumun kefili İle hapisteki ölüm cezasından kurtmuş olsa bile kısa bir süre sonra komünistlere karşı aleyhte propaganda suçlaması ile Şing Si Şey tarafından yakalanarak Ürümçi'de hapse atıldı. O, Arapçayı ve Farsçayı çok iyi biliyordu, birçok dini, siyasi ve inkilabî kitaplar yazdı.
     1943 yılında Alihan Töre bir kaç senelik hapis hayatını bitirerek Ürümçi'de hapisten çıktı. Bu devir Doğu Türkistan İslâm Fanisi ve Doğu Türkistan Halk Partisinin Ürümçi'de ciddi teşkili faaliyet yürütmekte olduğu bir zamana rastlıyordu, Alihan Töre hapisten çıkar Çıkmaz istiklalcilerin yegane önemli Üssü olan bilinen Ruzi Hacım Camisi (şimdiki Han Tengri Camisi)'ne geldi ve Cingizhan Damaolla, Polat Kadir, Selçuk, Er-toğrul, Tohti Kurban gibi arkadaştan ile temas kurarak teşkili faaliyetlerini devam ettirdi. Umumi vaziyeti gözleyerek Gulca'ya yönelik yol tuttu, İslâm Tarihi, İslâm Felsefesi ve Kur'andan tam bilgili olan Alihan Töre, Gulca'ya geldiği zaman Peytulla Camisinin Başmüderrisliği ve imamlığı teklif edildi. O kısa zamanda halkın müstakillik mücadelesine atılmasına ve bir araya gelmesi yolunda açıktan açık konuşmalar yaptı.
     Gomindang Partisinin zayıfladığı Gulca'da askeri gücünün az olduğunu ve halkın nefretinin patlama derecesine ulaştığını göz önüne alarak bilgenin ileri gelenleri ile istişareler yaparak "Azatlık Teşkilatı"nı kurmaya girişti. Böylece Alihan Töre reis olmak üzere Muhemmetcan Mahsum, Gulam Kadir, Rehincan, Sabırhacı, Abdurrauf Mahsum, Nuriddin beg, Cani Yoldaşov, Salman Bey vs.gbi kişilerin katılması ve sonradan Ömercan, Kasımcan Kemberi, Abdukerim vs. gibi genç aydınların davet edilmesi ile " Doğu Türkistan Azatlık Teşkilatı " resmen kuruldu, Alihan Töre daha Ürümçi'de İken dava arkadaşlarıyla birlikte kararlaştırılan Üç Basamaklı siyasi programı ilan etti. Azatlık Teşkilat'ının vazifesini açıkça ortaya koydu. Birinci basamakta Sadır Palavan ruhu ile yetişen İli halkı arasında mevcut mahalli toplantılardan ve camilerden faydalanarak, geniş çapta istiklal terbiyesi yürüttü. Bu suretle bütün halkı harekete getirmek ; ikinci basamakta ise gizli hazırlık yaparak. İli'de silahlı ayaklanma çıkararak işgalci Cin hâkimiyetini devirmek. Üçüncü basamakta bütün Doğu Türkistan'daki istiklalci teşkilatlarla yoğun temas kurarak ve birleşerek mücadele verip, sonunda Gomindang hükümetini yok ederek ve hür bağımsız ve demokratik Doğu Türkistan kurmaktan İbaretti.
     Doğu Türkistan Azatlık Teşkilatı'nın siyasi faaliyetleri kısa sürede etkisini gösterdi. Gulca şehrinde düşman ile halkın sının açık olarak belirlendi. Bütün köy ve kasabalar harekete geçirildi. Ürümçi'ye, Kaşgar'a, Aksu'ya ve Turfan'a haberciler gönderildi. Pek çok altın ile Sovyet'e silah satın almak için temsilciler yollandı. Bütün yerlerde silah satın alma rüzgarı esti. Bundan haber alan Gomindang yetkilileri merkeze durumun ciddi olduğu yolunda rapor yollamakta birlikte Gulca'daki Cinli memurlara hatta güvendikleri sivillerin hepsine silah dağıttı.
     Kısacası, Alihan Töre başkanlığındaki "Azatlık Teşkilatı" o devirdeki en doğru mücadele hedefini yani silahlı mücadele yolunu açıkça ortaya koymuş ve o yoldan gitmiştir. 1944 yılının başında bu teşkilat açıktan açık faaliyet yürütmeye başladı, ama Gomindang idaresince bu teşkilat üyelerinin kitleler halinde tutuklanması Sovyet casuslarının bu teşkilata el altından nüfuz etmesinden endişelenen Alihan Töre hemen karar vererek teşkilatı gizli hale getirdi ve teşkilatın şeklen dağıldığını bildirdi. Gerçekte ise silahlı mücadelenin zaman, yeri ve usulleri açıkça belirtildi.
     1944 yılının Temmuz ayında Altay'daki milli güçler Gomindang'ın 384. Alayına baskın yaparak mağlup etti. 14 Ağustos günü Nilki'daki Ulastay'da Geni, Fatih Ekber, Seyit, Hamit ve Osman başta olmak üzere 600 kişilik partizanlar gurubu resmen bir araya geldi ve açıktan açık silahlı saldın başlattı. 7 Ekim Nilki Şehrini kurtardı, işte bu Doğu Türkistan Azatlık hareketinin başlanması. Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin kurulusu için atılan ilk kurşundu. " Azatlık Teşkilatı " reisi Alihan Töre, Gomindang'ın bütün askerleriyle şehir dışında savaşmakta olan bu fırsattan faydalanarak 10 Kasım 1944 günü Gulca şehrinde silahlı ayaklanma yapma kararını aldı. Düşman bundan haber aldığı İçin ayaklanma tarihi 7 Kasım ile değiştirildi. NiUca partizanlarının Geni başkanlığındaki kısmı Gulca'nın güney doğusundan, Seyit başkanlığındaki kısmı Gulca'nın kuzey, batısından, Fatih başkanlığındaki kısmı kuzey doğusundan hücum etmeleri kararlaştırıldı. O gün sabahın ilk saatlerinde Abdukerim Abbasov başkanlığındaki partizanlar 60 adet otomatik tüfek, 2 adet makineli tüfek, 2 adet tanksavar silahı (Mmamyot) ve bunlara ait 2 ton cephane ile Korgas yolu ile Bayanday'dan geçerek Gulca'ya girdi.1945 Şubat ayında Gulca kurtarılana kadar Gulca şehri ve civarında 20'den fazla büyük, 300 'den fazla küçük tipte çarpışmalar meydana geldi. Alihan Töre önce kendisinin önderlik ettiği birliklere komutan sonra Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin Askeri Kuvvetleri Başkomutanı olarak bütün savaşlara komutanlık yaptı, Bu arada parçalayarak yok etmek esas gücü toplayarak düşmana nihai darbeyi vurmak, kuşatarak yok etme, düşmanı teslim olmaya mecbur etme ve hile ile yok etme taktiklerinin hepsini komuta ettiği bütün savaşlarda basan uyguladı.
     Bundan başka bütün halkı harekete getirme, cephe gerisinde lojistik desteği devamlı hazır bulundurma, askerlerin savaşma ruhunu yükselime, dış ülkelerin silahlarından faydalanma, esir ve ganimetleri halletme, hatta Ürümçi, Şiho, Manas ve Aksı taraflara Fedai müfrezeler göndererek düşmanın arka cephesindeki gücünü zayıflatmak gibi tedbir ve çareleri kullandı. O, savaş sırasında tamamen Doğu Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti'nin kararlan doğrultusunda hareket etti. Netice olarak bir düzenli ordu için gerekli bütün sistem ve kuralları tesis etti. Ayrıca, milli ordunun birliklere bölünmesi, komuta düzeni ve askeri unvan ve rütbeler
 nişan ve madalyalar ihdas etti.3 Şubat 1945 tarihinde Doğu Türkistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nun 19 sayılı toplantısında 12000 kişilik bir milli ordu kurulması karart aştırıldı, Alihan Töre Mareşal unvanı ile bu milli orduya başkomutan olarak atandı.
     Bütün ordu müstakil 3 ordu olarak yeniden teşkil e-dildi. 1.Ordu Merkezi olarak Ürümçi'nin fethine, 2. Ordu Altay ve Çöçek Bölgesinin kurtarılması (Şimal ordusu ), 3. ordu ise Cenup ordusu adı ile Güney Vilayetlerimizin işgalcilerden temizlenmesi için görevlendirilerek genel taarruza geçmeleri emri verildi.
     Mareşal Alihan 11 maddelik antlaşmasına kadar bütün üç vilayetteki ve Taşkorgan'dan başlatılan Güney bölgesi savaşlarına basan ile komuta etti. Bütün Çin'i sarsacak derecede başarılan elde edip Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin genç ve kahraman ordusunun güç ve kudretini gösterdi.
     12 Kasım 1944 günü, yani 12 Kasım 1933 yılında Kaşgar'da kurulan Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti'nin ilanından 11 yıl sonra Alihan Töre'nin liderliğinde Gulca'da ikinci bir Türk devleti olarak Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu, Alihan Töre Cumhur-başkanlığına seçildi. Hükümet, milli orduyu kurdu. Bakanlıklar ve Teşkilatlan kuruldu. Hükümet 9 maddeLİK siyasi programı hazırlayıp onayladı. Devlet adı Doğu Türkistan, devlet bayrağı ay yıldızlı yeşil bayrak olarak kabul edildi. Devlet'in resmi organı olarak Doğu Türkistan Gazetesi yayına başladı. Bakanlar Kurulu Alihan Töre, Hakimbek Hoca, Rehimcan Sabır Hacı, Muhammetcan Mahsum, Habib Yöneci, Enver Mosabayov, Ebulhayır Töre, Abdukerim Abbasov, Maskoliuv gibi şahıslardan teşekkül ettirildi.
     1945 yılının ortalarına kadar Alihan Töre hükümet ve milli ordunun yüksek hukukunu kullanarak müstakil Doğu Türkistan devletini kurma yolunda pek çok zor ve parlak hizmetleri basan ile yerine getirdi. Sonraki devirlerde Çin işgalcilerinin ve onların .Sovyet Bolşeviklerin ve casuslarının hükümet ve ordu içine sızarak yüksek yönetim kademelerinde karışıklıklar çıkarması sonucunda değişiklikler oldu. Hükümet 11 maddelik  antlaşmasını kabule zorlandı. O zaman Alihan Töre antlaşmayı kesinlikle ret edip devletin müstakilliği için sonuna kadar silahlı mücadele yapma fikrinde ısrar etti.
     Birinci defa toplanan Bakanlar Kurulu toplantısında anlaşmaya karşı karar alındı, ikinci defa yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında ise Rusların aldatmacası ve askeri tehditleri üstün gelerek anlaşma kabul edildi. Temmuz 1946'daki bu antlaşma neticesi Ürümçi'de 15'i yerli, 10'u da Çinli olmak üzere 25 kişilik ortak bir hükûmet kuruldu.
     Buna göre :
Çinli general Zhang Zhi Zhong Genel Vali,
Ahmetcan Kasım ile Burhan Şehidî de vali muavinleri,
Mehmet Emin Buğra Bayındırlık Bakanı,
Canım Han Maliye Bakanı,
İsa Yusuf Alptekin sandalyesiz üye olarak girmiş,
Mesut Sabri de Eyalet Genel Müfettişi olmuştu.
     Çin ve Doğu Türkistan hükumetleri arasında 12.7.1946'da 12 maddelik bir antlaşma imzalandı. Bu hususlarda da mutabakata varıldı:
 1-Türkistan Hükûmeti, 15'i Doğu Türkistanlı ve 10'u Çinli olmak üzere 25 kişiden kurulacaktır,
 2-Mahalli idare makamları, yerli halk tarafından işgal edilecektir,
 3-Parlamento serbest seçimler esasına göre teşkil edilecektir;
 4-Bütün tutuklular serbest bırakılacaktır ,
 5-Türk ve Çin dilleri resmi dil olarak geçerlidir, Öğretim dili Türkçe'dir ;
 6-Doğu Türkistan'ın yeni Hükûmeti, İli, Altay ve Tarbagatay bölgelerine yerleştirmek için12,000 asker gönderecektir,
 7- Doğu Türkistan; hiç şüphesiz kültürel, iktisadi ve iç siyaseti bakımından özel hakları mahfuz kalmak şartı ile Çin Devleti'ne bağlı kalacaktır.
     İhtilâl kuvvetlerinin altında olan ve Ruslarca desteklenen İli, Altay, Tarbagatay vilâyetlerine Çin eli uzanmıyor, güneydeki Çinlileştirme politikası ise halkın kuzeydeki gibi Rusya'ya meyline sebep oluyordu. Bunun üzerine Çin, Mesut Sabri'yi genel valiliğe, İsa Yusuf'u da hükûmet genel sekreterliğine atamak yoluyla idareyi milliyetçilere bıraktı. Hükûmetin Rus yanlısı üyeleri bu yeni durum karşısında İli bölgesine çağrıldılar ve hükûmetten çekildiler.
     O zaman dan itibaren Alihan Töre yönetimden yavaş yavaş uzaklaştırıldı. Milli mücadele belirsiz yola girdi. Manas'taki durgunluk, güneyde ise milli ordu büyük katliamlara maruz kaldı. Çin Komünistleri, Gomindangçıları ve Rus Bolşevikleri birleşerek Doğu Türkistan Cumhuriyeti'ni sonunda devirdiler, Cumhurbaşkanı Alihan Töre, İslamcı ve Türkçü bir lider olduğu için 1945 senesinin yazında bir akşamı Gulca'daki Rus Konsolosluğuna çağrılıp orada gizlice tutuklandı. Ve gizlice Sovyetler Birliği'ne kaçırıldı. 
     Alihan Töre'nin yerine gelen lider Ahmet Can Kasımı, Eylül 1949'da 5 arkadaşı ile birlikte Ruslar'ın suikastıyla uçak kazası bahane edilerek yok edildi. Ve 6 yıl yaşayan Doğu Türkistan Hükümeti, 100 bin kişilik Doğu Türkistan Ordusu Ruslar tarafından dağıtıldı. Aralık 1949; Doğu Türkistan Stalin tarafından Cin Komünistlerine teslim edildi. Ama Doğu Türkistan halkı ay-yıldızlı gök bayrağını hala saklamaktadır. Bağımsızlığa ve hürriyete olan ümidi hiç bir zaman kesilmemiştir. İnşallah, çok yakın gelecekte Doğu Türkistan'da bir müstakil devlet kurulacak. Çünkü Doğu Türkistan halkı ecdatları gibi hürriyet ve bağımsızlık İçin can vermeyi, kan vermeyi şeref bilen bir millettir.
     Devletlerin karakterine, tarihi olayların mahiyetine ve tarihi sanıkların değerlendirildiklerinde Materyalizmin sahte görüşlerine göre yani Komünistlerin rezil ye kendi menfaatine olan fayda zarar yönünden değil, gerçek tarihi şartlar, hakiki tarihi mevcudiyet ve halkın esas arzusuna dayanarak değer vermek gerekir. Bu en
Alihan Töre bütün hayatını Türkistan halkının hürriyeti için adamıştır.Komünistlerin kastını ve hilesini ilk önce sezerek çareler kullanmıştır. Doğu Türkistan'ı azatlığa kavuşturma yoluyla bütün Türkistan halkını azatlığa kavuşturma gayesini güden uzak görüşlü bir devlet adamı idi. Aynen Millet düşmanların Söylediği gibi " O Turancı " idi. İslamiyet'in cesur bir gazetecisi idi Onun hayatını bilmek, düşüncesini araştırmak, tecrübelerinden sonuçlar çıkarmak bugün yalnız ilim adamlarının mecburiyeti olmakla kalmamalı, onun gerçekleştirememiş büyük arzusuna varislik etmek bütün Doğu Türkistan istiklalcilerinin tarihi ve milli bir borcudur, Alihan Töre Doğu Türkistan halkının kalbinde mengülük (ebediyete kadar) yaşayacaktır. Doğu görüşe sahip olmanın esasıdır.
     Kısacası 1944 yılındaki Doğu Türkistan Cumhuriyetinin takdirini o zamanki devletlerin karışık menfaatleri ve karşılıklı ilişkilerinin belirlediği realiteden bakıldığında Doğu Türkistan kemiksiz bir et parçası gibi iki köpeğin ortasında kalmıştır. Bu kemiksiz etin geleceği başkaları tarafından belirlenmiştir. Gelişmesi ve sonucu ne olursa olsun 1944 yılındaki İli Milli Hareketi ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti Doğu Türkistan Halkının kan dökerek, şehit vererek mücadele yapmasıyla elde edilen özbe-öz kendi hakimiyetidir. Ne yazık ki, düşmanın hileleri, çeviriden dolapları ve üstün askeri gücü galip geldi. Ahmetcan Kasimi vs. gibilerin gizlice Öldürülmesi ve Çin komünistlerinin Doğu Türkistan'da hüküm sürmesi yok edilen bu Cumhuriyet'in halkın devleti olduğunu açık tanımladı.
     Doğu Türkistan Türkleri sömürüyü ve esareti hiçbir zaman kabul etmemiştir. Doğu Türkistan Sovyet Komünist hakimiyetinin desteğiyle 10 yıl idare eden cellat Şin-Şi-Sey ile milletçi Çin hakimiyetinin ağır zulmü ve esaretine karşı 1944 yılında Doğu Türkistan'ın kuzey-batı bölgelerindeki İli, Altay, Çövçek (Tarbagatay) vilayetlerinde milli kurtuluş ayaklanması patlak verdi. Şiddetli savaşlar neticesinde 12 Kasım 1944'de İli vilayetinin Gulca şehrinde Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu. Bu Cumhuriyetin cumhurbaşkanlığına Alihan Törem tayin edildi. Bir yıllık silahlı savaşlar neticesinde İli, Altay, Çövçek vilayetleri Çin ordusundan temizlenip, halkın milli devleti meydana geldi. Muntazam Doğu Türkistan milli ordusu kuruldu.