Yazdır
Kategori: Biyografiler
Gösterim: 1246

     Eleştirmen ve yazar Fethi Naci (İsmail Naci Kalpakçıoğlu), 3 Nisan 1927 tarihinde Giresun’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Giresun ve Erzurum’da tamamlayan Naci, 1949 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu.
     Gençliğinde 1,5 ay cezaevinde kaldı. Kurucuları arasında bulunduğu Yüksek Tahsil Gençlik Derneği yöneticiliğinden dolayı 1951 yılında tutuklanan Naci, 1,5 ay kadar Sultanahmet Cezaevinde kaldıktan sonra salıverildi. Uzun süre İstanbul’da bir fabrikada muhasebecilik yapan Naci, 1965 yılı Nisan ayında görevine son verilince Gerçek Yayınevini kurdu. O tarihten sonra yazarlık ve yayımcılık yapan Fethi Naci, Cumhuriyet gazetesinin haftalık kitap ekindeki eleştiri yazılarını sürdürüyordu.
     Çok sevdiği babaannesinin ölümü üzerine kaleme aldığı ilk yazısı 1943 yılında Erzurum gazetesinde yayımlanan Naci’nin Behçet Necatigil’in ilk kitabı "Kapalı Çarşı" üzerine yaptığı ilk eleştiri yazısı, 1945–46 kışında Aksu dergisinde yayımlandı.
     1960’ın en beğenilen eleştirmeni 1953’te babasının adını kendi adına ekleyerek, "Fethi Naci" adıyla yazmaya Naci, Dost dergisinin düzenlediği soruşturmada 1960’ın en beğenilen eleştirmeni seçildi.
     1962 yılında Türkiye İşçi Partisi’ne giren Fethi Naci, Vatan Gazetesi ve Sosyal Adalet dergisinde siyasal yazılar yazdı. Partiyle ilişkisi kesildikten sonra aynı doğrultudaki yazılarını Yön’de ve bir süre yönetimine katıldığı Ant dergisinde sürdüren Naci, 1968’de siyasal yazılarına son vererek "100 Soruda" dizisini çıkarmaya başlayarak edebiyata kesin dönüş yaptı.
     Yazar, ilk eseriyle toplumcu sanatın ilkelerini koymaya çalışan ve bilimsel bir tutumu benimseyen bir eleştirmen olarak tanındı.
     Eleştirmen ve yazar Fethi Naci (İsmail Naci Kalpakçıoğlu), 23 Temmuz 2008 günü İstanbul Cihangir’deki evinde sabaha karşı vefat etti.
     Eserin estetik bileşenlerini değil, gerçek hayatla ilişkisini irdelemeye; dilinin biçimini değil yazarının dil yanlışlarını ön plana alan ve eleştirel yaklaşımın “nesnel” olması gerektiğini düşünen “toplumcu” eleştirmen Fethi Naci, eleştirilerinde irdelediği yazılarda kendi siyasal ve ideolojik görüşlerinin yansımasını arar.
     Fethi Naci’ye göre eleştirmen, okura yol göstermelidir. Gerçek sanatçı, eserını eleştirmenin yargılarına göre yaratmaz. Eleştirmenden etkilenen, şiirini ya da anlatısını eleştirmenin verdiği yönergelere göre biçimlendiren sanatçının “gerçek sanatçı” sayılamayacağını; her sanatçının kendi özgün yolunu yine kendisinin çizeceğini söyler Fethi Naci.
     Fethi Naci, eleştirmenin, dolayısıyla kendisinin, işte bu okuru “sanat sorunları üzerinde düşünmeye zorladığını” söyler.
     Naci’ye göre, sanat eserı okurlara sesleniyorsa, toplumdan, toplum bilimsel verilerden, tutum bilimsel verilerden, tarih bilimsel verilerden ve benzerlerinden ayrı düşünülemez. Bu nedenle eser, bu bilimlerin verilerinin çerçevesinde kalmalıdır. Bunların tümüne “gerçek” dersek, sanat eserı gerçekle çelişkin olamaz; olmamalıdır.
     Fethi Naci’nin eleştirel amacının dilin estetik kullanımıyla biçem yaratma ve geliştirme gibi metni oluşturan biçimsel birleşenler arasındaki ilişkinin irdelenmesi değil, “gerçek”le olan ilişkisinin irdelenmesi olduğu söylenebilir.
     Nitekim 100 Soruda Türkiye’de Roman ve Toplumsal Değişme kitabında “Roman nedir?” sorusundan başlayarak ilk Türk romanı sayılan Taaşuk-ı Talât ve Fitnat’tan (Şemsettin Sami), kitabın yayımlandığı 1980’li yıllara dek Türk romanının gelişimine değinirken bu bakış açısını temel olarak alır; çünkü Fethi Naci romanının toplumsal bir ürün olduğunu; romanın ve romancının yönsemelerine toplumsal ve ekonomik tarihin verilerinin belirlediğini düşünür. Bu tutumu, Fethi Naci’yi “açıklayıcı/yorumlayıcı” eleştirmenlerden saymamıza yol açar. Roman kahramanı neden öyle düşünmüş, niçin o sözü söylemiş; romandan alıntılarla bunları açıklarken gerçekte o toplumsal konumdaki insanın böyle düşünmesi, böyle söylemesi mümkün müdür gibi soruların yanıtlarını vermeye çalışır; bu yanılar, onun yorumlarının temelini oluşturur.
     Naci daha çok roman üzerinde yoğunlaşırken bazı yazarlar onda önemli yer tutar. Reşat Nuri, Sait Faik, Yaşar Kemal bu yazarların önde gelenlerindendir.
     Fethi Naci, her basımında yeni romanların eklemesiyle Yüz Yılın 100 Romanı’na kadar genişleyen 40 Yılda 40 Roman kitabını Türkiye’de Roman ve Toplumsal Değişme kitabındaki kimi yazılarına sonraki dönemlerin romanları konusundaki yazılarını da ekleyerek oluşturmuştur. Romana bakış açısı eleştiri ölçütlerini ve yazın eserı karşısındaki tavrı, bu kitabına eklenen yazılarına benzer niteliktedir. Böylece, kitabın son bölümü olan Yüz Yılın 100 Roman’ında incelediği yüz romanla Türk romanının başlangıcından 20.yüz yıla dek bir envanterini de çıkartmıştır.
     Edebi çevrelerin Fethi Naci için söyledikleri dikkate alındığında daha önceleri siyasi yönüyle tanınan Naci’nin eleştiriye sonraları katılmasından dolayı Ahmet Hamdi Tanpınar, Tenkid ihtiyacı adlı yazısında “… tenkit münekkitsiz geldi. Onu edebiyatımızda bazı ufak tefek numuneleriyle, bazı işaret ve remizleriyle sanat ve nev’in üzerinde ciddi birtakım tesirler bile yaptığı oldu fakat aramızda münekkit diyebileceğimiz muharrir henüz yetişmedi ve bence bugünkü edebiyatımızın en büyük zaaflarından biri de budur der.”
     Fethi Naci’nin siyaseti bırakıp, eleştiride karar kılınışına Tanpınar’ın sözünü ettiği, dolu gibi görünen boşluğu tespitinin büyük payı olmalıdır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi onun siyasetten iyice soğuduktan sonra bir “örgüt adamı” olamayacağına karar verip “bir birey olarak” yapılabileceklerin “en iyisini” eleştiriyle yapmaya yönelmesi, yine bir siyasi planlamanın sonucu olmalıdır. Nitekim Fethi Naci, siyasetteki grup bağını hemen aynıyla eleştiriye de uygulayarak marksist-kemalist grubun dışında kalan resmi ideolojiyle barışık olmayan yazarları uzunca bir süre görmemiş, görmüşse bile gündemine almamış, almışsa bile mutlaka yermek üzerine almıştır. Ancak giderek Türk edebiyatının bir bütün olduğunda karar kılan Fethi Naci bu notadan sonradır ki -Tarık Buğra’ya karşı Yaşar Kemal ile Nahit Sırrı Örik’e karşı Adalet Ağaoğlu'na derin muhabbetini de her halükarda koruyarak- gözde grubunun dışında kalan yazarların eserleri üstünde durmaya başlamıştır. Yine de Safiye Erol, Samiha Ayverdi, Bahaeddin Özkişi,      Sevinç Çokum gibi önemli yazarları eleştiri gündemine almayışı (ya da çevre baskısından çekinerek almayışı) Fethi Naci adına bir eksiklik olarak kayıtlara geçecektir.
     Fethi Naci, Türkiye'de sol edebiyatın kendine çeki düzen vermesinde büyük rol üstlenmiş, Toplumcu Gerçekçilik adına sefalet edebiyatının önlenmesinde, cinsel özgürlük adına pornografinin yer edinmemesinde, yazınsal dille gündelik dil farkının anlaşılmasında, sıradanlıkla sadelik arasındaki farkın kavranmasında, İstanbul Türkçesinin edebi dil olarak benimsenmesinde etkili olmuştur.
     Eleştirmenlik tutumunda yatılılık sendromunun, yüksek öğrenim görmüş bir taşralı olarak üstlendiği siyasi misyonun, genç yaşlarda edindiği “dava adamlığı” rolünün etkileri de gözlenen Fethi Naci, eleştirinin sınırlarının belirlenmesi, eleştirmenin görev ve çabasının anlaşılması konularında da üzerine düşeni yapmaya çalışmıştır.
     Şiir ve öyküden daha çok roman eleştirisi ile uğraşan Fethi Naci tüm çalışmalarında kendine göre bir “iç sistem” uygulamış olsa da akademik formasyona diye bir söyleyişle akademik disipline sahip olmadığı için çokça tekrara düşmüştür. Ayrıca, çalışmalarında bir içerik bütünlüğü sağlamak için önceden yayımlanmış kitaplarındaki birçok yazıyı daha sonraki kitaplarına da almıştır.
     Materyalist bir felsefî temele oturan eleştiri anlayışını, nesnellik tarafsızlık, kararlılık, sözünün ardında durma, insan emeğine saygı duyma, marifete tabi olanla, marifetin anlaşılması engel olanı ayıklama, yazardan çok esere yönelme, kalıcı olanda ve kalıcı olmakta ısrarlı davranma, gündelik övgü ve yergilerden etkilenmeksizin özgün bir istikameti izleme konularında olabilecek en makul çabayı gösteren eleştirinin uzun yolcusu Fethi Naci, yazdığı eserlerle Türk edebiyatında yerli eleştiride önemli yer edinmiştir.

Fethi Naci Eserleri

İnsan Tükenmez (1956)
Gerçek Saygısı (1959)
Azgelişmiş Ülkeler ve Sosyalizm (1965)
Emperyalizm Nedir? (1965)
Azgelişmiş Ülkelerde Askeri Darbeler ve Demokrasi (1966)
Kompradorsuz Türkiye (1967)
100 Soruda Atatürk'ün Temel Görüşleri (1968)
On Türk Romanı (1971)
Edebiyat Yazıları (1976)
100 Soruda Türkiye'de Roman ve Toplumsal Değişme (1981)
Eleştiri Günlüğü (1986)
Bir Hikâyeci: Sait Faik-Bir Romancı: Yaşar Kemal (1990)
Gücünü Yitiren Edebiyat (1990)
Roman ve hayat (1992)
Eleştiride 40 Yıl (1994)
40 Yılda 40 Roman (1994)
Reşat Nuri'nin Romancılığı (1995)
50 Türk Romanı (1997)
Şiir Yazıları (1997)
60 Türk Romanı (1998)
Kıskanmak (1998)
Sait Faik'in Hikâyeciliği (1998)
Yaşar Kemal'in Romancılığı (1998)
Yüzyılın 100 Türk Romanı (1999)
Dönüp Baktığımda (1999)