░   Srebrenica’dan sonra toz-duman.
      Ortalık “çirkef” kokuyor. Sırf Avrupa’nın güney kıyıcığında “Müslüman olmanın” bedelini, canı ve kanıyla, ırzıyla, namusuyla “ödemek zorunda bırakılan” Bosnalı, perişan. Nereye gideceğinin şaşkınlığını yaşıyor. Önündeki bütün kapılar kilitlenmiş. Ateş çemberine alınan o güzelim ülkede, “Avrupalı kahpelikler” sırasıyla sergileniyor. Bir Fransa, hem Türkiye’nin, hem Bosna-Hersek’in yanında. “Cihadı farz belleyen” diğer Müslüman ülkelerden çıt yok. Ortak çıkar umuduyla bağlandığımız, bazılarında başı çektiğimiz bütün birlikler, dut yemiş bülbüle dönmüşler. Sırp korkusu, dağları sarmış.
      Bizimkilerde bir telâş. Zenica’daki Türk Birliği’ni de, bütün bu oldubittilere rağmen, geri çekme hazırlığındayız. Ben, cesaretimi mazur görün, yapılan ve Millî Savunma Bakanımız Mehmet Gölhan tarafından da doğrulanan bu hazırlığın temelinde, “korku faktörü”nün yattığına inanıyorum. Acemilerimiz, Avrupalının Bosnalıyı olduğu gibi, bizi de “faka düşürdükleri” inancındalar.  Faktan kurtulma konusunda tedbir alacağımıza, “son umut” aşkıyla bize sığınan “mültecileri”, eteğimizden atma derdindeyiz. Zira, adım gibi biliyorum, oradaki birliğimiz, kendisine yönelen muhtemel bir Sırp saldırısı karşısında, BM katliâm teşkilatından gelecek emirlere göre hareket edecek, küçük düşürülecektir. Bunları okumak için, “kâhin” olmak gerekmiyor. Çünkü, böyle bir durum karşısında bizimkilerin aldığı herhangi bir tedbir yok.
      Şimdi sıra Zepa’da. Sırp topçusu, John Major aşkına, bu defa de Zepa’yı topa tutuyor. NATO, AB ve BM, bir hikâyenin ardına yatmış, kös dinliyorlar. Aslında niyetlerini “Kurtuluş ve Kuruluş Savaşı”mızdan öğrendiğimiz Batılı, Avrupa’nın kıyıcığında yükselen Müslüman bir ülkeye aman verir mi?      Görünen o ki, şimdiye kadar Bosna’da “buz üzerine yazılar” yazılmış, tartışılıyor. Daha doğrusu, “işkencenin azabını şiddetlendirmek için” ortaya bir kemik atılıyor. Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra, kaldırılacak ambargo, hangi Bosnalıya, ne fayda sağlayacak?
      Görünen o ki, Bosna bitiyor.
      Sanırım kışla birlikte, Bosna-Hersek diye bir ülke, Avrupa’nın kıyıcığında bırakılmayacak.
      Kurucusu olmakla övündüğümüz BM’yi hizaya getirmek amacıyla da olsa, yapılması gereken ne ise, onu yapalım. Bunu da hiçbir gücün, hevesin veya siyasi hesabın peşine düşmeden gerçekleştirelim. Bosnalı biterse, kime ağıt yakacağız, düşünelim.
      Oh bu dünya! Yere batası dünya!
      Huyun, suyun, tüyün değişti.
      İş, sana düşüyor:
      Ağla yüreğim, ağla!


      20 Temmuz 1995