Yedi tepe yedi renk, tarihin sırrını bul
İpucuna ne lüzum, tarih kokar İstanbul!
Sakın deme azizim; sıkıntıda, dardayım
Ne zaman bunalırsam, ben de Üsküdar'dayım

Sel olur akar insan, telaşla İstiklâlden
Unuttunuz, ölüm var, çıkın dünyalık hâlden!
Gönüller kasvet dolmuş, dudaklarsa hepten lâl
Beyoğlu'nun nazlısı, kendine gel İstiklâl!

Her zenginin evi var, evlerdeyse bir kapı
İşte benim yerim de, sokaklar ve Topkapı
Vefa kalmasın bir semt, fethin Fâtih'ini an
Uyan yükselt sesini, duyulmuyor Fâtihâ’n!

Hezarfen Galata'dan süzer iken o arşı
Pazarlığın derdinde, yerde Kapalıçarşı
Şahittir ağaçları, sohbetlere Gülhane
Toprağında yetişen, o kırmızı gül hane?

Haydarpaşa garından kalkar eski bir tren
Bütün sesleri yırtar, bıçaktan keskin siren
Kadıköy rıhtımına vapurdan taşınır su,
Kalmasın iskelede, Eminönü yolcusu!

Hep çoğu istiyorsun, şükret bulursan azı
Tefekkür ile seyret, geceleyin boğazı
Neden İstanbul neden, bu acelen de niye?
Bak ezan okunuyor, bekler Süleymaniye!

Maddenin ötesinde, var hep ayrı bir mânâ
Ruh beşerde ne ise, Ayasofya o mânâ !
Vakit geldi geçiyor, ağarmakta işte tan
Kimsesizler duada, ensarı Eyüp Sultan !

Kız Kulesi, Çamlıca; Ortaköy, Beykoz, Haliç
Kağıda dökülmeyen, unutulur muymuş hiç ?
Karacaahmet mezar; yolu barkımız olsun,
İstanbul, senle bizim, bu da şarkımız olsun...

(Edebiyat Fakültesi Mezunları ve Mensupları Derneği
Üniversite Öğrencileri Şiir Yarışması 2.si)