Eserin Adı: Diriliş

 

Yazarı:  Lev Nikolayevich Tolstoy

 

Eserin dili: Rusça

 

Tercüme: Ergin Altay

 

Basım yeri ve yılı: İletişim Yayınları, İstanbul, 2009

 

Eserin konusu: Vicdan azabının insan hayatı üzerinde neden olduğu baskıları anlatan, aynı zamanda ceza hukukuna yönelik ağır eleştiriler içeren önemli bir romandır.

 

Eserin özeti:

     Rus ve Dünya Edebiyatının en önemli yazarlarından Tolstoy’un Diriliş adlı bu eseri, vicdan azabının insan hayatı üzerinde neden olduğu baskıları anlatan, aynı zamanda ceza hukukuna yönelik ağır eleştiriler içeren önemli bir romandır. Romanın kahramanlarından Katyuşa küçük yaşta ailesini kaybetmiş, iki yaşlı kadının evinde hizmetçi olarak yaşamını sürdüren, genç ve güzel bir kızdır. Dimitri Nehludov ise erken yaşta babasını kaybetmiş, yirmili yaşlarında ve Rus Ordusunda görevli bir subaydır.

     Nehludov, Katyuşa’nın yanında kaldığı kadınların yeğenidir ve birkaç günlük tatil için halalarının yanına gelir. Katyuşa için zor günler Nehludov’un eve gelişiyle başlar. Katyuşa güzelliğiyle genç adamın ilgisini çekmiştir. Genç kız bu duruma karşı çıkmaya çalışsa da duygularına hâkim olamaz ve Nehludov’un evden ayrılacağı günden bir gece önce birlikte olurlar. Ertesi gün Nehludov evden ayrılır. Evin hanımlarının bu yasak aşktan haberleri yoktur ancak birkaç ay sonra Katyuşa’nın hamile olduğu anlaşılır ve gerçek ortaya çıkar. Kadınların Katyuşa’ya karşı davranışları ve tavırları değişir ve bir süre sonra da evden kovarlar. Çiftlik evinden ayrılmak zorunda kalan Katyuşa, köyde bir tanıdığının evine sığınır. Çocuğunu burada dünyaya getirir ve aileye daha fazla yük olmamak için evden ve köyden ayrılır. Şehire gitmeye karar veren Katyuşa çocuğunu kimsesiz çocuklar yurduna yerleştirir.

     Zor ve acımasız hayat koşulları Katyuşa’yı bir hayat kadını yapar. Randevuevi sahibi bir kadınla tanışır ve burada çalışmaya başlar. Bir gün çalıştığı randevuevinin zengin müşterilerinden biri soyulur ve öldürülür. Olaydan bir gece önce Katyuşa işi gereği adamla birlikte bir otelde birlikte olmuştur. Adam Katyuşa’dan çok memnun kalmış ve bir yüzük hediye etmiştir. Bu kötü tesadüf nedeniyle suç Katyuşa’nın üzerine kalır. Mahkemeye çıkarılan Katyuşa suçsuz olduğunu, adamı kendisinin öldürmediğini ve yüzüğün de hediye olarak kendisine verildiğini söylese de kimseyi inandıramaz. Mahkemedeki jüri üyelerinden biri de Nehludov’dur. Nehludov, Katyuşa’yı görür görmez hemen tanımıştır ama Katyuşa durumun farkında değildir. Nehludov, Katyuşa’nın düştüğü bu durumdan kendisini sorumlu tutmaktadır. Onun serbest kalması için elinden geleni yapar. Ancak mahkeme genç kadını suçlu bulur ve Sibirya’da kürek cezasına mahkûm eder.

     Geçmişte yaptığı hatalardan büyük pişmanlık duyan Nehludov vicdan azabı çekmektedir. Katyuşa’nın kurtulması için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Tanıdığı tüm soylu kişilere başvurur ve mahkemenin tekrar görülmesi için uğraşır. Fakat tüm çabaları sonuçsuz kalmaktadır. Nehludov uzun uğraşlar sonucu hapishanede Katyuşa ile görüşmek için izin alır. Fakat görüşme beklediği gibi geçmez, Katyuşa oldukça mesafeli davranır. Nehludov, Katyuşa’nın suçsuzluğunu ispat etmek ve savunmasını yapmak istemektedir. Sonunda ikna etmeyi başarır. Bundan sonra sık sık Kayuşa’yı ziyaret etmeye başlar. Bu ziyaretleri dolayısıyla, çok zor ve kötü koşullardaki insanları görür, fikirleri değişmeye ve bu insanlara da yardım etmeye başlar. Bu arada ceza hukuku sistemindeki çarpıklıkları da görür.

       Nehludov’un çabalarından bir sonuç çıkmayınca Katyuşa cezasını çekmek üzere Sibirya’ya götürülür. Nehludov, Katyuşa’ya destek olmak ve bu zorlu yolculukta yalnız bırakmamak için yolculuğa katılır. Sibirya’da mahkemenin tekrar görülmesi için valiye başvurur. Tekrar görülen mahkemede Katyuşa’nın suçsuz olduğu kabul edilir ve daha uygun bir yerde sadece sürgün cezası çekmesine karar verilir. Nehludov, Katyuşa’ya bir iş bulur ve evlenmek istediğini söyler. Fakat Katyuşa, Nehludov’a daha fazla zorluk çıkarmamak ve üzmemek için, cezası sırasında tanıştığı bir mahkûmla evlenir. Nehludov için artık yapacak bir şey kalmamıştır. Bütün bu yaşananlar onu farklı bir insan haline getirir ve hayatı boyunca doğru yolda mücadele etmeye karar verir.

Eser hakkında görüşlerimiz: Diriliş, Tolstoy’un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duyargalarını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsizliğine ve suçluluk duygularına ve Çarlık Rusyasının acımasız bürokrasisine yönelttiği eleştirel romanıdır. “Diriliş’i bir seferde okudum. Çarpıcı bir eser... İlginç kahramanlar, prensler, generaller, ihtiyar hanımefendiler, köylüler ve mahkûmlar... Usta bir yazarın güzel bir eseri. Herkese tavsiye ederim.

 

Yazarın hayatı ve bazı eserleri: 9 Eylül 1828’de Rusya, Yasnaya Polyana’da doğdu. 20 Kasım 1910’da Astopova’da öldü. Asıl ismi Lev Nikolayeviç Tolstoy. Soylu, tanınmış bir ailenin çocuğuydu. Babası konttu. Kendisinin de kont unvanı vardı. Çocuk yaşta annesini ve babasını kaybetti. Akrabalarının yanında yetişti. Bir süre Kazan Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Çarlık yönetiminin zulmüne karşı büyük öfkesi vardı Okulu bırakıp doğduğu topraklara, Yasnaya Polyana’ya döndü. Topraklarını yönetti, kendini yetiştirmeye çalıştı. Daha sonra Moskova ve S. Petersburg’un hareketli ortamını tercih etti. 1851’de Kafkaslar’da asker olan kardeşi Nikolay’ın yanına gitti. Ertesi yıl orduya katıldı. İlk kitabı Detstvo’yu (Çocukluk) 1852’de yazdı. Kırım Savaşı’ndan sonra ordudan ayrıldı. 1857’de Fransa, İsviçre ve Almanya’yı kapsayan bir geziye çıktı. Dönüşte köylülerin eğitimine ağırlık verdi. 1860-1861 arasında bir Avrupa gezisi daha yaptı. Çeşitli ülkelerdeki eğitim sistemlerini inceledi. Ülkesine dönüşte bir eğitim dergisi ve basit, anlaşılır ders kitapları yayımladı. Sonraki 15 yılı mutlu bir aile babası olarak geçirdi. Topraklarını yönetti, tam 13 çocuk babası oldu. Anna Karenina (1875), Savaş ve Barış’ı (1865) bu dönemde yazdı. Dünya edebiyatının en büyük romanlarından Savaş ve Barış’ın yazımı 7 yıl sürdü. Anna Karenina’yı bitirden sonra bunalıma girdi. İntiharın eşiğinden döndü. 1900’lerden sonra zamanının büyük bölümünü dini düşüncelere ayırdı. Bir tür Hıristiyan anarşizmi savunduğu için 1901’de kilise tarafından aforoz edildi. Bazı kaynaklar İslam dinine karşı ilgisinin olduğunu belirtmektedirler. Hikayeler, çocuk kitapları, tiyatro oyunları yazdı. Ölümü ıssız bir tren istasyonunda zatürreeden oldu. Bugün dünyanın bütün dillerinde en çok okunan, en çok beğenilen yazarlardan biridir.

 

Roman:

 Ölümden Sonra Diriliş (1949) – Diriliş (1959)

Kazaklar (1937)

Harp ve Sulh (1938) Savaş ve Barış (1988)

Serge Baba (1942)

Hacı Murat (1943)

Anna Karenina (1949, 1987)

 

Hikaye:

 Nerede Sevgi Orada Allah (1934)

İnsan Ne İle Yaşar (1934)

Samimi Saadet (1934) – Aile Mutluluğu (1977)

İvan İlyiç’in Ölümü (1935)

Efendi ile Uşak (1936)

Katya (1940)

Halk İçin Hikayeler (1946)

Polikuşka (1946)

Budala İvan (1947) – Akılsız Oğlan (1960)

Balodan Sonra (1948)

Kröyçer Sonat (1958)

Sivastopol (1966)

Üç Ölüm (1969) Baskın (1974)

 

Otobiyografi:

 Yaşayan Ölü (1943)

Çocukluk (1945)

İlkgençlik (1946)

Gençlik (1947)

Çocukluk ve Ergenlik Yılları (1970)-Çocukluk Delikanlılık Gençlik (1985)

 

Oyun:

 Karanlığın Kudreti (1945)