Bir katre tebessümü yudumladı yüreğim ve ilim yolcusu güzel yürekli eğitimcilere misafir oldu kalemim. En sevdiğim şivelerden biridir Ege şivesi. Benim akraba ve köy çevremde de Ege insanının güzel anılarından, soyut değerlerinden, yöresinden, kültüründen ve de sıcakkanlı insanından tutun da Ege-Marmara Bölgesi ikilisi olarak yüreğime tatlı ışıltılar konmuştur hep. Sizleri değerli bir öğretmen ve öykü yazarımızla, Ege’nin güzel ilinden Muğlalı bir eğitimcimizle tanıştırmak istiyorum. Tesadüf müdür bilmem ama röportaj yaptığım konuklarımın çoğu Egeli oldu bugüne dek. Aynı yayınevinde kitaplarımızın yayınlandığı, aynı mesleği yudumladığımız, epey ortak yönlerimizin kucaklaştığı Hatice ALTUNAY Hanım’a bırakmak istiyorum sözün ballı kısmını. Buyurun okumaya yol alalım, kitaplar dünyasına seyahate dalalım!

ELİF YAVAŞ: Hoş geldiniz değerli Hatice ALTUNAY Öğretmenim. Öncelikle röportaj teklifimi 10 Kasım 2018 Cumartesi günü, Bigadiç Kitap Festivalindeki (Bigadiç İlçesi-BALIKESİR) imza gününüzde, o günkü edebî sohbetimizde içtenlikle ve yürekten kabul etmeniz adına minnettarım. Hayatınız, öykü yolculuğunuz, öğretmenlik yıllarınız, edebiyat dünyanız ve anadilimiz Türkçeye dair konuşalım. Öncelikle sizi tanıyalım. Şahsen sizi kitaplarınızdan, eğitim çevrenizden ve imza günlerinize dair yüz yüze sohbetlerimizden yakından tanıyan bir okurunuz ve sosyal medya hesabınızdan takipçiniz olsam da sözü size bırakmak istiyorum. Buyurun sevgili şair(e)m.

HATİCE ALTUNAY: Öncelikle bana verdiğiniz değer ve emek için teşekkür ederim. Yazın (Edebiyat) dünyası içinde olmaktan son derece mutluyum. Sizi önce dergilerde, sonra eserinizle tanıdım. Balıkesir Kitap Fuarında yüz yüze tanımaktan son derece mutlu oldum.

İş üreten, söz üreten insanlara hayranım. Size de öyle…

ELİF YAVAŞ: Muğla ilinin şirin ilçesi Ortaca doğumlusunuz. Eğitim bilgilerinizi incelediğimde sizinle ne çok ortak yönümüz var diye fikir yoğurdum. Uludağ Üniversitesi Necati Bey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunusunuz. Padişahlar şehri ve Osmanlı’nın eski başkenti olan yeşil Bursa çok sevdiğim bir ildir. Dört yıllık lisans eğitimimi ben de Uludağ Üniversitesi İktisat bölümünde tamamladım, ardından Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı branşını bitirip aday öğretmenlik sonrası Balıkesir ilçelerinde, köy okullarında Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği görevime başladım. Yazmak, üretmek, kitap yayımlamak mükemmel bir emek; sanata ve sanatçıya değer vereni de sahiplenmek gerek. Sizi de aynı enerji içinde gözlemledim. Birçok yarışmaya katılmışsınız, eserleriniz seçkilerde yer almış. Özellikle öykü türünde kaleminizi fark edip zevkle okuduk. Sizi tanımayan öğrencilerimiz de 2019 yılı itibariyle tanısınlar istiyorum. Yaşamöykünüzden biraz bahsedip kendinizi tanıtır mısınız?

HATİCE ALTUNAY: Öz yaşam öyküm malumunuz… Ben meraklı bir çocuktum. Doğadaki bitkileri, hayvanları gözlerdim. Onların içinde kıt kanaat fakat dolu dolu çocukluk geçirdim. Hiç oyuncak alınmadı bana, oyuncaklarımı kendim ürettim. Mahallemdeki çocuklara da öğrettim. Okumayı sökünce kitaplar birinci dünyam oldu. Öncelikle sınıf kitaplığının sorumlusu oldum. Orası yetmeyince okul kütüphanesinin daimi üyesi derken, ilçe kütüphaneleri derken, İngilizce Öğretmenim Eyüp Yıldırım’ın kırtasiye-kitap dükkânında kitaplarına verdim kendimi. Okumanın sonucu, ortaokul yıllarında güzel metinler yazmaya başlamıştım. Lise yıllarında yarışmaların gözdesiydim. Yerel basında yazılarım, şiirlerim yayınlanıyordu. İlk imece kitabımız gençleri yüreklendiren bir yarışma sonucu çıkmıştı. Yazmayı hiç bırakmadım, üniversite yıllarında ulus çapında eserlerim yayınlanıyordu.  

ELİF YAVAŞ: Yazmak nasıl bir duygu? Sizce sanat halka dönük mü olmalı yoksa elit bir kesimi kapsayıp da sadece sanatçı ruhlara mı hitap etmeli?

HATİCE ALTUNAY: Yazmak vazgeçilmezim… Sait Faik dilince: “Yazmasam deli olacaktım.”  türünden bir tutku… Estetik kaygıyı anlıyorum ki eğitimini de aldık. Benim yüreğim sessizlerin sesi olmalı, derim. Kırsal kesimde yetişmiş olmaktan kaynaklıdır duruşum. Anadolu içlerine bakınca işlenmesi gerekli nice hayatlar var.

Dönüp dolaşıp aynı şeyleri ezber ediyorsak, Anadolu’ya yeterince dokunamadığımız içindir. Sanatı o yüzden “toplumcu” düşünürüm.

ELİF YAVAŞ: Öykülerinizi okuduğumda sade bir dil görüyorum. Kimi zaman basit dilde olmuş diye eleştirdiğim noktalar olmuştu lâkin genel bir bakış açısıyla bakınca her yaşa hitap eden ve çoğunluğun anlayacağı dilden yazılar barındırıyor. İlham geldiğinde içinde ağdalı kelimeler barındıran, süslü nesir ve Osmanlıca terimler içeren düzyazı türünde yazılar da kaleme aldınız mı?

HATİCE ALTUNAY: Evet, doğrudur; öykülerimde duru bir anlatım içindeyim. Amacım: “geniş bir kitleye seslenmek”. Felsefî derinliği olan metinlerim, iyice zihnimde demlendikten sonra yazıya dökülüyor. Bu tür metinler lirik öykü tadında metinler ya da deneme türünde metinler oluyor. Kadın yazarlardan kadın yazarlara mektup imecesinde (Yazın dünyasından göçüp giden kadın yazarlarımıza) çarpıcı derinliği içinde sanatsal (dil)im olmuştu. Ancak Arapça, Farsça sözcüklere pek yer vermiyorum. Öz Türkçe olarak karşılığını uygun bulmadığım durumlarda eski sözcükleri kullanıyorum.

ELİF YAVAŞ: Öğrencilik yıllarımda, özellikle Uludağ Üniversitesinden mezun olunca beni sizle tanıştırıp buluşturan kitabınız “Ellerin Sevgi Dokuması” adlı eser oldu. 2014 yılında “Baygenç Yayıncılık” ve “Güncel Sanat” dergisi sahibi emekli Türkçe Öğretmeni-Yazar Arslan BAYIR sayesinde yayınevinin yazarlarını tanımış oldum. Ellerin Sevgi Dokuması adlı üçüncü öykü yapıtınız sanırım 2014 yılında dergi ve kitap paketimin içinde bana sürpriz bir hediye olmuştu. Öykü yazmaya kaç yaşlarınızda başladınız? Bir eserin demlenmeden ivedilikle satırlara dökülüp yayıneviyle buluşması mantıklı mıdır?

HATİCE ALTUNAY: Ciddi anlamda öykü metinleri üniversite yıllarımda olmuştu. Dergilerde yayınlanınca çok mutlu olmuştum. Yazın dünyasından güzel yorumlar alınca cesaretim artmıştı. Arslan BAYIR ile Aykırı Sanat, Ortaca’da yayınlanan İspinoz dergisinde kalemlerimizle tanışmıştık… Kitaplaşma sürecim geç olmuştu ki ilk şiir kitabıma “Geç Kalan Sezgi” adını vermiştim. Kitabım Marmaris’te, Karya Yayınevinde, 2012 yılında basılmıştı.

Bir eserin iyice yoğrulmadan günışığına çıkmasını pek doğru bulmuyorum. Belki öğretmenlik mesleğimin idealist bakışı böyle. Doğru olan da böylesi titiz bir anlayış değil mi?

ELİF YAVAŞ: Bir insanın yazdığı öykülerde ve anılarında az çok kendi yöresi ve yaşadığı coğrafya duygularına bürünüp satırlarda kendini hissettiriyor. Ben Çanakkaleliyim, tarihten ve şehitlere dair anılardan bahsedilince hemen duygulanırım. Muğla ili de Çanakkale gibi bir deniz şehri, sağlıklı yaşanılabilecek emekli şehri aslında. Ege ve Akdeniz iklimini içinde barındıran Muğla’nın Ortaca, Dalaman, Köyceğiz, Fethiye, Marmaris, Milas, Datça, Bodrum gibi birbirinden güzel turistik ilçeleri var. İlçelerinizde çekimleri yapılan güzel Türk dizileri ve filmler beyaz perdeye konuk oluyor kimi zaman. Muğla ilinin Menteşe ilçesine Yeşilyurt Köyünde (Yeşilyurt Mahallesi oldu) çekimleri yapılan, her cumartesi günü devlet kanalımız olan TRT 1 ekranlarında yayınlanan “Kalk Gidelim” adlı Türk komedi dizisini hiç kaçırmadan zevkle takip ediyorum. Ege şivesini, Türk kültürümüzü, köy insanının iyilikseverliğini, yardımlaşma ve mutluluğu doğallıkla ekranlara taşıyan özel bir dizi oldu benim iç dünyamda. Günün birinde siz de Bodrum, Fethiye, Marmaris gibi en bilinen turistik mekânları bir romanda buluşturup sinema dünyasına aktarmak ister miydiniz?

HATİCE ALTUNAY: Neden olmasın?  Gelecek zamanda ne büyük düşlerimiz olur  kim bilir. Benim önceliğim, şimdilik yerel ağızda birincil ağızlardan Halkbilim metinleri derlemek ve yerel ağız sözlüğü oluşturmak. Başarmayı çok isterim.


ELİF YAVAŞ: Kitap fuarlarında gençlerimizi gözlemliyorum kimi zaman. Birkaç kitabı birden satın alıyorlar yahut ünlü bir yazarın herhangi bir kitabını imzalatıp sırf yazarıyla fotoğraf çektirebilmek adına çırpınıyorlar. Soruyorum kitabı okudunuz mu diye, üzerinden epey zaman geçmiş fakat hâlen kitap kapağını açmamış olanlar var. Sizce neden az okuyoruz?

HATİCE ALTUNAY: Malumunuz bilindiği üzere çağımızı kasıp kavuran teknoloji… Akıllı telefon bağımlılığı… Ben sınav kâğıtlarımın başına bu konunun altını kazarak sözler yazıyorum: “Erinene bulut yük olur .” gibi. Virüs misali toplumu saran bu illetten biz büyükler bile sancılıyız. Mış gibi olmak, göşteriş yapmak, deyim yerindeyse caka satmak pek moda… Gençler modayı sever, o yüzden kısa çizgi çizer geçer.

ELİF YAVAŞ: Özel yaşamınıza girmeden azıcık da aile hayatınıza değinelim. Kitap yazma ve yayımlama konusunda aileniz fikirlerinizi destekliyor mu? Yakın akrabalarınız arasında sizin gibi yazar, şair, sanatçı ve eğitimciler var mı?

HATİCE ALTUNAY: İlk şiir kitabımın tüm metinlerini sağ olsun eşim yazdı ve yayınlanması için güç verdi. Amcam Öğretmen Asım Güneş… Uzun dönem köşe yazarlığı yaptı. Derneklerde aktif çalıştı. En küçük kardeşim Hasan Güneş; ilkokul öğretmeni, şair. Ödül aldı şiir dalında, seçkilerde eserleri var. Eşiyle birlikte İspinoz dergisini yönetti.

ELİF YAVAŞ: Hayata bakış açınız nasıldır? Güne şiirle başlamak, bir fincan damla sakızlı Türk kahvesi ve çakıl taşı çikolatalar eşliğinde hafif bir fon müzikle okumaya dalmak, yatmadan önce kitap okumak beni rahatlatıyor. Sizin de okuma dünyanıza dair eşsiz ipuçlarınız varsa bizlerle paylaşır mısınız?

HATİCE ALTUNAY: Hayata gülümseyerek bakarım. Güne şiirle, kahveyle başlamak hoşuma gider. 9 sınıfta bir kız öğrencim bana her sabah dizeyle gelir, çok hoşuma gider. Müzik, geniş zamanlarım olamadığı için olamıyor. Klasik Batı müziğini, klasik Türk müziğini ve özellikle fonda Yedi Karanfil ezgisiyle kitap okumak isterim.

Geniş zaman bulamadığım için mutfağımda şiir kitaplarım yemek, çay arası okunur. Yatmadan önce deneme, öykü kitaplarından sayfalar okunur. Roman türü uzun zaman diliminde okunur. Benim mekânlara göre üç kitabı seri okuma alışkanlığım vardır. Okulda ders arası zamanlarda, deneme, fıkra, öykü vb. türler okunur.

ELİF YAVAŞ: Kitaplarınız Antalya’nın güzel ilçesi Alanya’da Baygenç Yayınevinde yayımlanmış. Güncel Sanat dergisiyle ve yayıneviyle 2014 yılında tanışınca 2014 ve 2015 yılında benim de orada iki deneme kitabım yayımladı ve bir süreliğine dergide yazmıştım. Yayınevinden, kitap kapak tasarımınızdan, sizin gibi öğretmen olan yayınevi sahibi Arslan Bayır Bey ile olan çalışmalarınızdan memnun musunuz?

HATİCE ALTUNAY: Çoğunluk olarak Baygenç Yayınevi. Öncesi de var: Karya, Kanguru, Kuledibi, Tunç . Arslan Bayır; öğretmen kökenli bir yayıncı olduğu için hâl dilinden anlıyor, bizi çok üzmüyor. Kapak tasarımları bazen yayınevinden bazen de kendi çizimlerimiz olabiliyor. Şimdilik Baygenç Yayıncılıktan memnunuz.

ELİF YAVAŞ: 1. Balıkesir Kitap Günleri Fuarı 25 Nisan - 06 Mayıs 2018 tarihlerinde Balıkesir ilinde ilk kitap fuarımız olarak düzenlenmişti ve ben eski yayınevimi, değerli eğitimciler olarak sizi ve Gülseren Akdaş Hanım’ı görünce heyecanlanıp mutlu olmuştum. 2019 yılında kitap fuarının devamı gelirse sizleri evimde ağırlamak aklımda. Fuar tam da benim sokağımda, lunaparka yakın yerde ve tam merkezde olunca benim için mükemmel bir fırsat oldu. Balıkesir ilinden, Balıkesirli okurlarımızdan bu yıl memnun kaldınız mı?

HATİCE ALTUNAY: Hem de nasıl… Ben biraz umutsuz gitmiştim, yalnızca okulumu ve arkadaşlarımı göreceğim diyerek gitmiştim. Sonuçta mutlu ayrıldım. Tüm yazarlara kocaman afiş yapılması çok hoşuma gitmişti.

ELİF YAVAŞ: Sizinle yüz yüze ikinci kez görüşmemiz, sohbet etme fırsatımız 5 Kasım - 11 Kasım 2018 Bigadiç Kitap Festivalinde nasip oldu. O gün benim için çok özel bir gündü. 10 Kasım 2018 Cumartesi günü ulu önderimiz, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ölümünün 80. yıldönümüydü ve aynı zamanda Kitap Fuarı günüydü. Değerli Gülseren Akdaş Hanım ve sizi ziyaret edebilmek adına Balıkesir merkezden o hafta büyük bir istekle gelmiştim. Balıkesir ilinin şirin, bor madeniyle meşhur, aktif, çalışkan, içten insanlarını kapsayan Bigadiç ilçesini beğendiniz mi? Bigadiç’te kitap festivaline olan o bir haftalık ilgi, okuma atmosferi nasıldı?

HATİCE ALTUNAY: İlk kez gelmiştim. Bigadiç mükemmel ekip çalışması yapmış. Ben son üç gün oradaydım. Tüm mülkî amirler bizi ziyaret etti, bizi ağırladılar. Kendimi yazar olarak mutlu hissettim. Özellikle okumak ve çocuğunu okutmak için çırpınan ev hanımları ilgimi çekti. Akıl danışmaları çok hoşuma gitti. Gençlerden üretenler vardı, onlar  bizimle tanıştıkları için çok mutlu oldular.

ELİF YAVAŞ: Bigadiç ilçemizde düzenlenen 1. Kitap Festivalinde benim bir yıl önceki eski öğrencilerimle olan toplu fotoğraflarınızı görünce duygulandım. Bigadiç Anadolu İmam Hatip Lisesi, Bigadiç Muzaffer Emiroğlu Halk Eğitimi Merkezi; Türk Dili ve Edebiyatı-Türkçe, Dil ve Anlatım, Üniversiteye Hazırlık, Diksiyon, Türk İşaret Dili kursları verdiğim ve öğretmenlik stajı sonrası eğitmen olarak bir yıl görev yaptığım ilçe oldu. Eski müdürlerim, öğretmen arkadaşlarım ve öğrencilerimizle tanışmanız güzel bir fırsat olmuş. Bigadiç halkını ve eğitimcilerimizi az da olsa tanıma fırsatınız oldu mu? Sizce öğretmen adayları bu tarz kişisel gelişim kurslarımızla da öğrencilerini tanıştırmalı mıdır?

HATİCE ALTUNAY: Bigadiç’ten, özellikle ilköğretim öğretmenlerinin bazılarıyla tanıştık. Bizimle ve çocuk kitaplarıyla ilgilendiler, sınıf kitaplıklarına eserlerimizi aldılar.

Kesinlikle tanıştırılmalı. Sosyalleşmek, yeni bakış açıları kazanmak için gerekli.

ELİF YAVAŞ: 10 Kasım 2018 Cumartesi günü sizlere anca bir saat vakit ayırabildim ve o gün otobüsle ilçeden il merkezine dönüş yapmak zorundaydım. Atatürk’ü Anma Gününde topladığım çiçekler ile sizin bana imzalayıp armağan ettiğiniz şiir kitabı kitap rafımda o hafta hoş bir görsellik sergiledi. “Güz Fısıltıları” adlı o minicik şiir kitabınız cep kitap boyunda, mini bir sözlük değerinde ve seyahatte bile yanımızda taşınıp okunabilecek fonksiyonda. Bir solukta bitirdiğim bir kitap oldu eseriniz. Günümüz üniversite gençlerinin şiir türüne ilgisini, şiir dinletileri ve sanatsal etkinliklerine katılımlarını nasıl yorumluyorsunuz?

HATİCE ALTUNAY: Günümüz gençliği pragmatik düşünüyor. Kendisine faydalı olan, gerekli olan neyse o kadar dünyanın içinde geziniyor. Not almayacaksa, sınav vs. değilse neyine gerek şiir, şiir dinletileri… Üniversite yıllarımızda tartıştığımız şairler, şiirler, dergiler, halk türküleri ile şiir dinletilerimiz nerede? Bugün sanatın cılız dallarından inadına direniyorsak, gücümüzü aldığımız o günlerdir diye düşünüyorum.

ELİF YAVAŞ: “Güz Fısıltıları” şiir kitabınızın yine aynı başlıktaki ‘Güz Fısıltıları’ şiirinden, mini kitabınızın arka kapağında yer alan satırlarına yer verelim:

“Sarışın yapraklar

 Yeşil yaprakların içinde

 Şiir gibi toprağa düşecek

 Kızıl tonlar örünce saç bağını

 Güz fısıltıları eriyecek teninde.”

Sade dilde yazılmış, 27 adet şiirden oluşan 72 sayfalık, güz mevsimi ve sararan yaprakların manzarasal resmini kitap kapağında barındıran mini bir cep kitap ile tanıştık. Kitap boyutu, içeriği ve eserin diline dair okuyucularınızdan müspet ya da menfi yorumlar aldınız mı?

HATİCE ALTUNAY: Cep kitabımla çok olumlu yorumlar aldım. Fikir benden çıktı. Yayınevim sağ olsun beni kırmadı. Çocuklara böylesi bir çalışma; mani, bilmece gibi türler için de düşünmüyor değilim. “Yol şiirleri” yorumu da gençlerden geldi, bayıldım bu yoruma.

ELİF YAVAŞ: 2017 yılında Gülseren Akdaş’ın düzenlediği “YÜREĞE DOKUNAN KADINLAR” adlı Öykü Yarışmasında “Özgürlük ve Barış Öyküleri” konulu toplu eserde sizin de öykünüz yer almış. “İçimize Gömü İnsanlık” başlıklı öykünüzü okudum o kitapta. 2018 yılında sadece kadınların katıldığı “Yüreğe Dokunan Kadınlar” adına Öykü Yarışmasındaki “Aşk, Sevgi” konulu yarışmaya bu yıl ben de bir öykü yazarak katıldım. 16 Şubat 2019 Dünya Öykü Gününde sonuçlanacak olan bu yarışmada dereceye giremesem bile önemli olan katılmaktı diye düşünüyorum. Bu tarz yarışmalar gençlerimizde okumaya, yazmaya, heveslendirmeye yönelik olarak her yıl düzenlenmeli midir?

HATİCE ALTUNAY: Gençleri yüreklendirmek önemli. Gençlerin ilgisini çekecek konularda yarışmalar özendirici olur, diye düşünüyorum. Genç Kalemler olarak okul ve ilçe bazında yarışmalar da yapılıyor özendirici olsun diye.

ELİF YAVAŞ: Çocukken hangi türde kitapları okumaktan haz duyardınız? Kitaplara olan ilginiz ailenizle beraber mi başladı?

HATİCE ALTUNAY: Renkli, bol resimli kitaplar okurdum. İlkokulda okul dergilerinin arkasında çizimli masallar, öyküler olurdu arkası yarın gibi. Onları okurdum, diğer sayıyı merak ederdim. Ailem köy işleriyle meşguldü. Babamı erken kaybetmiştim, annemin okuması yazması yoktu. Benim rehberim, öğretmenlerimdi.

ELİF YAVAŞ: El avucum boyutundaki o sevimli, sarı renkli Güz Fısıltıları kitabınızı imzalı kitaplarıma ait rafımda saklıyorum. Sanal sayfamda 24 Kasım 2018 tarihinde Öğretmenler Günü anım olarak paylaşmıştım. “Sevgili Elif Yavaş’a şiir dilinden sevgiyle…” diye harflere dökülüp 10 Kasım 2018 tarihiyle not alarak ismime ithafen imzaladığınız hediyenin benim için kıymeti eşsiz. Benim yaşlarımdayken siz de sevdiğiniz yazarlardan imzalı kitap sahibi olunca, yazar ve şairlerle hatıra pozları verince çok mutlu olmuş muydunuz?

HATİCE ALTUNAY: Köyde yaşadığım için gerçek olmadı. Üniversite yıllarımda en büyük eksikliğimin tiyatro olduğunu düşündüğüm için tiyatro sanatçılarıyla tanıştım. Gerek Bursa ‘da gerek İzmir’deki tiyatro etkinliklerine hafta sonları katılmaya çalışırdım. İlk imzalı kitaplarım öğretmenlik yıllarında oldu. Can Yücel, Mehmet Başaran, Cahit Külebi, Fakir Baykurt vb. sürüp gitti.

ELİF YAVAŞ: Öğrenciniz Mutlu Demiroğlu ile birlikte “Gün Aşığı/Buğulu Şiirler” kitabını yayımlamışsınız. Bir de Meral Kutluğ İLSEVER-Hatice ALTUNAY imzalı yine ortak eser olan “Gülcan’ın Renkli Dünyası” adlı öykü kitabınız yayımlanmış. Bir kitabı ikili olarak hazırlamak, ortak fikirlerde buluşmak zor olmuyor mu? Yazılarınızı beraber kaleme alırken olumlu ve olumsuz taraflarını yaşadınız mı?

HATİCE ALTUNAY: İmece kitaplarım o kadar çok ki… Birlikte çalışmanın zorlukları var elbet. Beni mutlu eden, sonrasında bana verdiği haz önemli… Öğrencimle başlayan şiir dinletileri yazmaya kadar uzandı, birlikte şiir kitabımız oluştu. Lise yıllarında başlayan şiir macerası okul bittikten sonra şiir kitabına dönüştü. Meral Kutluğ İlsever arkadaşımla aslında beşli kitap düşlemiştik. İki kardeş olarak kaldı, benim acil durumum oluştuğu için maddî sıkıntım oluştu. Üçüncü kardeş benim adıma olacak. İlk kardeş “Oburcuk ve Tomurcuk” Meral arkadaşımın… Kısmet, hazırlıklarım sürüyor.

ELİF YAVAŞ: 2012 yılında Güncel Sanat dergisinin düzenlemiş olduğu Kaygusuz Abdal adına yapılan şiir yarışmasında 3.’lüğe, 2014 yılı öğretmenler arasında düzenlenen “Çocuk Oyunları ve Çocukluk Anıları” temalı öykü yarışmasında Muğla ikinciliğine, 2015 yılı 52. Ulusal 26. Uluslararası Hacı Bektaş Veli adına düzenlenen “Kadın Okumalı” temalı şiir yarışmasında üçüncülük ödülüne sahip olmuşsunuz. Böylesine anlamlı edebî yarışmalar her yıl düzenlenip kalem ustalarını yazmaya teşvik etmek adına düzenli aralıklarla desteklenmeli midir?

HATİCE ALTUNAY: Elbette. Hacı Bektaş Veli şiir yarışmasında derece almam beni çok mutlu etmişti. Osmaniye’de düzenlenen Yaşar Kemal öykü yarışmasında derece alışım da öyle… Yarışmalara zamanım elverdiğince katılmak ve gençleri de katmak istiyorum. Yazan kişi kendisini geliştiriyor, diye düşünüyorum. Gençler ise böyle yarışmalara katılırken cesaretleri artıyor. Nitekim öğrencim Özlem Ertuğrul ile iki ayrı dalda ikincilik ve üçüncülük ödülünü Yaşar Kemal adına düzenlenen yarışmada alışımız bir gurur tablosuydu.

ELİF YAVAŞ: Oldukça edebî bir sohbetti. Güzel cümleleriniz adına şükranlarımı sunuyorum. Bu güzel sohbet ile Balıkesirli ve Bigadiçli eski öğrencilerim de sizi kitap fuarı sonrası daha iyi tanımış olacaklar. Son bir soru ile sohbetimizi noktalayalım:

Her insanın yaşanmış hatıraları, yaşamöyküsü bir gün kaleme alınsa tüm yaşantılar öyküye dönüşebilir mi?

HATİCE ALTUNAY:  Neden olmasın. Öykü değil romana bile dönüşür. Her yazarın öyle ya da böyle anı-romanı olmaz mı? İlerleyen zamanda ben de düşünüyorum.

Soruların oldukça çarpıcı, emeklerin için teşekkür ederim. Hayatımız güzel olsun yeter ki, ürettiklerimiz yüreklere dokunsun.  

ELİF YAVAŞ: Güzel bir röportaj oldu, teşekkür ediyorum Hatice Hanım. Sohbet ederken edebî bir keyif aldım. İnşallah sizi yakından tanımak isteyen okurlarınız da mutlu olurlar. Yeni bir öykü kitabınızla tanışmak temennisiyle, güzel Ege’ye ve Muğla’ya selâmlar.

Tarih: 03 Aralık 2018 - Pazartesi

Röportajı Hazırlayıp Sunan - Editör: Elif YAVAŞ