ŞAİR ORHAN OYANIK İLE ŞİİR ÜZERİNE RÖPORTAJ

      Bizim oraların topraklarına uzanmak istedim. Çanakkale’nin Çan ilçesine, işi ve çevresi nedeniyle şehit topraklarımıza yolcu olan ve artık bizden biri olan Çanlı bir şair ağabeyimiz Orhan Oyanık Bey’i sizlere tanıtmak istiyorum.

ELİF YAVAŞ: Merhabalar sevgili Orhan OYANIK Bey. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için bu incelik ve nezaketiniz adına teşekkür etmek istiyorum. Hayatınız ve yazma hikâyenize dair konuşalım. Öncelikle sizi tanıyalım. Şahsen sizi yakından tanıyan bir hemşeriniz olsam da yine de söz sizde olsun.

ELİF YAVAŞ: Orhan Oyanık kimdir, nasıl biridir? Resim yapmayı çok seven güzel bir kızınız olduğunu, şiir yazmayı çok sevdiğinizi, şiir geceleri adına Çan Belediyemiz ile organizasyonlar düzenlediğinizi biliyoruz. Eğitim yaşamınız ve ilgi alanlarınızla da sizi yakından tanıyalım. Öz geçmişinizden biraz söz eder misiniz?

ORHAN OYANIK: Öncelikle size teşekkür ediyorum Elif Hanım, bana böyle bir imkânı sunduğunuz için. 1975 Aksaray doğumluyum. Aslen Çankırı ili nüfusuna kayıtlıyım. İlk ve orta öğrenimimi babamın memuriyeti dolayısıyla Anadolu’nun değişik il ve ilçelerinde tamamladım. Yükseköğrenimimi Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi “İktisat” lisans bölümünde tamamlayarak “Onur Öğrencisi” olarak mezun oldum. Okumanın hazzı peşimi bırakmadı, yine aynı üniversitenin “İşletme” ve “Sosyoloji” (lisans) bölümlerini başarı ile tamamladım. Şu anda “Türk Dili ve Edebiyatı” lisans bölümünde öğrenim görmekteyim. Bir dönem özel bir şirkette İşletme Müdürlüğü görevinde bulundum. Hayat mücadelesine erken yaşlarda başladım. Daha sonra Kamu Personeli Seçme Sınavına (KPSS)  girerek bir kamu kurumunda göreve başladım, hala bu görevime devam etmekteyim. İnsanlara ışık olmak, onları güzel şeylere yönlendirmek bana her zaman mutluluk vermiştir. Bu yüzden Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesinden “Felsefe Grubu Öğretmenliği Programı Formasyon Programı”na başvurdum, kazanıp bu programı başarı ile tamamladım. Nasip olursa ilerleyen zamanlarda öğretmenlik yapmak istiyorum. Tabii bu arada sanat, edebiyat adına çalışmalarıma da hiç ara vermedim. Evli ve bir kız çocuğu babasıyım.

ELİF YAVAŞ: Yazmaya ne zaman başladınız? Şiir sevdası ve şairane duygular kaç yaşınızda alevlendi?

ORHAN OYANIK: Şiir bende ortaokul dönemlerinde başladı. Küçük karalamalar şeklindeydi, daha sonra liseyi okuduğum yıllarda daha derli toplu şiirler çıkmaya başladı. Şiir yarışmaları için, belirli gün ve haftalar için şiirler yazmaya başladım. Derken iş iyice alevlendi. Tabii bu sadece şiir değil; öykü, hikâye, deneme türlerinde de eserler yazdım ama tabii şiir daha ön plana çıktı. Oldum olası edebiyatı çok sevmişimdir. Bu konuda lisedeki Edebiyat Öğretmenimin katkısı da inkâr edilmez. Yaşıyorsa kulakları çınlasın. Necla KOYUNCU hocamın da katkısı büyüktür edebiyata gönül verip sevmemde.

ELİF YAVAŞ: Şiirlerinizde Anadolu’dan çağrışımlar buldum hep. Şahsen Ege insanını ve Çanakkale yöresi şivesini çok severim. Çan ilçesinin köyleri ilham kaynağınız oldu mu?

ORHAN OYANIK: Öncelikle Çan’a ve köylerine şiir yazmamın sebebi: Çan insanının sıcakkanlılığı, bana kucak açması, beni kendilerinden bilmesidir. Esin kaynağı ise bir dostumun kendi köyü olan Asmalı köyü için şiir yazmamı istemesidir. Asmalı köyü için yazdığım şiir çok takdir edilince Çan’ın diğer köylerinden dostlarımız da kendi köyleri için şiir yazmamı istedi. Onlar da çok beğenildi, ben de “Çan ve Köyleri” diye bir eser çıkarıp Çan’a ve Çanlılara armağan etmek istedim. Hatta Dondurma köyü için yazdığım şiiri Dondurma köyü geleneksel hayır yemeğinde canlı olarak yorumladım. Her ne kadar şehirlerde büyüsem de sonunda mayamızda bir köylülük, bir Anadolu insanı mayası var.

Köye duyulan, toprağa duyulan özlem de işin tuzu biberi oluyor. 

ELİF YAVAŞ: 2018 yılı yaz ayından itibaren Çan’ın köyleri için yöresel şiirler ve maniler yazdığınızı takipteyim. Anadolu’da mani yazmanın, mani atışmanın önemi nedir sizce?

ORHAN OYANIK: Öncelikle mani yazmak zor bir iştir, onu belirteyim ve değişik türleri vardır: sosyal içerikli maniler, Ramazan manileri, niyet içeren maniler, vs. “Halk Şairliği” yolunda ilerleyen biri olarak bir gün Ankara’da ikamet eden ve beni Halk şairliği yönünde hece şiiri yazmaya yönlendiren Halk Şairi Melek Temel Hanımefendi ile bir sohbet esnasında: “Mani türünü çok merak ediyorum.” dedim. Bunun üzerine birkaç deneme yaptık. Hoşuma gitti ve o haftayı facebook sayfamızda “Mani Haftası” ilan edip her gün yazdığımız manileri paylaştık. İnanır mısınız bir haftada bir mani kitabı çıkaracak kadar eser çıktı ortaya. Nasip olursa ilerleyen zamanda onu da edebiyat dünyasına kazandıracağız. Unutulan bu Halk Edebiyatı türünü hem canlandıralım hem aktüel konularla güncelleyelim istedik. Manilerin kısa ve derin bir tür olduğunu gördüm. Sayfalar dolusu duyguyu, fikri dört satırda anlatıyorsun. Birinci ve ikinci mısralar giriş, üçüncü mısra gelişme, dördüncü mısra sonuç; müthiş bir şey. Çan köyleri için mani ve şiir yazma konusuna gelince; eğer yazdığım maniler ve şiirlerde Çan ve köylerinin ismi geçerse onları geleceğe taşırım diye düşündüm. Maniler hiçbir zaman yok olmazlar. Hele ki bir kitap haline gelirse; asırlar geçer bu maniler güncelliğini korur ve gelecek nesillere aktarılır. Edebiyatın, Halk Edebiyatının görevi zaten kültürü gelecek nesillere aktarmak değil midir? Bir nevi Çan’a vefa borcu benimkisi.



ELİF YAVAŞ: En yakın arkadaşınız Fatma ÖZGER BİLGİÇ Hanımla Çanakkale’nin Çan ilçesinde 2017 yılında “Allah, Kur’ân-ı Kerim ve Hazreti Muhammed Şiirleri Güldestesi” adlı İlkler Antolojisi hazırladınız. Aynı zamanda Çan’daki şiir gecesi etkinliğinin organizatörleri olarak Çan Belediyesi sponsorluğunda bir ilke ve güzel faaliyetlere imza attınız. Bu yoğun tempolu ilkler antolojisi serisi ve şiir gecesi Çanlılar adına sizi mutlu etti mi?

ORHAN OYANIK: Önce şunu belirteyim: Bu “Allah, Kur’ân-ı Kerim ve Hazreti Muhammed Şiirleri Güldestesi” adlı antoloji Türkiye’de konu ve içerik olarak bir İLK’tir. Biliyorsunuz şimdiye kadar birçok şiir antolojisi çıktı ama bu isim ve içerikte böyle antoloji bir ilktir. Mevla bunu bize nasip etti. Çan Belediye Başkanımız Sn. Dr. Abdurrahman KUZU Beyefendi bize bu konuda belediye olarak destek olup güzel bir eserin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Kendisine de buradan kendim ve Fatma Hanım adına teşekkür ediyorum. Biz Fatma Hanımla bu yola çıkarken hep farklılıkları yakalamayı ve ilkleri yapmayı prensip edindik. Yakında sosyal medyadan duyurusunu yapmaya hazırlandığımız bir antoloji projemiz var. O da konu olarak bir ilk olacak, bu bize mutluluk veriyor: ilkler, ilkler… Tabii ki mutlu etti çünkü yeni bir eser çıkıyor ortaya. Yeni insanlar tanıyorsunuz, yeni eserlere ilham oluyorsunuz, bu güzel bir şey. Etkinliğe gelince... “1.Uluslararası Çan’da Türk Dünyası Şiir ve Müzik Festivali” de Çan’da bir ilkti ve yurtiçi ve yurtdışından toplam 117 şair ve yazar katıldı. Ramazan ayı olmasına rağmen katılım yüksekti, hem gündüz hem gece iki ayrı programda katılım oldukça yüksekti. Bu sıralar 2.sinin hazırlıklarına da başladık. Buradan bu müjdeyi de vereyim. Siz de biliyorsunuz; edebiyat gönül işi, ortaya çıkan güzellikleri görünce yorgunluğunuz bitiyor.

ELİF YAVAŞ: Çan’da düzenlenen o şiir gecesinden ve antoloji çalışmasından geç haberdar oldum. Fatma Hanım ve sizi 2017’de tanımıştım, haberim olsaydı hemen katılırdım. Anne babamın ikamet ettiği, iş ve eğitim nedeniyle çocukluğumun geçtiği Seramik Mahallesinde olmuş o program. Ve benim lise dönemimde farklı bir okulda Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Öğretmeni olan, üniversiteyi kazandığım yıl (2008) Çan Belediye Başkanı seçilip göreve başlayarak Çan’a güzel katkılar sunan genç başkanımız Abdurrahman Kuzu ile olan ortak etkinlik albümlerinizi görünce o vakit sizlerle tanışmak nasip oldu. Çan Termal Otel’de ve tam da benim sokağıma yakın mahallemdeki böyle güzel bir etkinliği duyup kaçırınca hüzünlenmiştim. 2019 ve 2020 yılında da böyle programlar düzenlenecek mi?

ORHAN OYANIK: Tabii ki, ben de artık Çan’ın bir evlâdıyım. Ben Çan’da olduğum müddetçe “Uluslararası Çan’da Türk Dünyası Şiir ve Müzik Festivali”ni Fatma ÖZGER BİLGİÇ arkadaşımla geleneksel hâle getirip ikincisi, üçüncüsü olarak her yıl bunu düzenleyeceğiz. Çünkü artık bu festival bir marka oldu ve insanlar, şiirseverler, edebiyatseverler, daha doğrusu edebiyat camiası bunu bizden istiyor ve bekliyor.

ELİF YAVAŞ: Sanal sayfanızdan etkinlikleriniz ve projelerinizden haberdarım. Biraz da okurlarımız sizlerden haberdar olup bilgilensin. Şairlik ve yazarlık adına gönüllü olduğunuz dernekler, üye olduğunuz vakıflar var mı?

ORHAN OYANIK: Evet. İlk başta İLESAM( Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesiyim. Ayrıca edebiyat-sanat adına faaliyet gösteren birçok derneğe de üyeliğim var.

ELİF YAVAŞ: Memur bir babanın çocuğusunuz ve elbette farklı şehirlerde çocukluğunuz ve eğitim hayatınız olmuştur. Yazma konusunda ailenizin manevî desteği oldu mu?

ORHAN OYANIK: Yazma konusunda tabii ki ailemin de desteği oldu ama siz de biliyorsunuz ki edebiyat, sanat sizin içinizden gelen bir duygu. Sizde olmasa kimse sizi bu yola sevk edemez. Deyim yerindeyse; ateş sizin içinizde ve sanat, edebiyat, şiir sizi çağırıyor.

ELİF YAVAŞ: Hayata bakış açınız nasıldır? Türkiye’de kültürel alanda yapılan faaliyetleri nasıl buluyorsunuz?

ORHAN OYANIK: Hayata iyimser bakmaya çalışıyorum. Duygusal bir insanım. İçi dışı bir, yüreği elinde gezen bir insanım. Sanat, edebiyat, şiir benim hayat tarzım. Hayatı dolu dolu yaşamaya, insanlara bir şeyler vermeye, güzel izler bırakmaya gayret ediyorum. Şu gök kubbede hoş bir seda bırakmayı istiyorum. Türkiye’de sanat ve edebiyata olan ilgisizlik, insanların şair ve yazara olan ilgisizliği, kültürel faaliyetlerin ahbap çavuş ilişkisi içinde sürüp gitmesi, yazılı ve görsel basının kültürel faaliyetleri sıradan bir şey gibi görmesi üzücü şeyler.

ELİF YAVAŞ: Yöresel kültürü, köy insanlarını ve küçük şehir hayatını sevip oralara katkı yapmakta gönüllü bir Orhan Bey tanıdım. Şiir ilhamınız gelince mısralarınızı hemen o anda kaleme alır mısınız?

ORHAN OYANIK: Evet, doğru gözlemlemişsiniz Elif Hanım. İlham hiç gitmiyor ki, devamlı hecelerle boğuşuyorum ve anında notumu alıyorum. Yanımdan evrak çantamdan kâğıdım, kalemim hiç eksik olmaz. Anında yazarım ve yazdıktan sonra demlenmeye bırakırım. Aradan birkaç gün geçer, tekrar bakarım. Güzel olduğuna kanaat getirirsem arşivime eklerim, yoksa silerim gider.

ELİF YAVAŞ: Sizi edebiyata yönlendirenler kimler oldu?

ORHAN OYANIK: Aslında pek yönlendiren olmadı. İşin temelinde kitap okumayı sevmek var, oldum olası kitapları çok sevdim. Kitap kokusunu çok sevdim ve o kitapları yazan insanlara hayranlık duydum, işin özü o. Okuyan insan doluyor, dolan insan taşmak paylaşmak istiyor ve bunun sonucunda da ortaya güzel eserler çıkıyor. Şimdi okumanın o güzel hazzını kızıma da aşıladım. Bu da beni mutlu eden diğer bir konu.

ELİF YAVAŞ: Aynı zamanda düzyazı türünde de Çan’daki “Burası Çan” adlı yerel gazetede ve farklı sitelerde de yazıyorsunuz. “İpekyolu Haber Ajansı” Çanakkale İl Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesisiniz ve “İpekyolu” gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktasınız. Eğer şair olup şiir yazmasaydınız başka hangi edebî türde yazmayı tercih ederdiniz?

ORHAN OYANIK: Öncelikle şair olmak işin en zoru. Düzyazı türünde herkes eser verir, şairlik başlı başına bir olay. Herkes yazar olur ama şair olmak ömür boyu devam eden bir süreç. Asıl soruya gelince: “Yine şiiri tercih ederdim”. Şairlik öyle bir şey ki delilik ile velilik arası bir şey. Hiçbir şey sizi şiirden alıkoyamaz.

ELİF YAVAŞ: “Gümüş Dizeler” kitabınızı merak ettim. Okuma fırsatım olunca bir gün o kitap üzerine de konuşalım. Yakın zamanda yeni bir kitap yayınlamayı düşünüyor musunuz?

ORHAN OYANIK: “Gümüş Dizeler” ilk göz ağrım, ilk heyecanım, profesyonelliğe ilk adım atışım. Kitabın ismi de ilktir, bu isimde başka bir eser yok. Serbest ölçüyle yazılmış, 112 sayfadan oluşan bir eser. “Çıraklık eserim” de diyebilirim. Tabii ki zaten şu an iki kitabımız yayınevinde baskıda, yakında okurları ile buluşacak. Yine sevgili dostum Fatma ÖZGER BİLGİÇ ile birlikte kaleme aldığımız biri öykü, diğeri aforizma türünde iki eserimiz çok yakında çıkıyor.

ELİF YAVAŞ: Sizi yazmaya heveslendiren konular nelerdir?

ORHAN OYANIK: Şiir; biliyorsunuz hayatın kendisi, o yüzden konu ayrımı yapmam çok zor. Her konuda değişik şeyler yapmak beni heyecanlandırıyor. Ayrıca şiir öyle bir derya ki, yazılacak o kadar çok şey var ki. Bunun için deli gibi şiir yazmamız, hep daha güzeli, daha iyiyi, söylenmemiş şeyler bulma isteği bize hep yazdırıyor.

ELİF YAVAŞ: Şiir konularınızı nasıl seçiyorsunuz? Kelimelerinizi edebî dildeki mısralara dönüştürmek zor oluyor mu?

ORHAN OYANIK: Şiirde konu seçimi yapmam. Dedim ya şiir hayatın kendisi. Her canlı, her obje, her duygu şiire konu olur. Kelimelerinizi edebî dildeki mısralara dönüştürmek elbette zor oluyor. Bazen bir anda, bazen birkaç haftada yazıyorum bir şiiri ve her kontrol ettiğimde de değişik şeyler geliyor aklıma.

ELİF YAVAŞ: Şiirlerinizi kimsenin okumayacağını bilseniz yine de yazar mıydınız?

ORHAN OYANIK: Evet, yine yazardım çünkü yazmak içten gelen bir duygu ve okumanın verdiği birikimi paylaşma isteği. Bunu engellemek ne mümkün... Biz şair ve yazarlar olarak zaten duygu ve düşünce dünyası olarak farklı insanlarız. Öyle olmasak gecenin bir yarısı hangi güç sizi sıcak yatağınızdan kaldırıp size şiir yazdırır, duygularınızı kâğıda döktürebilir.


ELİF YAVAŞ: Yol arkadaşınız, değerli yazar Fatma ÖZGER BİLGİÇ ile beraber yeni projeler düşünüyor musunuz?

ORHAN OYANIK: Elbette sevgili Fatma ÖZGER BİLGİÇ ile yeni projelerimiz var. Festivaller, antolojiler, yeni kitaplar… İlk önce şunu belirteyim: “Her yıl Çan (Çanakkale) ve Tarsus (Mersin)’ ta olmak üzere iki etkinlik ve bir adet antoloji ve de fırsat bulduğumuz zamanlarda birlikte kaleme aldığımız eserlerimizi çıkarmayı düşünüyoruz.” Biz bu işten keyif alıyoruz, edebiyat vazgeçilmez bir tutku.

ELİF YAVAŞ: Sırada gerçekleştirmek istediğiniz hangi yeni hayaliniz var?

ORHAN OYANIK: Sıradaki hayalim: yurtdışına açılıp oradaki Türklere ve edebiyat, sanat âşıklarına ulaşıp orada da sesimizi duyurabilmek. İlklere, farklı şeylere imza atabilmek, televizyon programları yapmak vs.

ELİF YAVAŞ: Bir şair olarak okuduğunuz ve beğendiniz yazarlar, şairler kimlerdir?

ORHAN OYANIK: Abdurrahim Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek, Ümit Yaşar Oğuzcan, Orhan Veli Kanık, Cemal Süreyya, Özdemir Asaf.

ELİF YAVAŞ: Âşık Ziya Var birçok şiirinizi besteledi. Çanspor marşı da hazırladınız. Bir şiiri bestelemek ilk başlarda zor oldu mu?

ORHAN OYANIK: Marş yazmak başlı başına bir konu. Çanspor marşını yazmam bir haftamı aldı. Âşık Ziya Var hocamla istişare ederek tekrar düzenleyip melodileri bulduk. Bazı kelimeleri tekrar değiştirdik ve ortaya güzel bir eser çıktı. Buradan hocama tekrar teşekkür ediyorum. Emeğine, yüreğine sağlık. Bir hususu hatırlatayım: Bu da bir ilk, Çan’da yetmiş yılı aşkın mazisi olan “Çanspor için yazılmış ilk marş”. Bu da beni mutlu ediyor.

ELİF YAVAŞ: Sizin de dediğiniz gibi sosyal medyada neredeyse herkes şair-yazar. Size göre “Şairim” diyebilmek çok kolay bir tabir midir?

ORHAN OYANIK: “Şairim” demek o kadar kolay bir şey değil. Ben asla kendime: “Ben şairim.” diyerek yola çıkmadım. Sadece şiir yazana şair deniyor, olay oradan kaynaklanıyor. Ben şiirimi yazarım, paylaşırım, kendime şair demem. Bana okuyucu desin şair diye. Şiirimi beğensin, okusun, şair unvanını bana okur versin. Bütün mesleklerden emekli olursunuz ama şairlik mesleğinden emekli olamazsınız. Bir ömür sürer bu yürek işçiliği.

ELİF YAVAŞ: İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) ve Azerbaycan Yazarlar Birliğinin ortak işbirliği ile “Türk Uşaq Edebiyatı” Antolojisi Kitabı hazırlandı ve Azerbaycan/Bakü’de yakında yayınlanacak. Şiir-hikâye-masal; üç edebî türdeki eserler seçici kurul tarafından seçildi. Temmuz 2018’de sonuçlanan çocuklara dair bu çalışmada sizin şiir dalında, benim de hikâye dalında bir eserim kitaba alınmış. Ben o haberle Türkiye dışındaki ülkelere de katkı yapmak adına çok sevinmiştim bir Çanakkaleli olarak. Bu anlamlı çalışmaya dair sizin fikirleriniz nelerdir?

ORHAN OYANIK: Güzel bir çalışma yurtdışına açılmak adına, takdir görmek adına. Hele bu İLESAM çatısı altında olduğu zaman daha bir anlam kazanıyor. Ayrıca sizi de tebrik ediyorum, sizin de bir eseriniz var hikâye dalında. Bunlar bizim ödüllerimiz işte. Maddî getirisi olmasa da manevî hazzı bizi mutlu ediyor.

ELİF YAVAŞ: Şiir yazmak isteyen gençlerimize önerileriniz nelerdir?

ORHAN OYANIK: Şiir yazmak isteyen gençlere ilk önce söyleyeceğim şu: “Çok okusunlar. Şiir, edebiyat nedir diye araştırsınlar. Farklılıkları yakalamaya çalışsınlar, hiçbir zaman kolaya kaçmasınlar.” Sıradan şair keşfeder, iyi şair icat eder. Ünlü ünsüz her şairin şiirini okusunlar, her kitabını okusunlar. Şiir bir çiçek bahçesidir, her şair o bahçenin farklı bir çiçeğidir. Arı misali her şairden öğrenecekleri mutlaka bir şeyler vardır. Onları alıp kendi içlerinde özümsesinler.

ELİF YAVAŞ: Şair bir baba olmak nasıl bir duygu? Kızınızın da şiire ilgisi ve yeteneği var mı?

ORHAN OYANIK: Şair baba olmak benim için anlatılmaz, yaşanır bir duygu. Ben yazarken kızım da görüp bir şeyler yazıyor, okuma isteği hep canlı kalıyor. Model oluyorum kısacası. Kızımın şiire ilgisi var ve ilk şiirini sekiz yaşında anneannesine yazdı. O yazdığı şiiri birkaç kişiye okuduğumda benim ya da ünlü bir şairin yazdığını zannettiler. Kızım yazdı, dediğimde şaşırmışlardı. Çok şükür yeteneği var ama ilerletir mi, devam eder mi bilinmez.

ELİF YAVAŞ: “Çanakkale Destanı ve Şehitlerimiz” konulu köşe yazınız yahut şiiriniz oldu mu?

ORHAN OYANIK: Bu konuda birkaç antolojiye dâhil oldum ve birden fazla da eserim var. Çanakkale ve ilçelerinin güzelliklerini anlatan “Çanakkale Sevdası” adlı şiirimle de ödül almıştım.

ELİF YAVAŞ: Gelecek yıl adına yeni edebî faaliyetler düzenlemek aklınızdan geçiyor mu?

ORHAN OYANIK: Hiç aklımdan çıkmıyor ki Elif Hanım. Diyorum ya edebiyatla yatıp edebiyatla kalkıyoruz ve hedefimiz hep ilkler, yenilikler. Nasıl daha güzel olur, nasıl daha farklı projeler üretiriz hep bunun telâşıyla yaşıyoruz. Sağlığımız, imkânlarımız elverdikçe devam.

ELİF YAVAŞ: Şiirlerinizde çoğunlukla Halk Edebiyatından izlenimler ve sade dildeki her kesime hitap eden dizeler görüyorum. Doğru mu?

ORHAN OYANIK: Evet, doğrudur. Ben prensip olarak “Sanat, Halk içindir.” ilkesini kendime prensip edindim. Halka inmeyen bir edebiyat-sanat ne kadar faydalı, ne kadar kalıcı olabilir ki? Ne kadar halkın duygularına tercüman olup yaralarını sarabilir, sevinçlerini paylaşabilir? Bakın Yunus Emre, bakın Pir Sultan Abdal, Âşık Veysel, vs.

Zaten çok yakında Kültür Bakanlığının “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları” projesi adı altında Halk Şairliği için açmış olduğu Halk Şairliği Sınavına müracaatımı yaptım, kabul edildi. Nasipse mülakat sınavını kazanarak Bakanlık tarafından da Halk Şairliği unvanını tescillendirmek istiyorum.

ELİF YAVAŞ: Günümüz gençlerinin edebiyatla iletişimini nasıl buluyorsunuz?

 ORHAN OYANIK: Günümüz gençliğinin edebiyata ilgisi yok denecek kadar az. Sosyal medyadan ve android teknolojisinden edebiyatla, şiirle, sanatla uğraşmaya fırsatları olmuyor. Okuyan gençlerimiz ise daha çok macera, polisiye, bilim kurgu türünde gelişigüzel yazılmış eserlere ilgi duyuyor.

ELİF YAVAŞ: “Anne ve Baba Yüreğinden Evlada Şiirler Güldestesi” adlı şiir antolojisi çalışması oldu ve 2018 yılında benim ve sizlerin de içinde şiirleri olan bu kitap yayınlandı. “İlklerin şehri Tarsus 1. Şiir ve Müzik Şöleni” adlı programda, Mersin ilinin Tarsus ilçesinde Tarsus Belediyesinin de katkılarıyla bu antolojiye katılan şairlerimizle güzel bir şiir gecesi ve gezi düzenlediniz. O zaman da yorucu bir organizasyon yaşasanız da: “İyi ki Şiir Gecesi düzenlemişiz.” dediniz mi? O şiir gecesindeki atmosfer nasıldı?

ORHAN OYANIK: Evet biz her eserden, her etkinlikten sonra: “İyi ki yapmışız.” diyoruz çünkü güzel geri dönüşler alıyoruz edebiyat sanat adına. Dediğim gibi ortaya çıkan her eser, her etkinlik dünya ve Türk edebiyatında bir kilometre taşı oluyor. Bu bize gurur veriyor, heyecan veriyor, yenileri için itici güç oluyor.

ELİF YAVAŞ: Oldukça verimli bir sohbetti. Tüm içtenliğiniz için şükranlarımı sunuyorum. Bu güzel sohbet ile öğrencilerim de sizi yakından tanımış olacak. Son bir soru ile röportajımızı bitirelim:

Orhan Bey, 2018 yılı Ekim ayı içinde “2. Çan Şiir Gecesi Etkinliği” düzenleyebilecek miyiz?

ORHAN OYANIK: Kesinlikle evettttt. Bir şekilde bu etkinlik olacak. Belediye Başkanımız Sn. Dr. Abdurrahman Kuzu Beyefendi’nin de böyle anlamlı ve güzel bir projede bize destek vereceğini düşünüyorum çünkü bu Çan için güzel bir şey. Çanlılar için güzel bir şey. Çan’ın tanıtımı adına kültürel, sosyal, ekonomik açıdan faydalı bir şey. Buna inanmasam bu kadar çaba sarf etmem. Ayrıca bana bu imkânı verdiğiniz, bize ses oluğunuz için kendim ve edebiyat camiası adına başta siz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum

ELİF YAVAŞ: Güzel bir röportaj oldu, teşekkür ediyorum Orhan Bey. Sohbet ederken edebî bir keyif aldım. İnşallah sizi yakından tanımak isteyen okurlarımız da mutlu olurlar. Umarım gençlerimiz de sizin şiirlerinizle tanışma fırsatı bulurlar. Anlamlı bir şiir gecesinde, yöresel projelerde sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle... Şehitler diyarı memleketim Çanakkale’yi ve Çan halkını bir kucak şiirle kucaklıyorum.


 

Tarih: 28 Temmuz 2018 – Cumartesi 

Röportajı Hazırlayan – Editör: Elif YAVAŞ