Merhem koyup onarma sinemde kanlu dağı
Söndürme öz elimle yandurduğun çerâğı

Uymış cünûna gönlüm ebruna dir meh-i nev
Ne l'tibâr ana kim seçmez karadan ağı

Kaddün gamında servün sormağa za'f-ı hâlin
Gülzârdan kesilmez ırmağlarun ayağı

Dür tek dişün sözmi her dem eşitmek ister
Bahrun müdâm anunçün sâhildedür kulağı

Zülfi siyeh sanemler olmış senün esîrün
Işkunda her birimin öz zülfi boynı bağı

Ger müşg dirse âşık ol bûy-ı zülfe saki
Tünd olma bir kadeh vir ter eylesün dimağı

Devran havadisinden yoh bâkümüz Fuzûlî
Dârü'l-emânumuzdur mey-hâneler bucağı


Müstef'ilün/Fa'ûlün/Müstefilün/Fa'ûlün (Mefulü/Fâ'ilâtün/Mef'ûlü/Fâ'ilâtün)

1. Göğsümdeki yarayı merhem koyup iyileştirme. Kendi elinle tığın meşaleyi söndürme.
Aşk ateşiyle dağlanmış kırmızı yara aleve benzetilmiştir. "Öz  elinle" sözünde sihr-i helâl vardır: «Söndürme öz elinle» ve «öz elinle yandurduğun çerağı» diye iki şekilde de anlam verilebilir.
2. Gönlüm deliliğe uymuş senin, kaşına yeni ay diyor. Karadan akı ayıramayan kimsenin sözüne itibar edilir mi?
"Karadan akı seçememek" deyimini kullanarak ak ile yeni ay, kara ile de kaş kasdedilmiştir. Böylece leff ü neşr sanatı yapılmıştır.
3. Senin boyunun gamıyla servi (kıskançlıktan) öyle zayıfla­tmış ki, halini sormak için ırmakların ayağı gül bahçesinden kesilmez.
Serv ince ve uzun olduğu için zayıftır. Irmaklar da devamlı ola-3 rak gül bahçesinde akar. Bu yüzden «bir yerden ayağı kesilmek veya kesilmemek» deyimini kullanan Fuzûlî gerek bu gazelde, gerekse diğer örneklerde görüldüğü üzere Türkçedeki zengin deyimlerden yararlana­rak çeşitli zekâ oyunları yapan bir dil ustasıdır. Hüsn-i ta'lil sanatı var, 4. İnci gibi dişinin sözünü işitmek için denizin kulağı daima sa­hildedir.
Sevgilinin dişi denizden çıkarılan inciden daha güzeldir. Dişi hak­kında söylenenleri duymak için denizin kulağının sahilde olmasında teş­his ve hüsn-i talil sanatı vardır. Sahil genellikle koy biçiminde olduğu için kulak şeklindedir. İçinde inci bulunan istiridyenin sahile çıkması­nın denizin kulağı olarak da düşünülebilir.
5. Siyah saçlı güzeller senin saçının esiri olmuşlar. Senin aşkın­da her birinin saçı kendi boynuna bir bağ olmuş yani kendi saçlarıyla senin aşkına bağlanmışlardır.
6. Ey saki! Âşık eğer sevgilinin saçının kokusuna misk derse, öf­kelenme. Şarap ver de dimağını tazelesin.
Ter kelimesi taze ve yaş demektir. Yaş ve ıslak olan şey tazedir. Dimağın ıslanması, tazelenmesi zihnin açılması anlamındadır. Bunun ak­si huşk-dimâğ (kuru dimağlıl veya füsürde - dimağ (kurumuş dimağlı)dır.
7. Fuzûli, zamanın olaylarından korkumuz yok. Meyhanelerin kö­şesi emniyet yerimiz, sığınağımızdır.