Diriğâ çarhun(g) elinden hezârân,

Ki kılmışdur mu‘attal bunça kârârı.

 

İşid emdi bu ahvâli e kardaş,

Çün ümmetdür biri birine ihvân.

 

Yavuz sanmaya kardaş kardaşına,

Hakikatdur bu sözüm, ban(g)a inan!

 

 İşitdün(g) ise, sözüme kulak dut,

Gidermegil sözümi kulağun(g)dan!

 

Bilürmisen, niçün geldün(g) cihâna?

Sini kulluğ içün yaratdı Sultân.

 

San(g)a ni‘met verüpdür bînihâyet,

Hususâ, kim kılupdur ehl-i îmân.

 

Nasihat dutar isen(g), din(g)le sözüm,

Hünerün(g) var ise, gel, uşda meydân!

 

Şu feleğin elinden bunca yapılmış işler boşa gitmiştir. Binlerce kere eyvahlar olsun.

Ey kardeş! Şimdi bu halleri işit. Çünkü ümmet birbirinin kardeşidir.

Kardeş kardeşine kötülük düşünmesin. Bu sözüm gerçektir, inan bana.

İşittiysen sözüme kulak ver. Sözüm kulağından gitmesin. (Söylediklerimi unutma.)

Dünyaya niçin geldiğini bilir misin? Sultan (yaratıcı) seni kulluk için yarattı.

Sana sonsuz nimetler verdi. Özellikle (seni) inananlardan kıldı.

Nasihat tutarsan sözümü dinle. Hünerin varsa gel. İşte meydan!