░   Eserin yazarı Ali Şîr Nevâyî, Doğu Türkeli’nin büyük şâiri, âlim ve üstün vasıflı devlet adamıdır. O’nun, ebedî âleme intikalinden önce yazdığı son eseri olan Mahbûbu’l-Kulûb / Gönüller Sevgilisi isimli kitap, Prof. Dr. Vâhit Türk tarafından Çağatay Türkçesinden Türkiye Türkçesine çevrilerek 12 X 19,5 santim ölçülerinde 176 sayfa olarak Mart 2016’da kültür hayatımıza kazandırıldı.
     Eser; ‘Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın Adıyla. Hamd O’nadır, O’nun zâtınadır.’ Cümleleriyle başlıyor, Peygamberimiz (sav) Efendimize salat ve selam son bulan giriş kısmının arkasından üç ana bölümle devam ediyor. Her bölüm kendi içerisinde çeşitli başlıklarla oluşturuluyor. Birinci bölüm hakandan başlayarak çeşitli devlet görevlileri ile meslek erbâbını konu ediniyor. Müsbet ve menfi örneklerle makam sâhiplerinin nasıl olması ve nasıl olmaması gerektiği anlatılıyor, halka karşı nasıl davranmaları gerektiği üzerinde duruluyor.
     Eserin siyâsetname ile alakalı bu bölümünde kırk ara başlıkla kırk meslek mensubunun davranışlarıyla alakalı bilgiler yer alıyor. Mesleklerin bâzıları şunlar: Kadı, vezir, inzibat, şeyhülislam, müftü, müderris, hekim, kâtip, öğretmen, imam, hâfız, ses ve saz sanatkârları, müneccimler, ticâret erbâbı, esnaf, emniyet müdürü, çiftçiler, Çingeneler, dilenciler, kuşçu ve avcılar, dervişler ve diğerleri… İş ve meslek mensuplarına ait her bölümün sonunda mesnevi, rübâî, beyit ve dörtlük bulunmaktadır.

     Birinci bölümden tadımlık satırlar:

İslam Beyi Hakkında

     Böyle bir hakana Müslüman bir bey, Hz. Peygamberin hizmetindeki dört kişiden biri gibidir. Bu kişi, arzularına kavuşamayanların son sığınağı, hakanın da tâlihidir. Hakana dünyada gerçekleri söyleyen ve onun âhireti hakkında kaygı çeken kişidir. Kötüler ondan korkmakta, iyilerin zorlukları onun sâyesinde kolaya dönmektedir. Halkın malı ile ilgili aç gözlülüğe gönlünde yer yok ve kadın hayâli kalbinde yer edinmez. İsteği, Müslüman halkın güvenliği, amacı, Müslüman olmayan halkın birlik ve beraberliğidir. O, Müslümanların rızâsını arayandır; Müslümanlar ise onun duâcısıdır. Kendisi dürüst ve bütün çabası halkın işlerinde adâleti sağlamaktır. Hakanın kapısında bu tür beyler eksik olmasın ve devlet de böylelerinden başkasının eline geçmesin. (s: 29,30)   
     ‘Övülmeye Değer Hareketler ve Hoş Olmayan Huylar’ başlıklı ikinci bölümde insan hayatında önem arz eden, tövbe, züht, kanaat, sabır, tevazu, teveccüh, rıza, aşk… gibi on konu üzerinde durulmuştur. Yine her bölümün altında mesnevi, beyit, rübâîler bulunmaktadır. Bâzı bölümleri kısa hikâyelerle de desteklenmiştir.
     ‘Övgüye Değer Eylemlerin Sonu ve Yergiyi Hak Eden Hisler’ başlığı altındaki üçüncü ve son bölüm ise yüz yirmi yedi adet ‘tembih’ ihtiva etmektedir. Bilindiği gibi tembih: uyarma, ikaz mânâsındadır. Bir işin nasıl yapılacağı hakkında bilgi verdikten sonra üsteleyerek hatırlatma demektir. Bu tembihlerde de değişik meselelere temas edilmiş ve hemen her tembihin arkasında bir beyit veya dörtlük yazılmıştır.

119. Tenbih:

     Güzel olan, rûha rikkat verir; çirkin ise ömrü mahveder. Güzel huylu nâzenîn, cennetteki hûri gibidir; kötü mizaçlı çirkin de cehennemdeki zebâniye benzer. Korkak, her türlü yararsız sözü söyler; tavuk, bulduğu her pisliği yer. Erkekte söz hüner, ipçide bez hüner. Cimri, öykünmekle büyük olamaz, keçi koşmakla geyik olamaz. Gönlündeki eksikliğe gülmek haram, hakanla düşmanlığın varsa uyumak haram. Tanrı herkesi kendi yolundaki yol kesicilerden korusun, hakanla düşman olmaktan korusun.

Kendi yolunda Tanrı tutsun şeytandan ırak,
Hakan karşısında kim ki şeytan gibidir, ondan ırak.’ (s: 167)

     Mahbûbu’l-Kulûb, Nevâyî’nin son eseri olmasının yanında, kültür târihimiz açısından belki de en mühim eseridir. Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig gibi siyâsetname türüne dâhil edebileceğimiz bu eser; yazarının deruhte ettiği çok önemli devlet görevleri yanında, doğrudan kültür hayatının içinde oluşu, toplumu iyi tanıması ve halkın dertlerine âşina olması dolayısıyla edindiği tecrübeleri de insanlığa intikal ettirmektedir.
     Son derece rahat okunan, her kesimden insana faydalı olacak bilgiler ihtiva eden bir kitaptır.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT: 
İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 65/3 Beyoğlu 34433 İstanbul.  Telefon: 0.212-251 03 50  Belgegeçer: 0.212-251 00 12 www.otuken.com.tr  e-posta: otuken@otuken.com.tr 

ALİ ŞÎR NEVÂYÎ:

     Türk kültür hayatının mühim isimlerinden biri olan Ali Şîr Nevâyî, günümüzde Afganistan sınırları içerisinde bulunan, devrinin önemli siyâset ve ilim merkezi Herat şehrinde 1441 yılında doğdu. 1501 yılında, 60 yaşında iken doğduğu şehirde vefat etti.
     Babası Kiçkine Bahadır, Emir Timur’un oğullarından Şahruh’un torunu Horasan hâkimi Ebû’l-Kasım Bâbur’un hizmetinde bulunmaktaydı. Ali Şîr Nevâyî, Kasım Bâbur’un himâyesinde çok iyi bir eğitim görerek yetişti. Bâbur’un vefatından sonra Herat şehrinin hâkimiyeti, Timur’un ahfadından Hüseyin Baykara’nın eline geçince O’nun hizmetine girdi. 1472 yılında ‘Divan Beyi’ unvanı ve Hüseyin Baykara’nın vekili sıfatıyla devlet idâresinde en üst seviyede yetkili oldu. Âdil yönetimi sebebiyle çok sevildi. Aynı zamanda Türk dilinin ve kültürünün yücelmesi için çalıştı. Çok mühim eserler telif etti. Daha hayatta iken bütün Türk âleminde saygı ve sevgi ile anılan bir kişiydi. Telif ettiği kitaplar, bütün Türk saraylarının en kıymetli ve nâdide eserleri arasında yer alıyordu.
     Çeşitli mevzularda yazdığı 30 eserden bâzıları: *Mecâlisü’n-Nefâyis: (Türk edebiyatında ilk şâirler tezkiresidir), *Nesâyimü’l-Muhabbe min Şemâyimü’l-Fütüvve: (Tarikat büyüklerinin kısa hayat hikâyeleridir), *Münâcât, *Kırk Hadis ve çok mühim târih kitapları:  *Lisânü’t-Tayr, *Târih-i Enbiya ve Hükema, *Târih-i Mülûk-ı Acem, *Farsça Divan…  Muhâkematü’l – Lugateyn  isimli eserinde, Türkçe ile Farsça’yı karşılaştırarak, Türkçenin üstünlüğünü ortaya koydu.
Doğu Türkeli’nde, Müslüman Türkler arasında edebî faaliyetler çok gelişmiş idi. Gelişmeler, Hüseyin Baykara döneminde doruğa çıktı. Bu yükselişin en önemli âmili Ali Şîr Nevâî’dir. 

Prof. Dr. VÂHİT TÜRK:


     12.06.1960 tarihinde Sivas ili Gürün ilçesi Sarıca köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. 1978 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine girdi. Aynı fakülteden 1983 yılında Prof.Dr. Zeynep Korkmaz danışmanlığında hazırladığı ‘Hüseyin Nihal Atsız’ın Ruh Adam Romanında Dil ve Üslup’ adlı tezini vererek mezun oldu. 1987 yılında Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun yönetiminde hazırladığı ‘Hatiboğlu Bahrü’l-Hakayık – Transkripsiyon’ adlı teziyle yüksek lisansını, 1990 yılında Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde Prof. Dr. Tuncer Gülensoy yönetiminde hazırladığı ‘Ali Şir Neva’i Mecalisü’n-Nefais İnceleme-Metin-Dizin’ adlı teziyle doktorasını tamamladı. Fırat Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi (Kazakistan), Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi’nde değişik akademik kadrolarda görev yaptı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü, Gaziantep Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı gibi idarecilik görevleri de yapmıştır. Prof. Dr. Vahit TÜRK 2006 yılında Sakarya Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Öğretim Üyesi olarak başladığı görevinden ayrılarak İstanbul Kültür Üniversitesine geçmiştir.

Kaynak: Kocaeli Aydınlar Ocağı

-
------------------------------
Mahbübu'l Kulüb
Ali Şir Nevai
Ötüken Neşriyat
 
Mahbûbu'l-Kulûb (Gönüllerin Sevgilisi) Nevâyî'nin ölmeden hemen önce 1500/1501'de yazdığı siyasetname nasihatname türü bir eserdir. Prof. Dr. Vahit Türk tarafından Çağatay Türkçesinden büyük bir titizlikle Türkiye Türkçesine aktarılan eser giriş kısmının arkasından üç ana bölüme ayrılmış ve her bölüm de kendi içerisinde çeşitli başlıklarla oluşturulmuştur. Birinci bölüm hakandan başlayarak çeşitli devlet görevlileri ile meslek erbabını konu edinmiş ve olumlu olumsuz örneklerle makam sahiplerinin nasıl olması ve nasıl olmaması gerektiği anlatılmış halka karşı nasıl davranmaları gerektiği üzerinde durulmuştur. Eserin siyasetname bölümü olan bu bölümde kırk ara başlıkla kırk meslek mensubu söz konusu edilmiştir. İkinci bölümde insan hayatında önem arz eden çeşitli konular üzerinde durulmuştur. Çeşitli hikâyelerle de desteklenen bu bölümde on konu başlığı vardır. Son bölüm ise yüz yirmi yedi "tenbih" içermektedir. Bu tenbihlerde de değişik meselelere değinilmiş ve hemen her tenbihin arkasında bir beyit veya dörtlük yazılmıştır. Mahbûbu'l-Kulûb Nevâyî'nin son eseri olmasının yanında kültür tarihimiz açısından belki de en önemli eseridir. Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig gibi siyasetname türüne dâhil edebileceğimiz bu eser; yazarının deruhte ettiği çok önemli devlet görevleri yanında doğrudan kültür hayatının içinde oluşu toplumu iyi tanıması ve halkın dertlerine aşina olması dolayısıyla edindiği tecrübeleri de yansıttığı bir eser hüviyetindedir.
 
ÜRÜN ÖZELLİKLERİ
  • Basım Yılı:2016
  • Sayfa Sayısı:176
  • Kağıt Türü:2. Hamur
  • Ebat:12 x 19,5
  • Dil:Türkçe
  • Cilt Durumu:Karton Kapak
  • ISBN:9786051553153