Kurşunlanan Türkoloji

     Asya’nın stratejik bölgesi Türkistan’dan çıkıp üç kıtanın en önemli yerlerine sahip olan ve 20. Asırda son bağımsız kale olarak dünyanın en stratejik bölgesi Anadolu ve Doğu Trakya’da sıkışıp kalan Türk milletinin en acı asırlarından biri yaşandı. Acı hatıralar taptaze dururken acılar, sancılar hala sona ermedi.
     Prof. Dr. Ahmet Buran’ın [1]  Akçağ Basım, Yayım, Pazarlama A.Ş. [2] tarafından üçüncü baskısı yapılan “Kurşunlanan Türkoloji” adlı eseri, takdim ve giriş kısmından sonra Balkan ülkelerinde Türklere uygulanan katliam ve acıklı göç hareketleriyle başlıyor. Balkanlarda asırlar boyu Türk adaleti altında, dillerine, dinlerine karışılmadan yaşayan halklar, ellerine fırsat geçer geçmez Türk ordusunun çekildiği bölgelerde silahsız ve savunmasız kalan sivil Türkleri, amansız ve acımasız bir etnik arındırmaya, sürgün ve soykırıma tabi tutmuşlardır. Adalar (Ege) Denizi’ndeki adaların elimizden çıkışını takip eden Türk katliamıyla devam ediyor. İki bölümden meydana gelen "Kurşunlanan Türkoloji" kitabının, ‘Korku Tüneli’ adını taşıyan Birinci Bölümünde, 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın ilk yarısı arasında, yaklaşık yüz yıllık zaman dilimi içinde Türk dünyası coğrafyasında meydana gelen bu sürgün, kıyım ve ölümler özetlenmiştir.

Gülen başkalarıdır, ağlayan benim
Oynayan başkaları, inleyen benim.
Hürriyet masallarını işiten başka,
Kölelik şarkısını dinleyen benim.
                    Abdülhamid Süleymanoğlu (Çolpan)

     Batıda Türk adını yeryüzünden silmeye çalışan Avrupa devletleriyle Lozan antlaşmasını imzalamamıza rağmen Yunanistan’da, Bulgaristan’da kalan Türklere baskılar hızını kesmeden 21. yüzyıla kadar devam etmişti.
     Rus Çarlığı bir yandan Balkanlar ve Doğu Anadolu’da Türklerin yok edilmesi için uğraşırken diğer yandan da Kırım ve Kafkasya’da Türk ve Müslüman nüfusu öldürerek, mecburi göçlere tabi tutarak bu bölgelerden silmeye çalışmıştı. Çarlık Rusya’sının yerini alan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği adlı imparatorluk selefini hiç aratmadan Kırım, Kafkasya, Azerbaycan ve Türkistan’da Türk adını taşıyan kimse bırakmama yolunda ilerlemiş; zaman zaman Ermeniler ve Çin ile işbirliği yapmaktan geri kalmamıştır.  Kitapta, Sovyetler Birliği döneminde, 1921-1940 yılları arasında idam edilen veya ölüm kamplarına sürülen soydaş aydınların dramı özet olarak veriliyor. Zulüm o kadar çok ki anlatmaya ne kitabın sayfaları yetiyor, ne de bu yazıda özetlemek mümkün oluyor… Önce idam edilip sonra yargılanan aydınların hikâyelerini okumaya yürek dayanmıyor. Kısaca bilgi vermeye çalışırsak kitaptan birkaç cümleyi aynen almamız yeterli olacaktır: “Kümüşali Börüyev, 19 Mart 1932 tarihinde ‘milliyetçi, halk düşmanı’ suçlamasıyla tutuklanır, uzun süre çeşitli hapishanelerde kalır; işkenceler görür ve 27 Ekim 1942 tarihinde Sibirya’nın soğuk bir ceza evinde ölür. 17 Temmuz 1958 tarihinde Türkistan Askeri mahkemesi Kümüşali Börüyev’in davasını esastan bozmuş ve Börüyev aklanmıştır.”
     Oğuz Çetinoğlu da [3] bu eseri tanıtmak için yazdığı yazısında gerçeği en kısa yoldan anlatmaya çalışmıştır: “Öldürülen şair, yazar, fikir ve devlet adamları, Türk topluluklarının fikir ve kanaat önderleriydi. Onlar Türk toplumuna yol gösterecek, Türk dilini işleyecek ve Türk aydınlanmasını gerçekleştireceklerdi. Onları yok etmek, Türk milletini, yolunu aydınlatacak ışıktan mahrum bırakmak demekti. Onlar sadece bir can değil, bir millet demekti. Bu sebeple yazar, kitabının adını;  ‘Kurşunlanan Türkoloji’ koymuştur.” Bazı idam mahkûmlarının sansürden geçip ailelerine ulaşabilen ve saklanan veda mektupları, Stalin adlı insan kasabının dünya kurulalı bir emsalinin gelmediğini gösteriyor.
     Stalin sadece öldürerek, sürgünlere yollayarak değil; açlık felaketlerine de yol açarak Kırım, Kazan ve Türkistan’da milyonlarca insanımızın ölmesine sebep oluyor.
     Bunların yanında Rusların işbirlikçisi Çin de boş durmuyor. Kendisine Çin Seddi denilen harika duvarı yaptıran Türklerden milyonlarcasını yok ederek, yüz binleri göç ettirerek öç alıyor. Kızıl Çin’in zulmü günümüzde hala devam ediyor.
     Osmanlı’nın son döneminde Türkiye’de, Azerbaycan’da Ermeni zulmü, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra da devam ediyor. Sadece Anadolu’da Ermeniler tarafından öldürülen Türklerin sayısı 523.955 kişi. Bunlar resmi kayıtlara geçenler…

Tanrım Ermeni’ye vermiş fırsatı
Kesti kökümüzü kırar milleti
Rûz-i kıyamete kaldı müddeti
İntikamın günü arşa dayandı.
                     Âşık Kahraman

     Stalin yönetiminin 2. Dünya Savaşı’ndan galip olarak çıkmasından ilham alan tek parti yönetimi de Türklere zulmetmede başkalarını aratmıyor.
     Irak ve Kıbrıs’ta da Türkler öldürülüyor. Hedef, Türk adını ortadan kaldırmak…
     Eser, bir doğu bilimi olarak Türkoloji’nin doğuşuyla devam ediyor. İlk Türkoloji kurultayı 1926 yılında Bakü’de toplanır. Çarlık Rusya’sının sömürdüğü halklara kendi kaderini tayin etme hakkı vadeden Lenin ve halefi Stalin güçlerini toparlayınca gerçek yüzlerini göstermişler; aydınlar, din adamları ve halka yetmiş yılı aşkın bir süre dünyada cehennemi yaşatmışlardır. Bu devirde Azerbaycan’da, Kırım’da, Kafkasya’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Tacikistan’da, Türkmenistan’da, Kazan’da yaşanan zulüm ve baskılardan Türk soylu olan herkes nasibini almış; Türklerle dost olan Ruslar dahi bu zulümden kurtulamamışlardır.
     Eser, Türk milleti uğruna hayatlarını ortaya koyan ilim ve fikir adamlarından Hüseyin Nihal Atsız, Hüseyin Namık Orkun ve Orhan Şaik Gökyay’ın kısa hayat hikâyeleriyle sona eriyor. Prof. Dr. Ahmet Buran, tek parti yönetiminin “Milli Şef”i devrinde “vatan hainliği” ile suçlanan Orhan Şaik Gökyay’ın vatana ihaneti(!) bir şiiriyle belgelendirerek kitabı bitiriyor. İşte o şiir:

       Bu Vatan Kimin

Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir...

Tutuşup: kül olan ocaklarından,
Şahlanıp: köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır...

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır...

İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir...

Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir...

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlısında görenlerindir...

                    Orhan Şaik Gökyay 

     Ahmet Buran'ın bu eserini yalnız tarihçiler, Türk dili ve edebiyatı ile uğraşanlar değil; her Türk evladı okumalıdır...
-----------------------------------

[1]   Yeni Türk Dili Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Buran, 1962 yılında Elazığ’da doğdu. Lisansını 1984 yılında, Yüksek Lisansını 1986 yılında Fırat Üniversitesi’nde tamamladı. 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Doçent, 2001 yılında Fırat Üniversitesi’nde Profesör oldu.

     Bölüm Başkanlığı, Ana bilim Dalı Başkanlığı, Dil Eğitim Öğretim araştırmaları Merkezi, Sosyal bilimler Meslek Okulu, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlükleri yaptı.

     Milletlerarası hakemli dergilerde 27, Millî hakemli dergilerde 34 makalesi yayınlandı. Milletlerarası konferans ve bilgi şölenlerinde 28, Millî konferans ve bilgi şölenlerinde 18 adet tebliğ sundu. 24 adet tez, 7 adet proje yönetti. İlmi dergilerde 44 adet makalesi yayınlandı.

     Yayınlanmış kitapları:

01- Doğu ve Güneydoğu Anadolu Üzerine Araştırmalar (Ağızlar), Boğaziçi Yayınları. Ankara 1992

02- Tunceli Yöresi Ağızlarından Derlemeler: (Prof. Dr. Tuncer Gülensoy ile birlikte) Boğaziçi Yayınları İstanbul 1992.

03 - BURAN, A., GÜLENSOY T., Elazığ Yöresi Ağızlarından Derlemeler-1. (Prof. Dr. Tuncer Gülensoy ile birlikte) Türk Dil Kurumu Yayınları Ankara 1994.

04- Karşılaştırmalı Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü: A. Mehmetoğlu, Kızı H.A ile birlikte) (Türkiye T.-Azerbaycan T.- Rusça- İngilizce} Nil Yayınları İzmir, 1994..

05- Tuncer Gülensoy Armağanı (Editörlük): Kayseri 1995.

06- Anadolu Ağızlarında İsim (Hal) Ekleri: Türk Dil Kurumu Yayınları. Ankara 1996.

07- Keban, Baskil ve Ağın Yöresi Ağızları: Türk Dil Kurumu Yayınları. Ankara 1997.

08- Çağdaş Türk Lehçeleri (E. Aklaya ile birlikte) Akçağ Yayınları. Ankara 2003.

09- Elazığ İli Ağızları (Ş. Oğraş ile birlikte): Elazığ 2003.

10- Nimri Dede, Hayatı ve Şiirleri: Manas Yayınları. Elazığ 2006.

11- Harput’tan Hazara Elazığlı Şairler (A. Özcan ve A. Yıldırım ile birlikte): Elazığ Belediyesi Yayınları. Elazığ 2006.

12- Mehmet Bedri Yücesu, Hayatı ve Şiirleri (A. Yıldırım ile birlikte): Manas Yay., Elazığ 2006

13- Elazığ Yöresi Söz Varlığı, (Dr. Nadir İlhan ile) Türk Dil Kurumu Yayınları Ankara 2008.

14- Prof. Dr. Ahmet Buran Makaleler, (Yayına Hazırlayan E. Alkaya, S. K. Yalçın, M. Şengül) Turkish Studies Yayınları. Ankara 2008.

15- Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü (Su Ürünleri Terimleri Çalışma Grubu Üyesi): Türk Dil Kurumu Yayınları. Ankara 2009.

16- Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü (Veteriner Hekimliği Terimleri Çalışma Grubu Üyesi): Türk Dil Kurumu Yayınları. Ankara 2009.

17- Kişi Adları Sözlüğü (Kişi Adları Sözlüğü Çalışma Grubu Üyesi):

http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/AdArama.aspx.

18- ALKAYA Ercan, Çağdaş Türk Yazı Dilleri 1 (Ercan Aklaya ile birlikte) , Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Yayınları. Eskişehir, 2011.

19- Sa’atname: Akçağ Yayınları. Ankara, 2011.

20- Türkiye’de Diller ve Etnik Gruplar (Yüksel Çak Berna ile birlikte): Akçağ Yayınları. Ankara, 2012.

21- Kurşunlanan Türkoloji, Manas Yayınları (1. baskı) Elazığ 2007. Akçağ Yayınları (2. ve 3. baskı) Ankara 2009 ve 2011.

[2] AKÇAĞ BASIM YAYIM PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ: Tuna Caddesi Nu: 8/1 Kızılay-Ankara

Telefon: 0.312-432 17 98 Belgegeçer: 0.312-432 28 52 www.akcag.com.tr e-posta: akcag@akcag.com

[3] Çetinoğlu Oğuz, Kurşunlanan Türkoloji, http://www.oncevatan.com.tr/kitbiyat-31-makale,29049.html