Pirimkul Kadirov, Özbek edebiyatının ve tarihi romancılığın yaşayan en önemli isimlerindendir. 1928 yılında doğan Kadirov edebiyat ve filoloji eğitimi almış, 1950 yılında edebiyat dünyasına girmiştir. İlk romanı “Öğrenciler”dir, daha sonra “Kara Kızlar” adlı bir romanı ile dikkati çekecektir.
     Özellikle Babür'ü ve oğullarını anlattığı “Son Timurlu” ile büyük ün kazanır. Bu roman “Yıldızlı Günler” ve “Evladlar Divanı” olarak iki ayrı cilt halinde yayınlanır ve tarihi romancılıkta büyük bir zirve noktası olur. Yazarın bu eseri sinema ve tiyatroya da uyarlanır.
     “Son Timurlu”, Timur'un torunlarından Babür Şah'ı (1483-1530) anlatmaktadır. Babür, henüz 13 yaşında babasının ani ölümü üzerine tahta çıkmak zorunda kalacak ve ölümüne kadar 40 yıl sürecek inanılmaz bir mücadele verecektir.
     Maveraünnehir'de padişah olan Babür, Timur'un torunudur. Aynı zamanda Timur'un bir diğer torunu Uluğ Bey'in akrabasıdır. Türkiye'de çok tanınmasa da özellikle Atatürk döneminde tarih kitaplarında kendisine geniş yer verilmiş ve şöyle denilmiştir: “Babür, Türk ve hatta cihan tarihinin hakikaten büyük ve mümtaz evlatlarındandır.”
     Babür, kendi adına bir imparatorluk bırakan bir devlet kurucusudur. 1500 yılı başlarında kurduğu devlet Babürlüler İmparatorluğu'na dönüşmüş, imparatorluk tüm Hindistan'da egemen olmuş ve 1871 yılında İngiliz sömürgecilerine karşı verdiği son büyük savaşta yıkılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'ndan sonra tarihin en uzun ömürlü Türk devletidir.
     Babür'ün ona asıl büyüklük kazandıran yanı inanılmaz mücadeleciliğidir. Her şeyini kaybettiği çocuk yaşlarından itibaren hayatı hep inanılmaz zorluklarla geçmiş ama hiç yıkılmamıştır. Büyük bir padişahken bir kalede kuşatılmış, 80 askeri ile yeniden bir imparatorluk kurabilmiştir.
     Babür'ün bu yılmaz gücü onun ruhunun derinliklerinde yatan bir güzellikten kaynaklanır. Daima iyiden, güzelden, haklıdan, halktan yana olan bir insandır.
     Büyük bir şairdir ama öyle sıradan şairlerden değildir, onun şiirleri ancak Fuzuli, Ali Şir Nevai gibi şairlerinkiyle kıyaslanabilir. Büyük bir Türkçecidir, Farsçayı reddeder ve Çağatay alfabesini oluşturur. Aynı zamanda bilimsel bir bakış açısına sahiptir, en önemli miras olarak Uluğ Bey'in rasathanesini görür. İslam'ın resim yasağına karşı ressamları destekler, sanatçıları koruması altına alır.
     500 yıl önce yaşamıştır ama onun ilericilik anlayışı günümüzde bile hâlâ ileri kalmaktadır. Kendisi Müslüman bir devlet kurmuştur ama bu devlet tarihin ilk laik devletine, hem de daha 1500'lerde dönüşecektir. Gerçekten de Hindistan'da kurulan Babürlüler İmparatorluğu, tüm dinlerin ve milliyetlerin laik bir idare altında birlikte yaşadığı, günümüzde bile eşi olamayacak bir devlettir. Bu da Türklerin hümanizminin, laikliğinin, ilericiliğinin en büyük kanıtıdır.
     Babür'ün oğlu Hümayun ve torunu Ekber de Babür kanından büyük insanlardır. Ekber, Hint tarihinin bugün bile en büyük ismidir. Hâlâ filmleri yapılmakta, ibret veren hikayeleri anlatılmaktadır. Büyük bir imparator, büyük bir Aydınlanmacıdır. Çağdaşları daha din savaşları verirken o tüm dinleri tek çatı altında, tek bir mabedde toplamış, açıkça ateist bir padişahtır.
     Kadirov, Babür ve oğullarının 100 yıllık mücadelelerini anlatırken sizleri sıkça ağlatacak, oldukça sarsacak. İyilerle kötüler arasındaki savaşta iyilerin yanında saf tutarken, kötülerin kalleşlikleri karşısında şaşırıp kalacaksınız. Babür ailesinin kadınlarının büyüklüğüne hayran olacak, eşler arasındaki aşkın gücüne ise imreneceksiniz.
     Ece Ayhan'ın ünlü şiirinden sonra Maveraünnehir bize hep Deniz Gezmiş'leri çağrıştıracaktı:
     Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
     -Maveraünnehir nereye dökülür?
     En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
     -Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbinedir
     Bu romanı okuduktan sonra ise Maveraünnehir'in nereden çıktığını öğreneceksiniz: Babürlülerin gözyaşlarından…
     Son Timurlu büyük mücadelelerin, büyük ideallerin, büyük insanların, büyük aşkların romanı.
     Bu romanda insanlığınızı yeniden sorgulayacak ve kendi ruhunuzu bulacaksınız.

 

Kaynak: Türk Solu, sayı:261, 30.11.2009