20. Yüzyılın başlarında Kazakistan’da sanayi ve ticaretin yaygınlaşmasıyla Kazakistan’da yeni bir neslin doğuşuna yol açtı. Bolşevik ihtilalinden sonra başa geçen komünist yöneticilerin tutum ve arzuları Kazak Edebiyatını uzun süre onların istediği yönde geliştirdi. Lakin Kazak sanat ve edebiyat camiası yine de hak ve adalet için eserler yazmaktan da geri kalmadılar. 20. Asrın başlarında Kazakistan’da tanınmış şair ve yazarlar arasında Saken Seyfulin, İlyas Cansugurov, Sultan Mahmud Turaygurov gibi isimleri sayabiliriz.

            20. Yüzyila girerken Kazak Edebiyatında Cedidciliğin büyük rolü vardır. Tatarca yayımlanan kitap, gazete ve dergiler yoluyla bu siyasi akım Kazak aydınları üzerinde tesirini göstermiş ve bu tesir Kazak Edebiyatında da kendini hissettirmiştir. Cedidcilik (yenilikçilik) akımının öncülerinden Gaspıralı İsmail Bey’in öncülüğü ile Rusya içerisinde kalan Türk halkları, yenilik ve ortak hareket etme bilinciyle bağımsızlık mücadelesine girmişlerdir.  Birinci Dünya Savaşı sıralarında Osmanlı'da, Orta Asya'da ve gerekse İdil boylarında ortak mücadele etme ve birlik olma fikri yücelmiştir. 1917 yılında Rusya içerisinde üç ayrı bölge özerklik ilan ederek daha sonra birleşmeyi öngörmüştür. Türk Birliği için Kırım Türklerinden Gaspıralı İsmail Bey’in “dilde-fikirde-işte birlik” parolası ile önemli bir çığır açmıştır. Bu yıllarda Kazaklar arasında “Aykan” adlı bir gazete ile başka yayınlar neşredildi. “Alaş Orda” teşkilatı kuruldu. Bu teşkilatın üyeleri Kazakistan’ın bağımsızlığı için mücadele verdiler. Bu devir Kazak aydınları edebiyatında bütün Türki halkların birleşmesi, büyük Turan devletinin kurulması gayeleri anlatılmıştır. Bağımsızlığı kazanmak için işe eğitim alanında yenilikle başlanması gerekir diye Kazak aydınları bu yolda çaba sarf ettiler. İsfendiyar Kobayev, Turaygurov, Muhtar Magovin, Mustafa Çokay gibi vatansever Kazak aydınları eserlerinde hürriyet ve istiklal konularını işlediler. Cehaletle savaş yaygınlaştı.

            Mustafa Çokay (1890-1942) Kazak aydınlarının en tanınmışlarındandı. Akmescit’te doğmuştu. 1917 yılında Kazak Kurultayının toplanmasında görev aldı.  Aynı yıl Ekim ayında Türkistan Özerk Cumhuriyeti kuruldu. Devlet Başkanı olarak da Alaş Orda cemiyeti önde gelenlerinden Tinişbayev seçildi. Bir müddet sonra da onun yerine Mustafa Çokay atandı. Bu devlet yaklaşık üç ay yaşatılabildi. Komünistler çeşitli saldırılarla bu demokratik devleti dağıttılar. Devletin merkezi Hokand (Özbekistan) idi.  Bu devlet uzun yıllar “milletçi” ve “pantürkist yapılanma” diye kötülendi. Hokand polis müdürü Ergeş elindeki az bir kuvvetle özerkliği yaşatmaya çalıştıysa da kızıl ordunun acımasız saldırılarınna karşı koyacak gücü yoktu. Bu saldırılarda Hokand şehrinde en az 10.000 kişi öldürüldü. Ermeni Taşnak milisleri desteklenerek –güya Türkiye ve Azerbaycan’da zulme uğrayan Ermeniler vardı- Türk topluluklarından intikam almaları sağlandı. Kızılordu ve Ermeni saldırıları sonucu Margilan’da 7000, Namangan’da 2000, Andican’da 6000, Bozkorgan’da 4500 kişi öldürüldü. 180 köy yakıldı. 

            Mustafa Çokay, bütün bu zulümlerin sorumlusu olarak komünistleri bildi ve Türkitan’dan göç etti. 20 yılı aşkın bir süre Fransa, Almanya ve Türkiye’de yaşadı. Yaşadığı sürece bağımsız Türkistan mücadelesini sürdürdü. Yurdunda uzakta da olsa “Ulug Türkistan” gibi gazeteler çıkardı. Bu gazetelerde Türkistan halkının bağımsızlığını isteyen yazılar kaleme aldı. Bunların yanında, Mustafa Çokay İngiliz, Fransız, Alman ve Polonya dillerinde Türkistan’ın bağımsızlığı hakkında birçok bildiriler yayımlamıştır. Özellikle onun “Sovyetler Devrinde Türkistan” adlı kitabı meşhurdur.

            Mustafa Çokay, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanlara esir düşen Türkistanlıları ölümden kurtarmak için “Türkistan Lejyonu”nu kurdu. Alman esir kamplarında azap çeken yurttaşlarını bir yere topladı. O yıllarda bulaşıcı hastalıklardan verem hastalığına yakalandı ve 1942 yılında Berlin’de vefat etti.

            İskender Kubay, Kazak eğitimcilerdendir. Ibıray Altınsarın’ın açtığı okuldan mezun oldu. Daha fazla ilim öğrenme arzusu ile çalışarak yaşadığı devrin tanınmış aydınlarından biri oldu. Edebi tercümelerle eser vermeye başladı.1910 yılında Krilov’un bazı eserlerini Kazakçaya çevirdi. 1912 yılında “Örnek Öğrenci” dergisini yayımlattı. Bu dergide kendi eserleri ile birlikte anonim halk edebiyatı ürünlerini de yayımladı. Yazarın tanınmış eserlerinden biri “Kalın” romanıdır. Bu eserde, eski ve işe yaramayan örf ve adetler tenkit edilmektedir. Romanda altmış yaşlarındaki adam genç bir kızla evlenmek istemektedir. Kızın babası da bu işe razıdır ama kızı seven genç düğün gecesi kızı kaçırır. Uzun mücadelelerden sonra kız sevdiği gençle yuvasını kurar. İskender Kubay, eserlerinde öğretici olmayı esas alır.

            Yine başka bir Kazak eğitimci olan Sultanmahmud Turaygur (1893-1920) kısa ömründe, edebiyat tarihinde silinmez bir iz bıraktı. Kendisi Bayanavul’da doğdu. Önce medresede okudu, sonra kendi imkânlarıyla bilgisini artırma yolunu seçti. 1914 yılında “Aykan” dergisinde Okur Düşünceleri, Medhiye gibi şiirleri; sonra Serseri Hayat, Fakir gibi eserleri yayımlandı. Şair, bu eserlerinde adaletli yönetim hakkındaki fikirlerini beyan etti. Onun Güzel Kız-Ay adlı romanında kadınların hürriyet talepleri, onların haklarının nasıl ayaklar altın aalındığı konuları işlendi. Eserde güzel kız Kamer, Nurum adlı yaşlı adama verilmek istenir. Kızın babası Ömer’i dövüp kızını zorla Nurum’un evine gelin eder. Kızı seven Ahmed de aciz kalır. Kamer, Nurum’un evinde kendini zehirleyerek hayatına son verir. Bu kitap 1920’li yıllar Kazak edebiyatının önemli eserlerindendir.

            Turaygur, Abay’ın şiir geleneğini devam ettirmiştir. O, Abay’ın şiirlerini peygamberin yüreğinin kanıyla yazılmış şiirlere benzetirdi.

            Kazak eğitimci ediblerinden Sabit Donenta (1894-1933) Pavladlar’da doğdu. Eski usul mektep ve medreselerde okudu. 1913 yılında Aykan dergisinde ilk şiiri yayımlandı. 1915 yılında ilk şiir kitabı “Mayda Çuyda” adıyla çıktı. Bu eser genellikle hiciv şiirlerinden meydana gelmişti. Şair, çeşitli toplumsal hastalıkları bu şiirlerinde tenkit etmektedir. Son Söz, Kimin Devri gibi şiirlerinde toplumdaki eşitsizliklerden bahsedilmektedir. Boz Turgay adlı eserinde şair, kendi halkının milli örf ve adetleri hakkında bilgiler vermektedir. Boz Turgay hakikat yolunu takip ederek çeşitli kuşlarla görüşmeler yapmaktadır. Bu yönüyle Ali Şir Nevai’nin Lisan’üt Tayr eserini örnek aldığını söyleyebiliriz. Donentayev’in Domuz ve Tüccar, Baykennin Gözyaşları eserlerinde de toplumdaki bozukluklar hicvedilmekte, okuyucular bu tür hastalıklarla mücadeleye davet edilmektedir.

            Sakin Sayfullin (1894-1934) Kazakistan’ın Cizkazgan vilayetinde doğdu. Eski mektepte okudu. Rus tüzem mekteplerinde ve seminerlerde kendini yetiştirdi. Gençlik yıllarında Kazakistan’da kurulan “Birlik” teşkilatının faal üyelerinden biri oldu. Bu teşkilatın en önemli gayelerinden biri Kazak halkını çağdaş kölelikten kurtarmaktı. Teşkilat şairirn ilk şiir kitabı Geçmiş Günler’in Kazan’da basılmasına yardımcı olmuştur. Şair, yaşadığı devri tam olarak anlayamamaış ve anlatamamıştı. Bu sebeple eserlerinde bağımsızlık vadeden Bolşevikler övülmekteydi. Sayfullin, Kazakistan Eğitim Bakanlığında da görev yapmış, başarılı hizmetleri görülmüştür. Kısacası, Sayfullin Kazak edebiyat ve eğitim tarihinde önemli bir yere sahiptir.

            20 Yüzyıl Kazak edebiyatının itici gücü şiirdir. 1930 ve 40’lı yıllarda destan şairliğinin zirvede olduğu görülmektedir.

            İkinci Dünya Savaşından sonra Kazak edebiyatında yeni, önemli yazarlar ve şairler yetişmiştir. Bunlardan Mukanov, eser vermeye şiirler başlamış sonra nesir eserleri de vermiştir. Onun Hayat Mektebi, Topal Pehlivan, Demirtaş romanları meşhurdur. Demirtaş romanında Kazakistan’daki ıslahat hareketleri anlatılır. Hayat Mektebi otobiyografik bir romandır. Roman küçük küçük ve birbirini takip eden hikâyelerden meydana gelmektedir.

            Yetenekli Kazak edibi Muhtar Avezov da oldukça meşhurdur. Piyesleri, şiirleri ile Kazak edebiyatının en tanınmış ustalarından biridir. Onun Abay ronmanı tarihi, biyografik bir eserdir ve bu eserler hakkında çok incelemeler yapılmış, makaleler yayımlanmıştır.

            Kazak yazarlardan Gabiddin Mustafa’nın Karaganda romanı da çok meşhurdur. Romanda Karaganda kömür ocaklarının açılışı, kazak işçi sınıfının ortaya çıkması, dünkü çobanların işçi ve iş adamı oluşu edebi dille anlatılmaktadır.

Gabit Musrepov’un Kazak Askeri romanı da oldukça tanınmış bir eserdir. Bu eserde savaş öncesi ve savaş yıllarında köylerde yaşanan hadiseler anlatılmaktdır.

20. Yüzyıl Kazak Edebiyatının önemli isimlerinden Enver Alicanov, Otrar Tengesi, Yeşil Dağlar gibi kıssalarıyla tanınmıştır. Yazar, tarihi roman alanında Mahambet Neyzesi romanıyla güzel bir eser vermiştir. Romanda Mahambeti’in Hive Hanı ile görüşmeleri, halkının hürriyeti için verdiği mücadelesi, Han Bekey ve Han Cangır’ın zalimlikleri anlatılır.

Kazak Edebiyatının yenilikçi yazarlarından Muhtar Magavin’in eserlerinde Türki halkarın birleştirilmesi savunulmaktadır.