Bir güvercin olsaydım kanat açabilirdim
Ölür kalır başımı alır kaçabilirdim
Bir göçebe olsaydım konar göçebilirdim
Öz ana yurdum olmuş bana bir zindan gibi.

Bir kat bulut olsaydım yere yağabilirdim
Güneş olsaydım ufku yarıp doğabilirdim
Bir kalender olsaydım derdim boğabilirdim
Kendimi öğütürdüm densiz değirmen gibi

Bir karınca olsaydım öz başıma gezerdim
Ördek olsaydım suyu iki bölüp yüzerdim
Bir yüksek dağ olsaydım etrafımı bezerdim
Varlığım yokluğum bir kesik başta can gibi

Bir kuş olsaydım uçup yüzleşirdim yuvama
Bağım tarlam olsaydı bil bağlardım ovama
Derdim kolay olsaydı dolaşırdım davama
İçimi hırpalıyor bir dert seratan gibi

İçtiğimden sorumlu yediğimden sorumlu
Yazdığımdan sorumlu dediğimden sorumlu
Yaptığımdan sorumlu koyduğumdan sorumlu
Kaçan göçen boynuma nöbetçi pasvan gibi

Bir dar demir kafeste kanadı kırık kuşum
Ne vakit sona erir bu uzun bekleyişim
Bir budala olsaydım diyerdim nedir yaşım
Damarımda duygu dolaşıyor kan gibi

Ne bir karış yerim var ne de bar veren bağım
Çalışırım çavarım ekmek dolmaz çanağım
Kağıdım kara gelmiş un etsem on parmağım
Günü eli altında bir öksüz oğlan gibi

Bu bütün ana malda var mi bir tek kuruşum
Kimin defterindeyim niye saçma konuşum
Kimin uğruna ölüm kimin için dövüşüm
Öz yurdumda bakılır bana bir düşman gibi

Lanet insan oğluna ne alçak yaratıktır
Ancak elinden gelen öz cinsine kulluktur
İnsanlık bir hor biçim bir somurtkan kılıktır
Yok imiş yer yüzünde aşağı insan gibi

Yaşamak hakkı ancak layık değil insana
İnsan doğmuş sürgüne, kara güne, zindana
Özgürlük, demokrasi hepsi, birer efsane
İnsan başı kesilir bir kuru soğan gibi

Hayvan ölür soyulur insanı sağ soyarlar
Etini doğrayıp da kanında el yuyarlar
İnsan Refahiyati için geldik diyerler
Öldürüp canazesi altına giren gibi

İnsan koyun gibi kanaradan asılır
İnsan avutulur kara toprak gibi basılır
Yazık insan oğruna dayanmaz tez sarsılır
Dalgaya yakalanan küreksiz kaptan gibi