Türkistan'da Ahmet Yesevi Üniversitesi'nin Medeniyet ortalığı... Görkemli gösteri salonu 800 kişilik. Salon tıklım tıklım... Sahnede yarışçılar. Beşer kişilik takımlar birbiriyle Türkçe bilgisi yarışındalar... Adları ilginç: Yesevi Torunları, Alev, Asena ve DELİ YÜREK...
     Evet yine Deli Yürek karşımıza çıkıyor. Deli Yürek takımı sahneye bir de resim asmış... İki horozdan biri YUSUF... Diğerine 'Bir çöplükte iki horoz olmaz' diyor. Yusuf'un özdeyişi... Topluluk kendilerine adlar takmış... Takım lideri: YUSUF... Zeynep, Ayşegül ve Deli Yürek dizisinden diğer kahramanların adları... Yarışma sırasında sık sık Deli Yürek'ten söz ediliyor. Yanımdaki rektör yardımcısı kulağıma eğilip isteğini tekrarlıyor: 'Efendim, Yusuf buraya gelmeli...'
     Çok kullanılan isimler:
     Şimdilerde Kazakistan'da doğan çocuklara oğul ise Yusuf, kız ise Zeynep adı verilir oldu. Halk, Irak Savaşı'nın sonucu kadar Yusuf'un hapisten kurtulup kurtulmayacağını, Zeynep'in iyileşip iyileşmeyeceğini merak ediyor.
     Yahu dostlarım Ömer Lütfi Mete ve Osman Sınav... Siz neler yapmışsınız böyle... Ve görünsün nitelikli sinemanın gücü...
     Şimdi aynı başarı 'Kurtlar Vadisi' için anlatılıyor. Ama onu sadece uydu anteni olanlar görebiliyor. Bir şeyler yapmalı bu tür filmler Türk Dünyası'nda daha çok gösterilmeli. 1990'a doğru Moskova televizyonlarında gösterilen 'Çalıkuşu' on yılların olumsuz propagandasını nasıl da dengelemişti. Kültür Bakanımız Erkan Mumcu'ya selam ederim. Bu sinema işini sıkı tutmak gerek. Sinemaya destek vermek şart.
     Sinema ve sergi:
     Unutmayalım... ABD sineması dünyayı ele geçirmişse, bunda uzun yıllar uygulanan vergi almama siyasetinin etkisi çok büyüktür. Yine söylüyorum Batılılar'ın dediklerine kulakları kapayıp, yaptıklarına gözümüzü açmak zorundayız.
     Kimse "yerli sinema" diye burun kıvırmasın. Hayır! O beğenmediğiniz yerli filmlerdeki "gerçeklik ve insanlık durumu", hayranlıkla izlediğiniz Amerikan filmlerinden daha yukarıdadır. İyi Amerikan filmleri yok mu? Çook!.. Ama devede kulak... Şu televizyonları dolduran, birbirinin kopyası, bitmez tükenmez araba çarpışmaları, sonu gelmeyecek adam öldürmelere siz iyi film diyor musunuz?
     Yerli filmlerin hepsi iyi mi? Yook!.. Ama çok iyileri yapıldı ve yapılıyor. Uçurtmayı Vurmasınlar, Vizontele, Gönderilmemiş Mektuplar, Abuzer Kadayıf, Komiser Şekspir, Eşkiya son yıllarda niteliğin üst sınırlarını zorlayan yerli filmler değil mi? Demek ki yapabiliyoruz. Öyleyse daha çoğunu ve daha güzellerini neden yapmayalım.
     Neden bilgiyle ve bilinçle sinema sanatımızı ve sanayiimizi desteklemeyelim.
     Şimdilerde belki unutuldu ama 1989'da sinemamız ölmek üzereyken Kültür Bakanlığı'nın çabaları ile bugünlere gelecek yol açılmıştır. Nasıl mı? Önce sinema kurultayı, sektörle el ele işler, büyük para desteği, Orimaj'a üyelik, Oskar'a adaylık, bakanlık bünyesinde destek birimi vb. ile...
     Sen istersen yapamayacağın işler değildir bu işler...


Namık Kemal Zeybek tarafından yazılan bu makale, 02 Mayıs 2003 Cuma günü yayınlanan

H.O. Tercüman Gazetesindeki köşe yazısıdır.