Sultan II. Murad, Hacı Bayram Veli’nin bunca kemalâtını görüp kalben ona bağlandı ve kendisine mektup yazarak şöyle dedi:
     “Sizden tâc takan ve elbise giyen kimler varsa hepsi de işçilik, vergi, askerlik ve sair tekâliften muaftırlar.”
     Bu fermanı duyanlar dervişlik tâc ve elbisesini giydiler. Hükümet memurları onları böyle görerek kendilerini tekâliften muaf kıldılar. Keyfiyet Padişaha arz edildi. Hükümdar Hacı Bayram’a tekrar bir mektup yazarak onun dervişlerinin gerçek sayısını sordu. Hacı Bayram Veli, gerçek olan veya olmayan müritlerini imtihan için tellallar vasıtasıyla ziyafete çağırdı. Ziyafete gelenler muazzam bir kalabalık teşkil ediyorlardı. Hacı Bayram Veli, eli ne keskin bir kılıç alarak onlara şöyle hitap etti :
     “Bana inanıp mürid olanları Allah’ın yolunda kurban edeceğim.”
     Dervişler "bu ne biçim mürşit; bu nasıl müritlik" diye söylenmeğe başladılar ve "şeyhimiz galiba aklını oynatmış" dediler.
     Neden böyle söylediler?
     Çünkü Hacı Bayram Veli’nin hitabına ancak bir erkekle bir kadın: “Canımız, malımız ve başımız sana feda olsun” diye teslim oldular. Ötekiler ise evvelâ tereddüt gösterdiler. Hacı Bayram Veli, o ikisini yüksek yerde kurdurduğu çadırına aldı. Önceden hazırlattığı koyunu kesti. Kurban kanı dışarıya akınca öteki dervişler o iki kişi kesildi sanarak dağılmağa ve kaçışmağa başladılar Bunun üzerine Hacı Bayram Veli, Sultan 2. inci Murad’a şu cevabı verdi :
     “Ey Gazi Hünkârım! şimdilik gerçek müridim iki kişidir: Biri erkek, öbürü kadın.”