O öldü.
      Kanserden değil.
      Kan verilmemesinden.
      Çünkü o bir Yehova Şahidi idi.
      Daha 55 yaşındaydı ve 21 gün önceye kadar hayat dolu güzel bir kadındı...
      Ama öksürüyordu. Zaman zaman da kendisini yorgun hissediyordu, üşüttüğünü, grip olduğunu zannediyordu.
      Gittikleri doktor kötü haberi verdi, kadın ilik kanseriydi.
      21 günde doktor ve hastane fırtınası yaşandı.
      Bir doktor, "Kan verilirse en aşağı hastanın beş yıl yaşayabileceğini, kan verilmezse bir iki haftada öleceğini" söylüyordu.
      Kadının arkadaşları ikiye ayrılmıştı.
      Bir grup "Yehova Şahidi", diğer grup kadının lise sınıf arkadaşlarıydı ve bunlar "Yehova Şahidi" değildi.
      İkinciler, "Hemen kan verelim, yaşamını uzatalım sonra tedaviye başlayalım, beş yılda her şey değişebilir, yeni ilaçlar bulunur" diye gözyaşı döktüyse de sözlerini geçiremedi.
      Birincilerin, yani Yehova Şahitlerinin dediği oldu. Onlar kan verilmesine katı olarak karşı durdular. Kadının yaşamasını sağlayacak kan verilmedi. "Yehova Şahitleri"ne göre kan verilmesi günahtı.

...

Milliyet