Halk edebiyatı, ortaya konan ürünlerin gösterdiği biçim ve içerik özelliklerine göre üç bölüme ayrılır:

 1) Âşık Edebiyatı

2) Anonim Halk Edebiyatı

3) Tekke Ve Tasavvuf Edebiyatı

 1) ÂŞIK TARZI

- İslamiyet’ten önce başlamıştır.

- Eskiden kam, baksı (bahşi) adı verilen ozanlara bu dönemde âşık adı verilmiştir.

- Âşıklar şiirlerini bağlama adı verilen sazlarla köy köy, kasaba kasaba dolaşıp söylemişlerdir.

- Nazımda hece ölçüsü kullanılmıştır.

- Dili genellikle sadedir.

- Nazım birimi genellikle dörtlüktür, yarım kafiye kullanılmıştır.

- Son dörtlükte şairin mahlası(adı) kullanılır.

- Şairlerin şiirleri "cönk" adı verilen defterde toplarlanırdı.

- Aşk, ölüm, gurbet, ayrılık konuları sıklıkla ilenmiştir.

- Coşkulu, lirik bir söylenişi vardır.

- Koşma, mani, Türkü, semai, varsağı destan gibi biçimleri mevcuttur.

- 17. yüzyıldan sonra divan edebiyatından etkilenmeye başlamıştır.

KOŞMA: Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir. Genellikle hece ölçüsünün on birli (6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır. Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Şair koşmanın son dörtlüğünde adını ya da mahlasını söyler. Kafiye düzeni genellikle şöyle olur: baba ” ccca ” ddda…

Eğer benim ile gitmek dilersen

Eğlen güzel yaz olsun da gidelim

Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz

Yollar çamur kurusun da gidelim

 

Aşamazsın Karaman'ın ilini

Köprüsü yok geçemezsin selini

Gerdan yaylasının Perçem belini

Lale sümbül bürüsün de gidelim

 

Sökülsün dağların buzu sökülsün

Öne insin, çöl ovaya dökülsün

Erzurum dağının karı çekilsin

Ak koyunlar yürüsün de gidelim

 

Karac'oğlan der ki buna ne fayda

Hiç rağbet kalmadı yoksula payda

Bu ayda olmazsa gelecek ayda

Onbir ayın birisinde gidelim.

                         Karac’oğlan

 

Koşmaların genel özellikleri:

- Aşk, ayrılık, gurbet, güzellik, kahramanlık, ölüm gibi her konunun işlendiği bir türdür.

- 11li hece ölçüsüyle yazılır.

- Genellikle en az 3 en fazla 6 dörtlükten meydana gelir.

- Dili sadedir.

- Kafiye düzeni abab, cccb, dddb şeklindedir.

- Son dörtlükte şairin mahlası bulunur.

- Koşmanın konularına göre güzelleme, koçaklama, ağıt, taşlamaadlı türleri vardır.

 

GÜZELLEME: İnsan ve tabiat sevgisinin lirik bir edayla işlendiği koşmalara denir.

Dinleyin bir güzel mehdin edeyim

Yiğide nispetle yürüyüşlünün

Can feda ederim söyle sunaya

Bin türlü naz ile salınışının

 

Kadife şalvarli tül lü başlının

Güvercin topuklu sarı mestlinin

Elleri kınali kumru seslinin

Zülüfü gerdana tarayışlının

 

Entari giyinmis freng irengi

Yanaklar kırmızı elmas irengi

Saçlari topukla eyliyor çengi

Bir ceren bakışlı on dört yaşlının

 

Karac’ oğlan der ki güzelin huyu

Hezeren çubuğ(u) na benziyor boyu

Ab-i kevser gibi lebinin suyu

Peynirdir dilleri inci dişlinin

                                Karac’oğlan

 

KOÇAKLAMA: Savaş, yiğitlik, kahramanlık gibi konuları işleyen koşmalara denir. Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir.

 

Mert dayanır namert kaçar,

Meydan gümbür gümbürlenir.

Şahlar sahi divan açar,

Divan gümbür gümbürlenir.

 

Yiğit kendini övende

Toplar menzili döğende

Kılıç kalkana değende

Kalkan gümbür gümbülenir.

 

Ok atılır kal'asından

Hak saklasın belasından

Köroğlu'nun narasından

Dağlar gümbür gümbürlenir.

                                  Köroğlu

 AĞIT: Ölen kişinin arkasından duyulan acının ve onun iyiliklerinin işlendiği koşmadır. Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir (Anonim halk şiiri ürünü olan ağıtlar da vardır).

  Sefil baykuş ne gezersin bu yerde?

Yok mudur vatanın, illerin hani?

Küsmüş müsün selâmımı almadın,

Şeydâ bülbül şirin dillerin hani?

 

Ecel tuzağını açamaz mısın?

Açıp da içinden kaçamaz mısın?

Azad eyleseler uçamaz mısın?

Kırık mı kanadın, kolların hani?

 

Bir kuzu koyundan ayrı ki durdu,

Yemez mi dağların kuşuyla kurdu?

Katardan ayrıldın şahin mi vurdu?

Turnam teleklerin tellerin hani?

 

Aç mısın yok mudur ekmeğin aşın?

Odan ne karanlık yok mu ataşın?

Hanidir güveyin, hani yoldaşın?

Hani kapın bacan yolların hani?

 

Kara yerde mor menevşe biter mi?

Yaz baharda ishak kuşu öter mi?

Bahçada alışan çölde yatar mı?

Uyan garip bülbül güllerin hani?

 

Bunda yorgan döşek yastık var mıdır?

Bu geniş dünyada yerin dar mıdır?

Dalın tahta duvar önün yar mıdır?

Yeşil başlı sunam göllerin hani?

 

Körpe maral idin dağlarımızda,

Dolanırdın solu sağlarımızda,

Taze fidan idin bağlarımızda,

Felek mi budadı dalların hani?

 

Düğününde acı şerbet içildi,

Gelinlik esvabın dar mı biçildi?

İlikle düğmele göğsün açıldı,

N'oldu kemer beste bellerin hani?

 

Alışmış kaşların var mı kınası?

Ala idi o gözlerin binası.

Kocaldın mı on beş yaşın sunası?

Yok mudur takatin hallerin hani?

 

Emmim kızı aç kapıyı gireyim,

Hasta mısın halin hatrın sorayım,

Susuz değil misin bir su vereyim,

Çaylarda çalkanan sellerin hani?

 

Yatarsın gaflette gamsız kaygusuz,

Ninni balam ninni kalma uykusuz.

Hem garip hem çıplak hem aç hem susuz,

Felek fukarası malların hani?

 

Her gelip geçtikçe selâm vereyim,

Nişangâh taşına yüzüm süreyim.

Kaldır nikabını yüzün göreyim,

Ne çok sararmışsın halların hani?

 

Civan da canına böyle kıyar mı?

Hasta başın taş yastığa koyar mı?

Ergen kıza beyaz bezler uyar mı?

Al giy balam al giy, şalların hani?

 

Daha seyrangâha çıkamaz mısın?

Çıkıp da bağlara bakamaz mısın?

Kaldırsam ayağa kalkamaz mısın?

Ver bana tutayım ellerin hain?

 

Sen de Hıfzı gibi tezden uyandın,

Uyandın da taş yastığa dayandın.

Aslı Hanım gibi kavruldun yandın,

Yeller mi savurdu küllerin hani?

                          Kağızmanlı Hıfzı

  TAŞLAMA: Toplumun veya bireylerin aksayan yönlerini eleştiren koşmalara denir. Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

Gevheri der, işler hata

Katırlar baskındır ata

Olur olmaz maslahata

Çocuklar karışır oldu.

                                     Gevheri

VARSAĞI: Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri Türkülerden gelişmiş bir biçimdir. Dörtlük sayısı ve kafiye düzeni “Semâi” gibidir. Varsağılar yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin içindeki “bre” “hey” “behey” gibi ünlemlerle sağlanır. Halk edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan”dır.

MUAMMA: Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir.

NASİHAT: Bir şey öğretmek, bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir.

VARSAĞI:

Bre ağalar bre beyler

Ölmeden bir dem sürelim

Gözümüze kara toprak

Dolmadan bir dem sürelim

 

Behey elâ gözlü dilber          

Vaktin geçer demedim mi

Harami olmuş gözlerin

Beller keser demedim mi

 

 Varsağının genel özellikleri:

 

* Toros Dağları ve Adana civarında yaşayan Varsak boylarının söyledikleri ezgilere denir.

* Kafiye düzeni koşma gibidir.

* 4+4 şeklinde 8’li ölçüyle söylenir.

* Bire, behey, hey nidaları sıklıkla kullanılmıştır. Genellikle böyle bir nida ile başlanır.

* En az 3 en fazla 5 dörtlüktür.

SEMAİ: Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır (4+4 duraklı ya da duraksız). Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle okunur. Kafiye düzeni koşma gibidir: baba ” ccca ” ddda

 

Semâilerde genellikle sevgi, tabiat, güzellik gibi konular işlenir.

 İncecikten bir kar yağar

Tozar Elif Elif diye

Deli gönül abdal olmuş

Gezer Elif Elif diye

Elif'in uğru nakışlı

Yavru balaban bakışlı

Yayla çiçeği kokuşlu

Kokar Elif Elif diye

Elif kaşlarını çatar

Gamzesi bağrıma batar

Ak elleri kalem tutar

Yazar Elif Elif diye

 

Evlerinin önü çardak

Elif'in elinde bardak

Sanki yeşil başlı ördek

Yüzer Elif Elif diye

 

Karac’oğlan eğmelerin

Gönül sevmez değmelerin

İliklenmiş düğmelerin

Çözer Elif Elif diye

                Karac’oğlan 

Semailerin genel özellikleri:

* Özel bir ezgiyle söylenen bir türdür.

* Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.

* 4 + 4 =8 li ölçüyle yazılır.

* 3-5 dörtlükten oluşur.

 

DESTAN: Dört dizeli bentlerden oluşan, oldukça uzun bir nazım biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır. Genellikle hece ölçüsünün on birli kalıbıyla yazılır. Kafiye düzeni koşma gibidir: baba,  ccca, ddda

Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler. Konuları bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi gibi  gruplandırabiliriz.

             Mirasyedi Destanı

Gurbet elden geldim malım sormağa

Bunca eşya, çanak çömlek nic'oldu?

Ey komşular gelin şer’a durmağa,

Köy  kadısı Kambur Felek nic'oldu?

 Bulamadım ciğergâhım eridi,

Benim babam bu yerlerde bir idi.

0 hassadan mintanının şeridi,

Eğnine giydiği yelek nic'oldu?

 Bunlar ev eşyası size dediğim;

Iki sahan, bir tencere gediğim,

Akşam, sabah çorba koyup yediğim,

Ağzı,burnu kırık çanak nic'oldu?

 Günde beş-on kere yıkar sererdi,

Gece anam, gündüz babam giyerdi,

Satayıdım üç-bes para ederdi,

Yakası yeni yok gömlek nic'oldu?

 Arzum kaldı evde. kalan sumağa,

Her yedikçe tatverirdi damağa,

Karnı tok misafir ağırlamağa

Su verdiğim telli bardak nic'oldu?

 Mutfağa fareler ayak basmazdı,

Kilere kediler kulak asmazdı,

Yaş söğüt dalına vursan kesmezdi,

Soğan doğradığım bıçak nic'oldu?

 Ağaç çelengine sepet astığım,

Çürük yular ile ipin kestiğim,

Akan yarasına toprak bastığım,

Dam üstünde uyuz oğlak nic'oldu?

 

Komşular bilirler cümle bu işi,

Arpa yemez, kırılmıştı her dişi,

Kuyruğundan kaldırırdı beş kişi,

Odun taşıdığım eşek nic'oldu?

 

Tarlada ekin yok, otlar biterdi,

Ocaklığa odun koysam tüterdi,

Çıkıp tepesinde baykuş öterdi,

Ev önünde koca kavak nic'oldu?

Destanların genel özellikleri:

 * 6+5 li hece ölçüsüyle söylenir.

* Halk edebiyatının en uzun nazım biçimidir.

* Kendine özgü bir söylenişi vardır.

* Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.

* Ayaklanma, kıtlık, savaş, hastalık gibi toplumsal konular işlendiği gibi bireysel konuların işlendiği destanlar da vardır.

* Dörtlük sayısında sınırlama yoktur.

 

2) ANONİM HALK EDEBİYATI

     Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu, sözlü geleneğe dayalı edebiyattır. Sözlü olduğu için, ürünler; halk arasında dilden dile geçtikçe zaman, kişi, yer unsurlarına bağlı olarak değişikliğe uğramıştır.

 * Anlatım, sözlü edebiyat geleneklerine uygundur. Süsten uzak, açık, net, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.

* Daha çok; aşk, hasret, yiğitlik, ölüm gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenmiştir.

 

 ANONİM HALK EDEBİYATI DÜZYAZI ÜRÜNLERİ

 - Atasözleri

- Deyimler

- Tekerlemeler

- Bilmeceler

- Fıkralar

- Halk Hikâyeleri

- Ortaoyunu

- Meddah

- Karagöz (Gölge Oyunu)

 

ATASÖZLERİ

 * Yüzyıllar süren tecrübeler sonunda ortaya çıkan özlü sözlerdir.

* Kelimeleri değiştirilemezler.

* Aynı konuda birbiriyle çelişen atasözleri olabilir.

 

DEYİMLER

Deyim: Gerçek anlamından ayrı bir anlamı olan, ilgi çekici bir anlatımı bulunan, ifadeyi daha zengin kılan, iki veya daha fazla kelimeden meydana gelen, kalıplaşmış söz topluluklarına denir.

 

TEKERLEMELER

 Sözcüklerin ses benzerliğinden yararlanılarak oluşturulan yarı anlamlı, yarı anlamsız sözlerdir. Şiir biçiminde de oluşturulan tekerlemelerde ölçü, kafiye, seci ve aliterasyondan yararlanılmıştır.

 Az gitmiş, uz gitmiş. Dere, tepe düz gitmiş. Altı ay, bir güz gitmiş…

 

Evvel zaman içinde

Kalbur saman içinde

Develer tellal iken

Pireler berber iken

Ben annemin babamın beşiğini

Tıngır mıngır sallar iken…

 

 BİLMECELER

* Çoğunlukla cevabı içinde saklı bulunan ve düşünceyi geliştirmek amacıyla türetilen soru biçimlerine denir.

* Güzel vakit geçirmek amacıyla çıkarıldıkları düşünülmektedir.

* Manzum mensur şekilleri vardır.

 

FIKRALAR (Kısa Mizahi Hikayeler)

Bir düşünceyi insanlara, mizah öğelerini kullanıp onların gülümsemelerini sağlayarak aktarmak amacıyla oluşturulmuş kısa anlatılardır. Bu ürünlerde, güldürmenin yanında yol göstericilik de söz konusudur. Edebiyatımızda en bilinen fıkralar; Nasrettin Hoca, Karadeniz, Bektaşi fıkralarıdır. Bu türü makaleye en yakın fikir yazısı olan ve aynı adı taşıyan "fıkra" ile karıştırmamak gerekir. Benzer olan sadece adlarıdır.

 

HALK HİKAYELERİ

Hikayeci âşıkların köy odalarında, düğün meclislerinde, kasaba ve kentlerin kahvehanelerinde saz eşliğinde anlattıkları hikâyelerdir. Bu hikayeci âşıklar, okuryazar, az çok kültürlü kişilerdir. Genellikle sevgi ve kahramanlık konuları işlenir. Kişiler yaşamdakilere yakındır; olağanüstülükler sınırlıdır. Oluşturuldukları çağdaki sosyal yapıyı yansıtır. Olayların düzyazı biçiminde anlatılması hem dinleyiciye hem anlatıcıya büyük kolaylık sağlar. Araya serpiştirilen şiirler ve Türküler, âşığa sazı ve sözüyle sanatını gösterme imkânı verir.

 

ORTA OYUNU

Halkın ortasında apaçık duran bir meydanda; metinsiz, suflörsüz, ezbersiz oynanan bir tiyatrodur. *Anlatılan olaylar ustadan çırağa, kuşaktan kuşağa geçerek değişikliğe uğrar. *Başkarakterler, oyunu açan, yürüten, kapayan; hem oyuncu, hem sahneye koyucu, hem de yazar gibi davranan, kenarı kürklü kaftan ve külah giyen, elinde şakşak taşıyan Pişekâr; Pişekârla birlikte oyunu yürüten; ikinci oyuncu ve başkomik, kavuk ve kaftan giyen Kavuklu’dur. *Pişekâr cinasçılık, Kavuklu ise tekerlemecilik yapar. *Çelebi, Zenne, Denyo, Arnavut, Acem, Arap, Yahudi gibi tipler kendilerini simgeleyen bir müzikle sahneye çıkar.

 

MEDDAH

Bir sözlü tiyatro ürünüolan meddahlık, kısaca, “tek adamlı tiyatro“dur. Meddah, tiyatronun bütün karakterlerini kendi kişiliğinde birleştiren bir aktördür. Bir hikâyeyi başından sonuna kadar, yüksekçe bir yerde, karakterleri şivelerine göre konuşturarak anlatır. Perdesi, sahnesi, dekoru, kostümü bulunmayan bu tiyatroda her şey, meddah denen kişinin zekâsına, bilgisine, söz söylemedeki hünerine bağlıdır.

 

KARAGÖZ (Gölge Oyunu)

Taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur, Başkarakterler Karagöz ve Hacivat’tır. Karagöz, okumamış bir insandır. Hacivat’ın kullandığı yabancı sözcükleri anlamaz ya da anlamaz görünüp onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı sözcükler kullanan Hacivat ile alay eder. Hacivat, kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Zenne, Çelebi, Tuzsuz Deli Bekir, Beberuhi, Tiryakı, Acem. Laz. Matiz, Zeybek gibi diğer tipler oyuna ayrı bir renk katar.

 

ANONİM HALK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ

TÜRKÜ: Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli Türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve sevinçlerini Türkülerle dile getirmiştir. Türkü iki bölümden oluşur. Birinci bölüm asıl sözlerin bulunduğu bölümdür ki buna “bent” adı verilir. İkinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme “bağlama” ya da “kavuştak” denir. Türküler, genellikle yedili, sekizli, on birli hece kalıplarıyla yazılmıştır. Konuları çok değişik olabilir. Ninniler de bu gruptandır.

 

Söğüdün yaprağı narindir narin

İçerim yanıyor dışarım serin

Zeynep”i bu hafta ettiler gelin ( bent )

     Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim

     Üç köyün içinde şanlı Zeynebim ( nakarat )

 

 Türkülerin genel özellikleri:

 

* Belli bir ezgiyle söylenir.

* 7,8,11,14 li ölçülerle söylenir.

* Hemen her konuda söylenir.

* Bölgesel özellik ve ad değişikliğine uğrayabilir.

 

 MANİ: Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört dizeden oluşur. Kafiye düzeni aaxa şeklindedir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri kafiyelı mâniler de vardır (xaxa). Mânilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Temel duygu ve düşünce son dizede ortaya çıkar. Başlıca konusu aşk olmakla birlikte bunun dışında türlü konularda da yazılabilir.

 

 Le beni eyle beni

Elekten ele beni

Alacaksan al artık

Düşürme dile beni         

İpek yorgan düreyim

Aç koynuna gireyim

Açıldıkça ört beni

Var olduğun bileyim

 

Birinci dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardır. Dizeleri cinaslı kafiyelarla kurulduğu için böyle mânilere “Cinaslı Mâni” ya da “Kesik Mâni” denir.

 

Bugün al

 

Yârim giymiş bugün al

Şâd edersen bugün et

Can alırsan bugün al

 

Sürüne

 

Madem çoban değilsin

Ardındaki sürü ne

Ben bir körpe kuzuyum

Al kat beni sürüne

Beni böyle yandıran

Sürüm sürüm sürüne

 

Manilerin genel özellikleri:

 

* aaxa şeklinde kafiyelenir.

* 4+3 şeklinde ölçüsü vardır.

* İlk iki dizesi ayrık yani hazırlık özelliği taşımaktadır. Asıl mesaj üçüncü dizede verilir.

* Her konuda söylenebilir.

* Düz, cinaslı ve artık mani gibi çeşitleri vardır.

 

 NİNNİ

 

* Annelerin bebeklerini uyutmak amacıyla belli bir ezgi ile söylediği parçalardır.

* Çocukların psikolojisi üzerinde etkilidir

* Manzum özelliktedirler.

 

AĞIT

 

Ölüm ve yas törenlerinde söylenen lirik şiirlerdir.

Ölçü ve kafiye düzeni genellikle Türkülerdeki gibidir.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı “sagu”, Divan edebiyatındaki karşılığı ise “mersiye”dir.

 

 3) DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK HALK EDEBİYATI (TEKKE EDEBİYATI)

 

* Hem hece hem de aruz ölçüsü kullanılmıştır.

* Eserlerde genellikle Allah sevgisi işlenmiştir.

* Hem dörtlük hem beyit kullanılmıştır.

* Dil halkın kullandığı dil olmakla beraber Arapça ve Farsça kelimeler de kullanılmıştır.

* Bu eserleri daha iyi anlayabilmek için belli bir dini bilgiye sahip olmak gerekir.

* Bu eserlerde dönemin çarpıklıkları da işlenmiştir.

* Şairler genellikle dini eğitim almışlardır.

* İlahi, nefes, şathiye, nutuk, devriye, hikmet gibi nazım şekilleri vardır.

 

 İLAHİ

 

* Hecenin 7’li-11’li kalıbıyla belli bir ezgiyle söylenen coşkulu şiirlerdir.

* Allah’ın aşkı ve Ona kavuşma arzusu işlenir.

* Hem hece hem de aruzla yazılan ilahiler vardır.

* İlahiye Aleviler Deme, Bektaşiler Nefes, Mevleviler Ayin adını vermişlerdir.

 

 

 

NUTUK

 

* Tekkede tarikata yeni giren müritlere dinin ve tarikatın esaslarını aktarmak için yazılan şiirlere denir.

* 11’li hece ölçüsü ile yazılır.

 

ŞATHİYE

 

* Dinin bazı inceliklerini alay edermişçesine anlatan ârifâne şiirlere denir.

* Birçok şair bu şiirlerden dolayı horlanmış hatta öldürülenler de olmuştur.

 

Ben dervişim diyene,

Bir ün edesim gelir

Seğirdüben sesine,

Varıp yetesim gelir

 

Sırat kıldan incedir,

Kılıçtan keskincedir

Varıp anın üstüne,

Evler yapasım gelir

 

Altında gayya vardır,

İçi nar ile pürdür

Varuben ol gölgede,

Biraz yatasım gelir

 

Oda gölgedir deyu,

Ta'n eylemen hocalar

Hatırınız hoş olsun,

Biraz yanasım gelir

 

Ben günahımca yanam,

Rahmet suyunda yunam

İki kanat takınam,

Biraz uçasım gelir

 

Derviş Yunus bu sözü,

Eğri büğrü söyleme

Seni sîgâya çeken

Bir Molla Kâsım gelir 

                     Yunus Emre