Makale Dizini


3. Yazılı Edebiyat (Köktürk Yazıtları, Uygur Metinleri)
Yazılı Edebiyat

     Bu dönem Köktürkler ve Uygur dönemi eserlerini kapsar. Mezar taşlarından oluşan kitabeler ile Uygur hanlıklarından kalan ve daha çok Buda ile Mani dinlerine ait eserler vardır.
     Kitabelere “bengü taşlar” da denmektedir. Bengü taş; ebedî, sonsuz taş demektir. Özellikle kağanların ve devletin ileri gelenlerinin ölümünden sonra, onlar adına bir anıt yaptırmak, Köktürklerde bir gelenek hâlini almıştır. Diktirilen taşlar üzerine kağanlar istediklerini yazmış, bütün milletin ona göre davranmasını istemişlerdir. Kağanlar, bu sözlerin taşlar üzerinde ebedî olarak kalacağını ve Türk milletinin sonsuza kadar bunlardan ders alacağını düşünmüşlerdir. Köktürklerden sonra Uygurlar bu geleneği devam ettirmişlerdir.
     Bu kitabelere bulundukları yerlere göre dört grupta toplanır: Moğolistan, Yenisey, Talaş ve Kazakistan bengü taşları. Bunlar içinde Moğolistan’da bulunan Köktürklere ait Orhun Anıtları ve Uygurlara ait Yenisey Yazıtları önemlidir. Bu dönemi Köktürk ve Uygur dönemi eserleri olarak iki grupta inceleyebiliriz:

1. Köktürk Yazıtları (Orhun Abideleri)

     Köktürk Yazıtları (Orhun Abideleri), Köktürklerin ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma, yazılı, dikilitaşlardır. Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen bu
anıtlar konu ve dil bakımından önemli eserlerdir. Abidelerin yazarı Yollug Tigin’dir. Doğu Köktürk tarihi ile ilgili bilgiler içerir. Söylev türündedir. Türk tarihi, Türk
toplumunun yaşam biçimi, dünya görüşü ile ilgili bilgiler içerir. Kitabelerin bir yüzü Köktürk alfabesiyle, bir yüzü Çince yazılmıştır. Kitabeleri 1893′te Wilhelm Thomsen
çözmüştür.
Orhun Abidelerinin yazıldığı Köktürk alfabesi 38 harflidir. Bu alfabede 4 sesli. 9 birleşik. 25 de sessiz harf bulunmaktadır. Köktürk alfabesi, Türklerin ulusal
alfabesidir. Köktürk yazısı sağdan sola, yukarıdan aşağıya doğru bitiştirilmeden yazılır. Sözcükleri ayırmak için genellikle iki nokta konur.
Köl Tigin ve Bilge Kağan anıtlarında metinler, yukarıdan aşağıya doğru yazılmış ve satırlar sağdan sola doğru dizilmiştir. Köktürk alfabesi, büyük ünlü (sesli) uyumu
dikkate alınarak düzenlenmiş bir alfabedir.
Tonyukuk Anıtı: 724-726 yılları arasında dikilmiştir. Bu anıtı diktiren ve üzerindeki yazılan yazdıran Bilge Tonyukuk’tur. Anıtta Türk milletinin Çin tutsaklığından
kurtuluşu ve İlteriş Kağan zamanında Köktürklerin Oğuzlarla, Kırgızlarla ve Çinlilerle yaptığı savaşlar anlatılmakta; bütün bu olaylarda Bilge Tonyukuk un rolü özellikle
belirtilmektedir.
Bilge Tonyukuk, başvezirlik ve başkumandanlık yapmış olan büyük bir siyasetçidir. Köktürk devletinin politikasına uzun zaman yön vermiş, akıllı ve hikmet sahibi bir devlet
adamıdır. Bilge Tonyukuk, aynı zamanda edebiyatımıza hatıra türünün ilk temsilcisi ve ilk Türk tarihçisidir. İki parça hâlindeki anıtında, içinde bulunduğu olayları sade ve
sanatsız bir şekilde, halk diliyle anlatmıştır. Olayları sözü uzatmadan, ana çizgileriyle vermiş; yeri geldikçe milletin ders alması için öğütlerde bulunmuştur. Zaman zaman
atasözlerine ve deyimlere başvurmuştur.
Kültigin Anıtı: 732′de Türk kağanı Kültigin için Yollug Tigin tarafından yazılmıştır. Anıtta kağanın ölümü ve adına düzenlenen yas töreni anlatılmıştır.
Bilge Kağan Anıtı: 735′te dikilmiştir. Bilge Kağan’ın yiğitlikleri ve Türk milletine iletmek istediği mesajlar anıtın içeriğini oluşturur. Anıtta Bilge Kağan’ın ağzından
devletin nasıl büyüdüğü anlatılmıştır.

Köktürk Yazıtlarının Önemi ve Özellikleri
-İçinde “Türk” kelimesinin geçtiği ilk metindir.
-Köktürk Yazıtlarını (Orhun Abideleri), Türkçenin yazılı en eski kaynağıdır.
-Günümüzün birçok sözcüğü, ilk haliyle bu yapıtlardadır.
-Bu yazıtlar, Türk tarihine ışık tutan önemli belgelerdir.
-Köktürk Yazıtları, bir hakanın, halkına hesap vermesi, halkın devlete, millete karşı görevlerinin hatırlatılması, düşmanın entrikalarına nasıl karşılık verileceğinden söz
edilmesi ve Türklerin yüksek ahlak ve seciyesinin anlatılması açısından önemlidir.
-Bu anıtlar Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metindir. Türk tarihinin taşlar üzerine yazılmış ilk belgesidir.
-Türk hitabet sanatının erişilmez bir şaheseridir.
-Yalın Türkçenin önemli örnekleridir.
-Türk dilinin kaynağı, Türk yazı dilinin başlangıcının bilinmeyen dönemlere kadar gittiğinin delilidir.
-Eski Türkçe döneminin en önemli eserleridir.
-Türk dilinin ilk yazılı belgeleridir.
-II. Köktürk (Kutluk) devleti döneminde dikilmiş olup, I. Köktürk devletinin tarihi anlatılır.
-İlk siyasetname örneğidir.
-38 harften oluşan Köktürk alfabesi ile yazılmıştır.
     Günümüzde Moğolistan sınırları içerisindedir. Yazarı Yolluğ Tigin’dir.
     “Türk” adının geçtiği ilk yazılı belge ve Türk edebiyatının ilk yazılı örnekleri olan Köktürk abidelerindeki yazılar 1893 yılında Prof. Thomsen ve Radloff tarafından okunmuştur.
Köktürk Yazıtlarının Dil Özellikleri:
-Köktürk yazıtlarındaki düzyazı, o zamanki Türkçenin en yüksek anlatım özelliklerini taşır.
-Şiirsel bir anlatımla oluşturulmuştur.
-Bugünkü düzyazıya örnek olacak bir cümle yapısı; duru, açık, yalın, destansı bir söyleyişi vardır.
-Dil, yabancı etkilerden uzaktır.

Köktürk Yazıtlarının Bulunduğu Yer:
Orhun Yazıtları, Moğolistan’ın kuzeyinde, Baykal gölünün güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Kocho Tsaidam Gölü yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin ve Bilge Kağan Anıtları, Kocho Tsaidam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk Anıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı’nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir.

Bilge Kağan Anıtı’nın Doğu Cephesinden:
Biriye Tabgaç budun yağı ermiş. Yırıya Baz Kağan Tokuz Oğuz budun yağı ermiş. Kırkız Kunkan Otuz Tatar Kıtany Tatabı kop yağı ermiş. Kangım kağan bunca … kırk artukı yiti yolı sülemiş, yigirmiş süngüş süngüşmiş. Tengri yarlıkaduk üçün illigig ilsiretmiş, kaganlıgıg kagansıratmış, yagıg baz kılmış, tizligig sökürmiş, başlıgıg yükündürmiş. Kangım kağan anca ilig törüg kazganıp uça barmış.

Türkiye Türkçesi’yle
Güneyde Çin milleti düşman imiş, Kuzeyde Baz Kağan. Dokuz Oğuz kavmi düşman imiş. Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep düşman imiş. Babam kağan bunca … kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lütfettiği için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam Kağan öylece ili, töreyi kazanıp, uçup gitmiş.

2. Uygur Metinleri
     Köktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir. Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar Turfan
yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikâyenin yanında “kökünç” denilen bir tür ilkel tiyatro eserleri de vardır. Uygurlar bu eserleri 14 harfli Uygur alfabesiyle yazmışlardır.
Uygurlara ait metinler, üslup ve hikâye ediş bakımından Köktürk Yazıtlarına benzer. Ancak Köl Tigin ve Bilge Kağan Anıtı’ndaki yüksek heyecan, millî şuur ve lirizm Uygurlara ait yazıtlarda pek görülmez. Uygur yazıtları çoğunlukla mezar taşı olarak dikilmiştir.
     Bu taşların bazıları birkaç kelimelik, çoğu 5-10 satırlıktır. İçlerinde 10 satırı geçenleri de vardır. Yenisey bengü taşları sade ve abartısız bir dille yazılmıştır. Çoğunlukla
yazıt sahibinin kendi ağzından kısa özgeçmişi ve aile bireylerine, akrabalarına, arkadaşlarına, hükümdarına, ülkesine ve milletine doyamadan bu dünyadan ayrıldığını anlattığı yazıtlarda oldukça içten bir söyleyiş vardır.
     Uygurlara ait yazıtlardan ilki, Uygurların ikinci hükümdarı Moyunçur adına dikilmiştir. Moğolistan’ın Sine Usu Gölü civarında bulunan yazıt, Kutlug Bilge Kül ve Moyunçur devirlerinden bahsetmektedir.
     Uygurların ikinci devresinde ortaya konan eserlerde, önemli değişiklikler görülür. Her şeyden önce Köktürk yazısı bırakılmış, Soğd alfabesiyle eserler verilmiştir. Bu
devirde daha çok Budizm ve Maniheizm dinlerine ait eserler ağır basmaktadır.
     Bunlardan başka Altun Yaruk ile İki Kardeş Hikâyesi, özel bir değere sahiptir. Altun Yaruk’ta Budizm inancının temel kurallarından söz edilmektedir. Sekiz Yükmek adını
taşıyan metin, kelime zenginliği bakımından dikkati çekmektedir. Metinde açık bir ifade hâkimdir.