Makale Dizini



II. ÜNİTE: TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATI (1860-1896)


1. Tanzimat Dönemi Edebiyatı’nın Oluşumu
    Osmanlı İmparatorluğu’nda modernleşme hareketleri halkın değil, daha çok yönetici sınıftan kişilerin isteğiyle ortaya çıkmıştır. Batı’da ortaya çıkan Osmanlı İmparatorluğu’nu etkileyen zihniyet devriminin temelinde yatan kavramlar ve düşüce akımları şunlardır: Rönesans, Reform, Pozitivizm, Teknoloji, Bilim, Hukuk
     Yenileşme hareketleri yüzü dünyaya dönük, akılcı, iradeli bireyler yetiştirmeyi; bilime ve teknolojiye önemle eğilmeyi esas alıyordu. Bu amacın donanımlı edebi ve düşünsel anlamdaki ilk temsilcisi Şinasi‘dir. Şinasi, dünyaya, topluma bir Türk Rönesansçısı gibi bakar, “akl”ı, “hukuk”u “medeniyet”i öne çıkarır. Mustafa Reşit Paşa için yazdığı kasidelerde yenilik düşüncelerini ortaya koyar. Bu düşün­celeri Auguste Comte’un pozitivist dünya görüşünün yansımaları gibidir.
     Osmanlı toplumunun dünyaya bakışıyla modernizmin “akla uygunluk” ilkesi arasındaki karşıtlık ve bunun sonucunda çıkış yolu bulamayan aydınlarda ortaya çıkan boşluk duygusu özellikle Akif Paşa‘nın divan şiirinin söz oyunlarından yararlanarak yazdığı Adem Kasidesi‘nde kendini gösterir. Adem, yokluk demektir.
     Namık Kemal de iradi bir insan tipolojisi yaratmaya dönük tutumu ve katılımcı bir yönetimden yana tavır almasıyla modernliğin öncüleri arasında yer alır. Ziya Paşa da çok tutarlı olmamakla birlikte, özellikle Şiir ve İnşa adlı makalesiyle yeniliğe önemli katkılar sunmuştur.
     Sadullah Paşa, 19. Asır adlı manzumesinde Orta çağ’a özgü geleneksel dünya görüşünü eleştiri ve teknolojik gelişmesine hayranlık duyduğu Batı’nın pozitivist düşün­cesini över. Eşitlik, insan halkları, bilim gibi kavramları öne çıkarır, Doğu medeniyetlerinin geri kalmışlığını ortaya koyar. İlerlemek için Batı’nın örnek alınması gerektiğini savunur.
     Fizik ve kimya bilimlerindeki mekanizmanın aynısının hayatta da mevcut olduğunu savunan, metafizik görüşleri reddeden Beşir Fuat da modernliğin öncü isimlerindendir. Beşir Fuat Batı’daki pozitivist düşünce kazanımlarını, çevirileri ve makaleleriyle Osmanlı toplumuna aktarmaya çalışmıştır. Bir nevi ansiklopedi niteliğindeki eserleriyle Ahmet Mithat, yenileşme çabalarını sosyal bir fon olarak eserlerinde kullanan Samipaşazade Sezai, toplumsal bilinçaltını imgeleriyle uyarmaya çalışan Servet-i Fünun şairi Tevfik Fikret de modernliğin öncüleri arasında sayılabilir.
Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla başlayan “Batılılaşma Dönemi Türk Edebiyatı’nın hazırlık dönemi” Tercüman-ı Ahval gazetesinin yayımlanmasına (1860) kadar sürer.

o Tanzimat Dönemi Edebiyatı’nda Gazete

     Türk edebiyatında gazete, Batı’yla ilişkilerin güçlendiği Tanzimat dönemiyle birlikte başlamıştır. Tanzimatçılar, halkı aydınlatmak ve onlara yol göstermek amacıyla gazete çıkarmışlardır. Gazetelerin yayımlanmaya başlaması makale, roman, hikâye, tiyatro gibi türlerin edebiyatımıza girmesinin önünü açmıştır.
     Tanzimat sanatçıları, bu halkı eğitebilmek ve halka yeni oluşturulan bu edebiyatı tanıtabilmek için onlara ulaşabilecekleri en kısa yol olan “gazeteyi” kullanmışlardır.
     Tanzimat edebiyatının oluşmasında önemli bir yere sahip olan Ali Suavi gazetenin önemini: “Anlıyor musunuz, gazete ne güzel mekteptir ve orada okuyanlar nasıl da uyanıyorlar!” sözleriyle açıklamıştır.
     Dünya’nın hiçbir yerinde gazetecilik bizdekine benzer bir rol üstlenmemiştir. Başka kültürlerde gazete, düşüncenin geniş bir şekilde topluma yayılması için bir araçtır. Bizde ise bütün işaretler oradan gelir. Bu yönüyle de gazete Tanzimat edebiyatında önemli bir role sahiptir. O dönemde gazeteler, günlük olmasa da haftalık olarak yayımlanıyordu. Böylelikle Tanzimat sanatçıları hem halka en kısa yoldan hem de en çabuk şekilde ulaşabiliyorlardı. Gazete geniş kitlelere ulaşıyor, böylece hedefledikleri “halka ulaşma” amaçlarını gerçekleştirebiliyorlardı. Aynı zamanda gazete edebiyatımıza yeni giren edebî türleri tanıtmak için de önemli bir araçtı. Bu dönemde yazılmış birçok roman, tiyatro ve şiir gazetelerle geniş halk kitlelerine ulaştırılmıştır.
     Tanzimat sanatçıları için gazete her şeyden önce kamu meselesidir. Onlara göre gazete, sadece halk için bir şeyler söylenen bir yer değil, aynı zamanda halkın duygu ve düşüncelerini, istek ve arzularını dile getiren bir kürsüdür.
     Takvim-i Vekayi ilk resmi gazete olarak 1831'de çıkarılır. 
     Ceride-i Havadis yarı resmi (yarı özel) İngiliz Churchill tarafından 1840'ta çıkarılır.
     Tercüman-ı Ahval, ilk özel Türk gazetesi olarak 1860'ta Şinasi ve Agah Efendi ile birlikte çıkarılır. Ayrıca Bkz. Tercüman-ı Ahval Gazetesi
     Tasvir-i Efkâr gazetesi, ikinci özel gazete olarak Şinasi tarafından 1862'de çıkarılır ve gazetenin başyazarlığına Namık Kemal getirilir. Ayrıca Bkz. Tasvir-i Efkar Gazetesi
     Muhbir gazetesi 1866'da çıkarılır. Kurucusu Ali Suavi’dir. Ayrıca Bkz. Muhbir Gazetesi
     İbret gazetesi 1870 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarılır. Ayrıca Bkz. İbret Gazetesi
     Namık Kemal ile Ziya Paşa yurt dışında (Londra) çıkarılan ilk gazete olan Hürriyet‘i 1868'de yayımlamışlardır. Daha sonra Ziya Paşa, Cenevre’de tek başına çıkarmaya devam etmiştir.
     Tercüman-ı Hakikat gazetesi, 1878'de Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarılır. Basiret, Basiretçi Ali Efendi tarafından günlük ve siyasi olarak çıkarılmaya başlanan önemli bir gazetedir.
     İttihad, Abdullah Kamil Beyefendi tarafından çıkarılmıştır.
     Devir ve Bedir 1872 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarılmıştır.
     Sabah 1876'da Şemsettin Sami tarafından çıkarılmıştır.
     Tercüman-ı Şark ise 1878 yılında Şemsettin Sami tarafından çıkarılmıştır.

2. Tanzimat Döneminde Öğretici Metinler

     Tanzimat döneminde öğretici metinlerin genel özellikleri şunlardır:
Tanzimat dönemi öğretici metinlerinde toplumsal konular işlenmiştir.
Rönesans ve aydınlanma döneminin etkisiyle birlikte Tanzimat dönemi öğretici metinlerinde eşitlik, hürriyet, bilim, hukuk gibi kavramlar öne çıkar.
Genellikle makale türünde eserler verilir. Bir öğretici metin olan Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi ilk makaledir.
Tanzimat dönemi öğretici metinlerinde Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmakla birlikte süssüz, gösterişsiz, secisiz bir dil kullanılmıştır.
Tanzimat dönemi edebiyatı öğretici metinlerinde Doğu Batı çatışması temada, dilde, ifade biçimlerinde kendini gösterir.
Tanzimat döneminde halkı eğitmek ve bilgilendirmek amacıyla daha çok gazeteden yararlanılmıştır, öğretici metinler de daha çok gazetelerde yayımlanmıştır.
Türk dili tarihi alanında çalışmalar yapılmış, sözlük çalışma­ları ilk defa bilimsel bir metodla düzenlenmiştir.
3. Tanzimat Döneminde Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)
Tanzimat döneminde coşku ve heyecanı dile getiren metinlerin genel özellikleri şunlardır:
     Tanzimat şiirinde biçimsel olarak eskiye bağlı kalınmış, içerikte yenilik yapılmıştır. Başka bir deyişle divan edebi­yatı nazım şekilleri kullanılmaya devam edilmiş, özellikle kasidede bazı değişiklikler yapılmıştır.
     Batı edebiyatının etkisiyle biçimsel yenilikler yapan II. topluluk sanatçıları şiir açısından I. topluluğa göre daha yenilikçidirler.
     Divan edebiyatının “göz için kafiye” anlayışına devam edilmiştir. Dönemin sonunda Recaizade Mahmut Ekrem “kulak için kafiye” anlayışını savunmuştur. (Türk edebiyatında "abes-muktebes" tartışmasını araştırınız.)
     Eski biçimlerle yeni konular işlenmiştir. Eskiyi ve yeniyi bir arada bulundurması bakımından şiirlerde bir “ikilik” söz konusudur.
     Kaside, terkib-i bent, müseddes gibi divan edebiyatı na­zım şekilleri kullanılmıştır. Bu nazım şekillerini kullanmakla birlikte, şiirlerin içerikleri değişmiştir.
     Hürriyet, eşitlik, adalet, hukuk gibi yeni temaları işlenmiştir.
     Divan ve halk şiiri geleneklerinin kalıplaşmış imgeleri (mazmunlar) kullanılmamıştır.
     Şiirler Batı düşüncesiyle ve klasisizm ile romantizm akım­larıyla ilişkilidir.
     Şiirlerin başlığı içeriğe göre (“Hürriyet Kasidesi” gibi) belirlenmiştir.
     Divan şiirindeki “parça güzelliği” yerine “konu birliği” ve “bütün güzelliği” anlayışı benimsenmiştir.
     Halka yönelik şiirler yazılmıştır, divan şairleri gibi, seçkin bir kesime seslenilmemiştir.
     Ağırlıklı olarak aruz kullanılmakla birlikte heceyle de şiirler yazılmıştır.
     Divan şiirinin ağır ve sanatlı dili eleştirilmiş, sade bir dil savunulmuş; ama bu, gerçekleştirilememiştir.

4. Tanzimat Döneminde Olay Çevresinde Oluşan Edebî Metinler

o Tanzimat Döneminde Anlatmaya Bağlı Edebî Metinler
     Bizim edebiyatımız, destan ve efsaneden halk hikâyesi ve mesneviye geçmiştir. Batı edebiyatı ise destan ve efsaneden roman ve hikâyeye geçiş yaparak farklı bir yol izler. Tanzimat sanatçıları, özellikle Batı’ya yaptıkları ziyaretlerde tanıştıkları roman ve hikâye türüne ait örnekleri Tanzimat edebiyatının oluşmaya başladığı dönemlerde Türk okuruna tanıtmak için ilk önce şiirde yaptıkları gibi batılı romancılardan çeviride bulunmuşlardır. Türk okurunun romanla tanışması, Sultan Abdülaziz döneminde sadrazamlık yapmış olan Yusuf Kamil Paşa’nın Fransız sanatçı Fenelon’un Telemak adlı eserinin çevirisi “Tercüme-i Telemak”ı yayımlamasıyla olmuştur. Daha sonra bu çeviriyi Victor Hugo’nun ünlü romanı “Sefiller” izler. Gazete sayesinde halka hızlı bir şekilde ulaştırılan bu çeviri romanlar daha sonra yazılacak olan Türk romanlarına da zemin hazırlamıştır.


     Edebiyatımızdaki ilk roman Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir. Sanatçının 1872 yılında yayımladığı bu romanla birlikte Türk edebiyatında günümüze kadar ulaşacak olan roman ve hikâye kültürü de başlamış olur. Bu eseri, edebiyatımızdaki ilk edebî roman olan Namık Kemal’in İntibah romanı takip eder. Bu eserler birçok teknik kusura ve acemiliğe rağmen edebiyatımızdaki roman macerasını başlatması açısından bizim için önemlidir.
     Tanzimat döneminde anlatmaya bağlı edebi metinlerin genel özellikleri şunlardır:

Tanzimat’tan önce Türk edebiyatında olay çevresinde oluşan (anlatmaya ve göstermeye bağlı) edebi türler şunlardır: Halk hikâyeleri, destanlar, mesneviler, masallar ve geleneksel halk tiyatroları.
Tanzimat’la birlikte olaya bağlı edebi metinlere şunlar da eklenmiştir: roman, hikâye ve tiyatro.
Tanzimat döneminde roman, hikâye ve gazetelerde bölüm­ler halinde yayımlanarak (tefrika edilerek) okura ulaştırıl­mıştır.
Fransız edebiyatından çevirilerle başlayan roman türündeki gelişmeler, telif (yazarın kendi yaratımı) romanların yazılmasıyla sürmüştür.
Tanzimat edebiyatı romanlarında Doğu-Batı çatışması ile bundan doğan yıkımlar ve tarihteki başarılar öne çıkan konulardır.
Tanzimat edebiyatı romanları teknik olarak zayıftır, yazarlar romanın akışına müdahale eder, romanı genellikle bir öğütle bitirirler.
Roman ve hikâyelerde toplumu eğitme amacı öne çıkar; iyiler çok iyi, kötüler çok kötüdür, iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.
Roman türünün ilk örnekleri (Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, İntibah, Felatun Bey ile Rakım Efendi) romantizm akımının özelliklerini taşır, ikinci dönemle birlikte realist romanlar (Sergüzeşt, Araba Sevdası) yazılmıştır.
Roman ve hikâyelerde divan edebiyatına göre sade bir dil kullanılmıştır.
Romanlar toplumu eğitmek için bir araç olarak görüldü­ğünden teknik bakımdan kusurludur.
Romanlarda (Felatun Bey’le Rakım Efendi, İntibah, Ser­güzeşt vb.) ilahi bakış açısı kullanılmıştır.
o Tanzimat Döneminde Göstermeye Bağlı Edebî Metinler
Tanzimat döneminde göstermeye bağlı edebi metinlerin genel özellikleri şunlardır:
     Tanzimat’tan önce Türk edebiyatın geleneksel halk tiyatrosu ürünleri vardı. Karagöz, meddah, orta oyunu ve köy seyirlik oyunlarının oluşturduğu geleneksel tiyatro doğaçlamaya dayanıyordu ve genel olarak belirli bir sahnesi, dekoru yoktu. Tanzimat’la birlikte, Şair Evlen­mesi’nin yayımlanmasıyla başlayan modern tiyatro ise belli bir metne dayalıdır ve bir sahnesi, dekoru ve komedi, trajedi, dram gibi türleri vardır.
I. Toplulukta tiyatro toplumu eğitmede bir araç olarak görülmüştür, II. toplulukta okunmak için, bireysel konuların işlendiği tiyatrolar yazılmıştır.
Birinci dönemde genellikle görücü usulüyle evliliğin yanlışlığı (Şair Evlenmesi), çokevliliğin yanlışlığı (Eyvah), vatan sevgisi, kahramanlık (Vatan yahut Silistre), aşk dramı (Zavallı Çocuk, Akif Bey) ve tarihsel konular (Celalettin Harzemşah) işlenmiştir. İkinci dönemde ise genellikle aşk dramları (Afife Anjelik, Vuslat yahut Süreksiz Sevinç), töreler (Çok Bilen Çok Yanılır), tarihsel konular (Tezer, Tarık, İbn-i Musa) işlenmiştir.
İlk dönem ürünleri mensur olarak yazılırken Tanzimat’ın ikinci topluluğunda yer alan Abdülhak Hamit Tarhan’ın tiyatroları manzum olarak da yazılmıştır.
Birinci dönem yazarlarının (Şinasi, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi) eserlerinde günlük konuşma dilinden yararlanılmış, sade bir dil vardır. İkinci dönem yazarlarının (Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan) tiyatro dili genel olarak sanatlı ve ağırdır.
Tanzimat birinci dönemi edebiyatında Şinasi, Ahmet Mithat gibi yazarlar dilin sadeliği ve diyalogların doğallığıyla tiyatro eserlerini sahneleme tekniğine uygun yazmışlardır. Bununla birlikte Abdülhak Hamit Tarhan, tiyatrolarını okunmak için yazdığı için sahne tekniği bakımından zayıf tiyatrolar ortaya koymuştur, yine ikinci dönem yazarı Recaizade Mahmut Ekrem’in tiyatroları da sahne tekniğine uygun değildir.
Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den yaptığı çeviri ve uyarla­malarla tiyatroya büyük katkılarda bulunmuştur.
Tanzimat tiyatrosunda, önce klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa) ve romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan) akımlarının etkisi görülür.
5. Tanzimat Dönemi Edebiyatı’nın Genel Özellikleri
Tanzimat dönemi edebiyatının genel özellikleri şunlardır:

Tanzimat edebiyatının hazırlık dönemi, Tanzimat Ferma­nı’nın ilanıyla başlar Tercüman-ı Ahval gazetesinin yayım­lanmasına kadar sürer.
Tanzimat edebiyatı 1860'ta Tercüman-ı Ahval gazetesinin yayımlanmasıyla başlar, 1896'ya kadar sürer.
Batı’dan alınan roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, makale gibi türler ilk kez Tanzimat döneminde kullanılmaya baş­lanmıştır.
I. Topluluk sanatçıları Fransız Devrimi’nin etkisiyle tüm dünyaya yayılan vatan, millet, adalet, eşitlik, hürriyet gibi kavramları işlemişlerdir.
I. Topluluk sanatçıları “toplum için sanat”; II. topluluk sa­natçıları “sanat için sanat” anlayışıyla hareket etmişlerdir.
I. Dönem sanatçıları sanatın amacını toplumu eğitmek olarak gördükleri için yalın bir dili savunmuşlar; ama bunda başarılı olamamışlardır; II. dönem sanatçılarında dilde sadeleşme amacı yoktur.
Tanzimat edebiyatında klasisizmden etkilenmeler olmuşsa da romantizmin ağırlığı görülür; Tanzimat II. dönemde realizmden de etkilenilmiştir.
Tanzimat edebiyatında gazete aracılığıyla edebi, sosyal ve politik alanlarda yeni düşünceler sunulmuş; makale tiyatro gibi edebi türlerin ilk örnekleri gazetelerde verilmiştir.
Tanzimat edebiyatı sanatçıları çok yönlü sanatçılardır. Hem yazar hem şair hem devlet adamı hem de gazetecidirler.
o I. Dönem Tanzimat Edebiyatı’nın Sanatçıları Şinasi Ziya Paşa Namık Kemal topluluğu olarak anılır. Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Ahmet Vefik Pa­şa, Direktör Ali Bey, Ali Suavi, I. topluluğun diğer önemli sanatçılarıdır.

İBRAHİM ŞİNASİ (1826 – 1871)
I. topluluğun öncüsüdür.
Dilde sadeleşme hareketine öncülük etmiştir.
Edebiyatımızda noktalama işaretini ilk kez kullanmıştır.
Kasidelerinde içerik ve şekil bakımından yenilikler görülür.
Eserlerinde parça güzelliği yerine bütün güzelliğine önem vermiştir.
La Fontaine’in fabllarını manzum olarak çevirmiştir.
Durub-ı Emsal-i Osmaniye adlı eseriyle atasözlerini bilimsel bir anlayışla derlemiştir.
İlk tiyatro eserimiz olan Şair Evlenmesi’ni (1860) yazmıştır. Şair Evlenmesi, görücü usulü ile evliliğin yanlışlığını konu edinir.
İlk özel gazete Tercüman-ı Ahval’i (1860) Agâh Efendi’yle birlikte çıkarmıştır.
İlk makale olan Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi’ni (1860) yazmıştır.
Tasvir-i Efkâr gazetesini çıkarmıştır (1862).
Batı’dan yaptığı şiir çevirilerini Tercüme-i Manzume’de toplamıştır.
Klasisizmden etkilenmiştir.
Eserleri
Tiyatro: Şair Evlenmesi
Şiir: Müntehabat-ı Eş’ar
Derleme: Durub-ı Emsal-i Osmaniye
Sözlük: Kamus-ı Osmanî (tamamlayamamıştır)
Çeviri: Tercüme-i Manzume
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. İbrahim Şinasi Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

ZİYA PAŞA (1829 – 1880)
Şiirleri divan edebiyatı tarzındadır.
Şiir ve İnşa adlı makalesinde halk edebiyatını; “Harabat” adlı antoloji ile divan edebiyatını övmüş, bu yüzden Namık Kemal tarafından eleştirilmiştir.
Hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri de vardır. Genellikle aruzu kullanmıştır.
Bağdatlı Ruhi’ye nazire olarak yazdığı Terkib-i Bent‘i önemlidir.
Şiirleriyle toplumdaki olumsuzlukları eleştirmiş ve felsefi konuları ele almıştır.
Dönemin idarecilerine (Özellikle Ali Paşa’ya) yönelik hicivler yazmıştır (Zafername).
Çeviriler yapmıştır.
Toplumsal şiirlerinde hak, hürriyet, adalet, medeniyet, ahlak gibi kavramları işlemiştir.
Namık Kemal’le birlikte yurt dışında çıkarılan ilk gazete olan “Hürriyet”i yayımlamıştır.
Romantizm akımından etkilenmiştir.
Eserleri:
Şiir: Eş’ar-ı Ziya
Antoloji: Harabat (Antoloji, III cilt)
Tercüme: Rüya’nın Encamı, Endülüs Tarihi, Engizisyon Tarihi, Emil, Tartüffe…
Hiciv: Zafername (Nazım-nesir karışık)
Makale: Şiir ve İnşa
Mektup: Veraset Mektupları
Anı: Defter-i Amal
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Ziya Paşa Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

NAMIK KEMAL (1840 – 1888)
“Vatan şairi”dir.
Şiir, eleştiri, biyografi, roman, tarih, makale gibi farklı tür­lerde eserler vermiştir.
“Toplum için sanat” anlayışındadır.
Eserlerinde vatan, hürriyet, özgürlük, eşitlik gibi konuları işlemiştir.
Edebiyatçı kimliği kadar fikir adamı kimliği de önemlidir.
Dilin sadeleşmesi taraftarıdır.
Şiirlerini, heyecanlı bir söylevci edasıyla yazmıştır.
Hece ile şiirler de yazmıştır; ama genellikle aruzu kullan­mıştır.
Şiirlerinde hem konu hem de biçim bakımından yenilikler görülür.
Ziya Paşa’nın eski edebiyatı övdüğü “Harabat” adlı anto­lojisini eleştirmek amacıyla yazdığı “Tahrib-i Harabat”la ilk eleştiri kitabı örneğini vermiştir.
Namık Kemal, tiyatrolarında aşk dramları, vatanseverlik, fedakârlık, ahlak gibi konuları işlemiştir.
“Vatan Makalesi” adlı önemli bir yazısı vardır.
Tasvir-i Efkâr gazetesini Şinasi’den devralmıştır.
Ziya Paşa ile birlikte Londra’da Hürriyet gazetesini çıkarmıştır.
Mektupları vardır. Magosa’da yazdığı mektuplar Batılı anlamda anı türünün ilk örneği sayılmaktadır.
Romantizmden etkilenmiştir.
Eserleri:
Roman: İntibah, Cezmi
Tiyatro: Vatan yahut Silistre, Gülnihal, Kara Bela, Akif Bey, Celalettin Harzemşah
Eleştiri: Tahrib-i Harabat, Takib-i Harabat (iki eser de Ziya Paşanın Harabat’ına karşı yazılmıştır.), İrfan Paşa’ya Mektup, Renan Müdafaanamesi
Tarih: Devr-i İstila, Kanije, Silistre Muhasarası, Osmanlı Tarihi, Büyük İslam Tarihi
Biyografi: Evrak-ı Perişan (Fatih, Yavuz Sultan ve Selahat­tin Eyyubi’yi anlatır.)
Anı: Magosa Mektupları
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Namık Kemal Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844 – 1912)
Eserlerini “halk için roman anlayışıyla” yazmıştır.
Döneminin en çok eser veren yazarıdır.
“Yazı makinesi” olarak nitelenen yazar, roman, hikâye ve tiyatro gibi birçok türde eser vermiştir.
Romanlarında halkı bilgilendirmek için akışı keserek ansik­lopedik bilgiler vermiştir.
Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkarmıştır.
Teknik ve üslup bakımından zayıf eserler vermiştir.
Dili sade ve anlaşılırdır.
Hayatını kalemiyle kazanan ilk yazarımızdır.
Servet-i Fünun aleyhine “Dekadanlar” adlı bir yazı yazmış­tır. Bu yazıyla Servet-i Fünuncu gençleri anlaşılmaz şiirler yazmakla eleştirmiştir.
Felatun Beyle Rakım Efendi romanında yanlış batılılaşmayı eleştirmiştir. Bu romandaki Felatun Bey “Batı”yı, Rakım Efendi “Doğu”yu temsil eder.
Romantizmden etkilenmiştir.
Eserleri:
Hikâye: Kıssadan Hisse, Letaif-i Rivayat (25 cilt)
Roman: Yeniçeriler, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felatun Beyle Rakım Efendi, Süleyman Musli, Henüz On Yedi Yaşında, Esrar-ı Cinayat, Durdane Hanım, Dünyaya İkinci Geliş, Jön Türk, Paris’te Bir Türk…
Tiyatro: Eyvah, Çerkez Özdenler, Çengi
Gezi: Avrupa’da Bir Cevelan
Biyografi: Beşir Fuat
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Ahmet Mithat Efendi Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

AHMET VEFİK PAŞA (1823 – 1891)
Devlet adamı ve yazardır.
Moliere’den yaptığı çeviri ve adaptasyonlarla tanınmıştır.
Milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının ilk temsilcilerindendir.
Tiyatro tarihimizde özel bir yeri vardır, Türk tiyatrosunun kurucusu sayılmaktadır.
Lehçe-i Osmanî adlı, Anadolu Türkçesine ait ilk sözlüğü hazırlamıştır.
Klasisizmden etkilenmiştir.
Eserleri:
Moliere’den Tiyatro Çeviri ve Uyarlama: İnfal-i Aşk, Zor Nikah, Zoraki Tabip, Tabib-i Aşk, Meraki, Azarya, Yor­gaki Dandini, Savruk, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi
Sözlük: Lehçe-i Osmanî
Tarih: Şecere-i Türk Çevirisi (Ebulgazi Bahadır Han’ın bu önemli eserini Türkiye Türkçesi’ne çevirmiştir.)
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Ahmet Vefik Paşa Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

ŞEMSETTİN SAMİ (1850 – 1904)
İlk yerli roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yazmıştır.
Diğer önemli eserleri Kamus-ı Türkî, Kamus-ı Alam ve Orhun Kitabeleri Çevirisi‘dir.


ALİ SUAVİ (1839 – 1878)
Muhbir gazetesindeki yazılarında sade bir dil kullanarak Tanzimat dönemindeki dilde Türkçülük hareketine öncülük etmiştir.
Milliyetçilik düşüncesinin kökleşmesine çalışmıştır.
“Hive Hanlığı” adlı eserinde milliyetçi yönü öne çıkar.
“Kamusü’l-UIum ve’l-Maarif” (Bilim ve Kültür Sözlüğü) adlı bir ansiklopedisi de vardır.
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Ali Suavi Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

DİREKTÖR ALİ BEY (1844 – 1899)
Tiyatro alanındaki çalışmalarıyla ve özellikle Ayyar Hamza adlı uyarlamasıyla tanınır.
Diğer önemli eserleri: Kokona Yatıyor (tiyatro), Seyahat Jurnali (Batılı anlamda ilk günlüktür.)
o II. Dönem Tanzimat Edebiyatı’nın Sanatçıları
İkinci dönem Tanzimat Edebiyatı sanatçılarının genel özellikleri şunlardır:
Recaizade Mahmut Ekrem, Abdilhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai topluluğu olarak anılır.
Nabizade Nazım ve Muallim Naci topluluğun diğer önemli isimleridir.
Birinci topluluktan farklı yönleri şunlardır:
“Sanat için sanat” anlayışını savunmuşlardır.
Batı’ya daha yakın ve daha yenilikçilerdir.
Kişisel konulara çokça yer vermişlerdir.
Bu dönemde romantizmden realizme geçilmiştir.

RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847 – 1914)
“Üstat” olarak bilinir.
II. Topluluğun önder nitelikli üyesidir.
Şiir, hikâye, roman, tiyatro, eleştiri türlerinde eserler ver­miştir.
“Her güzel şey şiirin konusu olabilir.” görüşüyle Türk şi­irinin konusunu genişletmiştir.
“Sanat sanat içindir.” anlayışına bağlıdır.
İlk realist roman olan Araba Sevdası’nda “Bihruz Bey” karakterinden hareketle yanlış Batılılaşmayı eleştirmiştir.
Muallim Naci’yle eski-yeni edebiyat tartışmalarına girmiş; yeni edebiyatı ve “kulak için kafiye” anlayışını savunmuştur.
Tartışmalar sırasında etrafında toplanan gençler üzerinde etkili olan yazar, Servet-i Fünun’un hazırlayıcısı olmuştur.
Şiirlerinde romantiktir.
Romanlarında realizmin etkisindedir.
Talim-i Edebiyat adlı edebiyat bilgilerini içeren bir ders kitabı yazmıştır.
Eserleri:
Şiir: Nağme-i Seher, Yadigar-ı Şebab, Pejmürde, Nijad Ekrem (Ölen oğlu için yazmıştır),Zemzeme (III Cilt)
Tiyatro: Afife Anjelik, Vuslat yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır, Atala
Roman: Araba Sevdası (ilk realist romandır.)
Hikâye: Şemsa, Muhsin Bey
Eleştiri: Takdir-i Elhan (Muallim Naci ile kavgaları, kafiye konusu)
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Recaizade Mahmut Ekrem Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

ABDÜLHAK HAMİT (TARHAN) (1852 – 1937)
Şair-i Azam olarak tanınmıştır.
Tanzimat I. dönemiyle başlayan yenileşme hareketindeki asıl başarıyı şiirleriyle sağlamıştır.
Ölümü ve metafizik konuları ele alan felsefi şiirler yazmıştır.
Aşk, doğa, vatan sevgisi de işlediği konulardandır.
Sanat için sanat, anlayışındadır.
Aruzun yanında heceyi de kullanmıştır.
Şiirlerinde tezata yer vermiştir.
Şiirlerinde şaşırtmacadan da yararlanmıştır.
İlk pastoral şiirimiz olan Sahra’yı yazmıştır.
Süslü ve sanatlı bir dili vardır; dil kurallarını fazla zorlamıştır.
Romantizmin etkisindedir.
Tiyatro eserleri sahne tekniğine uygun değildir, okunmak için yazılmıştır.
Hece veya aruzu kullanarak manzum olarak kaleme aldığı tiyatroları vardır. Bazıları mensur olarak kaleme alınmıştır.
Tiyatrolarında tarihsel ve hayali konuları işlemiştir.
Eserleri:
Şiir: Sahra, Divaneliklerim yahut Belde, Makber, Ölü, Bunlar Odur, Hacle, Baladan Bir Ses…
Tiyatro: Macera-yı Aşk, Sabr-ü Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Nesteren, Eşber, Tezer, Finten, İbn-i Musa, İlhan, Turhan yahut Endülüs’ün Fethi…
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Abdülhak Hamit Tarhan Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ (1860 – 1936)
Tanzimat edebiyatının realist yazarlarındandır.
İngiliz ve Fransız Edebiyatını iyi tanıyan bir yazardır.
Esir kız Dilber’in maceralarını anlattığı “Sergüzeşt” (1889) romanıyla tanınır; bu romanda kölelik düzenini eleştirmiştir.
Sergüzeşt (macera anlamına gelmektedir), romantizmden realizme geçiş özellikleri taşır.
Toplumsal sorunları işlemiştir.
Dönemine göre sade bir dil kullanmıştır.
Gerçekçi yazarlardandır.
Eserleri:
Roman: Sergüzeşt
Hikâye: Küçük Şeyler (Batılı anlamda ilk öyküler.)
Gezi-sohbet: Rumuzü’l-Edep
Tiyatro: Şir
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Sami Paşazade Sezai Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

MUALLİM NACİ (1850 – 1893)
Tanzimat edebiyatında divan edebiyatı alışkanlıklarını savunan ve sürdüren bir yazardır.
“Kafiye, göz içindir.” anlayışını savunmuş ve Recaizade Mahmut Ekrem’le tar­tışmıştır.
Sade bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri de vardır.
Eserleri:
Şiir: Ateşpare, Füruzan, Şerare
Eleştiri: Muallim, Demdeme
Anı: Ömer’in Çocukluğu
Sözlük: Istılahat-ı Edebiye, Lügat-i Naci
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Muallim Naci Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

NABİZADE NAZIM (1862 – 1893)
Realist, natüralist özellikler taşıyan bir yazardır.
İlk köy romanı olan Karabibik‘i (1890) yazmıştır.
Zehra adlı realist-natüralist romanı edebiyatımızda ilk psikolojik roman denemesi ve ilk tezli romandır.
Daha Fazla Ayrıntı İçin Bkz. Nabizade Nazım Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri
o Tanzimat Dönemindeki Diğer Sanatçılar

DİREKTÖR ALİ BEY (1844-1899)
Edebiyatımızda tiyatro ve mizah alanındaki çalışmalarıyla tanınır.
Komedi türünde de eserleri vardır.
Tanzimat tiyatrosuna ve Türk tiyatrosuna büyük emeği geçmiştir.
Moliere’den uyarlamaları vardır.
Teodor Kasap’ın çıkardığı ilk mizah dergisi olan “Diyojen” deki mizah yazılarıyla tanınır.
Kendisine örnek aldığı Ahmet Vefik Paşa’dan daha sade bir dil kullanmıştır.
Klasisizm akımının etkisinde kalmıştır.
Yazdığı bazı oyunlar Gedik Paşa Tiyatrosunda sergilenmiştir.
Eserleri

Tiyatro: Kokona Yatıyor (komedi), Ayyar Hamza (Moliere’den uyarlama / komedi),Misafir-i İstiklal (komedi), Geveze Berber (komedi), Letafet (operet)
Mizah: Lehçetü’l Hakayık (Mizahi Sözlük), Seyyareler (mizahi hikâye)
Gezi: Seyahat Jurnali (Batılı anlamda ilk günlük – Hindistan gezisi günlüğü)

AHMET CEVDET PAŞA (1822-1895)

Tanzimat Döneminin önemli devlet adamlarındandır.
Tarihçi ve hukukçu kimliğiyle tanınır.
İlk Türk kadın romancı Fatma Aliye’nin babasıdır.
Kaside ve gazeller yazmışsa da başarılı değildir.
Yazılarında sade bir dil kullanmıştır.
Eserleri:

Tarih: Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa, Tarih-i Cevdet
Hukuk: Mecelle (Medeni kanun niteliğindedir. Cumhuriyet’ten önceki medeni kanundur.)
Dil: Kavaid-i Osmaniye (dil bilgisi kitabı), Belagat-ı Osmaniye (Edebiyat bilgileri)
ALİ HAYDAR

Edebiyatımızda ilk trajedi yazarıdır.
İki manzum trajedi yazmıştır.
Eserleri:

Trajedi: Sergüzeşt-i Perviz, Sasaniyan Hükümdarlarından İkinci Ersas’ın Sergüzeşti
Komedi: Rüya Oyunu

ŞAİR EŞREF

Hiciv şairlerindendir.
II. Abdülhamit için yazdığı hicivler ünlüdür.
Eserleri:

Şiir: Deccal, Şah ve Padişah, İstimdat, İran’da Yangın Var

MİZANCI MURAT

Mizan adlı gazeteyi çıkarmıştır.
“Tarih-i Umumi” adlı tarih kitabı ünlüdür.
Tanzimat Döneminin gerçekçi panoramasını yansıtan “Turfanda mı yoksa Turfa mı” adlı romanı ünlüdür.

TEODOR KASAP

İlk mizah dergisi olan “Diyojen”i çıkarmıştır.
Moliere’den “Pinti Hamit”i Türkçeye uyarlamıştır.

SÜLEYMAN PAŞA

Tanzimat Dönemi Türkçülerindendir.
Türk adı kullanılan ilk dil bilgisi kitabı olan Sarf-ı Türkî adlı eseri yazmıştır.

SADULLAH PAŞA (1838-1890)

Edebiyatımıza Tevfik Fikret’ten önce bilim, fen, teknik temalarını getiren, kaderci felsefenin yerine dinamizmi getiren, insan akıl ve mantığını üstün kılan Batılı bir görüşe bağlıdır.
Pozitivist düşünceyi anlatan aydın bir Osmanlı bürokratıdır.
Lamartine’den çevirdiği “Göl” şiiri ünlüdür.
“Ondokuzuncu Asır” adlı şiiri ile tanınır.
İnsan aklının gücüne inanır. Aklın, deneylerin, bilim ve tekniğin Orta Çağ uygarlığına son vereceği, yepyeni bir dönem açacağı inancındadır.
Toplumcu bir eşitliği, devrimci bir özgürlüğü savunmasına karşın, manzumeleri soyutlaşan zayıf bir didaktizm içerisinde döner.
Divan şiirinin edebi sanatlarından uzaklaşır; çıplak fikrin peşindedir. Pozitivizmle materyalizmin hayalci bir yolcusu gibidir.

FATMA ALİYE HANIM
Ahmet Cevdet Paşa’nın kızıdır.
Roman, felsefe, tarih, biyografi türlerinde yazmış, çeviriler yapmıştır.
İlk kadın romancımız kabul edilir.
Eserleri: Muhadarat, Refet, Udi, Emin
ALİ SUAVİ
Türk tarihi, Türk dili, Türklerin İslam felsefesine yaptıkları hizmetler hakkında ileri sürdüğü fikirler önemlidir. Sarıklı ihtilalcı olarak tanınmıştır.
“Muhbir” adlı gazeteyi çıkarmıştır.

BEŞİR FUAT
Edebiyatımızda ilk kez realizm ve natüralizm akımlarını savunan, ilk kez bilimsel ve nesnel eleştirinin örneklerini veren kişidir.
Pozitivizme bağlıdır.
Auguste Comte’un pozitivist felsefesiyle araştırmalar yapmıştır.
Eserleri: Victor Hugo, Almanca Muallimi, Usul-i Talim, Voltaire, İnikad (bağlanma)

SAİT HALİM PAŞA
İslamcılık düşüncesini ele almıştır. Devlet adamıdır.

AGÂH EFENDİ
Şinasi ile ilk özel Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval‘i çıkarmıştır.
Posta Nazırı olarak da ilk posta pullarını bastıran kişidir.

AKİF PAŞA
“Adem Kasidesi” adlı şiiri ile tanınmıştır.
Bu şiirinde yokluk düşüncesini ele almıştır.
“Tabsıra” anı türündeki eseridir.