ÖLÇÜ (VEZİN)

  1. Hece Ölçüsü: Mısralardaki hecelerin sayı olarak eşitliğine dayanır. 7’li, 8’li, 11’li, 14’lü hece ölçüsü gibi çeşitleri vardır.

(7’li hece ölçüsü demek, her mısraın yedi heceden meydana gelmesi demektir.)


Geçsin günler, haftalar,     (7 hece)

Aylar, mevsimler, yıllar,   (7 hece)

Zaman sanki bir rüzgâr    (7 hece)

Ve bir su gibi aksın.         (7 hece)

Sen gözlerimde bir renk,   (7 hece)

Kulaklarımda bir ses,         (7 hece)

Ve içimde bir nefes,           (7 hece)

Olarak kalacaksın.             (7 hece)


(Bu şiir 7’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.)  

                                                                       

Enis Behiç KORYÜREK
 

  1. Serbest Ölçü: Hece ölçüsüne ya da aruz ölçüsüne bağlı kalmadan yazılan şiirlere serbest ölçüyle yazılmış şiir Serbest ölçüde, mısralar yazılırken herhangi bir kural aranmaz. O. Veli KANIK’ın “Anlatamıyorum” adlı şiiri, bu ölçüye en güzel örnektir.

 

Anlatamıyorum

 

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz,

Gözyaşlarıma, ellerinizle?

 

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce

 

Bir yer var; biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

 

KAFİYE (UYAK)

Mısra sonlarındaki ses benzerliğine kafiye denir.

*Kafiye, kelime kök ya da gövdesinden başlayarak bulunur.

*Kafiyeden sonra redif bulunur.

*Her dize sonunda, redif bulunacak diye bir kural yoktur.

 

REDİF

Mısra sonlarında, kafiyeli seslerden sonra gelen; yazılışları, okunuşları ve görevleri aynı olan eklere, kelimelere, kelime gruplarına redif denir. Mısra halindeki rediflere ise nakarat adı verilir.

 

O çay ağır akar yorgun mu bilmem?             yorgun     mu bilmem   Mehtâbı hasta mı, solgun mu bilmem?         solgun       mu bilmem Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?             mahzun     mu bilmem Yüce dağ başında siyah tül vardır.

Un’lar     Redif

Tam Kafiye

 

KAFİYE TÜRLERİ

 

  1. a) Yarım Kafiye: Mısra sonlarındaki tek ses benzerliğine yarım kafiye

Benim çektiğimi kimler çeker çek er           “k” sesi yarım kafiye

Gözlerim kanlı yaşlar döker                 dök er             “-er” ekleri rediftir.

 

  1. b) Tam Kafiye: Mısra sonlarındaki iki ses benzerliğine tam kafiye

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden         ser den               “er” sesleri tam kafiye

Senin de destanını okuyalım ezberden             ezber den             “-den” eki rediftir.

 

  1. c) Zengin Kafiye: Mısra sonlarındaki üç ya da daha çok ses benzerliğine zengin kafiye

Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk           yolculuk             “luk” sesleri tam kafiye

Soğuk bir mart sabahı buz tutuyor her soluk         soluk                   Redif yoktur.

 

  1. d) Cinaslı Kafiye: Mısra sonlarında yazılışları aynı, anlamları farklı olan kelimelerin (eş-sesli) meydana getirdiği ses benzerliklerine cinaslı kafiye

Kalem böyle çalınmış yazımayaz: Alın yazısı (kader)

Yazım kışa uymaz, kışım yazımayaz: Bir mevsim adı

 

  1. e) Tunç Kafiye: Mısra sonundaki seslerin, diğer mısranın sonundaki kelimenin içinde aynen yer almasıdır.

     Çınla ey coşkun deniz, kayalıklarda çınla!

   Sar bütün kumsalları, o dolaşık saçınla!

 

KAFİYE DÜZENİ

Kafiyelerin diziliş özelliklerine kafiye düzeni denir. Dört çeşit kafiye düzeni vardır.

  1. a) Düz Kafiye:             b) Çapraz Kafiye:           c) Sarma (Sarmal) Kafiye:         d) Mani Tipi Kafiye:

   ----------- a                     ------------ a                       ------------ a                          ------------- a

   ----------- a                     ------------ b                       ------------ b                           ------------- a

   ----------- b (a)               ------------- a                       ------------ b                          ------------- b

   ----------- b                   ------------- b                       ------------ a                           ------------- a

 

 

ŞİİR TÜRLERİ

 

  1. a) Lirik Şiir: Duygu ve düşüncelerin hayaller ile zenginleştirilip coşkulu olarak anlatıldığı şiir türüdür. Ayrılık, aşk, hasret, üzüntü gibi ortak duygular, bu şiir türünde işlenir.

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda?

Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma,

Ellerinizle?Orhan Veli

 

  1. b) Didaktik Şiir: Öğretme amacı güden; bilim, sanat, din, ahlâk, felsefe gibi değişik alanlara özgü bilgiler veren şiirlerdir.

Adımız miskindir bizim,

Düşmanımız kindir bizim,

Biz kimseye kin gütmeyiz,

Kamu âlem birdir bize.   Yunus Emre

 

c)Pastoral Şiir: Kır ve çoban yaşantısını anlatan, doğa güzelliklerini dile getiren şiirlerdir.

Tam otların sarardığı zamanlar,

Yere yüzükoyun uzanıyorum.

Toprakta bir telâş, bir telâş …

Karıncalar öteden beri dostum,

Ellerime hanım böcekleri konuyor,

Ne şeker şey onlar!

-Uç böcek, uç diyorum;

Uçuyorlar.               Behçet Necatigil

 

d)Epik Şiir: Bir milletin hayatını derinden etkileyen kahramanlık, savaş, göç vb. toplumsal ve tarihsel olayları olağanüstü özelliklerle anlatan manzum eserlere epik şiir denir.

Koşun at çatlasın kuvvet bacakta,

Keyif günü değil köşe bucakta,

Haydi savaş gerek kelle kucakta,

Mevlâ’nın aşkına çalın kılıncı.         Köroğlu

 

d)Satirik Şiir: Toplumun veya tek tek insanların yanlış davranış ve eğilimlerini, toplum yaşantısındaki aksaklıkları yeren (eleştiren, kötüleyen) şiirlerdir. Bu şiirler genellikle alay edici dil özelliğiyle yazılır.

Adalet kalmadı, hep zulüm doldu,

Geçti şu baharın gülleri soldu,

Dünyanın gidişi acayip oldu,

Koyun belli değil kurt belli değil.       Ruhsati

 

ŞİİRDE TEMA

Bir şiirde sanatçının işlemiş olduğu konuyu ele alış tarzı ve vermek istediği mesaja “tema” denir.

Düzyazıdaki konuya karşılık, şiirde tema vardır.

Uçun kuşlar, uçun doğduğum yere;

Şimdi dağlarında mor sümbül vardır.

Ormanlar koynunda bir serin dere

Dikenler içinde sarı gül vardır.

(Buradaki şiirde tema olarak “memleket özlemi” ni görmekteyiz. Çünkü şair daha ilk dizede gurbette olduğunu “Uçun kuşlar, uçun doğduğum yere” diyerek belirtiyor.

  

SÖZ VE ANLAM SANATLARI

 

Benzetme (Teşbih):

Aralarında ortak özellik bulunan iki kavramdan zayıf olanın, güçlü olana benzetilmesidir.

Yanakları    elma                          gibi                   kıpkırmızı olmuştu.

-------------------------------------------------------------------------------------    

Benzeyen   Kendisine benzetilen Benzetme edatı Benzetme yönü                                              

 

Kişileştirme-Konuşturma (Teşhis ve İntak):

Cansız varlıklara, bitki ve hayvanlara insan özelliği kazandırmaya kişileştirme adı verilir.    

Sonbahar, son şarkısını söylüyor.  

Dağlar beyaz önlüklerini giymiş.

Bir kuş ötecek şimdi…

Havada bir durgunluk

Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk

Beyaz çiçeklerini tek tük düşüren kiraz.

 

(Bu şiir parçasında; sonbaharın şarkı söylemesinde, dağların beyaz önlük giymesinde, musluğun mermerle konuşmasında kişileştirme vardır.)

 

Abartma (Mübâlağa):

Bir varlığın ya da bir olayın olduğundan daha yüksek ya da daha aşağı gösterilmesidir.

Sabaha kadar gözümü kırpmadan ders çalıştım.           Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer.

 

Dokundurma-İğneleme:

Bir sözün ya da sözcüğün, karşıt anlamını vurgulamak amacıyla kullanılmasıdır.

O kadar yiğit bir insan ki çıtırtıdan bile ürkerdi.

 

Tezat:

Zıt anlamlı kelimelerin bir arada kullanılmasıdır.

Ağlarım hatıra geldikçe gülüşmelerimiz.       Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan.

 

Bilmezden Gelme (Tecahül-i Arifâne):

Bir gerçek bilindiği halde bilmezden gelme sanatıdır.

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

 

Güzel Sebebe Bağlama (Hüsn-i Talil):

Bir hadiseyi asıl sebebinin dışında daha güzel bir sebebe bağlama sanatıdır.

Gül-i ruhsarına karşu gözümden kanlı akar su

Habibim fasl-ı güldür bu akan sular bulanmaz mı

 

Bahar aylarında kar erir, sular coşar ve bulanık akar. Güller açılır. Fuzuli, sevgilinin gül yanağını görünce gözünden kanlı yaşlar döktüğünü belirtiyor ve bahar mevsiminde suların bulanık akmasını karın erimesi yerine güllerin açılması gibi güzel bir sebebe bağlıyor.