1. Göçebe Şairler: Bir yere bağlı kalmadan gezerler. Genellikle eğitim görmedikleri için, Divan Edebiyatı'ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne bağlıdırlar. Geleneksel şiir anlayışını sürdürürler. Türkmen aşiretlerinin yerleşik hayata tam olarak geçmediği devirde yayla-yerleşim yeri arasındaki göçle bu şairlerin göçü farklıdır. Göçmen saz şairi gittiği şehir veya kasabada kahvehanelerde çalıp söyler. Gelir elde edemezse veya sıkılırsa bir yolcuya arkadaş olur veya bir kervana katılır başka diyara gider.
     2. Yeniçeri ve denizci şairler: Osmanlılar zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev alanlar arasında çok sayıda şair yetişmiştir. Bunlar, katıldıkları savaşlarla ilgili yiğitlik, kahramanlık şiirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar. Denizciler arasında da savaşçı şairler çoktur.
     3. Köylü şairler: Hayatları köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadığı için, kent kültüründen, Divan Edebiyatı'ndan etkilenmeden, halk şiiri geleneklerine bağlı kalmışlardır.
     4. Kentli şairler: Genellikle Divan Edebiyatı'nın etkisinde kalırlar. Hem Halk hem de Divan Edebiyatı tarzında şiirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça kelimeler köylü şairlere göre çoktur. Hece ölçüsüyle birlikte aruz ölçüsünü de kullanırlar.
     5. Tasavvuf (Tekke) şairleri: Tekkelerde yetiştikleri, din ve tasavvuf konusunda eğitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü şairlere göre bazen daha ağırdır. Zaman zaman Divan Edebiyatı'nın dil, anlatım, biçim, ölçü özelliklerini taşıyan şiirler söylerler. Yunus Emre'nin aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü'n-Nushiyye adlı bir eseri vardır. Eşrefoğlu Rumi'nin eserleri klasik edebiyat izleri taşır.