Yaşanan olayların, izlenimlerin tarih atılarak günü gününe yazılmasına denir.

Günlük ile anı arasındaki fark, günlüğün günü gününe yazılmasıdır. Anı ise geçmişteki olaylara aittir. Günlüğün eski adı ruznâmedir.

 

Günlük

24 Ocak l916 

Dün akşam gün batımı, hiç görmediğim bir güzellikteydi. Pembe, turuncu bir buğu vardı gökte. Hele mavunalarm geçtiği Seine üzerinde gök öyle bir göründü ki, Grenelle köprüsünde ürperdim. Tramvayda baktım: Kimse ama hiç kimse görmüyor bu güzelliği. Farkında olan, kendinden geçen, tedirgin olan bir yüz yok... Ama diye düşündüm, güzelliği bulmak için yolculuğa kalkar, uzaklara giderler. Güzelliği satın almağa alışmışlar; parasız oldu mu görmüyorlar.

(Andre Gide, Günlük; çev. N.Alsan)

 

Günlük

14 Temmuz 1804

Akşam saat sekizde Madam Carrara 'nın evine gittim. Sırtında üniforması, göğsünde madalyasıyla M.Cass'ı gördüm orada. Hayatımda ilk kez, bir bilginin gevezeliğiyle budalaca gururunu görmek fırsatını buldum.. Eğer bütün bilginler bu adama benziyorlarsa, çok can sıkıcı, çok gülünç bir topluluk demek. Durmadan söylediği şu; "Bizim gibi bilginlere...

 Bizlere, Akademi bilginlerine... Akademideki en bilgin kişiler içinde Borda çok beğeniliyordu; bizler de kendisine çok saygı gösteriyorduk..." Bu insanlara bir Moliere gerek gibi geliyor bana.

(Stendhal, Günlük)