Yazdır
Üst Kategori: Edebiyat
Kategori: Edebiyat Dersleri
Gösterim: 1407

Makale gibi gazete yazısıdır. Günlük olaylarla ilgili olarak yazılır. Yazar, işlediği konularla ilgili şahsî görüşlerini anlatır. Düşüncelerini "İspatlama amacı gütmez. Okuyucuyu söylediklerine inandırmak, gibi bir kaygısı yoktur. Herkese hitap eden kısa yazılar yazmaya çalışır.

Fıkrada nükteli bir dil kullanılır. Başlıca fıkra yazarlarımıza örnek olarak Ahmet Râsim, Ahmet Hâşim, Fâlih Rıfkı Atay, Burhan Felek, Ahmet Kabaklı, Rauf Tamer, Seyid Ahmed Arvasi, Emin Çölaşan, Fehmi Koru, Necdet Sevinç ve Nazlı Ilıcak’ı sayabiliriz.

Edebi yazılardan makaleyi nükteli komik fıkra ile karıştırmamaya dikkat edilmelidir.

 

GÜVERCİN

Genç ozanlar, parmak hesabıyla mani düzmeye başlayalı; kimi yenilik yanlıları Türk sazını değnekle yönetmeye kalkışalı; mimarlarımız arasında da, ne adla anacağımızı bilemediğimiz mahut medrese mimarlığı yayılmaya başladı. Softanın başından çıkardığı sarığı andıran taş kubbeler, tıpkı mantarlar gibi, Türk göğü altında yer yer bitmeğe başladı.

Otel, banka, okul, iskele, şimdi dışarıdan minaresi ve içeriden mimberi eksik birer cami karikatürüdür. Bu biçim yapı yöntemine mimarlarımız "Türk mimarisi" diyorlar. Gerçekten bu çirkin taş yığınları Türk mimarisi midir? Öyleyse güvercinler neye bu mimariyi bir türlü sevmiyorlar.

Çini gibi, doğu mimarisinin tamamlayıcısı olan güvercinler, gökyüzünün her köşesinden üşüşerek, kubbe ve minare olan yerlere küme halinde toplanıyorlar. Sinan'ın en gerçek hayranları, şadırvanlar çevresinde, fıskiye serpintileri ve su eleğimsağmaları içinde oynaşan bu lâcivert kanatlardır.

Oysa güvercinler, ne yabancı banka yapılarının sahte arabesklerine, ne de evkaf hanlarıyla vapur iskelelerinin kubbelerine ve süslü saçaklarına aldanıyorlar. Düyûn-i Umumiye'nin damları üstüne bir güvercinin konduğunu henüz bir kimse görmemiştir. Güvercin, şaşılacak bir anlayışla, usta Sinan ve Kasım 'ı güçsüz taklitçilerinden ayırmakta en küçük bir tereddüt göstermiyor.

Büyük mimarlarımızın kimi zaman akıl danışması için, Güzel Sanatlar Kurulu'na bir güvercinin de üye seçilmesi acaba uygun olmaz mıydı?

(Ahmet Haşim, Gurabâhâne-i Lâklakan, 1928)