Hamr-ı rûy-ı yâr ile sekrân olan anlar bizi
Katresin bahr eyleyüp ummân olan anlar bizi
Câhil anlamaz zev’il-irfân olan anlar bizi
Vakıf-ı esrâr olup hayrân olan anlar bizi
Anlamaz hayvân olan insân olan anlar bizi

Halkın artık eksiğini gördüğümüz yoktur bizim
Kimseye ta'n etmeğe hiç dilimiz yoktur bizim
Lâ-mekândan gelmişiz biz ilimiz yoktur bizim
Bu fena gülzâra aslâ meylimiz yoktur bizim
Her seher bülbül gibi nâlân olan anlar bizi

Sırr-ı vasl-ı yâri yol azanlara açılmayız
Biz hakîkat şemsiyiz revzenlere açılmayız
Biz ricâl esrârını şol zenlere açılmayız
Zahid-i leffâf olan reh-zenlere açılmayız
Açılıp güller gibi handân olan anlar bizi

Sanmayın zâhid gibi havf u recâ abdâlıyız
Geçmişiz ondan velî bezm-i likâ abdâlıyız
Tekye-i iklim-i lâhutta bekâ abdâlıyız
Baş açık yalın ayak râh-ı fenâ abdâlıyız
Ref edip ten cübbesin üryân olan anlar bizi

Mısriyâ şehr-i fenâya uğradı rûhum bu gün
Şems-i rûy-ı yâr ile bedr oldu çün mâhım bu gün
Kuluna rahm eyleyip kıldı nazar şâhım bu gün
Li-mâallâh sırrına mahremdir İbrâhim bu gün
Ol sarây-ı vahdete mihmân olan anlar bizi.


Lügatçe:

Hamr-ı ruy-ı yar: Sevgilinin sarhoş edici yüzü.
Sekran: Sarhoş.
Katre: Damla.
Bahr: Deniz.
Umman: Deniz.
Zev’il irfan: Her şeyin geçici olduğunu bilen.
Vakıf-ı esrar: Sırları bilen.
Tan: Kötü söz.
La mekan: Yeri yurdu olmayan.
Fena: Geçici.
Gülzar: Gül bahçesi.
Nalan: İnleyen sızlayan.
Sırr-ı vasl-ı yar: Yare kavuşma sırrı.
Şems: Güneş.
Revzen: Pencere.
Rical: Erkekler.
Zen: Kadınlar.
Zahid-i leffaf: Çok konuşup çan sıkan sofu.
Reh-zenlere: Yol kesen, haydut.
Handan: Gülen,güler yüzlü.
Zahid: Tutucu dindar.
Havf u reca: Umut ve umutsuzluk.
Abdal: Ahmak, saf dil. Derviş.
Bezm-i lika: Kavuşanların meclisi.
Tekye-i iklim-i lahut:Tekkenin ilahi atmosferi.
Beka: Ebedi.
Rah-ı fena: Varlıktan vazgeçme yolu.
Ref: Kaldırma, vazgeçme.
Üryan: Çıplak.
Şems-i ruy-ı yar: Sevgilinin aydınlık, nurlu yüzü.
Bedr: Dolunay.
Mah: Ay.
Rahm eylemek: Rahmet etmek.
Nazar: Bakma.
Saray-ı vahdet: Cennet.
Mihman: Misafir.