Türkçenin Sırları kitabının yazarı Nihad Sami Banarlı, çarpıcı bir ön sözden sonra Osmanlı'nın yıkılışını anlatmıştır. Fransız ihtilalinden sonra yayılan milliyetçilik akımlarının Osmanlı'yı böldüğünü belirtmiştir. Osmanlı'nın her yönden iç ve dış tehditlerle uğraşmak zorunda kaldığından bahsedilmiştir. Bu tehtitlerden en çok etkilenenin de dil olduğu belirtilmiştir. Dilde sözler değiştirilip , kelime diye zevksiz, ahenksiz, mazisiz bir takım sevilmez,anlaşılmaz sözcükler icad edilmiştir.Dil inkılabına kadar Arapça terimlerin kullanıldığı anlatılmıştır.Türkçe'nin güzellikleri anlatılıp,Türk insanının yapması gerekenler anlatılmıştır.Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk dilinin gelişimine katkısı anlatılmıştır. 

İMPARATORLUK DİLLERİ 

     Yazar,Türkçe'yi sevmek ve anlatmak için,önce Türk Milleti’ni sevmek;milletimizin bir tarih boyunca emek verip yarattığı her milli eseri sevmek gerektiğini anlatıyor.Türkçe'nin dünya dilleri arasındaki yeri anlatılmıştır.İmparatorluk dillerinin diğer dillerle etkileşimi anlatılmıştır.İmparatorluk dilleri hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgi verilmiştir.Latince,Arapça,İngilizce hakkında bilgiler verilmiştir.Bir milletin atalarının kullandığı kelimelere o milletin çocuklarının düşman olmaması gerektiği belirtilmiştir.Geçmişten günümüze kadar gelen kelimelerin artık dilimizden atılamayacağı belirtilmiştir. 

BİR DİL NASIL GÜZELLEŞİR 

     Yazara göre bir dilin güzelleşmesi o dili o ülke kadar sevmekle olur.Dil üzerinde sevgi ile bilgi ile şuurla,sabırla işlemek gerekir.Dile uyduruk kelimeler katmamak gerektiğini o dili konuşan halkın kullandığı kelimelerin en güzellerini seçerek güzelleşeceğini anlatıyor. 

BAHAR VE TÜRKÇE 

     Bu makalede yazar önce Ali Şir Nevâi ve Fuzuli'den örnekler vermiş.Sonra ise bahardaki gülleri Türkçe'nin güzel kelimelerine benzeterek bu kelimelerle güzelliklerin ortaya çıkabileceğini söylemiştir. daha sonra da bugün Türkçe’yi yıkmak isteyenleri anlatmıştır. 

BEYAZ LİSAN 

     Makalenin başında Servet-i Funun ve Fecr-i Ati topluluğuna ait eserlerin dillerin ağır ve anlaşılmaz olduğundan bahsedilmiştir. Daha sonra dilde sadeleşmeye gidilerek beyaz bir dilin ortaya çıkarıldığından söz edilmiştir. Bugün ise bazı dilcilerin dili çirkinleştirdiğinden bahsedilmiştir. 

ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK 

     Makalede 20.asır Türkçe’si yeni yeni kelimeler türetilmesinden dolayı altın yumurtlayan tavuğa benzetilmiştir.Daha sonraları ise Türkçe'ye uydurma kelimeler sokularak Türkçe'nin güzel kelimelerinin yok edildiğinden söz edilmiştir. 

 

BENİM DÜNYAM 

     Yazar,günlük hayatta kullandığımız eşyaların adlarının yabancı sözcüklerle değil,yıllardan beri kullandığımız Türkçe kelimelerle söylenmesinin daha güzel olduğunu ve böyle kullanılması gerektiğini belirtiyor. 

KELİMELERİN İZDİVÂCI 

     Yazar,iki kelimenin birleşmesiyle oluşacak kelimelerin Türk halkının seçtiği yolda olması gerektiğini belirtip bu kelimelerle ilgili örnekler vermiştir. 

GÜZEL EVİN HİKÂYESİ 

     Makale ev kelimesinin çağrıştırdığı ifadeyle başlamıştır.daha sonra Türklerin göçebelikten yerleşik hayata geçinceye kadar olan dönemdeki ev hayatından söz edilmiştir.sonra ise ev kelimesinin diğer dillerdeki ifadelerden bahsedilmiştir. 

GÖNÜL SÖZÜNE DÂİR 

     Eskiyen kelimelerin yerine Türk halkı daha güzel kelimeler bulmuştur.Fakat eski kelimelerin güzel olanlarını da atmamışlar,yaşatmışlardır.Güzel kelimeler bulmak için çalışmışlardır.Ayrıca gönül kelimesinin gelişimi anlatılmıştır. 

YUNUS'UN TÜRKÇESİ 

     13.asırda Yunus Emre'nin yazdığı eserlerle yeniden Türkçe'ye dönüşün başladığı belirtilmiştir.Bu değişimin Türkçe'den öz Türkçe'ye değil diğer dillerden Türkçe'ye dönüş olduğu belirtilmiştir.Yunus Emre'nin halk dilini kullandığı anlatılmıştır.Yunus Emre'nin Türkçeleştirdiği kelimeleri öyle güzel bir üslupla kullandığından bahsedilmiştir.Onun Türkçe'yi kavrayışı ve kullanışının güzelliğinden söz edilmiştir. 

RAKS EDEN DİL 

     Bu makalede güzel sözlerin raks edebileceği anlatılmıştır.Bu güzel sözlerle hayatımızın renklenebileceği anlatılmıştır.Güzel sözlerle yazılan şiir örnekleri verilmiştir. 

İLMİ YENEN BİR VEHİM 

     Burada Atatürk'ün yaptığı dil inkılabından bahsedilmiştir.Atatürk'ün Türkçe'yi güzelleştirmek ve düzeltmek için yaptığı çabalar anlatılmıştır.Atatürk'ün Güneş-Dil Teorisi hakkında bilgi verilmiştir. 

FUZULÎ'NİN DUASI 

     Bu bölümde Fuzûlî'nin bazı kişiler tarafından beğenilmemesi ve onu bilmedikleri belirtilip onun ne kadar büyük bir şair olduğu anlatılmıştır.Onun eserlerini güzel bir Türkçe'yle yazdığı anlatılmıştır. 

KELİMELERİN TADI 

     Bu makalede bir kelimenin değişik güzellikteki anlamları üzerinde durulmuştuır. Bir kelimenin değişik manalara gelebileceği ifade edilip Türkçe'nin güzelliği vurgulanmıştır.Fuzulî'nin Leyla vü Mecnun eserinden buna örnekler verilmiştir. 

YAHYA KEMAL TÜRKÇESİ 

     Burada dönem dönem yapılan Türkçe'nin özellikleri isim verilerek vurgulanmıştır.Daha sonra ise Yahya Kemal'in Türkçe'ye sadık kalışı anlatılmıştır.Onun Türkçe'sini yaratan anlayışın özellikleri belirtilmiştir. Yahya Kemal'in şiirlerinden buna örnekler verilmiştir. 

EFENDİ, EFENDİMİZ 

     Önce efendi kelimesinin nereden geldiği belirtilmiştir.Daha sonra ise efendi kelimesinin geçmişten günümüze kadar olan gelişimi ve çağrışımı anlatılmıştır.Bunlarla ilgili örnekler verilmiştir. 

KÖŞE 

     Makale köşe kelimesinin nereden geldiğiyle başlayıp hangi anlamlar içerdiğiyle devam etmiştir."Köşe" ile ilgili deyimler verilip anlamları söylenmiş ve günümüzdeki durumu anlatılmıştır. 

TÜRKÇE'NİN GÜL BAHÇELERİ 

     Yazarın burada gül bahçeleri diye bahsettiği;Türk halkının yarattığı mecazlardır.Çeşitli meyve ve çiçek isimlerini güzel adlarla telaffuz edildiği belirtilmiş, örnekler verilmiştir. 

HAYÂLİN ÖLÜMÜ 

     Bu makalede yazar yüzyıllardan beri Türk insanının kullandığı hayâl kelimesinin bazı kişiler tarafından uydurmaca sözlerle değiştirildiğini belirtmiştir. Hayâl kelimesinin geçtiği bir kaç dörtlükten örnekler verilmiştir. 

MERDİVEN 

     Makalenin girişinde Ahmed Hâşim'in merdiven şiirindeki ifadenin güzelliğinden söz edilmiştir.Merdiven kelimesinin dilimize nereden nereden belirtilip artık Türkçeleşmiş bir kelime olduğu anlatılmıştır.Merdivenle ilgili deyimler verilmiştir. 

ÖRNEĞİN FÂCİASI 

     Makalede "örnek" kelimesinin aslının Ermenice'ye dayandığı belirtilmiştir.Bu eserlerden örnekler verilerek "örnek" kelimesinin bulunmadığı belirtilmiştir.Fakat bu sözcüğün Türk halkının zekâsıyla Türkçeleştiği belirtilmiştir.Fakat "örneğin" sözcüğünün uydurmaca bir söz olduğu ve Türkçe'ye Ermenice bir kelime daha sokulmaya çalışıldığı belirtilmiştir. 

"O GÜL-ENDÂM " YERİNE KONULAN CADl 

     Türkçemizde mimârî yerine yapı,eser yerine yapıt,kelime yerine sözcük,tabiat yerine doğa,mesela yerine örneğin gibi hele aygıt,kalıt,kalız,görkem,çelgen,yastına,kişi,tiri, tüm,,gürüt gibi kelimelerin kullanılması cadıyı,gül endama tercih etmek demektir. 

GÜZEL VE GÜZELDEN ANLAMAK 

     Güzel ve güzellikten anlayan Türk milleti şiirlerinde de güzelliği çok güzel kullanılmıştır. Farsça "gönül" karşılığı olarak kullanılan "dil"i Türk, önüne isimler takarak parlatan ve nice kelimeler türetmiştir.Hatta şair sevgilisinin güzelliğini nasıl işlemiş bakın ; ince latif ve şeffaf güzellikle gül mü daha alımlıdır,yoksa senin gül rengi yanakların mı?Ter ü taze güzellikte lâle mi daha hoştur yoksa senin yüzünün güzelliği mi?Renkli güzellik bakımından nergis çiçeği mi yoksa senin elâ gözlerin mi gösterişli güzellikte ise sümbül çiçeği mi yoksa senin aldatıcı oyun edici saçların mı daha güzeldir? 

NASIL ALDATIYORLAR 

     Divan edebiyatının Arapça ve Farsça kelimelerden oluştuğunu söyleyip bunu Türkçe olamayacağını ve anlaşılamayacağını söyleyen maksadlı kişiler atalarını kullandığı 1000 yıllık dili inkar ediyorlar.Çünkü divan şiirinde çoğunlukla sâde bir dil kullanılmıştır.Sayısızca Türkçe mısralar kullanılmıştır. 

İSTANBUL KONUŞMASI 

     Türkçe’mizin en güzel konuşulduğu ağız İstanbul ağzıdır.Bu İstanbul ağzını İstanbullular bulmamış,güzelleştirmemiş,Urfalı Nâbi,Diyarbakırlı Ziyâ Gökalp,Üsküplü Yahya Kemâl gibi Anadolu'nun ve Balkanların köşelerinden kopup gelen şairlerin kalemlerinde ve gönüllerinde güzelleşmiş İstanbul Türkçe’si ve ne kadar Anadolu'da farklı ağızlar varsa da yazı dilinde halk İstanbul Türkçe’sini kullanmaktadır 

GRAMERCİ 

     Dillerde değişen şeyler vardır.Diller başka vatanlardan başka sesler alırlar.Bunlardan bazen lehçeler, bazen de başka diller meydana gelir.Millet bağrında gelişen her dil hareketine hakkını vermekle olur.Gramerciler,bütün bu cehâlet ve taassupları şimdi bir medrese mirâsı gibi yaşatanlardır. 

CÂNAN,NÂLAN VE GÜLDALI 

     Gül'le ilgili olan isimlerin verilmesinin sebebi açıklanmıştır.Türk milletini içeriden yıkmak isteyenler onun önce dilini ve arkasından dinini devirmek yolundadırlar.Onun tarihteki en büyük zaferlerini,bu iki asıl kaynağa bağlı oluşla kazandığını da ,onlar ,çok iyi bilirler.Yıkmak isteyişlerini asıl sebebi budur. 

ATA,HOCA VE ÖĞRETMEN 

     Burada ata, hoca ve öğretmen kelimelerinin kullanımı hakkında bilgi verilmiştir.Bunların Türk toplumundaki kullanılış biçimi anlatılmıştır.Öğretmen kelimesinin hoca kelimesinden daha saygılı olmadığı ifade edilmiştir.Atalarımızın hocalara verdikleri önem anlatılmıştır.Bunun günümüzde de devam ettiği anlatılmıştır. 

DİL SAVAŞLARI 

     Makalenin başında anadili öğrenmenin gerekliliği ve anadili geliştirmenin önemi anlatılmıştır.Daha sonra ise dilimizi diğer dillere karşı korumamız gerektiği anlatılmıştır.Tarihte dilimizin birçok dille savaştığı belirtilmiştir.Fakat bunlardan başarıyla çıktığı ve kendini koruduğu belirtilmiştir.Şimdi ise uydurmaca kelimelerle ve yabancı sözcüklerle dilimizin zenginliğinin kaybettirilmeye çalışıldığı anlatılmıştır. 

ELİF, GÜL, ANKARA 

     Kelimeler,her zaman ve her vesileyle belirtildiği gibi,birer canlı varlıktır;doğarlar,yaşarlar,çok kere ,çok uzun ömürlü olurlar.Kelimelerin milletleri vardır."Elif" kelimesinin nereden geldiği anlatılmıştır.Hangi anlamlarda kullanıldığı belirtilmiştir.Daha sonra ise "gül"kelimesinin tarihi gelişimi ve dilimizdeki güzelliği anlatılmıştır."Ankara" kelimesinin tarihi anlatılıp onun Türkçeleşmiş bir kelime olduğundan bahsedilmiştir.Son olarak da dilimize giren kelimelerin Türkçeleştirildiğinden bahsedilmiştir. 

SULTAN ABDÜLHAMİT'İN TÜRKÇECİLİĞİ 

     Burada Türk toplumlarının Türkçeyi korumak için çalıştıkları belirtilmiştir. Bunlar şu kişilerdir; Karamanoğlu Mehmet Bey, İzzettin Keykavus,Osman Bey, Orhan Bey, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet ve Abdülhamit tir. burada daha çok üzerinde durulan kişi ise Sultan Abdülhamit dir. Sultan Abdülhamit'in dilimizin daha çok Türkçeleşmesi konusundaki genelgeye yer verilmiştir. Genelgede Sultan Abdülhamit Türkçe’ye daha fazla yabancı kelime sokulmaması gerektiğini belirtiyor. ve okullarda daha iyi Türkçe ile eğitim yapılması gerektiğini belirtiyor. Burada Osmanlı hükümdar ailesinin Türk Dili ne verdiği önem anlatılmıştır. Fakat son iki asırda dar kafalı adamlar tarafından bunun engellendiği belirtiliyor.

STALİN VE DİL 

     Makalenin başında dil hürriyetinden söz edilmiştir. Daha sonra ise Stalin’le yapılan röportajdan bahsedilip Stalin'in Osmanlıya iftiraları anlatılmaktadır.

TÜRKÇE'Yİ ARAYANLAR 

     Bizim sahip çıkamadığımız dilimize yabancı ülkelerden kişilerin korumaya çalıştığı ifade ediliyor. Bir İngiliz doçentinin öz Türkçe'yi bulmak için bazı kişilerle konuştuğundan söz ediliyor.Türkçe'yi iyi konuşanların azaldığı belirtiliyor. İngiliz doçentinin kendi dilinde de böyle bir durumla karşılaştığından ve sokakta konuşulan İngilizce’nin Edebiyat Dili olmasından korktuğunu vurguluyor. Türkiye'de Türkçe'yi mahvetmeye çalışan insanların olduğu ve bunların Türkçe'yi yıkmak ve unutturmak lazımsa onu hem de vakit geçirmeden yapmaya çalıştıklarından bahsediyor. 

FETHEDİLMİŞ TOPRAKLAR GİBİ 

     İlim aleminin bize bildirdiğine göre alay kelimesi de milletimiz tarafından fethedilmiş ve vatanımız gibi bizim olmuş Türkçe sözler arasındadır. ''Alay'' kelimesinin dilimize allagiyan kelimesinden geçtiği belirtilmiştir. Alay kelimesi Gekçe'de ,Latince'de ve Bizans Dilinde de vardır. Bu ifadeler üzerinde durulmuş ,Alay kelimesi ile ilgili deyimler verilmiştir. Son olarak ta ''Alay'' kelimesinin Türkiye'den Orta Asya'daki Türk topluluklarına yayıldığı belirtilmiştir. 

EN BÜYÜK GAFLET 

     Ülkemizde yapılan en büyük gafletin her şeyin aşırısına gidilmesi,tarihimizle ilgili verilen yanlış bilgiler ve uydurma kelimelerdir.Bu nedenledir ki gençler büyüklerini anlamıyor ve dinlemiyorlar.Yabancı ideolojilerin Türk gençliğini etkilemeleri Türk insanının çeşitli kutuplara ayrılarak nefret içinde yaşamasına sebep oluyor.Düşmanların bizden koparmak istedikleri 3 şey vardır. 

1)Milleti birbirine bağlayan tek ve güzel bir dil 

2)Türk milletini tam 1000 yıl,dünyanın en ahlaklı,en medeni ve en büyük kuvveti haline getiren Türk müslümanlığı 

3)Türk çocukları için daima büyük şeref ve güven kaynağı olan,milli tarih ve ecdad sevgisidir. 

     Eğer bunların çaresini bulamazsak yok olur gideriz. 

DİL VE EDEBİYAT DERSLERİMİZ 

     Türk dili ve edebiyatı dersleri,çocuklarımıza milli dilin,Türk edebiyatının ve Türk edebiyatı tarihinin öğretilmesi içindir.Bu dersler,milli şahsiyeti olan bir zevkin böyle bir kültür ve tefakkürün gelişmesini sağlar.Bir kısım öğretmenlerden milletin şikayetçi olduğu belirtiliyor.Bunlar arasında ;çocuklara uydurma kelime öğretilmesi büyük edebiyatçıların bir kalemde geçilmesi ve eski eserlerin hor görülmesi olduğu belirtiliyor.sonuç olarak da edebiyat hocalarının milli duyguya sahip olmaları ve bunları öğrencilere aktarabilmeleri üzerinde duruluyor. 

ÜÇ DİLİN SÖZLERİ 

     Burada Türkçe'nin imparatorluk dili olma özelliği üzerinde durulmuştur.Bu dillerin Türkçe'nin yanında Arapça ve Acem dili olduğu belirtilmiştir.Türkçe'de "üç dilin sözleri"hakandan mehmetçiğe ve en büyük şairden köy çocuğuna varıncaya kadar herkesin her türlü mısra ve cümlelerde derin zevkle kullandığı bir kültür ve medeniyet hazinesiydi.Bunlar,büyük bir milletin yalnız üç kıtaya değil,üç die de hakim olduğunun aziz örnekleridir. 

FUAD KÖPRÜLÜ VE TÜRK DİLİ 

     Cumhuriyetin ilk yıllarında bazı Türkçe kelimelere öz türkçe değildir diye atmaya çalışanlar olmuştur.Bu kişilere Atatürk karşı gelmiş ve bunu ispatlatmıştır.Atatürk'ün ölümünden sonra ise bazı kişiler uydurma kelimeler üretmişlerdir.Bunlara karşı da Fuad Köprülü karşı koymuştur.Bu öz Türkçecilik adı altındaki bu harekete Türkiye'de hiç bir ciddi adam iştirak etmemiştir. 

HÜZÜNLÜ LATİFELER 

     Yazar bu bölümde aslı "d" harfiyle biten sözcüklerin "t"harfine dönüştürülmesini eleştirmiştir.Ayrıca tüm kelimelerde yapılan sert sessiz dönüşümünü de yadırgamış ve bunlarla ilgili örnekler vermiştir.Son olarak da mutluluk sözü üzerinde eleştirilerini belirtmiştir. 

SEL VE SAL HİKÂYESİ 

     Girişte dil inkılabı üzerinde durulmuştur.Daha sonra ise Türkçe kelimelere getirilen "sel" ve "sal"üzerinde durulup bunların uydurmacı kişiler tarafından uydurulduğu belirtilmiştir.Türkçe'nin kaderinin ne olduğu kişilerin eline bırakılamayacağından söz edilmiştir.Arapçadan dilimize girmiş bazı hecelere karşı haksızlık yapıldığından söz edilmiştir. Milleti millet yapan ve milleti kalkındırmanın temeli dil olduğu belirtilmiştir. 

YİNE BİR DİL DRAMI 

     Ülkemizde dili özleşleştireceğiz deyip de yıkmaya çalışanların olduğu belirtilmniştir.co'ber kelimesinin okunması üzerinde durulmuştur.Dili güzel konuşan bazı kişilerin başkaları tarafından gerici damgası yediği belirtilmiştir.Âşıkpaşa Zâde tarihinden bir örnek verilmiştir.Son olarak da yine co'berin nasıl okunması gerektiği anlatılmış ve yanlış okuyan kişiler cahil olarak adlandırılmıştır. 

28 YIL SONRA 

     Dil inkılâbı üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen Türkiye'de dil işlerinin tam bir çıkmaz içinde olduğu belirtiliyor. Dilimizin çeşitli politikalara alet edildiğinden söz edilmiştir.Karmaşıklığa yol açan sebep ise uydurulan kelimelerin zevksizliğidir. 28 yılda 4-5 defa ve bazen birbirinin tamamıyla zıddı emirlere uyularak ve her şekilde aşırılığa gidilerek yapılan bu hareketler ortasında Türkçe'miz bir o yana bir bu yana itilmiş ve dildeki bu zıtlıklar halkımızın dil hareketine karşı güvenini sarsmıştır.bütün bu hareketler ortasında Türkçe'ye sevgiyle ve bilgiyle sadık kalmış aydınlar da olmuştur.Sol hareketler dilimizi yozlaştırmaktadır. Medenî olabilmek için öncelikle zengin bir dilimizin olması gerekir.Öz Türkçe deyimi bazı kişiler tarafından kullanılmaktadır.Türk dili özleşleştirilmek bahanesiyle fakirleştirilmektedir. Dünyada dil realitesi öz dil şeklinde değildir.Ortak bir medeniyetin ihtiyaçlarıyla dolu tüm milletler birbirinden kelime almaya mecburdurlar.Önemli olan bunu millîleştirmektir. Tıpkı İstanbul'un Bizans'tan alınıp Türk vatanı olması gibi...Sahte öz Türkçecilik milliyetçiliği öldürmek için icad edilmiş çok kurnaz bir yıkıcılıktır.Bazı kelimeler Türkçeleştirilerek millîleştirilmiştir. Devrik cümle kullanılması Türkçe'ye ihanettir.Dil yıkıcıları dilimizin cümle yapısına yapışarak devrik cümleyi yaymak yoluyla dilimizi temelden yıkmak istemişlerdir.Her dilin başka dillerden alınmış kelimelerine bakılmaz esas olan kelimelerinin dilbilgisi kaidelerine göre çekimlerine, söylenişlerine bakılır.Türkçe bir mecazlar ve cinaslar dilidir.Bir kelimeyi türlü mânâlarda kullanmak zevki ,Türkçe'nin dehasını teşkil eden çizgilerdendir. Türkçe de birçok kelime pek çok mânâya gelir. Bu dilimizin zenginliğini gösterir. Nihad Sâmi Banarlı ,Türk milletinin bu derin dil zevkine;onun yarattığı ve yaşattığı dilin sesine, mimârîsine her kelimede hattâ her hecede saygı ve sevgi gösterecek bir dil anlayışı ,Türkçeyi kurtaracaktır,diyor...